Yenilenlerin Geri Dönüşü


Kureyş Onlusu Mekke´ye küçük gruplar halinde dön*müştü. Mekke´ye ük varanlar arasında geride kardeşi Nev-fel´i esir bırakan Haşimî Ebu Süfyan vardı. Ebu Süfyan´ın yeni dine karşı gösterdiği düşmanlık onun kuzeni, aynı za*manda sütkardeşi olan Muhammed (s.a.v.) ve yeni din hflTrkın

Ümmül-Fadl, çadırın bir köşesinde oturuyordu, yanın*da Abbas´ın kölelerinden biri olan Ebu Raf i1 (r.) oturu*yor ve ok yapıyordu. Ümmü´1-Fadl fr.) gibi o da müslü-mandi; ikisi de birkaç kişi hariç, müslüman olduklarım herkesten gizliyorlardı. Fakat Ebu Rafi´ Peygamber (s.a.v.)´-in zafer haberini duyunca sevinçten kendini tutamadı ve «Gökle yer arasında beyaz giymiş adamlar» sözünü du*yunca heyecanla bağırdı: «Onlar meleklerdi». Ebu Leheb bunu duyar duymaz sinirle ayağa kalktı ve Ebu Rafi´nin yüzrüna bir darbe indirdi. Köle karşı koymaya çalıştı, fa*kat çok güçsüz ve zayıftı. Ebu Leheb onu yere düşürdü ve arka arkaya vurmaya başladı. Bunun üzerine Ümmü´1-Fadl yerden, çadıra destek olarak kullanılan tahta bir kazık al*dı ve tüm gücüyle Ebu Leheb´in kafasına indirdi. Kayını*nın kafa derisi yarılmış, etler dışarı çıkmış ve hiçbir za*man iyileşmeyecek olan bir yara açılmıştı. Ümmü´1-Fadl (r.) «Sahibi burada olmadığı ve onu koruyamadığı için ona böyle mi davranıyorsun?» diye bağırdı. Ebu Leheb´in kafa*sındaki yara mikrop kaptı ve birkaç hafta içinde tüm vü*cudu iltihaplı kabartılarla doldu. Sonunda bu hastalıktan öldü.

Savaşla ilgili diğer haberler ulaştığında ve ölenlerin yakınları feryada başladığında Meclis´te bir karar alındı: ölenleri yakınları kendilerini tutmalıydı. Onlara şöyle dendi: «Muhammed ve arkadaşları sizin böyle yaptığınızı duyarlarsa, daha da sevinirler». Esirlerin ailelerine ise, Me*dine´ye fidye teklifiyle gitme işini şimdilik ertelemeleri tav*siye edildi, önemli birçok adamın savaşta Ölmesiyle, Umey-ye´den Ebu Süfyan birçok kişinin gözünde Kureyş´in lideri olarak görünmeye başladı. Bu nedenle diğerlerine örnek olmak için biri öldürülen, diğeri de esir alınan iki oğlu Hanzala ile Amr hakkında şöyle konuştu: «Hem zengin*lik hem de kanundan iki taraflı kaybım için üzülecek mi*yim? Hanzala´yı öldürdüler, Amr için fidye mi vermeli*yim? Bırakın onlarla birlikte kalsın. Onu istedikleri kadar yanlarında tutsunlar».

Ebu Süfyan´m kızgın karısı Hind ne Hanzala´n ne de Amr´m annesi değildi. Fakat savaşın başında babası Utbe, amcası Şeybe ve kardeşi Velid´i kaybetmişti. Mate*me son verdiği halde, Kureyş´in öcünü alacağı ikinci bir savaşla -öç alınması gerektiğini düşünüyordu- babasını ve amcasını öldüren Hamza´nuı (r.) ciğerini yemeğe and İçti.

Ebu Süfyan´ın Mekke´ye sağ salim getirmeyi başardı*ğı zengin kervandan elde edilen tüm kârın, Medine´nin kar*şı koyamayacağı, güçlü bir ordu kurulması için harcanmasına karar verildi. Bu kez -yani ikinci kez savaştıkların*da- kadınları da, erkeklere moral vermek için yanlarına almaya karar verdiler. Aynı amaçla tüm Arınış tan´daki müttefiklerine, savaşta kendilerinin yanında yer almaları için, bu ortak düşmanın zararlarını anlatan elçûer gönder*diler

"Yas tutmama konusunda Meclis´in aldığı karara tüm Kureyş´in saygı duymasına rağmen fidye konusunda alı*nan karara pek fazla uyulmadı. Hemen hemen her kabi*leden adamlar Medine´ye gidip, kendi akrabalarını veya müttefiklerini kurtarmak için fidye konusunu görüşmek üzere yola çıktılar. Ebu Süfyan sözünde durdu; fakat bir sonraki Hac mevsiminde, Medine´den gelen Evs´li yaşlı bir hacıyı rehin aldı vc Medine´ye, oğlu Amr´ı serbest bırak*madıkça adamı bırakmayacağı haberini gönderdi. Hacının ailesi bu değiş tokuşun gerçekleşmesi için Peygamber (s.a.v.)´i ikna ettiler.