+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Vadideki Kureyş

 Peygemberimiz (s.a.v) Katagorisinde ve  Siyer-i Nebi Forumunda Bulunan  Vadideki Kureyş Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Vadideki Kureyş Vadideki Kureyş İbrahim´in soyundan gelen en güçlü arap kavimlerin*den biri de Kureyş idi; ve İsa´dan yaklaşık dört yüz yıl sonra, Kureyş´ten Kusayy, Huzaa´nın lideri Huleyl´in kızı ile evlendi. Huleyl, damadını kendi oğullarma tercih etti; çünkü Kusayy ammanmın araplan arasında sivrilmiş bir şahsiyetti. Huleyl´in ölümünden sonra, şiddetli bir çarpış-ma ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    1.655
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Vadideki Kureyş

    Vadideki Kureyş

    İbrahim´in soyundan gelen en güçlü arap kavimlerin*den biri de Kureyş idi; ve İsa´dan yaklaşık dört yüz yıl sonra, Kureyş´ten Kusayy, Huzaa´nın lideri Huleyl´in kızı ile evlendi. Huleyl, damadını kendi oğullarma tercih etti; çünkü Kusayy ammanmın araplan arasında sivrilmiş bir şahsiyetti. Huleyl´in ölümünden sonra, şiddetli bir çarpış-ma oldu ve sonunda Mekke´nin yöneticiliği ve Kabe´nin ko*ruyuculuğu Kusayy´a verildi.

    Bunun üzerine Kusayy yalan akrabaları olan Kureyşlileri ?kardeşi Zühre, amcası Teym, diğer bir amcasının oğ*lu olan Mahzum ve daha uzak olan bir kaç kuzenini- va*diye getirdi ve Mabed´in yakınma yerleştirdi. Bunlar ve yakınları Vadi Kureyşleri, Kusay´ın daha uzak akrabaları olan ve çevredeki tepelerde yerleşmiş olanlar İse civar Ku*reyşleri olarak tanınır. Kusayy bu iki kabileyi de kral gibi yönetiyor ve vergi alıyordu, bu parayla da kendilerini besleyemeyecek kadar fakır olan hacıları doyururdu. Bu zamana kadar Mabed´in koruyucuları onun çevresinde ça*dırlarda kalıyorlardı. Fakat Kusayy onlara, kendilerine ev*ler yapmalarını söyledi, kendisi de Daru´n-Nedve adıyla tanınan geniş bir ev yaptı.

    Herşey ahenkliydi, fakat karışıklıklar çıkmak Üzere idi. Kusayy soyunun belirgin özelliklerinden biri de her ne*silde bir tek seçkin kişinin tüm kavme hükmetmesi idi Kusayy´ın dört oğlundan en şerefli ve tanınmış olanı Abdu´1-Menaf ti. Fakat Kusay, en büyük oğlu Abdu´d-Dar´ı. içlerinde en az yetenekli olmasına rağmen diğerlerine ter*cih etti ve ölümünden kısa bir süre önce ona şunları söyle*di: «Oğlum, insanlar, onları senden daha şerefli kabul etseler de, seni onların seviyesine çıkaracağım. Sen açma*dıkça Ka´be´ye kimse giremeyecek. Kureyş´in savaş san*cağı senin ellerinde olacak, sen izin vermedikçe hiçbir ha*cı Mekke´de içecek su bulamayacak, sen vermedikçe hiç*bir yiyecek bulamayacak, Kureyş senin evinden başka yer*de bir meselede anlatamayacak.[1]Kendi hak ve güçleri*nin tümüyle birlikte Darün-Nedve´nin sahipliğini de ona verdi.

    Evlada yakışır bir şekilde Abdu´l-Menaf, babasının di*leklerini tartışmasız kabul etti; fakat bir sonraki nesilde Kureyş´in yansı, gününün en ileri gelen adamı olan Ab-du´L-Menafın oğlu Hagim´in etrafında toplandılar ve hak*ların Abdu´d-Dar sülalesinden Hasim´in kendi sülalesi*ne aktarılmasını istediler. Haşim ve kardeşlerini destek*leyenler Zühre ve Teymin torunları ve en yaşlı grup ha*riç tüm Kusayy soyundan gelenlerdi. Mahzum´un soyun*dan gelenler ve diğer uzak kuzenler hakların Abdu´d-Dar´-da kalmam gerektiğini savundular. Duygular o kadar şid*detlendi ki Abdu´l-Menaf soyundan bir grup kadın bir kâ*se güzel koku getirip, Ka´be´nin yanına koydular; Haşim, kardeşleri ve diğer taraftarları ellerini bu kaseye daldı*rıp, birbirlerini bırakmayacaklarına dair and içtiler ve bu anlaşmayı teyid etmek için kokulu ellerini Kabe´nin taş*larına sürttüler. İşte bu grup güzel kokanlar diye anıldı. Abdu´d-Dar´ın taraftarları da birleşme andı içtiler ve on*lara da Müttefikler adı verildi. Şiddet ve savaş sadece Mabed´İn içinde değil Mekke´yi çevreleyen büyük bir daire içinde de yasaktı. İki grup, bir anlaşmazlık çıktığın savaş etmek için bu kutsal yerden milierce uzağa gitmek zo*rundaydılar. Sonunda Abdu´LMenaf oğullarının vergi top*lama ve hacılara yiyecek ve su sağlama haklarını alma*sına, Abdu´d-Dar oğullarının ise Ka´be´nin anahtarlarına ve diğer haklara sahip olmasına ve onların evinin yine top*lanma yeri (Darü´n-Nedve) olarak devam etmesine karar verildi.

    Haşim´in kardeşleri, hacılara hizmet görevini Haşim´e verdiler. Hac zamanı yaklaştığında Haşim mecliste kalkar ve şöyle derdi: «Ey Kureyşliler, siz Allah´ın komşularısı*nız, O´nun evinin yakınlarısınız, işte bu bayramda Tanrı´-ran ziyaretçileri, hacılar O´nun evine geliyor. Onlar Allah´*ın misafirleridir ve hiçbir* misafir O´nun misafirleri kadar cömertlik beklemez. Eğer benim kendi zenginliğim yetse idi, bu yükü size yüklemezdim.»

    Haşim hem Arabistan içinde, hem de dışında şeref ka*zandı. Mekke´den kalkan iki büyük kervanı, Yemen´e gi*den kış kervanını ve kuzey-baü Arabistan´a, oradan Ro*ma İmparatorluğunun bir bölümü olarak Bizans yöneti*minde olan Suriye ve Filistin´e giden Yaz kervanını o dü*zenlemiştir. İki kervan da eski «misk yolu» üzerinden ge*çerdi ve yaz kervanının en önemli duraklarından biri ve ilk durağı, kuzeytte Mekke´den onblr günlük deve yolu uzak*lıktaki Yesrid vahası İdi. Bu vahada bir zamanlar sadece yahudiler hüküm sürüyordu, fakat daha sonra Güney Ara*bistan´dan bir kavim onları yönetmeye başladı. Yahudiler, toplumun genel yaşamında rol almaya ve kendi dinlerini koruyarak zenginlik içinde yaşamaya devam ettiler. Yes-rib´deki Araplara gelince, onlar ana-erkil gelenekleri de*vam ettiriyorlardı. Atalarından bir kadının ölümünden son*ra Kayle´nin çocukları adını aldılar, fakat Kayle´den son*ra kabile, oğullan Evs ve Hazreç arasında ikiye ayrıldı.

    Hazreç´in en etkili kadınlarından biri. Neccar sülale*sinden Amr´ın kızı Selma idi. Haşim onunla evlenmek is*tedi. Selma, kendisiyle ilgili İslerin kontrolünün kendisin*de olmasını şart koşarak teklifi kabul etti ve ayrıca bir erkek çocuk dünyaya getirdiğinde en azından on dört yaşına dek Yesrib´de büyütmeyi şart koştu. Haşim bu şartları kabul etti, çünkü /eni gelenler için daha tehlikeli olan va*ha humması sayılmazsa, Yesrib´in iklimi Mekke´den daha sağlıklıydı. Bundan başka Haşim sık sık Suriye´ye gidiyor*du. Gerek oraya giderken, gerekse dönüşte Selma ve oğlu*nun yanında kalabilirdi. Fakat Haşîm´in yaşamı uzun sür*medi, seferlerinden birinde Filistin´de, Gazze´de hastalandı ve öldü.

    Haşim´in Abdu´ş-Şems ve Muttalib adında iki öz kar*deşi ve Nevfel adında bir üvey kardeşi vardı. Abdu´ş-Şems Yemen´de ve Suriye´de ticaretle meşguldü, Nevfel ise Irak´*ta ticaret yapıyordu. Bu nedenle ikisi de çoğu zaman Mek*ke´den uzakta bulunuyorlardı. Bu ve daha başka sebepler yüzünden, hacılara su verme ve onları beslemek için ver*gi toplama haklarını Haşim´in küçük kardeşi Muttalib al*dı ve kendisinden sonra bu görevleri yüklenebilecek bir kişi düşünmeye başladı. Haşim´in Selma dışındaki diğer eşlerinden üç oğlu vardı. Fakat söylenenlerin tümü doğru ise, bunların hiçbiri -ve Muttalib´in kendi oğullarından hiçbiri- Sehna´nın oğluyla karşılaştırılamazdı. Çok genç ol*masına rağmen Şeybe -annesinin verdiği isim- liderlik için özgün vasıfları göstermeye başlamıştı. Vaha´dan gecen yol*cular onunla ilgili çok mükemmel haberler getiriyorlardı. Sonunda Muttalib onu görmeye gitti; gördükleri onu, Selma´dan yeğenini kendisine emanet etmesini istemeye yö*neltti. Selma oğlunu bırakmak istemiyordu. Şeybe de an*nesinin rızası olmadan onu bırakmayacağını söyledi. Fa*kat Muttalib´in ümidi kırılmamıştı. Mekke´nin anne ve oğu-la Yesrib´in sağlayamayacağı olanaklar sağlayacağını vur-guladı. Kutsal Ev´in bekçileri ve tüm Arabistan´daki Hacc´-în merkezi olan Kureyşliler şerefçe diğer Arap kabilele*rinden üstündüler; büyük bir ihtimalle Şeybe, bir gün ba*basının görevini üstlenecek ve Kureyş´in liderlerinden bi*ri olacaktı. Fakat bunun için Önce kendi halkıyla bütünleş*meliydi. Dışarıdan gelen bir göçmen böyle bir şerefe ta*bii ki hak kazanamazdı. Selma onun öne sürdüğü düşün*celerden çok etkilendi. Eğer oğlu Mekke´ye giderse onu

    Mekke´de ziyaret etmesi veya oğlunun onu ziyaret etmesi kolay olacaktı, bu nedenle onun gitmesine izin verdi. Mut-talib yeğenini devesinin arkasına aldı ve yola koyuldu. Mekke´ye giderken yolda onlara rastlayanların, bu yaban*cı genci gördüklerinde «Abdü´l-Muttalib- yani «Muttalib1-in kalesi» dediklerini duydu. O da «bu benim kardeşim Haşîm´in oğludur» diye cevap verdi. Sözlerine karşılık ola-rak verilen selamla birlikteki gülümseme, şehirde ağızdan agıza dolaşacak olan genç adamla ilgili haberlerin başlan*gıcıydı; o günden sonra genç, Abdu´l-Muttalib olarak anıldı. Mekke´ye vardıktan kısa bir süre sonra,, babasının hak*ları üzerinde amcası Nevfel´le aralarında anlaşmazlık çık*tı : fakat koruyucu amcasının ve Yesrib´den gelen desteğin yardımıyla Abdu´l-Muttalib haklarını kazanabildi. Mutta-lib´in Yesrib´de verdiği sözlerden de ümit kesmedi. Yıllar sonra Muttalib öldüğünde hiç kimse yeğeninin hacılara yiyecek ve su sağlama hektarını almasına karşı çıkmadı. Onun bu işi becermekte .mcasını ve babasını bile geçtiği söylenirdi.





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] «el» takısının kaldırıldığı hitaplar dışında isim el-Muttalıbdir. Fakat bu belirlilik takısı transkripsiyonda zorluk ya*rattığı için, bu ve bunun gibi «el- takısı taşıyan isimlerde hitap halini kullanmayı tercih ettik.



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349