+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Beyan´in Mahiyeti

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Sizin Yazdıklarınız Forumunda Bulunan  Beyan´in Mahiyeti Konusunu Görüntülemektesiniz.=>BEYAN´IN MAHİYETİ Şafii der ki: Beyan, Asl´lari bakimindan ayni, ferileri bakimindan farkli olan manalari icine alan bir isimdir. Ayni ve farkli manalar tasiyan bu beyan en azi, Kur´an kendi dilinde inmis bulunan kimseden ona muhatab olanlara bir aciklamadir. Dilleri Arabca olanlara göre, bu manalarin bazilari tekid bakimindan digerlerinden daha kuvvetli ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı ALI25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2015
    Yer
    Almanya
    Yaş
    47
    Mesajlar
    50
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Beyan´in Mahiyeti

    BEYAN´IN MAHİYETİ

    Şafii der ki: Beyan, Asl´lari bakimindan ayni, ferileri bakimindan farkli olan manalari icine alan bir isimdir.

    Ayni ve farkli manalar tasiyan bu beyan en azi, Kur´an kendi dilinde inmis bulunan kimseden ona muhatab olanlara bir aciklamadir. Dilleri Arabca olanlara göre, bu manalarin bazilari tekid bakimindan digerlerinden daha kuvvetli ise de esasta birbirine yakindir. Arab dilini bilmeyenlere göre ise, bu manalar birbirinden farklidir.

    Şafii der ki: Ezeli takdiri geregi Yüce Allah´in Kitabi´nda, insanlarin ne ile kulluk yapacaklari konusunda onlara acikladigi hususlarin tamami, bir kac yönden ele alinabilir:

    a)Bunlardan biri, Allah´in kullarina nass´larla acikladigi seylerdir. Allah´in insanlara, namaz, zekat, hacc, oruc gibi farzlari mücmel olarak bildirmesi; gizli ve acik bütün kötülükleri haram kilmasi; zinayi, ickiyi ve lesin, kanin ve domuz etinin yenilmesini nass´la haram kilmasi; abdestin farzlarini aciklamasi ve bunlardan baska nass´la beyan ettigi hususlar böyledir.

    b)Diger biri ise, Allah´in Kitabi´nda farz oldugunu bildirdigi ve Peygamberinin lisaniyla da bunlarin nasil yerine getirilecegini acikladigi seylerdir. Namazlarin sayisi, zekat, verilme zamani ve Kitabi´nda belirttigi diger farzlar bu kisna girer.

    c)Hakkinda Kitab´da nass bulunmayan konularda, Peygamber (S.A.V.)´in koydugu sünnetlerdir. Allah Kitabi´nda Peygamber (S.A.V.)´e itaat ve O´nun hükmüne uymayi farz kilmistir. Peygamber´e itaat eden kimse, Allah farz kildigi icin O´na itaat etmektedir.

    d)Allah´in insanlara, arastirarak ögrenilmesinde ictihadi farz kildigi seylerdir. Allah insanlari, farz kildigi diger seylerde itaat yönünden imtihan ettigi gibi, ictihad yönünden de imtihana tabi tutmustur.

    Cünkü Yüce Allah söyle buyurmaktadir:
    “Andolsun ki biz sizi imtihan edecegiz. Böylece sizden cihad edenlerle sabredenleri bilelim ve haberlerinizi deneyelim (ki neler yaptiginiz ortaya ciksin).”(Muhammed, 47/31.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Allah´in gögüslerinizdekini yoklamasi ve kalblerinizdekini temizlemesi icin.”(Ali İmran, 3/154.)

    Allah söyle buyurmustur: “Umulur ki Rabbiniz, düsmaninizi helak eder, sizi yeryüzünde onlarin yerine hakim kilar ve böylece O, sizin nasil hareket ettiginize bakar.”(Araf, 7/129.)

    Şafii der ki: Allah, müslümanlarin namaz kilarken Mescid-i Haram´a dönmelerini emretti ve Peygamberine söyle buyurdu:

    “Biz, yüzün+n göge dogru cevirildigini görüyoruz. Muhakkak seni, hosnut olacagin kibleye cevirecegiz. Artik yüzünü Mescid-i Haram tarafina cevir. Nerede olursaniz olun, yüzlerinizi onun tarafina ceviriniz.”(Bakara, 2/144.)

    Allah yine söyle buyurmustur:
    “Her nereden yola cikarsan, yüzünü Mescid-i Haram tarafina cevir. Nerede olursaniz olun, yüzünüzü onun tarafina cevirin ki, insanlar icin aleyhinize bir huccet olmasin.”(Bakara, 2/150.)

    Allah, insanlara, Mescid-i Haram´dan uzakta olduklari zaman, kendilerine vermis oldugu ve esya ile zidlarini birbirinden ayiran akillara ve tarafina yönelmelerini emrettigi Mescid-i Haram ile aralarina koymus oldugu alametler vasitasiyla onlara ictihad yolunu göstermistir. Böyle bir ictihad, Allah´in onlara farz kilmis oldugu hususlardandir.

    Nitekim Allah söyle buyurmustur:
    “Karanin ve denizin karanliklarinda, kendileriyle yolunuzu tayin edesiniz diye sizin icin yildizlari yaratan O´dur.”(En´am, 6/97.)

    Yine Allah söyle buyurmustur:
    “Allah yeryüzünde birtakim alametler koymustur, insanlar yildizlarla da yollarini tayin ederler.”(Nahl, 16/16.)

    Bu alametler, daglar, gece ve gündüzdür. Muhtelif yönlerden esse bile adlari bilinen rüzgarlar, gökyüzünde dogduklari, battiklari ve bulunduklari yerler belli olan günes, ay ve yildizlar bu alametler arasindadir.

    Allah onlara, Mescid-i Haram´a dönmeleri icin ictihadda bulunmayi farz kilmistir. Söylediklerim arasinda onlara bunu isaret eden hususlar vardir. Onlar, ictihad ettikleri müddetce Cenab-i Hakk´in emrinden ayrilmis olmazlar. Allah, onlarin Mescid-i Haram´dan uzak olduklarinda diledikleri tarafa dönerek namaz kilmalarina müsaade etmemistir.

    Yine Allah, onlara hükmünü bildirdi ve söyle buyurdu:
    “İnsan, kendisinin basibos birakilacagini mi saniyor?.”(Kiyame, 75/36.)

    Ayette gecen “suda” kelimesi, emre ve nehye muhatab olmayan kimse anlamindadir.

    Bu da, Peygamber´den baska herkesin ancak istidlal (delil getirmek) suretiyle bir sey söyleyebilecegini göstermektedir. Burada “adl” ve “av” ile ilgili ceza konularinda belirttigim gibi, kimse kendi istihsanina (güzel bulmasina, uygun görmesine) göre bir sey söyleyemez. Kisinin kendi istihsanina göre bir sey söylemesi, gecmisteki bir örnege dayanmaksizin kendisi tarafindan ortaya atilan bir seydir.

    Allah onlara iki adil sahid getirmelerini emretti. Adalet ise Allah´a itaatle amel etmektir. Adaletin ve bunun ziddinin ne oldugunu bilmek onlara birakilmistir.

    Bu konu, yeri geldiginde ele alinacaktir. Burada ona kisaca temas ettim. Bununla, ileride gelecek olan benzeri konulara isaret etmek istedim.

    BİRİNCİ BEYAN

    Cenab-i Hakk, Temettu hacci yapan kimse hakkinda söyle buyurmustur:

    “Umre ile hacci birlikte yapan kimse, kolayina gelen bir kurban kessin. Bulamayan kimse, hacc günlerinde üc gün, mümleketine dönünce de yedi gün oruc tutsun. Bu, tam on gündür. Bu, ailesi Mescid-i Haram´da oturmayan kimseler icindir.”(Bakara, 2/196.)

    Bu ayete muhatab olan kimselere göre, hacc günlerinde üc, memleketlerine dönünce de yedi gün olmak üzere tam on gün oruc tutma hükmü aciktir.

    Allah, “Bu tam on gündür”(Araf, 7/142.) buyurmustur. Bu, ifadeye daha cok aciklik getirmek ve üc ile yedinin toplaminin tam on edecegini onlara bildirmek icin zikredilmis olabilir.

    Allah söyle buyurmustur: “Musa ile otuz gece icin sözlestik ve ona on gün daha kattik. Böylece onun Rabbinin tayin ettigi vakit, kirk gece olarak tamamlandi.”(Araf, 7/142.)

    Bu ayete muhatab olanlara göre otuza on ilave edilince kirk gece olacagi aciktir.

    Allah´in “kirk gece.”(Araf, 7/142.) sözü, önceki ayette oldugu gibi, otuz ile on toplaninca kirk edecegini belirtmek ve ifadeye daha cok aciklik getirmek icin zikredilmis olabilir.

    Allah söyle buyurmustur: “Sizden öncekilere farz kilindigi gibi, oruc size de farz kilindi. Umulur ki, günah islemekten sakinirsiniz. O, sayili günlerden ibarettir. Sizden biriniz, hasta olur veya yolculuk yaparsa tutamadigi günler sayisinca diger günlerde tutsun.”(Bakara, 2/183,184.)

    Allah söyle buyurmustur: “Ramazan öyle bir aydir ki, Kur´an, insanlara yol göstermek ve hak ile batili biribirinden ayirdeden belgeler olmak üzere bu ayda indirilmistir. Sizden kim bu ayda bulunursa oruc tutsun; hasta olan veya yolculuk yapan kimse de oruc tutamadigi günler sayisinca diger günlerde tutsun.”(Bakara, 2/185.)

    Allah onlara orucu farz kilmis ve bunun bir ay oldugunu aciklamistir. İnsanlara göre ay, iki hilal arasindaki süredir. Bu da bazen 30, bazen de 29 gün olur.

    Bu ayet de daha önce gecen iki ayet gibi sayinin toplamini iyice acikliga kavusturmaktadir.

    Yedi ile üc ve ve otuz ile on sayilarinin toplamlarinin kac edeceginin acikca belirtmesi gibi, burada da en uygun olan, ifadeye daha fazla aciklik kazandirmaktir; cünkü insanlar, bu sayilari ve toplamalarini bildikleri gibi, Ramazan ayini da bilmektedirler.

    İKİNCİ BEYAN

    Yüce Allah söyle buyurmustur:
    “Namaza kalktiginiz zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yikayin, baslarinizi meshedin ve topuklara kadar ayaklarinizi da (yikayin). Cünüp iseniz iyice temizlenin (gusul yapin).”(Maide, 5/6.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Cunub iken namaza yaklasmayin. Ancak yolcu olan bunun disindadir.”(Nisa, 4/43. Ayetin devamindan, cünüp olan yolcularin su bulamadiklari zaman teyyemum ederek namazlarini kilmalari emredilmektedir.(Cevirenler).

    Allah´in Kitabi, burada abdesti aciklamis, ancak tas ile istincayi ve cünüplükten dolayi guslu beyan etmemistir.

    Uzuvlarin ve yüzün yikanmasi en az bir defadir. Ayetteki yikama emri, birden fazla yikamaya da delalet edebilir. Peygamberimiz, abdestte bir defa yikamanin farz oldugunu beyan etmis ve kendisi abdest alirken, uzuvlarini ücer defa yikamistir. Bundan da anlasiliyor ki, uzuvlari en az ölcüde yikamak yeterlidir. Yikamanin en azi ise, bir defa yikamaktir. Bir defa yikamak yeterli olunca, üc defa yikamak istege baglidir.

    İstinca´da üc tas ile temizlemenin yeterli olduguna sünnet delalet etmektedir. Hz. Peygamber, abdestin ve guslun nasil yapilacagini göstermistir. Yine O, topuklarin ve dirseklerin de yikanmasi gerektigini bildirmistir. Cünkü, ayete göre abdest alirken dirsekler ve topuklar, yikamanin sinirini olusturabilecekleri gibi, bunlar yikamaya dahil de olabilirler.

    Hz. Peygamber:
    “Yaziklar olsun o topuklara ki, ateste yanacaklardir.”(Buhari, Vudu: 27,29; Muslim, Taharet: 25,28.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Ölenin cocugu varsa, ona ve babasina altida bir hisse verilir. Ölenin cocugu yoksa ve sadece anasi ve babasi ona mirasci oluyorsa, anasina ücte bir hisse verilir. Eger kardesleri varsa anasina altida bir hisse verilir.”(Nisa, 4/11.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Ölen karilarinizin, vasiyetleri yerine getirilip borclari ödendikten sonra, cocuklari yoksa terekelerinin yarisi sizindir. Cocuklari varsa, terekelerinin dörtte biri sizindir. Sizin, vasiyetiniz ve borclarinizi yerine getirildikten sonra, cocuklariniz yoksa, terekenizin dörtte biri karilarinizindir. Cocuklariniz varsa, terekenizin sekizde biri onlarindir. Eger cocugu ve babasi olmayan bir erkek veya bir kadin ölürse, mirasci olarak da ana bir erkek veya ana bir kizkardesi varsa, vasiyet ve borclari yerine getirildikten sonra, bunlardan herbirine altida bir hisse verilir. Eger bunlar birden fazla iseler ücte bir hisseyi aralarinda paylasirlar. Bunlar, mirascilara zarar vermeyecek sekilde yapilir. Bu, Allah´in bir tavsiyesidir. Allah her seyi bilir ve hilim sahibidir.”(Nisa, 4/12.)

    Bu konuda yukaridaki ayet gelince, ondan baska bir habere ihtiyac kalmamistir. Allah burada, mirasin ancak, borc ve vasiyet yerine getirildikten sonra taksim edilecegini bildirmistir. Peygamber´den rivayet edilen haber ise vasiyetin, malin ücte birini gecemeyecegini göstermektedir.

    ÜCÜNCÜ BEYAN

    Yüce Allah söyle buyurmustur:
    “Namaz, mu´minlere belirli vakitlerde farz kilinmistir.”(Nisa, 4/103.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Namazi kilin, zekati verin.”(Bakara, 2/43,83,110.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “Hacci ve umreyi Allah icin tam olarak yapin.”(Bakara, 2/196.)

    Sonra Allah, Peygamberinin diliyle, farz kildigi namazlarin sayisini, vakitlerini, sünnetlerini, zekatin miktarini ve ne zaman verilecegini, haccin ve umrenin nasil yapilacagini, bu mükellefiyetlerin hangi durumlarda kalkacagini ve hangi durumlarda yerine getirilecegini bildirmistir. Peygamberin sünnetleri, birbiriyle uyum halinde olabilecegi gibi aralarinda farkliliklar da olabilir. Bunun benzerleri Kur´an ve Sünnet´te coktur.

    DÖRDÜNCÜ BEYAN

    Şafii der ki: Hakkinda Kitab´da nass bulunmayan konularda Peygamber´in koydugu hükümlerin (sünnetlerin) hepsi beyanin bu türüne girer. Allah ´in kullarina lütuf olarak Kitab´i ve Hikmet´i ögrettigini hatirlatmasi konusunda bizim bu kitabimizda yazdiklarimiz, “hikmet” in Peygamber´in “sünnet”i olduguna delildir.
    Ayrica, Allah´in insanlara, Peygamber´ine itaat farz kilmasi ve kendi dini acisindan Peygamberin mevkiini belirtmesi konusunda söylediklerimiz de, Kitab´da aciklanmis olan farzlarla ilgili beyanin, asagidaki sekillerden birine dahil oldugunu göstermektedir.

    a)Kitab´in apacik beyani. Bu konuda Kur´an´in yaninda baska bir seye ihtiyac yoktur.

    b)Kitab´in Allah´in farzlari hakkindaki apacik beyani. Allah Peygamberine itaati farz kilmistir. Peygamber de Allah´in farzlarinin nasil oldugunu, bunlarin kimlere farz kilindigini, bu farzlarin bazisinin ne zaman kalkacagini, ne zaman devam edip, yapilmasi gerekecegini (Allah adina) aciklamistir.

    c)Allah´in Kitab´da yer alan bir nass olmaksizin, sadece Peygamberi´nin sünnetiyle beyani.

    Allah´in Kitabinda yer alan Farzlari, Allah´in emri olarak kabul eden, Allah´in Peygamberi´nin sünnetlerini de kabul etmistir; cünkü Allah, kullarina, Peygamberine itaati farz kilmis ve O´nun hükmüne bas vurmalarini istemistir. Kim Peygamberin hükmünü kabul ederse, Allah´in emrini kabul etmis olur, zira Allah, O´na itaati farz kilmistir.

    Sebebleri farkli görünse bile, Allah´in Kitabi´ndakileri ve Peygamber´in sünnetlerini kabul etmek, bunlarin her ikisinin de Allah´in emri oldugunu kabul anlamina gelir. Nitekim Yüce allah, diledigi sekilde cesitli vasitalarla helaller ve haramlar koymus, bazi seyleri farz kilmis ve bazi davranislari icin de cezalar tayin etmistir.
    “O, yaptiklarindan sorumlu degildir. Onlar ise sorguya cekileceklerdir.”(Enbiya, 21/23.)

    BEŞİNCİ BEYAN

    Yüce Allah söyle buyurmustur:
    “Her nereden yola cikarsan (namazda) yüzünü Mescid-i Haram´in satrina (tarafina) cevir. Nerede olursaniz olun, yüzünüzü onun tarafina cevirin.”(Bakara, 2/150.)

    Allah onlara nerede olurlarsa olsunlar, namaz kilarken yüzlerini, Mescid-i Haram yönüne cevirmelerini farz kilmistir. Cünkü Arab dilinde bir seyin satr´i onun yönü anlamina gelir. “Şunun satrina yöneldim” demek, o seyin kendisine yönelmek anlamina geldigi gibi, onun tarafina yönelmek anlamina da gelir.

    “Cihet” ve “tilka” kelimeleri de böyledir. Bunlarin hepsinin lafizlari degisik ise de manalari aynidir.

    Hufaf b. Nudbe: “Amr´a elci gönderen bilsin ki, Amr tarafina elci göndermek fayda etmez.” demistir.

    Sa´ide b. Cueyye de: Ummu Zinba´ya derim: “Beni Temim tarafinda develerin baslarinda oturup bekle.”demistir.

    Lakit el-İyadi ise: “Size karanliklarla parca parca bürüyen korku, siniriniz tarafindan sizi sardi, kapladi.”demistir.

    Şair de:
    “Devede bir hastalik vardir, her tarafini kapiliyor onun İnsan o tarafa (satra) bakinca gözleri sasiyor.”demisti.

    Şafii der ki: Bu beyitte gecen satr ile taraf, cihet kastedilmektedir.

    Bu beytler ve bu kelimeyi ihtiva eden Arab siirleri, “bir seyin satrina dogru” sözünün gözle görülüyorsa dogrudan dogruya o seyin kendisine yönelmek, gözle görülmüyorsa, ictihad yoluyla o seye dogru yönelmek demek oldugunu aciklamaktadir. Bu konuda bir kimse icin en fazla mümkün olan sey de budur.

    Yüce Allah söyle buyurmustur:
    “Karanin ve denizin karanliklarinda, yolunuzu tayin edesiniz diye sizin icin yildizlari vasita kilan O´dur.”(En´am, 6/97.)

    Allah söyle buyurmustur:
    “(Allah yeryüzünde) bir takim alametler koymustur; insanlar yildizlarla da yollarni tayin ederler.”(Nahl, 16/16.)

    Allah onlar icin alametler yaratmis, Mescid-i Haram´i onlara kible olarak tayin etmis ve ona yönelmelerini emretmistir. İnsanlarin ona yönelmeleri, Allah´in kendileri icin yarattigi alametler ve onlara verdigi akillarla olur. Onlar, bu alametleri, akillariyla tanirlar. Bunlarin hepsi, Yüce Allah´in bir beyani ve nimetidir.

    Allah söyle buyurmustur:

    “İcinizden iki adil sahid getirin.”(Talak, 65/2.)

    “Şahidlerden razi olacaginiz kimselerden.”(Bakara, 2/282.)

    Yüce Allah söyle buyurmustur: “İhramli iken av hayvanlarini öldürmeyin. Kim bu durumda iken av hayvanini kasden öldürürse, ceza olarak, sizden adil iki sahidin hükmedecegi öldürdügü hayvanin dengi evcil bir hayvani, Kabe´ye ulasacak sekilde kurban etsin.”(Maide, 5/95.)

    Zahire göre “denk” (misl) olan hayvan, vucut büyüklügü bakimindan birbirine en yakin olan hayvandir. Peygamber´in sahabilerinden bu av konusunda fikir beyan edenlerin görüsleri, bedence birbirine en yakin olan hayvan oldugunda birlesmistir. Buna göre, av hayvanlarindan öldürülenleri inceleriz: Ehli hayvanlardan hangisi onlara vucutca daha cok benziyorsa onu kurban olarak keseriz.

    Öldürülen av hayvanina bedence denk olan ehli bir hayvanin, kiymeti bakimindan ona denk olmasi gerekmez. Burada, kiymetce de bunlarin birbirine denk olmasi gerektigini söylemek, uzak bir yorumdur. Şumullu olan zahiri mana ise, burada daha uygundur. Av hayvaninin dengi hakkinda karar verecek olan kisinin yapacagi ictihad da budur.

    İlmin bu türü, daha önce acikladigim hususu göstermektedir. Yani hic kmsenin birsey hakkinda, bu helaldir veya haramdir, deme yetkisi yoktur. İnsan böyle bir seyi ancak ilme dayanarak söyleyebilir. Bu ilim de, Kitab, Sünnet, İcma, ve Kiyas´a dayanir.

    Bu kismin konusu, esas itibariyla Kiyas´tir; cünkü kiblenin tayni, adil kimsenin niteliginin (adl) ve denkligin (misl) ne oldugunu tesbit, kiyas ile olur.

    Kiyas, bir sey hakkinda Kıtab ve Sünnet´te buluan nasslara uygun oldugunu gösteren bir takim isaretlere dayanarak, hüküm aramaktir; cünkü Kitab ve Sünnet, ulasilmasi gereken gercegin esasini teskil eder. Daha önce anlattigim gibi, kiblenin tayini, adl ve misl´in mahiyetlerinin tesbiti böyledir.

    Kiyas´in Kitab ve Sünnet´e uygunlugu iki yöndedir:

    Birincisi: Allah ve Peygamber´i, bir seyin nassla bir illetten dolayi helal veya haram kilmistir. Hakkinda Kitab ve Sünnet´te belirli bir nass bulunmayan bir konuda böyle bir illetin benzerini buldugumuz zaman onun haram veya helal olduguna hüknederiz; cünkü o, helal veya haram hükmünün sebebidir.

    İkincisi: Bir seyin iki seye benzedigini görürsek ve bunlardan birisinin ona daha cok benzerlik gösterdigine dair bir sey bulamazsak, av konusunda söyledigimiz gibi, o seyi, benzerlik yönünden bu seylerin en uygun olanina kiyas yapariz.

    Şafii der ki: İlimde iki husus önemli bir yer isgal eder. Bunlar da, icma, ve ihtilaftir. Bunlar, su anda konumuz disindadir.

    Allah´in Kitabi ile ilgili ilme sunlar da girer: Allah´in Kitabi´nin tamaminin Arabca olarak nazil oldugunu bilmek.

    Allah´in Kitabi´nin nasih mensuhunu, ihtiva ettigi farzlari, ahlaki esaslari, irsad ile ilgili emirlerini ve mubah kildigi seyleri bilmek.

    Allah´in Peygamberi´ne vermis oldugu yeri bilmek. Allah, Kitabi´nda farzlarini kesin olarak bildfirmis ve onlari Peygamberi´nin diliyle aciklamistir. Bütün bu farzlar ile Allah neyi murad etmistir? Allah, kimlerin bu farzlari yerine getirmesini istemistir? İnsanlarin hepsi mi, yoksa bir kismi mi bunlari yapmakla mükellef kilinmistir? İnsanlara, hangi konularda Peygamberi´ne itaast etmelerini ve O´nun emrine uymalarini farz kilmistir? İste Allah, bütün bu hususlarin aciklanmasini Peygamberi´ne birakmistir.

    Allah´in Kur´an´da vermis oldugu misalleri bilmek. Bunlar, Allah´a itaat etmeyi gösterir; O´na karsi gelmekten sakinmayi, gafleti terk edip mutluluga ermeyi, nafile ibadetlerle daha cok fazilet kazanmayi aciklar.

    O halde alimlere gereken, ancak kesin olarak bildikleri hususlarda görüslerini söylemeleridir.

    İlim konusunda görüslerini aciklayan öyle kimseler vardir ki, söylediklerinin bir kismini söylememis olsalardi, onlar icin herhalde daha iyi ve daha saglikli olurdu. (Er-Risale İmam Şafii Sf. 11-23/Heyet)
    Konu ALI25 tarafından (02-02-2017 Saat 05:57 PM ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Beyan ne demek?
    By Ahkaf in forum İslami Sözlük
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03-25-2019, 09:26 PM
  2. Beyan Mana Olarak
    By ALI25 in forum Sizin Yazdıklarınız
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02-08-2017, 01:49 AM
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-27-2011, 01:47 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-21-2011, 12:01 PM
  5. Mücmel – beyan - mübeyyen
    By HUSEYIN SASMAZ in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-21-2011, 05:11 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379