+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Ehli Sünnet

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Sizin Yazdıklarınız Forumunda Bulunan  Ehli Sünnet Konusunu Görüntülemektesiniz.=>EHLI SÜNNET Hz. Peygamber (s.a.s.)´in sünnetine ve ashabinin (r.a.) yoluna bagli olan ve onlarin izledigi dini yol ve metodu benimseyenler. Kitab ve Sünnet üzerinde ittifak etmis, ihtilaf ve tefrikadan sakinmis, dinde münakasaya sebeb olan hususlarda akli degil, Kitab ve Sünneti kaynak alan, naslari esas kabul eden topluluk. Hz. Peygamber (s.a.s.)´in ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı ALI25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2015
    Yer
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    50
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Ehli Sünnet

    EHLI SÜNNET

    Hz. Peygamber (s.a.s.)´in sünnetine ve ashabinin (r.a.) yoluna bagli olan ve onlarin izledigi dini yol ve metodu benimseyenler.

    Kitab ve Sünnet üzerinde ittifak etmis, ihtilaf ve tefrikadan sakinmis, dinde münakasaya sebeb olan hususlarda akli degil, Kitab ve Sünneti kaynak alan, naslari esas kabul eden topluluk.

    Hz. Peygamber (s.a.s.)´in sünnetine tabi olanlara ehl-i sünnet; onun sahabilerini adil kabul ederek onlarin din hususundaki metodunu takip edenlere de ehl-i cemaat ikisine birlikte “ehl-i sünnet ve´l-cemaat” denilmistir.

    “Ehl-i sünnet ve´l-cemaat” tabiri ile ifade edilen müslüman toplulugun, sünnet ve cemaata tabi olmak gibi ayrici iki önemli özelligi vardir. Sünnet; Hz. Peygamber (s.a.s.)´in söz, fiil ve takrirleri ile ahlaki ve beseri tavirlaridir. Ancak konumuz itibariyla, sünnetin bu anlamda sinirlarini cizmek, hangi cesitlerinin ne derece baglayici oldugunu tesbit etmek, önemli degildir.

    İslam hukukcularinin, sünnetin cesitlerinin fikhi baglayiciliklari üzerindeki görüs ayriliklari ve bunun sonucu olarak ortaya cikan farkli yaklasim metodlari, hep ehl-i sünnet cercevesinde olusmus farkliliklardir.

    “Sünnet” daha ziyade metod, yol, izlenilmesi gerekli olan cizgi anlamiyla, topluluklarin bir ayirdedici özelligi olmasi acisindan karsimiza cikmaktadir. Bu duruma göre, sünnet söyle tarif edilmistir: Bir inanc ve akide etrafinda biraraya gelen toplulugun (ümmet), inanc sisteminin, akidesinin olusmasini temin eden yola ve metoda sünnet denilir. İnsanlarin bu metodda görüs birligine varip, bunu uygulamasi da, cemaat diye isimlendirilmistir (Sehristani, el-Milel ve´n-Nihal, (el-Fisal kenarinda), 1, 47).

    Bu anlamda Kur´an-i Kerim´de de kullanilmistir: “Allah´in nice sünnetleri gelip gecmistir. Yeryüzünde dolasin da yalanlayanlarin akibetini görün” (Ali Imran, 3/137). “Allah´in sünneti kesinlikle degismez” (el-Fatir, 35/43). Bu ayet-i kerime´de ifade edilen sünnet, Allahu Teala´nin kainatin yaratilmasi ve tedbiri icin takdir ettigi yol, metod anlamindadir. Allah icin cebir sözkonusu olmayacagindan, bu mana İslam tefekküründe “adet” kelimesi ile karsilanmistir.

    Sünnet: İslam toplumunun yani ümmetin olusmasi icin Hz. Peygamber´in usulunun esas alinmasi ve peygamberi usulu ittifakla takip eden sahabi cemaatinin yolunun izlenmesidir. İslam toplumunun fikri ve ameli olusumunu saglayan, Allah´in kitabi ve Hz. Peygamberin sünnetidir. Bunun icin Allah Teala, Kur´an ile birlikte Peygambere tabi olup baglanmanin ve ona itaat etmenin gerekli oldugunu belirtmistir. “Allah, önceleri acik bir saskinlik icinde olan inananlara, Allah´in ayetlerini okuyan, kötülükten arindiran, Kitabi (Kur´an) ve hikmeti (sünnet) ögreten ve size daha bilmediginiz nice seyleri de ögreten bir Peygamber gönderdi” (el-Bakara, 2/151). Kötülükten arindirmak (tezkiye), haram ve helali Kur´an´dan ögrenmek ile tefsir edilmis, hikmet ise, ittifakla “sünnet” olarak kabul edilmistir.

    Kur´an farzi, vacibi tayin etme, helali, harami belirleme acisindan Allah´in hükmü ile, Rasulunun hükmünü, iki temel esas kabul etmistir. “Allah ve Rasulunun yoluna aralarinda hüküm vermesi icin davet olunduklarinda, inananlar; “dinledik ve ittat ettik” diye cevaplar. İste ancak bunlardir kurtulanlar” (en-Nur, 24/5). Hz. Peygamber (s.a.s.), “Size emretiklerimi yerine getirin, yasaklari mi da gücünüz yettigince terk edin” buyurmustur (Muslim, 412; Ibn Mace, Mukaddime, 1).

    Sünnete baglilik, dini bir zorunluluktur. Kur´an bize yeterlidir düsüncesiyle sünneti ihmal etmek tarih boyunca bütün bid´at firkalarinin ortak özelligi olan gizli bir hiyanet cesididir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu durumun ileride ortaya cikacagini haber vererek, dini hicbir kaygisi olmayan bu insanlardan bizi sakindirmistir. “Tok karinli, koltuguna yaslanip size “Kur´an yeterlidir; Kur´an neyi helal kilmissa onu helal bilin, neyi haram kilmissa onu haram bilin” diyen adamlar cikmasi yakindir. Haberiniz olsun, dikkatli olun: Bana Kur´an ile birlikte (hüküm bakimindan) onun bir benzeri (sünnet) de verilmistir” (Ebu Davud, Sunne, 6; Ahmed b. Hanbel, IV, 131).

    Imran b. Husayn (r.a.9 bize Kur´an yeterlidir, sünnete gerek yoktur, diyen bir adam söyle seslenir: “Ahmak herif: sen Kur´an´da öglen namazinin dört rekat oldugunu, kiraatinin gizli okunacaginin hükmünü bulabilir misin? Kur´an bize cok seyleri mübhem birakmis, sünnet onlari aciklamistir.”

    Abdullah b. Mesud (r.a.) “Allah´in, yaradilis seklini degistirenlere lanet ettigini” haber verirken bir kadin “bunlar Kur´anda var mi?” diye sorar. Abdullah b. Mesud söyle der: “Var tabii, sen su ayeti okumuyormusun”: “Rasulullah size neyi emrederse onu yerine getiriniz, neyi yasaklarsa ondan kacininiz” (el-Hasr, 59/7; Abdullah b. Zeyd, Sunnetu´r-Resul Sakikatu´l-Kur´an, s. 54).

    Hz. Peygamber sünnetine uyulmasini emrettigi gibi, kendi ashabina da uyulmasini emir buyurmustur. Ashaba uyuldugu takdirde, insanlari dogru yola götüren gökteki yildizlara benzetilmistir. “Icinizde benden sonra yasanlar bircok ayriliklara sahid olacaktir. Size sünnetimi, hidayete erdirilmis, dogru yolu bulmus halifelerinin sünnetini (yolunu) tavsiye ederim. Ona simsiki sarilin, adeta dislerinizle tutun, sonradan cikacak seylerden sakinin. Cünkü her uydurma, bid´at; her bid´at sapikliktir” (Ebu Davud, Sunne, 5).

    Kur´an-i Kerim´de de sahabiler hakkinda söyle buyurulur: “Ilk iman eden, en ön safta bulunan muhacirlerle ensar ve onlara iyilikle tabi olanlardan, Allah razi oldu. Onlar da Allah´dan razi oldular. Allah onlar icin ebedi kalacaklari, altinda irmaklar akan cennetler hazirlamistir. İste büyük kurtulus budur” (et-Tevbe, 9/100). Allah´in sahabeleri, övmesi, sonradan gelen ümmetin onlara tabi olmasini, övülmek icin onlara uyun, onlar gibi olun, manasini zimnen ifade eder. Sahabelerden sonra gelen Tabiin cemaatindan da iyilikle sahabelere uyanlarin; Allah Teala´nin övgüsüne dahil oldugunu görüyoruz.

    Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde bunu söyle aciklar: “Ümmetimin en hayirli dönemi- benim icinde yasadigim dönemdir. Sonra da onlarin pesinden gelenlerin dönemidir” (Buhari, Fedailu´s-Sahabe, 1). Sahabilerin Allah ve Rasulu tarafindan övülmesi, sonrakilerin de onlarin yoluna iyilikle uymak kaydiyla bu övgüye dahil olmasi hadis-i seriflerinde uyulmasi tavsiye edilen “cemaat” in, sahabiler ve tabiin cemaati oldugunu gösteriyor.

    Hz. Peygamber (s.a.s.), “Size ashabimi (onlara tabi olmayi) tavsiye ederim, sonra onlarin pesinden gelenleri, sonra da onlarin pesinden gelenleri. Daha sonra yalan yayginlasacaktir.” Baska bir hadis-i serifte Hz. Peygamber söyle buyurmaktadir: “Allah´in rahmet eli cemaat ile beraberdir” (Tirmzi, Fiten, 7). Hz. Peygamber´in cemaati tavsiye etmesi ve firka-i naciyenin (azabdan kurtulacak kesimin) cemaat oldugunu söylemesi, cemaat´in kimlerden ibaret oldugunun belirtmesini gerektirmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Ümmetim yetmis üc firkaya ayrilacak, bunlardan bir topluluk haric hepsi cehennemliktir” buyurmustur. O toplulugun kimlerr oldugu sorulunca “Benim ve ashabimin yolunda olanlar” diye cevaplamistir. Bir rivayette “cemaat” denilmistir. Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadis-i serifinde söyle buyurur: “Ümmetim, sapiklik üzerinde bir araya gelmez. İhtilaf gördügünüz zaman size ´sevadu´l-a´zami´ (en büyük olan ve hak üzere bulunan topluluga katilmayi) tavsiye ederim” (Ibn Mace, Fiten, 8). Sevadu´l-a´zam: Sirat-i Müstekim metodunu benimseme huszsunda görüs birligi icinde bulunan topluluk olarak tefsir edilmistir (Ibnu´l-Esir, en-Nihaye, II, 419).

    Hz. Peygamber, cemaata, sevadu´l-a´zama tabi olunmasini ermetmistir. Cemaat; ilk dönemde, sahabiler; sonraki dönemlerde ise salih amel sahibi bilginlerdir. Abdullah b. Mubarek´e cemaat kimlerdir? Denilince “Ebu Bekr, Ömer (r.a.)dir” diye cevap vermis, “Onlar öldü”, delinince de yine “falan ve falandir” demistir. Onlar da öldü, delinince “iste su Ebu Hamza es-Sekkari cemaatdir” der (Tirmizi, Fiten, 7). Imam Tirmizi söyle der: Alimler, cemaati söyle tarif etmislerdir: “Ehl-i fikih, ehl-i ilm ve ehl-i hadis cemaattir” (Tirmizi, Fiten, 7). Bu anlamiyla, alimler cemaatinin sapitmasi mümkün degildir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) “Allah Teala ümmetimi sapiklik üzerine bir araya getirmez. Allah´in rahmet eli cemaatledir. Kim cemaatten ayrilirsa, cehenneme atilacaktir” (Tirmizi, Fiten, 7) diye buyurmustur.

    Sehristani´nin tarifine göre”cemaat, bir sünnet ve metod üzerinde ittifak etmis insanlar topluludur” (Sehristani, el-Milel, I, 47).

    İslam tarihinde ilk defa cemaat kelimesinin meshur olmasi, Hz. Hasan (r.a.)´in hilafeti Hz. Muaviye (r.a.)´a devretmesi yilinda olmustur. Müslümanlarin birligini temin ettigi icin bu yila “senetu´l-cemaa” (birlik yili) denilmistir. Müslümanlar Hz. Peygamber (s.a.s.) vefat ettiginde her bakimdan emniyete alinmis, düzenli bir sosyal yapiya sahiptiler. Ancak Hz. Osman´in sehid edilmesi (ö. 35/656) sonucu ortaya cikan olaylar müslümanlarin zihinlerinde bir takim yeni sorularin olusmasina yok acti. Sahabiler öldürülmüs, hilafet meselesi gündeme gelmisti. Öldürülen müslümanlarin durumlarinin ne oldugu ve bu olaylarda kaderin tesiri meselesi gibi itikadi meseleler konusulur oldu.

    Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasindaki hilafet meselesi ve bunun sonucu ortaya cikan savaslardan sonra, her iki tarafin sempatizanlari arasindaki siyasi sürtüsmeler söz konusu olmaya basladi. Yahudi, Hiristiyan ve Mecusilerin müslüman olmasi ve İslam kültürüyle tanismasi sonucu, onlarin kültürlerindeki meselelere İslami nasslarin mütekabiliyet meselesi tartismalari basladi.

    Bütün bu meseleler taraflar arasinda ifrat ve tefrit nedeniyle büyük ucurumlar ortaya cikardi. Bunlara karsi sahabilerin cogunlugu mutedil bir yol takip ederek cemaatin birligini muhafaza etmeye, siyasi meselelerde asiri taraf olmamaya calistilar. Bu zümrenin ilk mümessilleri olarak, Abdullah b. Ömer (r.a.) (74/693); Ibrahim en-Nehai 96/714); Hasanu´l-Basri (110/728) ve İmam-i Azam ebu Hanife (150/767) sayilabilir. Ortaya cikan firkalar hakkinda görüs beyan ederek bu meseleler hakkinda ilk defa merkezi zümrenin fikirlerinin temsilciligini yapan Hasanu´l-Basri´dir. Onun ehl-i sünnetin fikri ve itikadi esaslarinin tezahüründe önemli bir yeri vardir. Devrinin siyasi ve itikadi meseleleri hakkinda muayyen görüsler ileri sürmüstür. Emevi idarecilerini tenkid etmis, zalim idareciye her konuda itaat edilmeyecegini savunmus ve “Allah´a karsi bir günah söz konusu olunca, mahluka itaat gerekmez” (bk. Buhari, Ahad, 1; Muslim, Imare, 39; Ebu Davud, Cihad, 40, 87; Nesai, Bia, 34; Ibn Mace, Cihad, 40; Ahmed b. Hanbel, Musned, I, 94, 409). Hadisine dayanarak Allah´a karsi gelmeyi gerektirecek bir istekte bulundugu takdirde, idareciye itaat mecburiyetinin olmayacagini acikca ifade etmistir (Mes´udi, Murucuz- Zeheb, III, 201).

    Hasanu´l-Basri, iktidar mevkiinde bulunanlarin uyarilmasinin, ve onlarin cehennem azabiyla korkutulmasinin, müslüman bilginlerin görevi oldugunu belirtmistir. Ancak kilicla karsi cikilmasini kabul etmemis, söyle demistir: Eger zikrettiginiz meseleler Allah´in azabini gerektiriyorsa insanlar, kiliclariyla Allah´in cezasini döndüremezler. Eger onlar bir gaile ise, Allah´in hükmünü sabirla beklemelidirler.

    Hasanu´l-Basri Siyasi otoriteyi elinde tutanlarin zalim olabilecegi hususunu kabul ederek, Peygamber (s.a.s.)´in fitne aninda alimlere uyulmasini tavsiye etmesini dikkat alip “Sizden olan ulu´l-Emre itaat edin” (en-Nisa, 4/59) ayet-i kerimesinde gecen Ulu´l-Emr´i alimler, fakihler diye tefsir etmistir.

    Sonraki dönemlerde İslam ümmetinin manevi dinamigini alimler, İslam hukukculari belirlemis, insanlar onlarin cevresinde toplanmistir (Ibn Kesir, Tefsiru´l-Kur´an´il-Azim, II, 303).
    Büyük günah (Kebair) isleyenlerin akibeti ve kader meselesinde bazi yeni görüsler ileri üren, Vasil b. Ata´yi meclisinden “kovmus”, haricilerin büyük günah islediler iddiasiyla bazi sahabileri tekfir etmesini, bir nifak alameti saymis ve Gulat-i Sia´yi (hulefa-i rasidinne söven asiri grup) reddetmistir.

    Sahabelerin fitne cikmadan önceki haline uyan, fitneler ciktiktan sonra da, sahabilerin cogunllugunun tutumunu benimseyen topluluk, kendilerini diger bid´at firkalardan ayirmak icin, ehlul´hakk, “ehlu´s-sunne ve´l-İstikame, ehlu´l-hadis, ehlu´l-cemaa, ehlu´l-hadis ve´s-sunne ve ehlu´s-sunne ve´l- cemaa isimlerini kullanmislardir. Ehlu´s-Sunne terimini ilk kullanan, Muhammed b. Sirin (ö. 110/728) “ehlu´l-hakk ve´l-cema´a” terimini ise, ilk defa kullanan Ebu´l-Leys es-Semerkandi (ö. 373/898)´dir.

    Bid´atcilar hakkinda ki bu genel hükümlerin aciklanmasindan sonra; ilk bid´at firkalarinin ortaya cikisini ele alabiliriz: İlk cikislari Hz. Ali (r.a.)´in hilafeti dönemindedir.

    İmam Tahavi, ehl-i sünnet yolunu söyle özetlemektedir: Bu din, ifratla tefritin ortasi, tesbihle ta´tilin ortasi, cebr ile kaderciligin ortasi, ümitsizlikle asiri güvenin ortasi, korku ile ümidin ortasi bir yoldur. İste dinimiz, zahiren ve batinen budur. Tefrika görüslerden, merdud mezheblerden, müsebbihe, mutezile, cehmiyye, cebriyye, kaderiyye v.s. Gibi ehl-i sünnet ve´l-cemaat´e muhalefet eden, dalalete sapan mezheblerin görüsleri ehl-i sünnet alimlerince incelenmis ve delillere dayanan ikna edici cevaplar verilmistir (Tahavi, Serhu Akideti´t-Tahaviyye, 586-588).

    Ehl-i sünnet akidesi, kitab ve sünnete dayanir. Alimler, bunu ilmi kelam ve ilmi tevhid yoluyla tedvin etmislerdir. “el-Fikhu´l-Ekber” adli özlü metninde bu akideyi derli toplu ve hulasa olarak ortaya koyan İmam-i Azam Ebu Hanife´dir. Bu metinden ehl-i sünnetin genel prensiplerni ana hatlariyla söylece özetleyebiliriz:

    Kainat, vehim ve hayaldan ibaret degildir. Onun bir özvarligi ve hakikati mevcuttur. İnsan, bu kainati tanimaya, ayrica bilgi edinmeye muktedirdir. Kainat, bütün ayrintilariyla birlikte yaratilmistir. Onun mutlaka tek olan bir yaraticisi (Allah) vardir.

    Allah Teala, kemal sifatlariyla mutassif, noksan sifatlardan münezzehtir. Onu (zatini) akil idrak edemez.

    O´na zitlik ve benzerlik isnad edilemez. Mekandan münezzehtir. Ondan baskasi, gercek manada rizik, sifa, hayat, ölüm ve benzeri seyler veremez.

    O, hicbir yere hulul etmez. Zati ve sifatlari ezelidir. Cevher, araz, cisim diye düsünülemez.

    Allah´i cennette görmek haktir. Allah yaptiklarindan sorumlu degildir, diledigini yapar, hikmet sahibidir.

    Kullarina zulmetmez. Hüküm sadece O´nundur. Hayir ve ser, O´nun yaratmasiyla olur. Melekleri vardir. Cinler ve seytanlar, O´nun yaratiklaridir.

    Öldükten sonra dirilmek, hesab, ceza, sirat, mizan, havz, kevser haktir. Cehennem ve cennet yaratilmistir ve halen mevcuttur.

    Kur´an-i Kerim, Allah kelami olup, mushaflarda yazili, gönüllerde saklidir. Onu okuyusunuz ve yazimiz mahluk, kendisi ise mahluk degildir.

    Allah, Hz. Adem´in soyunu onun sülbünden cikardi, ona akil verdi, ona vahyetti, imani emredip, küfürden sakindirdi. Ruhlar aleminde bütün kullar, onun Rab oldugunu “Bela” cevabi ile ikrar etiler (bk. El-Araf, 7/172). Hepsi mü´min oldu ve bu fitrat üzere dogdular. Bundan sonra kafir olan fitratini bozmus, iman eden ise fitratini korumus, ikrarini sürdürmüs oldu.

    Allah, yarattiklarindan hic birini iman veya küfre zorlamadi. Kulun hareket ve sükünet halindeki tüm fiilerinin yaraticisi ise Allah´dir.

    Peygamberler masumdur, ismet sifati ile mutassiftirlar. Onlarin disinda kimse masum (günahsiz) degildir. Peygamberlerden ancak ´zelle´denilen kücük sürcmeler sadir olabilir.

    Hz. Muhammed (s.a.s.), Allah´in kulu ve son Peygamberidir. Ondan sonra ne bir nebi, ne de bir Rasul gelmeyecektir. O, Allah´in Habibi ve en son Peygamberi “Hatemu´l-Enbiya” dir. Bütün peygamberlerin mucizeleri haktir.

    Nebilerden sonra insanlarin en hayirlisi Hz. Ebu Bekir´dir. Sonra Ömer el-Faruk, sonra Osman Zinnureyn, sonra da Ali el-Murtaza´dir. Sahabelerin hepsi uduldur. Yani adaletli kabul edilir. Evliyadan daha faziletlidirler. Asere-i Mubesere (cennetle müjdelenen on kisi) cennetliktir. Mirac ve keramet haktir.

    Büyük günah isleyen birisi bile olsa Ehl-i kible´den hic kimse tekfir edilemez. Ona ancak, fasik denilebilir. Büyük günahi isleyen cehennemde ebediyyen kalmayacaktir. Allah dilerse, günahkar kulunu affeder, dilerse günahlari karsiligi kadar cehennemde azab eder.

    İslami yönetimin hakim oldugu bir toplumda acikca küfrü görülmemis, zahiren müslüman bilinen herkesin cenaze namazi kilinir.

    Mü´min her imamin (ister fazil, ister facir olsun) arkadasinda namaza durulabilir. Mestler üzerine mestetmek caizdir.

    Kabir azabi haktir. Ölüler, dirilerin dualarindan, sadaka ve haclarindan faydalanirlar.

    Günahkarlar icin Hz. Peygamberin sefaati haktir.

    İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir. İman artmaz ve eksilmez, sek ve süphe götürmez.

    Ehl-i Sünnet Akidesini

    İslam aleminde yasayan müslümanlarin büyük cogunlugu ehl-i sünnettir. Bu sebeble, müslümanlarin inandigi iman esaslari ile kitab ve sünnete dayanan ehl-i sünnet akidesi ve itikadi meseleler, kitab ve sünnette zikredilen nakli deliller ve gerektikce onlari güclendiren akli delillere dayanir.

    Ebu Hanife, İmam Es´ari, İmam Maturidi ve İmam Gazali (Allah onlardan razi olsun) gibi ehl-i sünnet alimlerinin elimizde bulunan kitablari ile, diger ehl-i sünnet, alimlerinin yazdiklari ve asirlar boyunca müslümanlara kaynak olan meshur eserlerinden faydanilarak, ehl-i sünnetin genellikle ittifak ettigi en önemli ortak inanclari ana hatlariyla söyle aciklayabiliriz. Bk Samil İ.A)(Samil Islam Ansiklopedisi Ct.2. Sf.67-69.72/Heyet).
    Konu ALI25 tarafından (02-02-2017 Saat 06:12 PM ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Hangi Ehli Sünnet
    By Karani in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10-17-2012, 02:18 PM
  2. Hayırlı Bir Teşebbüs Ehli Sünnet
    By Karani in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08-05-2011, 11:32 AM
  3. Ehli sünnet olmak ve Ehli sünnet itikadı hakkında sesli anlatım - sesli sohbet dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-18-2011, 03:20 PM
  4. Ehli sünnet, günümüze ne söyler
    By UHUD in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-15-2010, 01:53 PM
  5. Ehli Bid'at, Ehli Sünnet
    By cann in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-15-2010, 01:04 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379