+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
Like Tree2Beğeniler
  • 1 Post By ALI25
  • 1 Post By ALI25

Fikih Kurallari

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Sizin Yazdıklarınız Forumunda Bulunan  Fikih Kurallari Konusunu Görüntülemektesiniz.=>(1): (Bir isden maksad ne ise hükm ana göredir.) <Yani: bir is üzerine terettüb edecek hükm, ol isden maksad ne ise ona göre olur.> (2): (Ukudda itibar; makasid ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye degildir.) < Binaenaleyh bey bilvefada rehn hükmü cereyan eder.> (3): (Sekk ile yakin zail olmaz.) Yani: sübütü ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı ALI25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2015
    Yer
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    50
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Fikih Kurallari

    (1): (Bir isden maksad ne ise hükm ana göredir.)
    <Yani: bir is üzerine terettüb edecek hükm, ol isden maksad ne ise ona göre olur.>

    (2): (Ukudda itibar; makasid ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye degildir.)
    <Binaenaleyh bey bilvefada rehn hükmü cereyan eder.>

    (3): (Sekk ile yakin zail olmaz.)
    Yani: sübütü yakinen bilinen bir seyin zevaline hüm edilemez. Mesela: bir kimse, <filan sahsa zannimca su kadar kurus borcum vardir> dese bununla borc sabit olmaz.

    (4): (Bir seyin bulundugu hal üzere kalmasi asldir.)
    Bu, bir istishab meselesidir ki, ademi maznun olmiyan muhakkak bir emrin bakasile hükm etmekten ibarettir. Mesela: Medyün, borcunu ödedigini iddia ettigi halde dayin, <henüz ödemedin> diye inkar eylese söz maal´yemin dayinin olur. Cünkü borc istishab tarikile sabittir.

    (5): (Kadim kidemi üzere terk edilir.)
    Yani: mesru surette kadim olan sey, hilafina hüccet kaim olmadikca hüsni zanna binaen hali üzere birakilir.

    (6): (Zarar kadim olmaz.)
    Yani: gayri mesru surette yapilmis seylerin kidemine itibar olunmaz, zarari mucib oldugu surette izale edilir.

    (7): (Beraeti zimmet asldir.)
    <Binaenaleyh bir kimse birinin malini telef edip de mikdarinda ihtilaf etseler söz mütlifin olup mal sahibi iddia ettigi ziyadeyi isbata muhtac olur.>

    (8): (Sifati arizada asl olan ademdir.)
    Sifatlar, iki kisimlar. Biri sifati asliyyedir ki, mevsufun vücudile mevcut olan vasiflardir: sihhat, selamet, hayat, bekaret gibi. Bu kisimda asl olan vücuttur. Mesela: salim olmak üzere satilan bir hayvanin sihhatinde ihtilah olunsa söz maalyemin saticinin olup müsteri isbata muhtac olur.

    (9): (Bir zamanda sabit olan seyin hilafina delil olmadikca bekasile hükm olunur.)
    <Binaenaleyh bir zamanda bir sey bir kimsenin mülkü oldugu sabit olsa – hilafina delil bulunmadikca, yani bey ve hibe gibi – mülkiyeti izale eden bir hal olmadikca mülkiyetin –filhal – bekasile hükm olunur.

    (10): (Bir emri hadisin akrebi evkatina izafeti asldir.)
    <Yani: hadis olan bir isin sebeb ve zamani vukuunda ihtilaf olunsa zamani baide nisbeti ispat olunmadikca hale akreb olan zamana nisbet olunur.>

    (11): (Kelamda asl olan, manayi hakikattir.)
    Binaenaleyh hakikat teazzur etmedikce mecaza gidilemez. Mesela: bir kimse <bu hane Zeyd´indir> dese bu sözünün manayi hakkisine nazaran o haneye Zeydin malikiyyetini ikrar etmis olur. Artik maksadim o hane Zeydin meskeni oldugunu ifade idi, diyemez.

    (12): (Tasrih mukabilinde delalete itibar yoktur.)
    Yani: delalet ile tasrih tearuz edince tasrihe göre amel olunur. Cünkü sarahet kavi, delalet zaiftir. Fakat sarahat olmiyan yerde delalet ile amel olunur. Mesela: bir kimsenin masasi üzerindeki bardak ile su icmege delaleten ruhsat vardir.

    (13): (Mevridi nasda ictihada mesag yoktur.)
    Yani: hakkinda sarii mübinin nassi mevcud olan bir meselede artik ictihad, zaid ve o nassin hilafina hüküm batildir. Ser´an muayyen olan beyyine ve sehadet hususundaki ictihad gibi. Söyle ki: mesela: muamelatta beyyine, müddei icindir. Yemin de mümkir üzerinedir. Bu, ser´an mansusdur. Artik bunun hilafina ictihad olamaz.

    (14): (Ala hilafilkiyas sabit olan sey, saire makisün aleyh olamaz.)
    Yani: kiyas ve kaideye muhalif olarak kitab ile, sünnet ile veya icma ile bir sey sabit oldu mu, bu sübut kendisine inhisar eder, ona baskasi kiyas edilemez.

    (15): (Ictihad ile diger ictihad nakz olunmaz.)
    Ictihadlar, ayni derecede birer zanni delil oldugundan nassi katiye muhalif olmadikca birile digerini nakz etmek caiz olmaz. Binaenaleyh bir müctehid, baska bir müctehidin ictihadini nakz edemiyecegi gibi kendisinin evvelki ictihadini da ikinci ictihadle nakz edemez.

    (16): (Mesakkat teysiri celb eder.)
    Yani: suubet, sebebi teshil olur ve darlik vaktinde vüsat gösterilmek lazim gelir. Karz ve havale ve hacr gibi pek cok ahkami fikhiyye bu asla müteferridir. Acliktan ölecek kimsenin muharremattan hayatini kurtacak miktar yemesi, vasi nasb ve tayin edilmesinin sihhati, erkeklerin muttali olamiyacaklari hususlarda yanliz kadinlarin sahadetlerinin kabülü bu kaideye müteferridir.

    (17): (Biriszik oldukta müttesa olur.)
    <Yani: bir iste mesakkat görülünce ruhsat ve vüsat gösterilir.> Binaenaleyh borcunu edaya muktedir olmiyan bir kimse borcunu mukassatan eda etmek üzere müsaade olunur.

    (18): (Zarar ve mukabele bizzarar yoktur.)
    Yani: bidayeten zarar caiz degildir. Bilmukabele zarar da caiz olmaz. Belki bir zarar hakime müracaatla izale edilir. Mesela bir kimse, birisinin bir malini itlaf etse o da onun bir malini bilmukabele itlaf edemez. Belki zararini tazmin ettirir.

    (19): (Zarar izale olunur.)
    Yani: bir zarar, usulü dairesinde izale edilir. Bidayeten zarar ikai caiz olmadigi gibi bazi zararlarin takrir ve tesbitine meydan vermek de caiz degildir. Binaenaleyh bir zarar, kendi mislile olmayip mesru bir surette izale olunur.

    (20): (Zaruretler, memnu olan seyleri mübah kilar.)
    Yani: islenmesimen ve nehy edilmis bazi seyler vardir ki, bunlari yapmak, zaruret halinde mübah hükmünde olur, bundan dolayi yapan muahaza edilmez. Muteber bir ikraha mebni baskasinin malini itlaf veya acliktan helak havfindan dolayi baskasinin taamini rizasi olmasizin yemek gibi.

    (21): (Zaruretler, kendi miktarlarinca takdir olunurlar.)
    Mesela: acliktan helak olacak bir kimse, baskasinin malindan – izni olmadigi takdirde – ancak helakini def edecek kadar alip yemege mezun ve bunu bilahara tazmine mecburdur, fazlasini alamaz.

    (22): (Bir özür icin caiz olan sey, ol özrün zevalile batil olur.)
    Mesela: su bulunmazsa teyemmüm ile iktifa olunur. Fakat su bulunarak bu zaruret zail olunca teyemmüm kifayet etmez.

    (23): (Mani zail oldukda memnu avdet eder.)
    Yani: esasen caiz ve mesru olan bir sey, ariz olan bir maniden dolayi cevazdan mahrum kalsa bilahare o maniin zevalile yine caiz ve mesru olur.

    (24): (Bir zarar kendi mislile izale olunamaz.)
    Mesela: bir carsida ticaret veya sanat ile istigal edenler, <bizim karimiza noksan ariz olur> diye baskalarini bu carsida ticaret veya sanatte bulunmaktan men edemezler. Kezalik: aclik veya susuzluktan helak olacak halde bulunan bir kimse, ayni vaziyette bulunan bir sahsin helakini defe kafi olacak taamini veya suyunu elinden alamaz.

    (25): (Zarari ammi def icin zarari has ihtiyar olunur.)
    <Tabibi cahili men etmek, bu asldan teferru eder.>

    (26): (Zarari esed, zarari ehaf ile izale olunur.)
    Mesela: bir kimse, baskasinin agacini gasb ederek yaptirdigi binanin bir tarafina idhal etmis olsa bakilir: eger binanin kiymeti, bu agacin kiymetinden ziyade ise agacin kiymeti sahibine verilir, yoksa binayi yikarak daha büyük bir zarara meydan verilmesi cihetine gidilmez. Bir kimsenin hayvani baskasinin kiymetli bir tasini, mesela incisini yutsa bakilir: eger inci hayvandan kiymetli ise inci sahibi, o hayvanin kiymetini verip ona temellük eder. Bilakis hayvanin kiymeti ziyade ise sahibi incinin kiymetini sahibine verir, hayvani kesilmesi cihetine gidilmez.

    (27): (Iki fesad tearuz ettikte ehaffi irtikab olunur.)
    Mesela: etrafa sirayet etmesin diye harik mahalline bitisik evler hedm edilir. Kezalik: batmaya yüz tutmus bir geminin hamulesinden bir takimi denize atilir. Fakat tearuz eden iki fesad, mütesavi olunca mübtela olan, hangisini dilerse ihtiyar eder. Mesela: deniz icinde tutusup söndürülmesi kabil olmiyan bir gemide bulunan kimse; gemide dururse yanacagi, denize atilirsa bogulacagi muhakkak olsa, Imami Azama göre muhtardir, dilerse gemide durur, dilerse kendisini denize atar.

    (28): (Ehveni serreyn ihtiyar olunur.)
    Yani: bir kimse, iki serden birini iltizam mecburiyetinde kalsa bunlardan binnisbe hafif olani ihtiyar eder. Cünkü zaruret bununla bertaraf olur. Büsbütün inkar edilen bir hakkin bir kismini iskat ile diger bir kismini kurtarmak bu kabildendir. Yani: iki ser ihtilaf edince ehveni ihtiyar olunur. Cünkü zaruret bulunmadikca harama mübaseret olunamaz. Ziyade hakkinda ise zaruret yoktur.

    (29): (Def´i mefasid, celbi menafiden evladir.)
    Cünkü ser´i serifin menhiyyata itinasi, memurata olan itinasindan daha ziyadedir. Mesela: abdestte istinsak ve mazmaza sünnet olmakla beraber orucluya mekruhtur. Zira orucu sakatlamak meselesi, sünnet meselesinden daha büyüktür.

    (30): (Zarar bikaderilimkan def olunur.)
    Mesela: gasb edilmis bir mal, müstehlek olunca mislile veya kiymetile tazmin ettirilir. Kezalik: müstecir, mecuru tahrib eder de men´i kabil bulunmazsa hakimin hükmile icare fesh edilir.

    (31): (Hacet; umumi olsun hususi olsun zaruret menzilesine tenzil olunur.)
    <Bey bilvefanin tecvizi bu kabildendir ki, Buhara ahalisinde borc tekessür ettikce görülen ihtiyac üzerine bu muamele, mer´iyyülicra olmustur.> Cünkü vefa yolile sazis, bir nevi riba kabilinden olmakla esasen memnu olmak iktiza ederken zarurete binaen tecviz edilmistir. Zaruret ile hacet, bazi fukahaya göre birdir. Bazilarina göre ise bir degildir, aralarinda fark vardir.

    (32): (Iztirar, gayrin hakkini ibtal etmez.)
    <Binaenaleyh bir adam ac kalip da birinin ekmegini yese badehu kiymetini vermesi lazim gelir.>
    Iztirar, memnu olan seyi islemek mecburiyetidir. İki kisma ayrilir: biri, dahili bir sebepten neset eden iztirardir ki, buna <iztirari semavi> de denir. Aclik gibi. Digeri, harici bir sebebden neset eden iztirardir ki buna da <iztirari gayri semavi> denilir. Mülci ve gayri mülci ihrah gibi. İste böyle bir iztirar ile yapilan sey, baskalarinin haklarini iskat edemiyecegi cihetle zamani mucib olur.

    (33): (Almasi memnu olan seyin vermesi dahi memnudur.)
    Binaenaleyh rüsvet almak memnu oldugundan vermersi de memnudur. Kezalik: kahinlerin, falcilarin nasdan para almalari haram oldugu gibi nasin bunlara para vermeleri de haramdir. Ancak zaruret halleri müstesnasir. Mesela: yol kesicilere rüsvet vermedikce nefsi kurtarmak kabil olmasa bunlara rüsvet vermek caiz olur.

    (34): (Islenmesi memnu olan seyin istenmesi dahi memnu olur.)
    Binaenaleyh zulm etmek, rüsvet almak, yalan yere sahadette bulunmak memnu oldugu gibi baska bir sahsin bir kimseye zulm etmesini, veya rüsvet almasini veyahut yalan yere sahadette bulunmasini istemek de mermnudur, haramdir.

    (35): (Adet muhakkemdir.)
    Yani: hükmi ser´iyi ispat icin örf ve adet hakem kilinir. Gerek am olsun ve gerek has olsun. Adetler, hakkinda nas varid olmayan cüz´i vakalarda, hadiselerde medari hükmdir, yoksa nassa müstenid olan seyler hakkinda adet ile hükm olunamaz. Nas ile adet tearuz edince nas tercih olunur.

    (36): (Nasin istimali bir hüccettir ki, aninla amel vacib olur.)
    Yani: nasin ser´a ve nassi fukahaya muhalif olmiyan istimal bir hüccettir. Bu istimal adet ve teamül denir. (35) inci kaide ile mealen müddehittir. Mütearef olan yerlerde müddet beyan olunsun olunmasin istisnain elvazi, bu kaideye müteferridir. Mesela: bir kimse, bir kunduraciya ayagini göstererek su nevi sahtiyandan su kadar kurusa bana bir cift kundura yap deyip o da kabul etse istisna yolile bir bey, münakid olur.

    (37): (Adeten mümteni olan sey, hakikaten mümteni gibidir.)
    Imtina, adi veya hakiki olur. İmtinai adi, bir seyin vücudü, adete nazaran mümkün bulunmamaktadir. İmtinai hakiki ise bir seyin ademi aklen zaruri olmaktir. Ser´i hükümlerde adeten mümteni olan bir sey, hakikaten mümteni gibidir. Binaenaleyh bir kimse, bir sahsa bir hakki ikrar etse bu ikrarile ilzam olunur. Kezalik: bir kimse, kendisinden yasca daha büyük olan bir sahsa nesebini iddia ederek bu benim oglumdur dese davasi dinlenemez. Cünkü bu, hakikaten mümtenidir.

    (38): (Ezmanin tagayyürile ahkamin tagayyürü inkar olunamaz.)
    Yani: nas ile sabit olmiyan ve ahkami külliyeden bulunmayan bir kisim cüz´i hükümler, zamanin degismesile degisebilir, yoksa kat´i naslar ile sabit olan veya zulm ve i´tisaf gibi memnuniyeti ahkami umumiyeden bulunan seylerde zamanin tagayyürü müessir olamaz.

    (39): (Adetin delaletile manayi hakiki terk olunur.)
    Bir söz söylenince hakiki manasina haml olunur. Fakat manayi hakiki, aklen veya ser´an adeten metrük, mehcur olursa – kelamin imali ihmalindemn evladir, esasina mebni – manayi mecaziye gidilir. Mesela: su agactan yemem sözü, onun meyvasina haml olunur. Cünkü burada hakikat, aklen mehcurdur. Kezalik: <Ayagimi filan sahsin evine basmam> sözü, oraya girmege haml edilir. Zira bu sözde manayi hakiki adetin delaletile metrükdür.

    (40): (Adet, ancak muttarid veyahut galib oldukta muteber olur.)
    Adetin teessüsü icin muttarid veya galib olmasi sarttir ve bir adete hüküm bina edilebilmesi icin hakkinda hüküm verilecek hadise, adetin cereyan zamanina musadif bulunmalidir. Yoksa muahharan hadis olan bir örf ve adet, bunun hudusundan evvelki vak´alar hakkinda hükme medar olamaz. Mesela: tayin edilmeksizin su kadar lira mukabilinde bir mal satin alinca beldede o sirada muttariden tedavül veya tedavülü digerlerine nazaran galib bulunan lira hangisi ise onu vermek lazim gelir.

    (41): (Itibar, galibi sayia olup nadire degildir.)
    Nadire itibar olunmaz. Cünkü nadir, maglübdur, maglüp ise galibe tabi olacagindan ona ayrica hüküm verilmez. Mesela: on bes yasini ikmal edenler, balig sayilirlar. Cünkü bu yasda bülüg, galibdir. Kezalik: Doksan yasini ikmal eden bir mefkudun mevtile hükm olunur. Zira bu yasdan galib olan, vefattir.

    (42): (Örfen maruf olan sey, sart kilinmis gibidir.)
    Mesela: bir kimse, bir hana nüzul veya hamama dühul etse veya delala bir mal satarsa ücret vermesi lazim gelir. Her ne kadar ücret mukavele edilmemis ise de bunun verilmesi, maruf bulunmustur. Su kadar var ki, örfen maruf olan seyin muhalifi zikr ve tasrih edilerek mukavele yapilirsa artik örfe itibar olunmaz.

    (43): (Beynettüccar maruf olan sey, beyinlerinde mesrut gibidir.)
    Bu kaide, yukaridaki kaideye dahil ise de ticaretin ehemmiyetine binaen ayrica tasrih edilmistir. Bu kaideye mebnidir ki: tacirler, birbirile alis veris ettikte aralarinda örf ve adet olan seyi sarahaten söylemeyeseler bile söylemis gibi olurlar. Mesela: pesin veya veresiye lakirdisi olmaksizin tacirin biri baska bir tacirden bir mal satin alsa parasini pesin vermek lazim gelir.

    (44): (Örf ile tayin, nas ile tayin gibidir.)
    Mesela: bir beldede bir kimse, birisine: <Bana süt al, veya bana et al> dese orada maruf olan süte ve ete haml olunur. Bilahare benim maksadim su süt veya su et idi diyemez.

    (45): (Mani ve muktezi tearuz ettikte mani takdim olunur.)
    <Binaenaleyh ala zalik bir adam borclusu yerinde merhum olan malini ahara satasmaz.> Her ne kadar o mal, rahinin oldugundan bey´in nefazini muktezi ise de o mala mürtehinin hakki teallük etmekle nefaze mani bulunmus, bu cihetle maniiyet ciheti, tercih olunmustur. Kezalik: bir hakim, kendi evladile ecnebi bir kimse lehine bir hususda hükm etse, kendi evladi hakkinda hükmü caiz olmadigindan o ecnebi hakkinda da caiz olmaz.

    (46): (Vücudde bir seye tabi olan, hükümde dahi ana tabi olur.)
    <Binaen ala zalik bir gebe hayvan satildikta karnindaki yavrusu dahi tebean satilmis olur.>

    (47): (Tabi olan seye ayrica hükm verilmez.)
    <Mesela: bir hayvanin karnindaki yavrusu ayrica satilamaz)

    (48): (Bir seye malik olan kimse, ol seyin zaruriyyatindan olan seye dahi malik olur.)
    <Mesela bir haneyi satin alan kimse, ana musil olan tarika dahi malik olur. Kezalik: bir kilit veya Makine alan kimse satin alinirken söylemese bile onun anahtarina da malik olur.

    (49): (Asl sakit oldukta feri dahi sakit olur.)
    Binaenaleyh aslin beraeti, kefilin de beraetini mucib olur. Fakat fer´in sukutu, aslin sukutunu müstelzim olmaz. Bu cihetledir ki, kefilin ibra edilmesi, aslin da ibra edilmesini iktiza etmez. Bu kaidenin bazi müstesnalari vardir. Ezcümle: Asil, kablelkefale borcu ödemis olduguna beyyine ikame etse kendisi borcdan beri olur. Fakat kefil yine muahaza olunur, yani: mekfulün bih olan borc kefilden alinabilir.
    Konu ALI25 tarafından (02-02-2017 Saat 07:12 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Gönüllü Paylaşımcı ALI25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2015
    Yer
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    50
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Cevap: Fikih Kurallari

    (50): (Asl sabit olmadigi halde fer´i sabit oldugu vardir.)
    Mesela: bir kimse, <filanin filana su kadar kurus deyni vardir, ben dahi ona kefilim> dese ve asilin inkari üzerine dain iddia etse meblagi mezburu kefilin vermesi lazim gelir.> Meger ki bu kefalet, asilin emrine müstenid bulunsun. O takdirde bu emir, sabit olunca asl da bu borc ile muahaza olunur. Bu kaide (49) uncu kaidenin bir tetümmesidir. Yani: fer´i sukutta asla tabi ise de sübutta daima asla tabi degildir.

    (51): (Sakit olan sey, avdet etmez. Yani: giden geri gelmez.)
    Bianenaleyh bir kimse, kabili iskat bir hakkini iskat etse artik o hakki dava edemez. Mesela: bir kimse, alacagini borclusuna bagislasa ondan geri dönemez. Kezalik: bir kimse, sattigi malin semeinini kabz etmeden o mali müsteriye rizasile teslim etse hakki habsini iskat etmis olacagi cihetle mebii geri alamaz.

    (52): (Bir sey batil oldukta anin zimnindaki sey dahi batil olur.)
    Mesela: iki hasim, bir musaleha zimninda biri birini ibra ettikten sonra musalehanin butlani tahakkuk etse ibra dahi batil olur. Kezalik: bir kimse, bir malini satip semenini kabz ve müsteri ile biri birini ibra ettikten sonra o mal bilistihak zabt olunsa ibranin tesiri kalmayip müsteri vermis oldugu semeri geri alabilir. Kezalik: bir kimse, bir sahsa: <kanimi sana su kadar kurusa sattim, beni öldür> deyip o sahis da bu vechile o kimseyi öldürse hakkinda kisas lazim gelir. Cünkü bu satis batil oldugundan bunun zimnindaki izin de batildir.

    (53): (Aslin ibkasi kabil olmadigi halde bedeli ifa olunur.)
    Mesela: magsub mali aynen red lazimdir. Fakat bu mal, mevcut olmazsa bedelini vermek icab eder. Kezalik: hicri bir ayin basinda akd edilen aylik muamelede hilale itibar olunur. Fakat ay esnasinda böyle bir muamele yapilirsa aslin ifasi kabil olmiyacagindan o ay, otuz gün itibar olunur. Bu otuz gün, o aya debel sayilir.

    (54): (Bizzat tecviz olunmiyan sey, bitteba tecviz olunabilir.)
    Mesela: müsteri mebi´i kabz icin bayii tevkif etse caiz olmaz, Amma istira eyledigi zahireyi ölcüp koymak icin bayie cuvali verip o dahi zahireyi cuvala vaz edicek zimnen ve tebean kabz bulunur. Bu kaidenin de müstesnalari vardir. Ezcümle: bir kimse, istikraz suretile olan bir borca müeccelen kefil olsa bu borc, kefil hakkinda müeccel olur. Fakat bu kefile tebean asl borclu hakinda müeccel olmaz. Bu borcu te´cil, asl hakkinda bizzat caiz degil iken bu meselede tebean caiz olur> denilemez.

    (55): (Ibtidaen tecviz olunmiyan sey, bakaen tecviz olunabilir.)
    Mesela: taksimi kabil olan bir maldaki hisse sayiayi hibe etsek sahih degildir. Emma bir mevhüb malin bir hissei sayiasina bir müstahik cikip da zapt etse hibe batil olmayip hissei bakiye mevhubün lehin mali olur. Kezalik: iki cocugun sahadetlerile akdi nikak, sahih degil iken bunlar balig olduktan sonra sahadet etseler sahih olur.

    (56): (Baka, ibtidadan esheldir.)
    Yani: bir seyin devam ve bekasi, ilk defa husulünden kolaydir. Bu kaide, evvelki kaidenin delili mesabesindedir. Mesela: hissei sayiayi hibe etmek meselesi, bu kaide üzerine de teferru eder.

    (57): (Teberru, ancak kabz ile tamam olur.)
    <Mesela: bir adam birine bir sey hibe etse kablelkabz hibe tamam olmaz.> Cünkü böyle bir teberru, kablelkabz tamam olsa müteberria teberru etmedigi bir seyi = o seyin teslimini de ilzam eylemek lazim gelir. Bu ise caiz degildir. Bu maddenin bir müstesnasi vardir. Söyle ki: bir kimse sagir evladina bir sey hibe etse evladi kabz etmedigi halde hibe sahih olur. Cünkü babasi velayeti hasebile onun namina kabz etmis olur.

    (58): (Raiyye, yani tebea üzerine tasarruf maslahata menuttur.)
    Mesela: hakimin eytam ve evkaf mallarinda tasarrufu maslahata menut oldugundan bu mallardan bir sey bir kimseye hibe edemez. Kezalik: veliyyülemrin emrile ledelhace birinin mülkü kiymetile alinip tariki ammeye ilhak edilir.

    (59): (Velayeti hassa velayeti ammeden ekvadir.)
    <Mesela: mütevelliyi vakfin velayeti, kadinin velayetinden akvadir.> Bu cihetle vakfin mütevelli veya naziri var iken hakim vakfin malinda tasarruf edemez. Lakin mütevelli veya nazirin hiyaneti görülürse hakim bunu azl ile digerini tayin edebilir.

    (60): (Kelamin imali ihmalinden evladir.)
    <Yani: bir kelamin bir manaya hamli mümkün oldukca ihmal, yani manasi itibar olunmamalidir.> Mesela: bir vafyedeki evlad tabiri, evladi sulbiyye yok ise ahfada haml edilerek mühmel sayilmaz. Kezalik: i´mal olunan bir söz, hem te´kide hem de tesise muhtemil bulunsa tesise hamli tercih olunur. Cünkü ifade iadede evladir. Mesela: bir kimse birine bir borc ikrar edip sonra yine onun ayni bir borc bila sebep ikrar etse bu ikinci borc, birinci borctan baska sayilir. Kezalik: bir kimse zevcesine: <Sen bossun, bossun, bossun> dese bununla üc talak vaki olur. İkinci, ücüncü <bossun> sözile birinci bossun sözünü te´kid kasd etmis oldugunu söylese diyaneten tasdik olunursa da kazaen olunmaz.

    (61): (Manayi hakiki müteazzir oldukta mecaza gidilir.)
    Ser´an veya örfen mehcur, yani: gayri müstamel olan bir mana da müteazzir hükmündedir. Bu suretle teazzur, üc türlüdür: (1) Teazzüri hakikadir ki, manayi hakikiyi irade ya nefsülemr itibarile mümkün bulunmaz. Veya nefsülemr itibarile mümkün ise de mesakkatle kabil olur. Ahfada evlad denilmesi ve hurma agaci gibi bir agaca isaretle: <Su agactan yemem> denilmesi gibi. Mesela: bir kimse malini evladina vakf etse evladi bulunmamis oldugu takdirde ahfadina haml olunur.

    (62): (Bir kelamin imali mümkün olmaz ise ihmal olunur.)
    <Yani: bir kelamin, hakiki ve mecazi bir manaya hamli mümkün olmaz ise ol halde mühmel, yani manasiz birakilir.> sözü tashih icin baska seyler derc ve ilave edilemez. Cünkü bu kapi acilirsa hic bir tasarruf fasid olmaz. Hic bir söz, manasiz kalmaz. Mesela: bir varis, diger bir varise ser´an isabet eden hissei irsiyeden ziyade bir sehm ikrar etse bu ikrari manasiz, batil bir söz olmus olur. Zira bu ikrar ile o muayyen sehm artamaz.

    (63): (Mütecezzi olmiyan bir seyin bazisini uzikr etmek, küllünü zikr gibidir.)
    Binaenaleyh külliyesini zikr etmek ne gibi bir hükm ifade ederse bazisini zikr de ayni hükmü ifade eder. Mesela: bir maktulün varisi, katilin bazisini kisasdan afv etse kisas bilkülliye sakit olur. Cünkü kisas kabili tecezzi degildir.

    (64): (Mutlak itlaki üzere cari olur. Eger nassen yahud delaleten takyid delili bulunmaz ise.)
    Mesela: alelitlak bey´e vekil olan kimse, müvekkilin malini aza coga, yani: münasib gördügü beha ile satabilir. Fakat gabni fahis ile satamaz. Cünkü her ne kadar mutlak ise de gabni fahise tecavüz etmemek kaydile delaleten mukayyeddir. Kezalik: bir kimse <Benim icin bir at al parasini vereyim> dese mutlaka at almaya tevkil etmis olur. Emma <benim icin yagiz at al> dese yagiz kaydile sarahaten mukayyed olur.

    (65): (Hazirdaki vasf lagv, ve gaibdeki vasf muteberdir.)
    Mesela: bayi, meclisi beyi´de hazir olan bir kir ati satacak oldugu halde su yagiz ati su kadar bin kurusa sattim dese icabi muteber olup yagiz tabiri lagv olur. Amma meydanda olmiyan bir kir ati yagiz deyip satsa vasf muteber olmakla bey münakid olmaz.> Meger ki müsteri razi olsun, o zaman münakid olur. Meydanda olmiyan bir seye isaret mümkün olmadigi cihetle gaib hakkinda her halde tesmiye ve tavsif muteberdir.

    (66): (Sual, cevabda iade olunmus addolunur.)
    <Yani: tasdik olunan bir sualde ne denilmis ise mucib ani söylemis hükmündedir.> Mesela: bir kimse baskasina: <Senin su malini su kadar kurusa aldim> deyip o da <evet> dese aralarinda beyi, münakid olmus olur.
    (67): (Sakite bir söz isnad olunmaz, lakin ma´razi hacette süküt beyandir.)
    <Yani: süküt eden kimse, su sözü söylemis oldu, denilmez. Lakin söyliyecek yerde süküt etmesi, ikrar ve beyan ad olunur.> Mesela: bir yabanci, bir sahsin malini huzurunda füzuli olarak satmakla o sahis sükut etse o yabanciyi satisa tevkil etmis olmaz. Cünkü sakittir ve söylemek mecburiyetinde degildir. Kezalik: bir kimse bir sahsin malini itlaf ederken o sahsin bunu görüp de süküt etmesi, itlafa izin sayilmaz.

    (68): (Bir seyin umuri batinada delili, ol seyin makamina kaim olur.)
    <Yani: hakikatine ittila müteassir olan umuri batinada delili zahirisi ile hükm olunur.> Mesela: bir kimse satin aldigi bir hayvanin ayibina muttali olduktan sonra tedavisinde bulunsa veya satiliga cikarsa ayibina razi olduguna hükm olunur. Cünkü ayba riza, batini emirlerdendir. Buna delili zahirisi olan tedavi ile veya satiliga cikarmakla ittila hasil olmus olur.

    (69): (Mükatebe, muhatabe gibidir.)
    Bir taraftan kitabet de hitab makamina kaim olur. Bey, icar, kefalet, havale, vekalet, hibe, ikrar gibi tasarruflar, söz ile münakid oldugu gibi kitabet ile de münakid olur. Tüccarin mutemed olan defterlerindeki kayidlari da kitabetle ikrar kabilindendir. Bir kimsenin baskasina yazdirip imza ettigi veya mühürledigi borc senedi de mevsum, yani: resm ve adete muvafik olunca ikrari bilkitabe sayilir. Kezalik: vefat eden kimsenin terekesinden nükud ile dolu bir kese zuhur edip üzerinde <Bu kese filan zatindir, benim elimde emanettir> diye o kimsenin yazisile bir yafta bulunsa o zat, bu keseyi terikeden alir.

    (70): (Dilsizin isareti ma´hudesi, lisanile beyan gibidir.)
    İsaret, azadan bir uzv ile bir sey göstermektir. Ma´hud da erbabi yaninda malüm demektir. Dilsizin gerek basi ve gerek kasi ve gerek gözlerile olan maruf isareti, hacet ve zarurete mebni lisan ile beyan gibidir. Dilsizin kitabeti de isareti gibi makbuldür. Dilsizin isareti; bey´i icare, hibe, rehn, nikah, talak, ibra, ikrar, yemin, vasiyet hususlarinda muteberdir. Müftabih olan kavle göre kisasda da muteberdir. Hadlerde ise bilittifak muteber degildir. Dilsizin sahadeti de muteber degildir. Zira sahadetin rüknü: <Sahadet ederim> sözüdür. Dilsizde ise bu söz bulunmaz. Dilsizin isareti iki türlüdür. Biri, inkara delalet eder. Basini enine sallamak gibi. Digeri de ikrara delalet eder. Basini boyuna sallama gibi. Basi yanliz yukari kaldirmak inkara, asagiya indirmek de tasdike delalet eder.

    (71): (Tercümanin kavli her hususda kabul olunur.)
    Yani: tercümanin sözü, mütercimün anh olan kimsenin sözü gibi olarak bedeliyyet yolile degil; belki asalet yolile kabul olunur. Söyle ki: hakim, iki hasmdan birinin veya sahidlerin lisanina vakif bulunmazsa tercüman vasitasile muhakemeyi rüyet eder. Tercümanin bir sahis olmasi Imam Azam ile Imami Ebu Yusufe göre kafidir. İmami Muhammede göre iki olmasi lazimdir. Tercümanin sözü; akidlerde, yeminde ve yeminden nükülde, deyni, ve ayni kisasi, hududu ikrarda makbuldür.

    (72): (Hatasi zahir olan zanna itibar yoktur.)
    Mesela: bir kimse birine borcum vardir, diye bir sey verip badehü borcu olmadigi zahir olsa o seyi geri alabilir. Kezalik: kefil asilin edasina vakif olmiyarak borcu hala duruyor zannile verip de sonra verilmis olduguna muttali olsa verdigini istirdad edebilir. Kezalik: bir kimse, kendi mali zannile baskasinin malini idlaf etse bedelini zamin olur.

    (73): (Senede müstenid olan ihtimal ile hüccet yoktur.)
    <Mesela: bir kimse veresesinden birine su kadar kurus borcu oldugunu ikrar ettigi takdirde eger marazi mevtinde ise diger verese tasdik etmedikce bu ikrari hüccet degildir. Zira diger vereseden mal kacirmak ihtimali marazi mevte müstenittir. Amma hali sihhatinde ise ikrari muteber olur ve ol halde ihtimali mücerred, bir nevi tevehhüm oldugundan ikrarin, hücciyetine mani olmaz.> Velhasil: delilden neset eden bir ihtimal ile karsilasan bir hüccet ile amel olunamaz.

    (74): (Tevehhüme itibar yoktur.)
    Yani: delile müstenid olmiyan mücerred ihtimal, muteber degildir. Mesela: bir kimse satin aldigi bir malin baskasina ait oldugunu tevehhüm etmekle kefil vermesi icin saticiya celbr edemez. Kezalik: bir yetimin velisi, müsevvigati ser´iyyeden biri yok iken ihtimal ki yangin vukuunda yanar, diye yetimin akarini satamaz.

    (75): (Bürhan ile sabit olan sey, iyanen sabit gibidir.)
    Mesela: ikrar ile veya sahadet ile sabit olan bir borc, iyanen, yani: süphesiz, acikca görülmüs gibi sabit olur. İnkar edilen bir ikrarin sahadetle sübutü de bu kabildendir. Bu kaidedeki bürhandan maksad, sahadeti adiledir.

    (76): (Beyyine müddei icin ve yemin mümkir üzerinedir.)
    Yani: müddeinin davasini ispat edecek sahadeti, hücceti kaviyyeyi ikme etmek hakki, müddeiye aiddir. Beyyine bulunmayinca ismi akdesi ilahiye yemin etmek hakki da mümkire aittir. Mesela: hilafi zahiri iddia edenin beyyinesi, tercih olunur. Kezalik: ziyadeyi iddia edenin beyyinesi, evladir.

    (77): (Beyyine hilafi zahiri ispat icin ve yemin asli ibka icindir.)
    Mesela: müsteri, satis muamelesinin riza ile vukuunu, bayi de kerhan vukuunu iddia etse söz müsterinindir. Cünkü satisda riza asldir. Bu halde beyyine bayie tevecüh eder. Cünkü hilafi asl olan ikrahi iddia etmektedir. Akidlerde, ikrarlarda riza asldir

    (78): (Beyyine, hücceti müteaddiye ve ikrar, hücceti kasiradir.)
    Beyyinenin = sahadetin hüccet olmasi, hakimin hükmü iledir. Mesela: bir neseb, beyyine ile sabit olsa hükmü bütün insanlara sirayet eder, artik bunun hilafina dava ve sahadet dinlenemez. Fakat bir sahsin mücerred ikrarile sabit olan bir nesebin hilafina beyyine ikame edilebilir.

    (79): (Kisi ikrarile muahaza olunur.)
    Yani: ser´an sahih ve muteber olan ve hakim tarafindan tekzib olunmiyan bir ikrar, mukirrin aleyhine bir hüccettir, onunla ilzam olunur. Mesela: bir kimse, bir sahsa borcu oldugunu ikrar etse bunu ödemesi lazim gelir. Bu ikrarindan dönemez. Fakat bir kimsenin satin aldigi bir mal, bilistihkak zabt edilse o kimsenin <bu mal bayie aiddir> diye vuku bulan ikrari hükümsüz kalmis, hakimin hükmile tekzib edilmis olur. Bunun icindir ki verilen semeni bayiden geri alabilir.

    (80): (Tenakuz ile hüccet kalmaz. Lakin mütenakizin aleyhinde olan hükme halel gelmez.)
    <Mesela: sahidler, sahadetlerinden rücu ile tenakuz ettiklerinden sahadetleri hüccet olmaz. Lakin evvelki sahadetleri üzerine kadi hükm etmis ise bu hükm dahi bozulamayip mahkümün bihi sahidlerin tazmin etmesi lazim gelir.> Cünkü sahidlerin ikinci sahadetleri, yani rüculari, sidka delalette evvelki sahadetleri gibidir, bunlardan biri digerine tercih olunamaz.

    (81): (Sartin sübutu indinde ana muallak olan seyin sübutu lazim olur.)
    Mesela: Bir kimse, baskasina <Eger benim sende alacagim var ise ibra ettim> deyip de filhakika alacagi bulunsa borc filhal sakit olur. Bu kaide, sarta taliki sahih ve mesru olan hususlarda caridir. Mesela: bir kimse bir sahsa. <filan kimse aleyhime dava acarsa sen benim vekilimsin> diyip o sahis da kabul etse dava acilinca vekalet münakid olur.

    (82): (Bikaderilimkan sarta riayet olunmak lazim gelir.)
    Yani: mesru ve yapilacak muamelenin muktezasindan madut bir sarta mümkün oldugu kadar riayet olunur. Yoksa fasid veya lagv olan bir sarta riayet lazime gelmez. Mesela: bir mali semeni su kadar gün müeccel olmak üzere veya olmak sartile diye satmak bu kabildendir. Maamafih bu sart, sulbi akidde = akd esnasinda bulunmalidir. Akidden sonra dermeyan edilen bir sart, muteber degildir. Bir mali sattiktan sonra semeninin müeccel oldugunu sart kosmak gibi.

    (83): (Vadler sureti taliki iktisab ile lazim olur.)
    Mesela: sen bu mali filan adama sat eger akcesini vermez ise ben veririm dese ve mali alan akceyi vermese bu va´deden kimsenin akceyi vermesi lazim gelir.> Bu, bir muallak vaiddir. Lazim olan da budur. Bir de mücerred vaid vardir ki, lazim gelmez. Mesela: bir kimse, baskasina: <Senin borcunu öderim> dese bununla o borca kefil olmus olmaz, onu ödemesi hukukan lazim gelmez. Malümdur ki, vad: bir kimsenin bir seyi müstakbelde yapacagini beyan etmesinden ibarettir.

    (84): (Bir sey nef´i zamani mukabelesindedir.)
    <Yani: bir sey telef oldugu takdirde hasari kime aid ise anin zamaninda demek olup ol kimsenin bu vechle zamani ol sey ile intifaa mukabil olur. Mesela: hiyari ayb ile red olunan bir hayvani müsteri kullanmis olmasindan dolayi bayi ücret alamaz. Zira kablerred telef olaydi hasari müsteriye aid olacak idi.> Kezalik: bir kimse kiraladigi bir beygire binerek adeti tecavüz etmeksizim mutad olan yerden muayyen mahalle giderken, hayvan yolda düsüp telef olsa o kimseye yanliz ücret lazim gelir, zaman lazim gelmez.

    (85): (Ücret ile zaman müctemi olmaz.)
    Yani: Bir sebebden dolayi bir mahalde ücret ile tazmin cem olamaz. Mesela: bir kimse, bir sahsin öküzlerini gasb edip bir müddet cift sürmekle öküzler zaif düserek kiymetlerine halel gelse o sahsa öküzlerinin noksani kiymetini zamin olur. Ona ayrica bir ücret vermesi de lazim gelmez. Amma sebeb, muhtelif olursa zaman ile ücret bir yerde ictima eder. Mesela: bir kimseye kiraladigi hayvan ile muayyen mahalle kadar gittiginden dolayi ecri müsemmayi vermek ve muayyen mahalli tecavüz ederek hayvanin telef olmasindan dolayi de kiymetini tazmin etmek lazim gelir.

    (86): (Mazarrat, menfaat mukabelesindedir.)
    <Yani: bir seyin menfaatine nail olan, anin mazarratina mütehammil olur.> Mesela: bir mesruta vakif hanenin tamiri, orada oturacak zata aid olur. Meger ki vakfin malindan tamir edilmesi mesrut bulunsun. Kezalik: iki komsu arasinda müsterek bir duvarin yikilmasindan korkulsa her iki komsu bunu müstereken yaptirmaya mecbur olur. Cünkü menfaati her ikisine aittir.

    (87): (Külfet nimete ve nimet külfete göredir.)
    Mesela: müsterek bir mülk tamire muhtac olunca sahipleri hisselerine göre bilistirak tamir ile mükellef olurlar. Cünkü her biri hissesi nisbetinde menfaat görmektedir. Kezalik: iki kimse arasinda
    bir hayvan müsterek olup da birisi beslemnekten kacinsa digeri hakime müracaat edebilir. Bu halde hakim, kacinma <ya hisseni sat veya müstereken besle> diye cebr der. Kezalik: fakir olan bir lakitin nafakasi beytülmaldan verilir. Lakit vefat edince de terikesi beytülmala ait olur. Demek ki beytülmal, lakit icin tahammül ettigi nakafa itasi külfetine karsilik olarak onun mirasi nimetine nail oluyor.

    (88): (Bir fiilin hükmü failine muzaf kilinir ve mücbir olmadikca amirine muzaf kilinmaz.)
    Mesela: bir kimse baskasina <sen filanin malini itlaf et> diye emr, o sahis da bu emir vecihle itlaf etse zaman, bu sahsa lazim gelir, yoksa amire lazim gelmez. Cünkü baskasinin mülkünde tasarrufla emr, batildir. Fakat amir, mücbir olup ikrahi muteber ile icbarda bulunmus olursa zaman, mütlife degil, amire gelir.

    (89): (Mübasir, yani bizat fail ile mütesebbib müctemi oldukta hükm, ol fail muzaf kilinir.)
    <Mesela: birinin tariki amda kazmis oldugu kuyuya digeri, birinin hayvanini ilka ile itlaf etse o zamin olup kuyuyu hafr eden kimseye zaman lazim gelmez.> Mesela: bir kimse, resmen izin istihsal etmeksizin tariki amda bir kuyu kazip da baskasinin hayvani düserek telef olsa zamin olur. Fakat kuyu kendi mülkünde bulunursa zamin olmaz. Cünkü kendi mülkündeki tasarrufu, taaddi degildir.

    (90): (Cevazi ser´i, zamana münafi olur.)
    Mesela: bir adamin kendi mülkünde kazmis oldugu kuyuya birinin hayvani düsüp telef olsa zaman lazim gelmez. <Cünkü kendi mülkünde kuyu kazmasi caiz olmakla zamana münafi bulunmustur. Kezalik: bir vekil, veresiye sattigi malin semeni mukabilinde rehn veya kefil alabilir, bu caizdir. Binaenaleyh aldigi rehn telef ve kefil müflis olsa vekile zaman lazim gelmez. Kezalik: müsterek hanede sahiplerinden biri, digerinden izin almaksizin bir müddet ikamet edebilir.

    (91): (Mübasir, mutemmid olmasa da zamin olur.)
    Mesela: bir kimse baskasinin bir malini gerek kasden ve gerek kasd bulunmaksizin itlaf etse bedelini tazmin etmesi lazim gelir. Su kadar var ki mübasir, yani: kendi telef hadisesi arasinda baska bir ihtiyari fil haylület etmeksizin kendi filile telef husule gelen kimse, müteammid olmazsa asim olmaz. Cünkü hata hükmü; merfüdür, ma´fudur.

    (92): (Mütesebbib müteammid olmadikca zamin olmaz.)
    Mesela: bir kimsenin hayvani bir sahisdan ürküp de firar ile zayi olsa o sahsa zaman lazim gelmez. Cünkü burada mütesebbib olan o sahsin bir kasd ve teaddisi yoktur. Mesela: bir kimse baskasinin hayvanini kasden ürkütüp de firar ile zayi olmasina sebebiyet verse kiymetini ödemesi lazim gelir. Mesela: bir avci, ava tüfenk atip da sesinden birinin hayvani ürkerek firar ederken telef olsa o avciya zaman lazim gelmez. Cünkü burada onun bir kasd ve teaddisi yoktur.

    (93): (Hayvanatin kendiliginden olarak cinayet ve mazarrati hederdir.)
    Mesela: bir hayvan, sahibinin baglamaya hakki bulunan bir mahalde bagli iken kendi kendine bosanarak baskasinin bir malini itlaf etse zaman lazim gelmez. Kezalik: bir at gem almayip da rakibi basini zabt edemiyerek bir zarar etse zaman lazim gelmez. Cünkü bunda rakibin bir taksir ve teaddisi yoktur.

    (94): (Gayrin mülkünde tasarrufla emr etmek, batildir.)
    Yani: velayeti haiz olmiyan kimsenin baskasi mülkünde tasarruf edilmesi icin vukubulacak emri, batildir, kendi hakkinda zamani mucib degildir. Mesela: bir kimse, baskasina aid bir mali <denize at> diye bir sahsa emr etse o sahis da bu mali baskasina ait oldugunu bildigi halde denize atsa zaman, bu sahsa lazim gelir, yoksa o amire lazim gelmez. Fakat bir kimse, kendi malini veya velayeti altinda bulunan bir cocugun malini böyle baskasina iflaf ettirse mültife zaman lazim gelmez. Demek ki bir emrin batil olmasi icin iki sart vardir. Ademi mülk. Ademi velayet.

    (95): (Bir kimsenin mülkünde anin izni olmaksizim ahar bir kimsenin tasarruf etmesi caiz degildir.)
    Binaenaleyh bir kimse, baskasinin hanesine onun izni olmaksizin giremez. Ve baskasinin arsasini sahibinin izni olmaksizin isgal edemez. Aksi takdirde hakki tasarrufa, hürriyeti mülkiyyeye tecavüz edilmis olur. Ancak ser´an zaruret sayilacak haller müstesnadir. Öyle bir halde baskasinin mülkünde zaruret miktari tasarruf caiz olur. Bir mal hakkinda maliknin izni sarahaten oldugu gibi delaleten de olabilir. Mesela: bir coban, otardigi koyunlardan biri hastalanip yasamasindan ümit kesilince onu bogazliyabilir. Cünkü buna delaleten izin vardir.

    (96): (Bila sebebi mesru birinin malini bir kimsenin ahz eylemesi caiz olmaz.)
    Binaenaleyh bir kimse, birinin malini gasb veya sirkat veya rüsvet tarikle ahz etmis olsa zalim, gasib olup o mali sahibine red etmesi icab eder. Kezalik: bir kimse bir sahistan bir hak dava edip de bedel üzerine musaleha olduktan sonra o kimsenin o sahista böyle bir hakki oldigi zahir olsa o sahis, verdigi bu bedeli istirdat edebilir. Cünkü bu bedel, gayri mesru surette alinmistir. Baskasinin malini haksiz yere unutarak almak da red ve zamani mucibdir. Cünkü niysan, hukuki ibadda özür degildir.

    (97): (Bir seyde sebebi temellükün tebeddülü, ol seyin tebeddülü makamina kaimdir.)
    Yani: bir sey, haddi zatinda degismedigi halde o seyin sebebi temellükü dagisse o sey de degismis sayilir. Binaenaleyh bir kimse, kendisine hibe edilen bir mali baskasina satsa artik vahib, hibesinden dönemez. Velev ki o kimse bilahare o mala tekrar bir sebeble malik olsun. Cünkü sebebi mülk tebeddül etmis olur.

    (98): (Kim ki bir seyi vaktinden evvel istical eyler ise mahrumiyetle muateb olur.)
    Mesela: bir kimse, mirasa bir an evvel nail olmak icin müverrisini öldürse mirasindan mahrum kalir. Katl, gerek amd ve gerek sibih amd ve gerek hata suretile olsun, kisas veya keffareti icab eder bir mahiyette olunca mirasdan mahrumiyeti mucib olur. Kezalik: bir kimse, marazi mevtinde mirasina nail olmasin diye zevcesini rizasi olmaksizin üc talak ile tatlik etse de kadin daha iddeti icinde iken o kimse vefat eylse ona varis olur.

    (99): (Her kim ki kendi tarafindan tamam olan seyi nakz etmege say´i ederse say´i merduttur.)
    Mesela: bir kimse <filani kaffei deaviden beri kildim> veya <filanda asla hakkim yoktur> diye ibrayi am ile ibra eylese artik bi ibradan mukaddem olarak hic bir hak taleb edemez, ederse dinlenilmez. Kezalik: bir mürahik, hakimin huzurunda balig oldugunu ikrar ettikte cüssesinin mülüga tahammülü olup zahiri hal kendisini tekzib etmezse tasdik olunur. Akidleri, ikrarlari nafiz ve muteber olur. Bir müddet sonra <Ben ikrar aninda balig idim> diyerek badelikrar vaki olan tasarrufati kavliyesini fesh etmek istese ona itibar olunmaz. (Hukuki Islamiyye ve Istilahati Fikhiyye Kamusu Ct. 1.Sf. 254-290/Ömer Nasuhi Bilmen)
    Konu ALI25 tarafından (02-02-2017 Saat 07:15 PM ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Fikih ve fetva
    By DeMir in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-15-2011, 12:11 AM
  2. Usulü'l-fikih
    By muhammet in forum İslami Sözlük
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-09-2010, 05:43 PM
  3. fikih-fıkhi görüşlerdeki detaylar
    By Ottomanya in forum Fıkıh
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-07-2010, 11:11 AM
  4. Hayatin altin kurallari
    By SıLa_ in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08-05-2009, 07:44 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379