+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Hz. Aişe

 Güncel Yazılar Ve Haberler Katagorisinde ve  Sizin Yazdıklarınız Forumunda Bulunan  Hz. Aişe Konusunu Görüntülemektesiniz.=>HZ. Aİ ŞE Hz. Aise cocugu olmadigindan kiz kardesinin oglu Abdullah b. Zubeyr´e izafetle “Ummu Abdullah” lakabiyla anilmistir. Aise´nin annesi, Ummu Ruman olarak taninan Zeyneb bint Amir´dir. Hz. Aise, Peygamberimiz´e peygamberlik geldikten on yil sonra onunla nisalanmisti. O zaman on dört yasindaydi. Aise, Peygamberimiz´le nisanlanmadan önce Cubeyr b. Mut´im´le nisanlanmisti. ...

  1. #1
    Gönüllü Paylaşımcı ALI25 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2015
    Yer
    Almanya
    Yaş
    46
    Mesajlar
    50
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart Hz. Aişe

    HZ. AİŞE

    Hz. Aise cocugu olmadigindan kiz kardesinin oglu Abdullah b. Zubeyr´e izafetle “Ummu Abdullah” lakabiyla anilmistir. Aise´nin annesi, Ummu Ruman olarak taninan Zeyneb bint Amir´dir.

    Hz. Aise, Peygamberimiz´e peygamberlik geldikten on yil sonra onunla nisalanmisti. O zaman on dört yasindaydi. Aise, Peygamberimiz´le nisanlanmadan önce Cubeyr b. Mut´im´le nisanlanmisti. Hz. Hatice´nin vefatindan sonra Havle bint Hakim, Hz. Peygamber´in Aise ile evlenmesini teklif etmis, Hz. Peygamber de bu teklifi kabul etmisti. Havle, meseleyi Ummu Ruman´a acmis, o da kocasi Ebu Bekir ile konusmustu. Fakat Ebu Bekir, Aise´yi Cubeyr b. Mut´im´e verdigini, bu sözden dönmesinin mümkün olmadigini söylemisti. Daha sonra Cubeyr´in babasi Mut´im, oglunun Aise´yi almasiyla İslam ailleleri icine girecegini söyleyip oglunun nisanini bozdugundan Hz. Ebu Bekir kizi Aise´yi Havle araciligiyla Hz. Peygamber´e nisanlamisti. Muslim´in Hz. Aise´den rivayetine göre Hz. Peygamber Aise´ye mehir olarak bes yüz dirhem vermisti.

    Hz. Peygamber Hz. Aise´yi nisanladiktan sonra, Mekke´de üc yil yasamis, babasi Hz. Ebu Bekir Peygamberimiz´le birlikte hicret ettigi icin ayni yil annesi, agabeyi Abdullah, kiz kardesi esma, Hz. Peygamber´in hanimi Sevde, kizlari Ummu Gulsum ve Fatima ile birlikte Abdullah b. Ureykit rehberliginde Medine´ye hicret etmistir. Aise, hicretten sonra Medine´nin havasina alisamadigi icin hastalanmis, saclari dökülmüstü. İyilestikten sonra Ummu Ruman dügün hazirligina baslamis, hicretin ikinci yilinda, Aise on sekiz yasindayken Şevval ayinda (iki bayram arasi), evlilik gerceklesmisti. Şevval ayinda nikahin kiyilmasiyla bu ayda evlenmenin ugursuzluk getirdigi seklinde cahiliye inanci da yikilmisti.

    Hz. Aise´nin Vefati

    Hz. Aise, Hz. Peygamber´le dokuz yil yasamistir. Hz. Peygamber´in vefatinda yirmi yedi yasindaydi. Resul-i Ekrem´den sonra kirk sekiz yil yasamis, hicretin 58. yilinda yetmis dört yasindaken vefat etmis, vasiyeti geregi Cennetu´l-Baki´de geceleyin defnedilmistir. Na´si Kasim b. Muhammed, Abdullah b. Abdurrahman, Abdullah b. Ebi Atik, Urve b. Zubeyr, Abdullah b. Zubeyr tarafindan mezarina indirilmistir. Mervan b. Hakem zamaninda Medine valisi olan Ebu Hureyre Hz. Aise´nin cenaze namazini kildirmistir.

    Hz. Peygamber, Hz. Aise´yi cok severdi. Bu sevgisinden dolayidir ki, son hastaligi sirasinda onun odasinda kalmak ve son nefesini onun yaninda vermek icin bütün hanimlarindan müsaade istemisti.

    Hz. Aise´nin İlmi Hayati

    Hz. Aise´nin ilmi hayati, bütün İslam tarihinde ve özellikle de İslam hukuk tarihinde önemli bir yer isgal etmektedir. Hz. Aise, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman devirlerinde fetva verirdi. Hz. Aise bircok büyük sahabiye karsi isabetli itirazlarda bulunmus, onun bu itirazlari Suyuti tarafindan bir kitabcik halinde toplanmistir. Hz. Aise 2210 hadis rivayet etmis, bunlardan 174´ü İmam Buhari tarafindan sahih olarak kabul edilmistir. İmam Buhari onun 54 hadisini, İmam Muslim 58 hadisini ayri ayri nakletmislerdir. Bazi alimlerin ifadelerine göre hukuki hükümlerin dörtte biri Hz. Aise´nin rivayetlerine göre toplanmistir. İmam Tirmizi´ye göre sahabiler, zor bir problemle karsilastiklarinda Hz. Aise onlarin problemlerini cözüme kavustururdu.

    Hz. Aise´nin ögrencileri derler ki: “Biz ondan daha güzel ve akici konusan bir kimse görmedik. Hz. Aise; tefsir ve hadiste, hukukun inceliklerinde, hitabet ve edebiyatta, soybiliminde söz sahibi olan kaynak bir insandi. Arab sairlerinin uzun kasidelerini ezberden bilirdi.” Hakim, Mustedrek´inde, İbn Sad Tabakat adli eserinde Hz. Aise´nin hayat hikayesine genis bir yer ayirir. İbn Hanbel, Musned´inde onun ilmi yönünü ve olgunlugunu genisce ele alir.

    İfk Hadisesi


    İfk hadisesi ahlaki fazileti ilmi olgunlugu derecesinde yüksek olan Hz. Aise´nin hayati hususunda en fazla üzerinde durulan ve özellikle de eski munafiklarin kötü takipcileri rolündeki günümüz İslam düsmanlarinin dillerine doladiklari bir hadisedir. Kur´an-i Kerim´in “cok büyük bir iftira” (buhtanun azim) olarak andigi bu hadise uzun dedikodulara sebeb olmus, onu yayan munafiklar İslam toplulugu icinde infial meydana getirerek İslam´i icten yikmak gibi bir inanc takip etmisler, fakat bu saldirilarindan bir sonuc elde edemeyerek hüsrana ugramislardir. Bu hadisenin mahiyetini anlamak icin dogrudan dogruya Hz. Aise´nin aciklamalarini dinlemek yeterlidir. Bizzat Hz. Aise diyor ki:

    “Resulullah bir sefere cikacagi zaman hanimlari arasinda kura ceker, kura kime cikarsa onu birlikte götürürdü. Gazalarindan biri [Beni Mustalik (Mureysi) Gazasi] icin cektigi kura bana isabet etmis, ben de Hz. Peygamber´le beraber gitmistim. O zaman hicab ayetleri nazil olmustu. Bu nedenle hedvecin icerisinde gidiyor, konak yerlerinde iniyordum. Hz. Peygamber´in gazasi bitmis, dönüyorduk. Medine´ye yakin bir yerde konaklamistik. Kafile hareket icin hazirlandigi zaman tabii ihtiyacimi gidermek amaciyla ordugahtan uzaklastim. Geri dönerken elimi boynuma götürdümde Yemen´in Zafar boncuklarindan olusan gerdanligimin kopup düstügünü fark ettim. Ordunun beni bekleyecegini düsünerek dönüp gerdanligi aramaya koyuldum. Ancak, karanlikta onu bulup tanelerini toplayincaya kadar epey vakit gecti. Devemi sürenler beni hedvecin icinde sanarak hareket etmisler. Gerdanligimi bulup da konak yerine geldigimde hic kimse kalmamisti. Ben de ilk konakladigimiz alana gittim. Orada oturup beklemeye basladim. Yoklugum anlasilinca aramaya cikarlar, gelip beni bulur, alirlar diye düsünüyordum. Yerimde oturken gözlerim agirlasmisti, uyuyakalmisim.

    Safvan b. Muattal es-Sulemi, görevi geregi kamp yerini kontrol icin ordunun gerisinde kalmis, gecenin sonlarina dogru hareket etmis. Safvan, sabah olurken benim konakladigim alana gelmis, uyuyan bir insan karaltisi görerek bana yaklasmis. Safvan beni görünce tanimisti. Cünkü hicab ayetlerinin nuzulunden önce beni görüyordu. Safvan´in gelmesiyle uyandim ve hemen yüzümü örttüm. Yemin ederim ki ne Safvan bana bir kelime söyledi, ne de ben onun agzindan bir kelime duydum. Safvan, devesini cökertmis, ben de deveye binmistim. O, devenin yularini tutarak hareket etti. Bu sekilde orduya yetistik. Ordu asiri sicak sebebiyle dinleniyordu. İste o zaman aleyhimde söylenen söylendi. İftiranin en büyügü, Abdullah b. Ubey b. Selul tarafindan uydurulmaktaydi. Medine´ye döndükten sonra hastalandim. Bir ay kadar hasta yattim. Bütün Medine bana atilan iftira ile calkalaniyordu. Fakat benim bir seyden haberim yoktu. Hz. Peygamber, benim agrilarimi dindirmeye calisiyor ve bu agrilarin önemsiz oldugunu söylüyordu. Fakat Hz. Peygamber´den eskiden hastalandigim zamanki ilgiyi görmüyordum. Hz. Peygamber iceri giriyor, selam veriyor, benim nasil oldugumu soruyor ve bununla yetiniyordu. Onun bu hali beni üzüyor olsa da ben kötü bir seyin olduguna ihtimal vermiyordum. Hastaligim biraz hafifleyince disari ciktim. Yanimda Mistah´in annesi vardi. İhtiyacimizi görmek icin uzaklastik.

    Dönerken Mistah´in annesinin ayagi kaydi ve bu arada “Mistah kahrolsun!” tarzinda bir bedduada bulundu. “Bedir´e katilan bir adama beddua mi ediyorsun!” dedim. “Evet yavrum.”dedi. “Sen onlarin söylediklerini duymadin mi?”
    -Neler söylemisler?

    Bunun üzerine mistah´in annesi iftiracilarin yaydiklari dedikodulari bana anlatti. Üzüntüden hastaligim kat kat artti. Evime dödügümde Hz. Peygamber geldi, selam verdi, sihhatimi sordu. Ben de:
    -Musaade edersen anne-babamin evine gideyim! dedim.
    Maksadim annemden ve babamdan isin aslini ögrenmekti.
    Hz. Peygamber musaade etti. Babamin evine gittim. Anneme neler olup bittigini sordum. Annem: -Bir adamin sevdigi güzel bir hanimi olursa baskalari onun kusurunu aranmaya koyulurlar, dedi.
    -Subhanallah, dedim. Demek ki herkes benim hakkimda böyle seyler söylüyor!..

    O gece sabaha kadar agladim. Gözyasim hic dinmedi. Bir an olsun uyuyamadim. Sabah dogarken ben hala agliyordum. Hz. Peygamber Ali b. Ebi Talib ve Usame b. Zeyd´i cagirtarak benden ayrilmak icin onlara danisti. Usame, Resulullah´in ailesinin temiz ve masum oldugunu söylemis, sonra da:
    -Ya Resulullah! Onlar senin ailendir. Biz onlar hakkinda iyilikten baska bir sey bilmiyoruz, demisti.

    Ali b. Ebi Talib ise “Ya Resulullah! Cenab-i Hakk senin evliligine bir sinir koymamistir. Aise gibi pek cok kadin var. Ama yine de onun hizmetcisine sorabilirsin.” dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber Berire´yi cagirtti. Ona:
    -Ey Berire! Aise´nin halinde seni süphelendirecek bir sey gördün mü? Dedi. Berire su cevabi verdi:
    -Seni hak ile gönderen Zat-i Kibriya adina yemin ederim ki Aise´nin halinde beni kizdiran yegane sey, onun gencligin verdigi rahatlikla hamurun basinda uyuyakalmasi, koyunlarin da gelip hamuru yemesidir. Bir defa hamur yogurdum, “Ben ates yakincaya kadar sunun basinda bekle.” dedim. Aise , hamuru beklerken kendinden gecmis, koyun gelerek hamuru yemisti. Onun halinde bundan baska bir sey görmedim!”dedi.

    Bunun üzerine Hz. Peygamber mescide girdi, minbere cikti. Abdullah b. Ubey b. Selul´e meydan okuyarak dedi ki: “Aile efradima dil uzatacak derecede haddini asan bir adamdan hakkimi kim alacak? Ben ailem hakkinda ancak iyilik biliyorum. Sonra bir adam sözkonusu ediliyor ki, onun da ancak iyiligini biliyorum. Bu adam evime benimle birlikte giriyordu.”

    Bunun üzerine Ensardan Sad b. Muaz kalkti:
    -Ya Resulullah, dedi. Sana saldiran bu adam Evs´e mensub ise hakkini ondan ben alir, onun kellesini ucururum. Eger Hazrec´den ise emret, istedigini yapariz! dedi.

    Sonra Hazrec´in Sad b. Ubade kalkti. Sad b. Ubade iyi bir adamdi. Fakat cahilane bir duygunun etkisi altinda kalarak Sad b. Muaz´a:
    -Yalan söylüyorsun! Onu öldürmek elinde degildir, onu öldüremezsin!, dedi.
    Bunun üzerine Sad b. Muaz´in amcasinin oglu Useyd b. Hudayr kalkti:
    -Sen yalan söylüyorsun! Vallahi öldürürüz! Sen munafiksin, munafiklar hesabina mücadele ediyorsun, dedi.
    Bu sekilde Evs ile Hazrec ayaklandilar, birbirlerine kilic cekecek hale geldiler. Hz. Peygamber, hala minberin üzerindeydi. Sonunda hepsini tek tek sakinlestirdi.

    Ben o gün bütün gün agladim, bütün gece uyuyamadim. Ertesi günü de böyle gecirdim. Anam babam, aglamaktan cigerimin parcalanacagini sandilar. Onlar yanimda otururlarken Ensardan bir kadin geldi. Beni görmek istedi. Kabul ettim. Onunla otururken Hz. Peygamber geldi. Selam verdi, oturdu. Hz. Peygamber benim hakkimda iftira ciktigindan beri gelip yanima oturmamisti. Bir aydan beri benim hakkimda bir vahiy de gelmemisti. Hz. Peygamber oturduktan sonra sehadet getirdi, sonra:

    !Aise! Masum isen Cenab-i Hakk senin masumiyetini ispat edecektir. Fakat adetin olmadigi halde bir kusur isledinse tövbe et. Kul kusurunu itiraf ettikten sonra tövbe ederse, Cenab-i Hak onu tövbesini kabul eder.” dedi.
    Hz. Peygamber sözünü bitirdikten sonra benim de gözümün yaslari kurudu. Ben de babama döndüm:
    -Benim tarafimdan cevabi ver! dedim.
    -Resulullah´a ne cevap verebilirim ki?!. dedi, anneme döndüm:
    -Sen benden taraf cevap ver!, dedim o da:
    -Hz. Peygamber´e ne cevap vereyim? dedi.

    Bunun üzerine ben Kur´an´i az bilen bir kadin oldugum halde su cevabi verdim:
    Ben de Yusuf´un babasinin dedigi gibi derim: “Artik (bana düsen) hakkiyla sabretmektir. Anlattiginiz karsisinda (bana) yardim edecek olan, ancak Allah´tir.”(Yusuf, 12/18).

    Bu sözleri söyledikten sonra kalktim, gittim, yatagima uzandim. Sucsuz oldugumu ve Cenab-i Hakk´in benim masumiyetimi ispat edecegini biliyordum. Ama Allah´in benim icin okunacak bir vahiy indirecegini sanmiyordum. Yüce Allah´in benim gibi hakir ve aciz bir kulu vahiy ile anacagina ihtimal vermiyor, Hz. Peygamber´in hakikati misal aleminde görecegini ve benim sucsuz olduguma inanacagini ümid ediyordum. Halbuki Hz. Peygamber, henüz yanimizdan ayrilmamis ve hazir bulunanlardan kimse cikmamisken, Allah vahyini göndermis, Hz. Peygamber´e vahiy zamanlarinda maruz kaldigi, en soguk günlerde bile alnindan inci gibi ter döktüren hal gelmis, sonra bu hal gecmis ve Hz. Peygamber tebessüm ederek:

    “Müjde Ya Aise! Yemin ederim ki Cenab-i Hakk seni akladi!” demisti. Annem, -Haydi kalk, efedinin yanina git!, dedi. -Hayir, dedim. Vallahi gitmem. Yanliz beni aklayan Rabbime sükrederim!
    Hz. Peygamber´e nazil olan ayetler sunlardi:

    “(Peygamber´in esine) bu agir iftirayi uyduranlar süphesiz sizin icinizden bir gruptur. Bunu kendiniz icin bir kötülük sanmayin, aksine o, sizin icin bir iyiliktir. On lardan her bir kisiye, günah olarak ne islemisse (onun karsiligi ceza) vardir. Onlardan (elebaslik yapip) bu günahin büyüklügünü yüklenen kimse icin de cok büyük bir azab vardir.

    Bu iftirayi isittiginiz de erkek ve kadin mü´minlerin, kendi vicdanlari ile hüsnüzanda bulunup da, Bu, apacik bir iftiradir´demeleri gerekmez miydi?

    Onlarin (iftiracilarin) da bu konuda dört sahid getirmeleri gerekmez miydi? Madem ki sahidler getiremediler, öyle ise onlar Allah katinda yalacilarin ta kendileridir.

    Eger dünyada ve ahirette Allah´in lütuf ve merhameti üstünüzde olmasaydi, icine daldiginiz bu iftiradan dolayi size mutlaka büyük bir azab isabet ederdi.

    Cünkü siz bu iftirayi, dilden dile birbirinize aktariyor, hakkinda bilgi sahibi olmadiginiz seyi agizlarinizda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz oldugunu saniyorsunuz. Halbuki bu, Allah katinda cok büyük (bir suc)tur.

    Onu duydugunuzda ´Bunu konusup yaymamiz bize yakismaz. Hasa! Bu, cok büyük bir iftiradir´demeli degil miydiniz?

    Eger inanmis insanlarsaniz, Allah bir daha buna benzer bir tutumu tekrarlamaktan sizi sakindirip uyarir.

    Ve Allah ayetleri size acikliyor. Allah, (isin ic yüzünü) cok iyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    İnananlar arasinda cirkin seylerin yayilmasini arzulan kimseler icin dünyada da ahirette de cetin bir ceza vardir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

    Ya sizin üstünüze Allah´in lütuf ve merhameti olmasaydi, Allah cok sefkatli ve merhametli olmasaydi!...”(en-Nur, 24/11-20.)

    Hz. Ebu Bekir iftira olayina karisan, akrabasi olmasi ve yoksullugu dolayisiyla kendisine yardim ettigi Mistah´a artik yardimda bulunmak istememis, bunun üzerine: “İcinizden faziletli ve servet sahibi kimseler, akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göc edenlere (mallarindan) vermeyeceklerine dair yemin etmesinler; bagislasinlar, feragat göstersinler. Allah´in sizi bagislamasini arzulamaz misiniz? Allah cok bagislayandir, cok merhametlidir.”(en-Nur, 24/22.) ayetleri nazil olmus, Hz. Ebu Bekir: “Allah´in beni magfirete layik görmesini isterim.” demis, Mistah´a yardima devam etmisti.

    Hz. Aise diyor ki: “Hz. Peygamber, benim hakkimda Zeyneb bint Cahs´a sormus, Zeyneb: “Ya Resulullah! Onun hakkinda iyilikten baska bir sey bilmiyorum.” demisti.
    Peygamber´in hanimlari icinde konumu itibariyla kendini benim derecemde gören Zeyneb´di. Fakat Zeyneb´in kiz kardesi Hamne onun adina iftiralara kendini kaptirip helak olanlara karisti.(Sahih-i Muslim)

    Hz. Aise Siddika´nin Sahih-i Muslim´den aynen nakettigimiz bu beyanlari ifk hadisesini özellikle munafiklarin tertipledigini bütün mahiyetiyle ortaya koymakta ve onun sucsuzlugunu bütün parlakligiyla ispat etmektedir. İffet ve masumiyeti Kur´an diliyle aciga kavusturulan bir insan, baska bir vasitaya ihtiyac duyar mi?.

    Hz. Aise´nin Yasi

    Hz. Aise´nin Peygamberimiz´le evlendigi siradaki yasi hakkinda ciddi ihtilaflarin olmasi Hz. Aise´nin dogum tarihinin tam olarak tespit edilemesinden ileri gelmektedir. O zamanlar cocuklarin dogum tarihini tespit etmeye önem verilmezdi. Ancak sonradan cocuk meshur olursa dogum tarihi isinden anlayanlar onu tespit etmeye calisirlardi. Hz. Aise´nin yasi meselesinde de ayni durum gecerlidir. Bazi rivayetlere göre Hz. Aise alti yasinda Hz. Peygamber´le nisanlanmis, dokuz yasindayken de nikahi kiyilmistir. Resul-i Ekrem´e peygamberlik geldikten dört yil sonra dogdugu da bu rivayetler arasinda yer alir.

    Halbuki kaynak eserlerde bircok yaygin, hatta genel kabul görmüs fikirleri ve telakkileri cürütecek deliller zikredilmektedir.

    Mesela Hz. Aise´nin nubuvvetin dördüncü yilinda dogdugunu ileri süren görüsü kökünden cürütmek icin Sahih-i Buhari´nin su hadisini nakletmek yeterlidir. Sahih-i Buhari´nin “Te´lifu´l-Kur´an” bölümünde Yusuf b. Malik anlatiyor:
    “Mu´minlerin annesi Hz. Aise´nin yanindaydim. Bir Irakli geldi, ´Kefenin hangisi en iyidir?! Diye sordu Hz. Aise ´Ne demek istiyorsun? dedi. Irakli: ´Ey mu´minlerin annesi! Mushafinizi bana gösterir misin? Hz. Aise; ´Nicin?´dedi. Adam, ´Kur´an´i ona göre tertip etmek istiyorum. Cünkü Kur´an tertipsiz okunuyor.´dedi. Hz. Aise: ´İstedigini daha önce okumaktan ne zarar cikar? dedi. Sonra ilave etti: ´Kur´an´dan ilk nazil olan mufassaldan bir suredir ki cennet ve cehennemi zikrediyordu. İnsanlar İslamiyet´i kabul ettikten sonra helal ve haramla ilgili ayetler indi. İlk önce ´İcki icmeyiniz!´ tarzinda ayet inmis olsaydi, herkes ´Asla ickiyi terk etmeyiz!`; veya ilk önce ´Zina etmeyiniz!´ tarzinda ayet inseydi herkes, ´Kesinlikle zinayi terk etmeyiz.´ derlerdi. Hz. Muhammed Mekke´de iken ben henüz evcilik oynayan bir kizdim. Ve “Bilakis kiyamet onlara va´d edilen asil saattir ve saat daha belali ve daha acidir.”(el-Kamer, 54/46.)mealindeki ayet-i kerime nazil olmustu. Bakara ile Nisa sureleri ise ben O´nun yanindayken vahiy edilmisti.´Bundan sonra Hz. Aise mushafi cikardi ve ona surenin ayetlerini yazdirdi.”(Sahih-i Buhari, “Babu Te´lifi´l-Kur´an”)

    Hz. Aise´nin bu hadisinden onun peygamberligin dördüncü yilinda daha önce dogdugunu anliyoruz. Cünkü Hz. Aise Kur´an´in Mekki ayetleri nazil olurken evcilik oynayan bir kiz oldugunu ifade ediyor ve Kamer suresinden olan ayet-i kerimenin de sokakta oynayacak yastayken indigini söylüyor. Kur´an-i Kerim´in 54. suresi olan Kamer, Mekke devrinin sonlarina dogru vahiy edilmistir. O siralarda Hz. Peygamber, Ekram´in evindeydi. Demek ki Hz. Aise´nin bahsettigi ayet-i kerime, peygamberligin dördüncü yilinda nazil olmustur. Hz. Aise bu siralarda evcilik oynayan bir kiz cocugu olduguna ve o zaman ki hadiseleri ayrintilariyla hatirladigina göre, bir-iki yasinda degil, hic olmazsa bes-alti yasinda olmasi ican eder. Hadisin devaminda Hz. Aise Bakara ve Nisa surelerinin, Hz. Peygamber´in hanimiyken nazil oldugunu ifade ediyor. Bakara suresinin Medine´de nazil olduguna dair süphe yoktur. Bu sure, Medine devrinin ilk zamanlarinda inmistir. Surenin 21-39; 164-174. ayetlerinin nazil oldugu yer hususunda farkli görüsler varsa da bunlarin dayandigi deliller cok zayiftir. Cünkü, “Ey insanlar!” hitabiyla baslayan ayetlerin Mekki, “Ey iman edenler! Hitabiyla baslayan ayetlerin Medeni oldugunu ileri sürmek dogru degildir.

    Örnegin Nisa suresi tamamiyla Medeni oldugu halde “Ey insanlar!” hitabiyla baslar. Bu sure Uhud Savasi´yla ilgili bircok meseleye isaret ettigi icin onun Uhud´dan hemen sonra nazil oldugu anlasilmakta, bu da hicretin dördüncü yilina isaret etmektedir. Hz. Peygamber, hicretin ilk yillarinda Hz. Aise ile evlendigine göre, onun Bakara ve Nisa sureleri inerken Hz. Peygamber´in esi oldugunda süphe yoktur. Hz. Aise´nin kendi hadisinde anlasildigina göre Kamer suresinin vahyi esnasinda bes-alti degil de, dört-bes yasinda oldugunu farz edecek olursak onun Hz. Peygamber´le evlendigi zaman in dört-on bes yasinda olmasi icab eder. Halbuki Hz. Aise´nin bu siralarda daha ileri yaslarda oldugunu gösteren deliller de vardir.

    Miskat sahibi “El-İkmal Fi Esmai´r-Rical” adli eserinde Hz. Aise´nin kiz kardesi Hz. Esma´nin hayat hikayesini kaydetmektedir. Miskat sahibi özetle diyor ki: “Esma, hicri 73. yilda, yüz yasindayken vefat etmisti. O, kiz kardesi Aise´den on yas büyüktü.” Esma´nin Aise büyük olduguna süphe yoktur. Hz. Ebu Bekir´in oglu Abdullah ile kizi Esma, Kuteybe bint Abduluzza´dan, Abdurrahman ile Aise, Ummi Ruman´dandir. Esma hicri 73. yilda yüz yasindayken öldügüne ve Aise´den de on yas büyük olduguna göre Esma hicret esnasinda yirmi yedi yasinda, Hz. Aise de on yedi yasindaydi. Bu da Sahih-i Buhari´den naklettigimiz hadisin ifadesine uygun düsmektedir.

    Hz. Peygamber´in Hz. Aise´yle evliligine dair sebebler inceledigimizde bunlarin ayni sonucu pekistirdigini görürüz.

    Hz. Peygamber, Hz. Hatice´nin vefatindan sonra peygamberlik görevinin yaninda ev isleriyle de ilgilenmek zorunda kalmisti. Cocuklara bakacak, kendisine yardim edecek kimse kalmamisti. Bu sartlar altinda Hz. Peygamber´in genc ve caliskan bir hayat ortagina sahip olmasi, bu hayat ortaginin da onun evini idare etmesi, cocuklarini egitmek ve yetistirmekle ugrasmasi lazimdi. Dolayisiyla onun alti veya dokuz yasinda biriyle degil, yetismis genc bir hanimla evlenmesi gerekiyordu. Gerci bazilari Hz. Peygamber´in Aise´den önce Sevde´yi aldigini, Sevde´nin bu vazifeyi ifa edebilecegini söylüyorlarsa da, Hz. Peygamber´in Sevde´yi Aise´den önce aldigina dair rivayetler pek kuvvetli degildir. Bunu sadece İbn İshak naklediyor. Ravilerin cogu Hz. Peygamber´in Aise´yi Sevde´den önce aldigini beyan etmektedirler.

    Hz. Aise´nin kabiliyeti bütün hadisci ve tarihciler tarafindan kabul edilmektedir. Hz. Aise, Hz. Peygamber´le dokuz yil yasadigina göre onun bu ilmi kabiliyeti dokuz ile on sekiz yaslari arasinda kazanmis oldugunu kabule imkan var midir? Hz. Aise; Hz. Ebu Bekir ve Hz. Osman devirlerinde ashabin büyükleri arasinda fetva verecek, en büyük adamlar hakkinda elestirilerde bulunacak derecede ilmi güc ve yetenegi cocukluk dönemini olusturan bu dokuz sene icin de mi elde etmistir?! Böyle bir düsünceyi kabule mantiken imkan var midir? Dolayisiyla yukarida gösterdigimiz gibi Hz. Aise´nin Hz. Peygamber´e on sekiz yasinda vardigini ve onunla yirmi yedi yasina kadar yasadigini kabul etmek lazimdir. Getirdigimiz örnekler ve deliller de bunu kabul etmemizi gerektirmektedir.

    Bunlara bir de Hz. Aise´nin Hz. Peygamber´le evlenmeden önce Cubeyr b. Mut´im´le nisanli oldugunu; İbn Mut´im´in Aise´yi ogluna almakla ailesine İslam´in karisacagini varsayarak bu evliligi fesh ettigini dikkate alirsak Aise´nin Hz. Muhammed´in peygamberliginden önce dogduguna ve peygamberligin ilk yillarinda evlilik cagina geldigine dair görüsümüzün büsbütün kuvvet kazandigi görülür.

    Bizi Hz. Aise´nin yasiyla ilgili bu kadar ayrintiya sevkeden sebeb, İslam düsmanlarinin Hz. Muhammed ile Hz. Aise arasindaki evliligi dillerinde dolamalari ve Aise´nin evlendigi siradaki yasini saldirilarina dayanak yapmalaridir. Halbuki yukaridaki gösterdigimiz gibi bu yas meselesi biraz arastirildiginda derhal sarsilmakta ve Hz. Aise´nin daha ileri bir yasta oldugu ortaya cikmaktadir. Fakat alimlerin büyük bir kismi, bu yas meselesinin yüzyillar sonra bir saldiri sebebi sayilacagini tahmin edemeyeceklerinden, bunu arastirma geregi görmemislerdir. Kaldi ki Arabistan geleneginde dokuz yasinda bir kizin evlenmesinde hicbir sakinca yoktur. Bu itibarla da her türlü dedikoduya dayanak olusturmaktan uzak olan bu hadisenin aslinda arastirilmasi gerektigi ve basit bir incelemeyle temelinden sarsildigi aciklandiginda birtakim ehliyetsizlerin bunu dillerine dolamalarinin küstahliktan baska bir sey olmadigini anlasilir.

    Biz Hz. Aise´nin yasiyla ilgili aciklamalarimizda ne alimlerimize muhalefet etmek, ne de ortaya yepyeni bir ictihad atmak fikrindeyiz. Biz yanliz, bu meselenin arastirilmasi gerektigi ve bu arastirmanin bircok gercegi meydana cikaracagini inancini tasiyoruz.(Peygamberimizin Risaleti Ve Şahsiyeti Sf. 360-374/Muhammed Şibli Numani)
    Konu ALI25 tarafından (02-03-2017 Saat 12:54 AM ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Ey Aişe izin verirsen.
    By £laf in forum Efendimizin (SAV) Güzel Ahlakı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-27-2014, 01:38 AM
  2. Hazreti Aişe bildirir
    By Karani in forum Tesettür Baş Örtüsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-24-2012, 02:32 AM
  3. Aişe ismi,Aişe isminin anlamı
    By DeMir in forum Dini Kız Bebek İsimleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-25-2010, 10:03 PM
  4. Aişe Binti Sa'd (r.a)
    By EBaZeR in forum Sahabeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-30-2009, 02:39 PM
  5. Aişe Bint Ebi Bekr
    By EBaZeR in forum Sahabeler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09-15-2009, 04:32 PM

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379