+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

İnsan hÜrrİyetİ sorunu (kader) ve bugÜnkÜ hal

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Soru ve Cevaplarla İslam Forumunda Bulunan  İnsan hÜrrİyetİ sorunu (kader) ve bugÜnkÜ hal Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kader; kelime olarak, bir şeyin ölçüsünü ve miktarını bildirir. Kaza; kelime olarak, bir şeyi sonuna kadar götürmek, tamamlamak manasına gelir. Kader; terim olarak, kainatta meydana gelen varlık ve hadiselerin haiz olacakları bütün halleri , sebepleri ve şartları ile varlık alemine gelecekleri zaman ve mekanları ile , Allah tarafından ezelde tayin ...

  1. #1
    Misafir
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    46
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart İnsan hÜrrİyetİ sorunu (kader) ve bugÜnkÜ hal

    Kader; kelime olarak, bir şeyin ölçüsünü ve miktarını bildirir.


    Kaza; kelime olarak, bir şeyi sonuna kadar götürmek, tamamlamak manasına gelir.



    Kader; terim olarak, kainatta meydana gelen varlık ve hadiselerin haiz olacakları bütün halleri , sebepleri ve şartları ile varlık alemine gelecekleri zaman ve mekanları ile , Allah tarafından ezelde tayin ve tertip edilmesi şeklinde tarif edilmiştir.


    Kaza; terim olarak, ezelde takdir olunan her şeyin yeri ve zamanı geldiğinde , Allah’ın yaratması insanında gerçekleştirmesi ile varlık sahasına çıkmasına denmiştir.


    Genel itibari ile kaza ve kader konusu kaynaklarda bu şekilde tarif edilmektedir. Bu şekilde yapılan tarifler insan’ın yapacağı bütün davranışlarının ezelde tespit edildiği ve insanın buna göre yaşadığı gibi bir anlayış ortaya çıkmaktadır ki bu anlayış toplumu yanlış bir anlayış ve yaşantıya yönlendirdiği apaçık ortadadır. Ve üzerine durulması gereken vahim bir konu olduğu da sanırım gözden kaçmayacak derecede büyümüştür.




    Bunun dışında Kaderi , Allahın ezeli ilmi, kudreti ve iradesi ile kurduğu kainat düzeninin bağlı olduğu genel konumların birbirine ve sonuçlarına bağlanması şeklinde de tarif edenler olmuştur.



    Biz daha çok kainatın düzeni ile alakalı olan bu ikinci tarif üzerinde durmayıp sadece insan ile alakalı olan boyutu üzerinde duracağız.


    Bu konuda kapsamlı olması için illeri sürülen dört görüşü ele alacağız.



    1. Ebul Hasan el- Eşari ( öl. H. 330 )



    2. Ebu Mansur el- Maturidi ( öl. H. 333 )



    3. Mutezile



    4. Cebriyye


    Ebul Hasan el- Eşari



    • İnsanda fiili yapma hürriyetinin varlığını kabul eder.



    Ancak ; insan seçim, irade ve kudret sahibi olmasına rağmen yaptığı işlerde tam bir hürriyete sahip değildir. Çünkü ; bir işi yapmaya yönelik insan iradesi ( cüzi irade ) Allah tarafından yaratılmıştır. Cüzi irade Allah tarafından yaratılınca insanın yaptığı işteki özgürlük ortadan kalkmaktadır.





    • İnsana yapacağı işleri tercih etmeye yetkili bir irade ve etki etmeye kabiliyetli bir kudret verilmiştir. Ancak insan iradesini yöneten Allah tır. Böylece insan yaptıklarından sorumlu olacaktır.



    Ebu Mansur el- Maturidi





    • Fiilin iki yönü vardır. Birincisi Allah a ait olup yaratma (halk) yönü, ikincisi de Allah tarafından yaratılan bu fiilin insan tarafından yapılması (kesb) yönüdür.



    Fiilin yaratılması hususunda insanın Allah a müdahalesi söz konusu olmadığı gibi, fiilin yapılması esnasında da Allahın insana müdahalesi ve zorlanması söz konusu değildir. Yani cüzi irade Allahın yarattığı bir şey değil insanın ortaya koyduğu bir şey dir.



    2. İnsan iradesi bizzat kendisi tarafından ortaya konduğuna göre herhangi bir yönlendirme söz konusu edilemez; çünkü insan cüzi iradesini kendisi var etmekte ve ortaya koymaktadır






    Mutezile


    • İnsan fiilinin bizzat yaratıcısıdır. İnsan kendi fiilini kendisi yaratır ve ortaya koyar. İnsanın yaptığı işlerde Allahın iradesinin hiçbir rolü yoktur. İnsanın sorumluluğu da kendi işini kendisi yaptığı içindir.





    Burada Ehli sünnet anlayışına ters kabul edilen ve zıtlık teşkil ettiği iddia edilen bu hususun aslında üzerinde detayla durulmadığı dar ve taraflı bir yaklaşım sergilendiği için anlaşılmadığı ortadadır. Maturidi cüzi iradeyi tarif ederken Allah ın yaratmadığı insanın ortaya koyduğu bir şey olarak tanımlar. Aslında Maturidi burada mutezileden farklı düşündüğü pek söylenemez. Çünkü burada mevzubahis olan ortaya koyma durumu yokluk sahasından varlık sahasına çıkartmakla oluşur. Buda yaratma sözcüğü yerine ortaya koyma olarak tarif edilmiştir . Maalesef mutezilenin insan fiilinin yaratıcısıdır düşüncesi de çarpıtılarak sanki Allahın yaratma fiiline gölge düşürdüğü izlenimi verilmiştir. Bunu detayla inşallah konunun sonunda açıklığa kavuşturacağız.






    • Allah insana bir kudret vermiştir ve bu kudret insanda sürekli olarak mevcuttur. Herhangi bir şey yapacağı zaman kendinde mevcut olan o kudret ile yapar, o kudret ile fiilini istediği anda yaratır; böylece işi yapmış olur. Bu kudreti dilediği gibi kullanma yetkisine sahip olduğu için irade sahibi ve hür bir varlıktır.




    3 Mutezile Allah ın ezelli ilmini inkar etmemiştir. İnsanın yapacağı her türlü fiilin, Allah tarafından ezelli ilmi ile bilineceğini savunmuşlardır. Allahın ilmi dışında cereyan eden hiçbir şey yoktur.


    Cebriyye


    • İnsanın hiçbir iradesi ve seçme hakkı yoktur. İnsan kendi fiillerini seçip yapamaz. İnsanın seçme, irade ve kudreti yoktur. Rüzgarda uçuşan bir tüy gibidir.
    • Kötü işi yapan kimse, bu işi kendi iradesi ile değil, Allah ın mutlak iradesi ile yaptığını ileri sürerler.
    Buna göre; Allahın insana sorumluluk yüklememesi gerekirdi. Çünkü insan hiçbir işte hiçbir fonksiyonu yoktur. İnsan sorumlu tutulacak olursa bir adaletsizlik söz konusu olacaktır ve insan kendisinin yapmadığı, kendisine yaptırılan eylemden sorumlu tutulmuş olacaktır. Şu halde hal cebriyen bahsettiği şekilde ise ve insan fiili davranışını kendisi yapmıyorsa ahirette neyin hesabını verecektir.


    “ Rabbin kullara karşı zalim değildir” ( Fusilet 46)



    “ Rabbin kimseye haksızlık etmez.” ( Kehf 49)



    “ Kim zerre kadar hayır işlerse (onun karşılığını) görecektir. Kim de zerre kadar kötülük işlerse onun karşılığını görecektir.” ( Zilzal 7-8)



    Mevzu bahis ettiğimiz bu fikri akımlardan sonra Ehli Sünnet ve Mutezile nin çakıştığı tekbir nokta bulunduğu apaçık ortadadır ki oda; “ Her şeyin yaratıcısı Allah tır” ayetine ters düştüğü iddiasıdır. Ben burada Mutezileye çok büyük haksızlık edildiği kanısındayım ki oda insanoğluna yaratma eylemini has kıldıkları ve Allah ile yaratma eylemine insanın ortak olduğunu iddia ettikleri gibi yansıtılmak istenmektedir. Oysa ehli sünnet akidesi mutezilenin Allahın ezelli ilmini kabul ettiklerini kabullenmelerine rağmen onları böyle bir düşünce sistemine iten şey in ne olduğunu çok merak ediyorum. Oysa ki Arap dilinde şey sözcüğü “mevcut” (var olan) manasına gelmektedir. O halde ayet “Her var olanın yaratıcısı Allah tır” şeklinde tercüme edilir. O halde burada mutezile çıkmazı aşılmış olmaktadır ki insanı yaratan Allah insanda istediklerini yapabilecek güç vermiştir. Dolayısı ile eğer Allah insana eylemi yapacağı anda o gücü vermiş olsa idi o zaman arabayı kaldırmak isteyene onu kaldırabilecek güç verirdi... Allah insana irade ve bir bünye ve buna yetecek kadar güç vermiştir. Kişi çalışarak kendisine verilen her uzvu geliştirebilme yeti ne sahiptir. Dolayısı ile Allah kimseye kladıramıyacağı yükü (sorumluluğu) yükleyemeyeceğini de bildirmiştir. Şu halde Allah her bireye gücü ve sorumluluğu nispetinde kendisine güç vermiştir. Allah adil sıfatından dolayı hiçbir bireye kaldıramayacağı sorumluluğu yüklemez. Yeterki kişi yapmak istesin üstesinden gelmek istesin.







    Ve yine bir zümre çıkıp bize diyor ki; madem kişi eylemlerinin yaratıcısı (meydana getiricisi ) dir. O halde Allah neden En’am 102. ayette “O her şeyin yaratıcısıdır” ve Saffa süresinde “ Allah sizi ve yaptıklarınızı yaratmıştır.” gibi ayetleri delil getirerek kişinin eylem ve davranışlarını Allaha atfedenlere cevap ile deriz ki;







    Rahman doğru söylemiştir , lakin bunu başka şekilde anlamak isteyenler tevil de hataya düşmüşlerdir. O halde acaba Allah bu ayetlerle kötülüğünde kendisimi yarattığını iddia etmektedir. Sizce Allah kötülüğü yaratmak ile hiç övünür mü? Allahın kötülüğü yaratmış olmak ile övünmesi ne kadar doğru olmuş olur ? Bu ayetle Allah bütün nimetlerin yaratıcısı olduğunu dile getirmektedir. Zira Kadı Abdulcebbar bu konuya şöyle bir örnek getirmektedir;



    Birisi “her şeyi yedim” derken yediklerinden başkasını kastetmemektedir. “o her şeyin yaratıcısıdır sözü de böyledir der. Bununla kast edilen mahlukattan başkası değildir.



    “Allah sizi ve yaptıklarınızı yaratmıştır” ayeti kerimesi ile de insanların onları yontmaları düzlemeleri anlamında yaptıkları putlar kast edilmektedir. Zira Kadı Abdulcebar bu konuda da güzel bir örnek dile getirmektedir. ; marangoz hakkında “kapı , karyola yaptı” dendiği gibi ki onları sadece işlemiştir. Evet buda gösteriyor ki bizler ayetleri parça parça ele alıyoruz çünkü kendinden hemen sonraki ayet bu manayı çağrıştırmaktadır. Ayetleri ele alırken siyak ve sibaklarını görmemezlikten gelmek ancak nifak tohumları saçmak tır.




    Yazımızın asıl maksadına gelelim.


    Kardeşlerim…



    Toplumuzda yaygın olarak ve hata neredeyse tamamını kapsayan “insanoğlunun hayatı boyunca yaptığı ve yapacağı eylem ve hareketlerinin Allah tarafından ezelde tayin ve tespit edildiği , sanki anlına yazıldığı (alın yazısı gibi deyimleşmiş) zamanı ve yeri geldiğinde bunların gerçekleşeceği inancı yaygınlaşmış” gençliğimiz ilgilendiği her alan ve branşa sokulmaya çalışılmış, dolayısı ile üretmeyen düşünmeyen vurdumduymaz bir neslin yetişmesine ve yetiştirilmesine neden olmuş ve bizlerin asırlarca diğer toplumlardan geride kalmamıza neden olmuştur. Hatta bu inanç sanki İslami bir kaideymiş gibi yansıtılıp sorunun İslam da olduğu yansıtılmaya çalışılmış. Araştırmaların önünü ve gerçeğin üstünü kapatmak içinde PEYGAMBER BİLE BU KONUDA SUSMUŞ VE BUKONUDA KENDİNE SORULAN SORULARI CEVAPSIZ BIRAKMIŞTIR gibi safsatalar uydurulmuştur.




    Bizler ele aldığımız çağın farkında olmadan hükümlere bakan bir toplum olmuşuz. Kuran kendisine inen ve direk muhatabı olduğu toplumun bugünkü gibi bir kader sorunu ve çıkmazı yoktu ki uzun uzadıya ele alınsın ve işlensin. Kuran elbette ki sadece belli bir topluma inmemiş ve muhatabı da belli bir dönem yada çağ değildir. Ama o genelde kendisine kendi lisanları ile indiği toplumu eğitme görevi yüklenmiş ve örnek bir toplum olarak tarihe kaydetmiştir. Kuran onları yaptığı hatalarda uyarıcı onların nezdinde insanlığa yol gösterici bir uslub takınmış ve vasat bir toplum meydana getirmiştir.




    Maalesef bugün kader konusu yanlış algılandığı ve algılatıldığı için kaderci bir toplum meydana gelmiş bulunmakta sanki bir Emevi derin devleti ve cebriyeci bir hayat biçimi yaşatılmak istenmekte ve ilim camiası da bu konuda sessiz kalmaktadırlar. Bu yanlış anlayış gerek bireysel olsun gerekse toplumsal olsun başa gelen her şey kader olarak kabullenilmiş, gericiliğin ve geride kalmışlığın sebebi sanki Allah imiş gibi lanse edilmiştir. Ve bunun sonucunda ne yazık ki okumayan, üretmeyen, düşünemeyen, vurdumduymaz, bahaneci bir toplum meydana gelmiştir. Maalesef durum o kadar vahimleşmiş ki İslamcı diye mühürlenmiş kişilerin dillerinde bile “Alın yazısı” , “Başa gelen çekilir” gibi hakikatten uzak kelimeler yer bulmuştur. Ve bir bütün olarak adi suçlar işleyen ve bu yaptığı pis işten hüküm giyenlerin suçunu bile Allah a atmış “Kader mahkumları” olarak onları Allahın karşısında savunma ya geçmişiz. “Kader utansın” deyimi ile ben bu hatadan bu adilikten niye utanayım ki, bunu bana yaptıran Allah utansın der gibi bir hayat yaşamaya başlamışız.


    Böyle bir anlayışın yaygınlaşmasının temelinde yatan şey kendimce şu olsa gerek; Din in yanlış anlatılması ve diğer toplumlarda olduğu gibi sanki de dinin kendilerine has kılındığı bir DİN ADAMLARI zümresinin İslam a sokulması sonucu, her bireyin üzerindeki sorumluluğu kendine unutturulmuş, araştırmayan, okumayan, üretmeyen topluma doğru gelinmiş ve buda bir patlama olarak had safhaya çıkmıştır. Sanki İslam din adamları diye hitap edilen kesime inmiş. Dini yaşamak ve hayata hakim kılmak sanki onların işiymiş gibi algılanmalara neden olmuştur ki bunun temelide Avrupai bir hayat biçimi olan laisizmin sonucudur ki bu konuyu başka bir yazımızda uzun uzun ele alıp inceleyeceğiz inşallah…

    Değerli okuyucu…



    Bize düşen bu yanlış anlayışı red etmek ve üzerimize düşen hem bireysel hem de toplumsal görevimizi üstlenerek toplumu bilgilendirmek ve bilinçlendirmektir. Hurafenin karşısında hakikati dillendirmeyi şiar edinip yanlış kader anlayışından dolayı vurdumduymaz ve uyuşuklaşmış olan bu toplumu silkelemenin zamanı gelmiş ve geçmiştir. Her birey yaptığı her hareket ve davranışta hür bir iradeye sahip olup kesinlikle yaratıcının hiçbir müdahalesi ile karşılaşmamaktadır. Ki Allahın deyimi ile ve adil sıfatının gereği olarak….






    “ Kim zerre kadar hayır işlerse (onun karşılığını) görecektir. Kim de zerre kadar kötülük işlerse onun karşılığını görecektir.” ( Zilzal 7-8)

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yer
    Erzurum
    Mesajlar
    1.409
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    karıştırlan terimler gerçekten.Allah razı olsn kardeşi,m

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. İnsan gibi yaşamak - İnsan Kalabilmek
    By Karani in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05-13-2013, 02:17 AM
  2. ~Bugünkü EN'im~
    By SıLa_ in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 03-21-2011, 05:36 PM
  3. Bir insana Kader mahkumu veya kader kurbanı denirmi sesli anlatım - sesli sohbet dinl
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-19-2011, 03:31 PM
  4. Bugünkü Hıristiyanlığın esasları nedir
    By Karani in forum Dinimiz ve diğer dinler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-29-2010, 02:22 PM
  5. Bugünkü medeniyetin üstadı Müslümanlardır
    By BeRkCaN in forum Köşe Yazıları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07-04-2010, 01:22 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277