Casiye 45/13 ayete göre yer gök cinlerin mi yoksa insanların mı emrine verilmiş

"O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir." (Casiye, 45;13) Bu ayete göre, yer gök cinlerin mi yoksa insanların mı emrine verilmiştir?
Soru

"O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir." Bu ayete göre, yer gök cinlerin mi yoksa insanların mı emrine verilmiştir?
Kullanıcı: MuhammedAlii | Tarih: 21-Nisan-2011, Saat: 08:20:58

Cevap
Değerli kardeşimiz;

Casiye Suresi, 13. Ayet: "Ayrıca O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini kendinden bir lütuf olarak emrinize vermiştir. Bütün bunlarda düşünenler için işaretler vardır"

Hz. Adem (as)’den sonra gönderilen bütün peygamberler insanlardan seçilmiştir. Ve ilahî vahiylerin asıl muhatabı insanlardır. Kur’an vahyi de bunun dışında değildir. Bu sebeple Kur’an’da onlarca yerde kulluk görevlerinin sorumlusu olarak yalnız insanlar muhatap alınmıştır. Cin topluluğu ikinci derecede muhataptır. Yani, onlar ilahî mesajları Kur’an’dan ve Hz. Peygamber (asv)'den öğreniyorlar. Kur’an’ı öğrenenler kendi kavmine gidip onlara rehberlik ediyor.

Cinler de imtihana tabidir ve kabiliyetleri ölçüsünde bu kainattan istifade etmektedirler. Ancak insanın, kainatın bütününden istifadesi cinlere göre daha fazladır. Cinlerin ve bütün mevcudatın üstünde halife olarak gönderilen insan, mahiyet ve yaradılış özelliğinin yanı sıra, zeka, akıl, hafıza, muhakeme ve ibadet bakımından cinlere nazaran üstündür. Semavi bir dinden ders almayan bazı cinler, şeytandan aldıkları ders ile karakter itibariyle insanların bu üstünlüğünü kabul etmezler; onları kıskanırlar.

Bununla ilgili olarak Cenab-ı Hak Kuran’ı Kerim'de “şüphesiz biz insanı ahsen-i takvimde yarattık.” (Tin, 4.) buyurmakla, insanın sadece cinlerden değil, bütün varlıklardan daha üstün olduğunu bildiriyor.

Göklerde Ve Yerde Ne Varsa, Hepsi İnsan Oğlunun Emrine Verilmiştir:

«Göklerde ve yerde ne varsa, hepsini kendi tarafından sizin emrinize vermiştir..»

Bu âyet, kâinatın insan için, insanın da Allah'a ibâdet ve şükürde bu*lunması için yaratıldığını hikmet ve felsefesiyle belirtmektedir. Gerçekten varlık âlemine baktığımızda her şeyin insan için yaratılıp onun hizmetine verildiğini görmekteyiz. O halde insan denilen varlık varsa, kâinatın anla*mı, hikmeti ve değeri vardır; o yoksa, kâinat anlamsız ve hikmetsiz kalır. O bakımdan insan türünün dünyada yaşama süresi sona erince, yani ruh*lar alemindeki en son insan ruhu da gelip yeryüzüne inince, mevcut dü*zenin anlam ve hikmeti de sona ermiş olur ve o bakımdan bozulması ge*rekir. İşte kıyametin bir bakıma anlamı budur. Sonra insan asıl amaç olan ikinci hayata kaldırılacağı için, bozulan düzenin yerine kalıcı yeni bir dü*zenin kurulması gerçeği ortaya çıkıyor.

Sonuç olarak kâinat bir saat gibidir. Her parçası diğerleriyle birleşip bütünleşerek çalışmakta ve varlığını sürdürmektedir. Parçalardan birinin bozulması, diğerlerine de olumsuz yönde tesir eder. O bakımdan kıyamet olayının, önemli bir sistemin bozulmasıyla başlayacağı söz konusu olabilir. (bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kuran Tefsiri)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet