Kavram kargaşası hakkında

Sual: (Âl-i İmran sûresindeki, Hristiyanlara, “Aramızda ortak olan bir söze gelin” emri, “Aramızda, iki tarafın da kabul edebileceği ortak esaslar belirleyip, bu esaslara inanmalı” demektir) diyen reformcular çıkıyor. Bu âyet-i kerimede ehl-i kitaba yani hem Yahudilere, hem de Hristiyanlara hitap edildiği halde, niye sadece Hristiyanlarla ortak söz bulunmaya çalışılıyor? Bir de, ortak sözü Allah belirlemedi mi? Hristiyanların da kabul edebileceği ortak bir sözün Allah katında, bir değeri olur mu?
CEVAP
Elbette hiç değeri olmaz. Allahü teâlâ, o âyet-i kerimede, (Allah'a şirk koşmayın) buyuruyor. Şirk koşmayın demek, (Üç tanrıya inanmayın, Allah'tan gayrısına ibadet etmeyin, Hazret-i İsa’ya veya Hazreti Üzeyr’e Allah'ın oğlu diyerek şirke girmeyin, bunların putlarına tapmayın, hak din olan İslamiyet’e gelin!) demektir.
(Yahudiler, Üzeyr’e, Hristiyanlar da Mesih’e Allah’ın oğlu dediler. Daha önceki kâfirlerin [“melekler Allah'ın kızlarıdır” diyenlerin] sözlerine benziyor. Allah onları kahretsin! Nasıl da sapıtıyorlar.) [Tevbe 30]
Ortak sözle ilgili âyet-i kerimenin meali de şöyledir:
(De ki, “Ey Ehl-i kitap, [Yahudi ve Hristiyanlar] bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Allah’tan başkasına ibadet etmeyelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah’ı bırakıp da birbirimizi rab edinmeyelim.” Eğer yüz çevirirlerse, “Şahit olun, biz Müslümanız” deyin.) [Âl-i İmran 64]
İmam-ı Kurtubi hazretleri bu âyet-i kerimeyi açıklarken buyuruyor ki:
Allahü teâlâ, bu ortak sözün ne olduğunu, (Allah'tan başkasına ibadet etmeyelim) emri ile açıklamıştır. Tevbe sûresinin 31. âyet-i kerimesinde mealen, (Onlar Allah’ı bırakıp rahiplerini rabler edindiler) buyurmuştur. Yani onlar, Allah'ın haram ve helâl kıldığını değil, rahiplerinin haram ve helâl kıldıklarını kabul edip, onları rab makamında tuttular. Bu âyet-i kerimede, Ehl-i kitap olan Yahudi ve Hristiyanlar, sadece Allah'a ibadet etmeye, şirkten uzak kalmaya, Müslüman olmaya davet edilmektedir. (Cami-ul-ahkâm)
Peygamber efendimizin, Rum imparatoru Herakliyüs’e gönderdiği mektup da şöyledir:
(Seni İslâm’a davet ediyorum. Müslüman ol, selâmeti bul! Allah da ecrini iki kat verir. Yüz çevirirsen, bütün tebaanın günahı üzerine olur.) [Buhari, Müslim, Tirmizi]
Bu ifadelerden sonra mektuba, Âl-i İmran sûresinin, 64. âyet-i kerimesi yazılmıştır. Bu âyet-i kerimede de, Peygamber efendimizin açıklamasında da, ortak sözün, İslamiyet olduğu açıkça bildirilmiştir. Ehl-i kitabın Müslüman olmadan bulacakları ortak sözün, Allah indinde hiçbir değeri olmaz. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Âl-i İmran 19]
(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]
(İslam’dan başka din arayanın bulacağı din asla kabul edilmez.) [Âl-i İmran 85]
Demek ki ortak söz İslamiyet’tir. İslamiyet’e aykırı bulunacak ortak sözü, Allahü teâlânın kabul etmeyeceğini bu âyet-i kerimeler açıkça bildirmektedir.