Enam suresinin 93. ayetinin türkçe meali

Enam suresinin 93. ayetinin sebebi nuzülü olarak Abdullah b. Sad b. Ebi Serh hakkında nazil olduğu ve dinden çıkıktan sonra tekrar iman edip namaz kılarken öldüğü doğru mudur?
Soru

Enam suresinin 93. ayetinin sebebi nuzülü olarak Abdullah b. Sad b. Ebi Serh hakkında nazil olduğu ve dinden çıkıktan sonra tekrar iman edip namaz kılarken öldüğü doğru mudur?

Cevap

İkrime ve Katade’nin bildirdiğine göre, “Allah adına yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmediği halde “Bana da vahyolundu.” diyenden, bir de, “Allah’ın indirdiği âyetler gibi ben de indiririm (yani istesem ben de Kur’an’ın bir benzerini ortaya koyarım)” diye iddia edenden daha zalim kimse olabilir mi?”(Enam, 6/93) mealindeki ayet Peygamberlik iddiasında bulunan Müseyleme hakkında nazil olmuştur.(bk. İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri).

İbnu Abbas, "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip, gönlünü kâfirliğe açanlara Allah katından bir gazab vardır, büyük azab da onlar içindir" (Nahl, 106) âyetindeki umumî hükümden şöyle bir istisna yapmıştır: "Rabbin, türlü eziyete uğratıldıktan sonra hicret eden, Allah uğrunda savaşan ve sabreden kimselerden yanadır. Rabbin şüphesiz bundan sonra da bağışlar ve merhamet eder." (Nahl, 110).

Burada kastedilen Abdullah İbnu Ebi Sarh'tır. Bu zat, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın vahiy kâtibi idi. Şeytan onu şaşırttı. Kâfirlere katılmasına sebep oldu. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fetih günü, onun öldürülmesini emretti. Araya Hz. Osman girerek affını diledi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da onu affetti." (Nesâî, Tahrimu'd-Dem 15, 7/107)

Ayrıca, rivayete göre Peygamber efendimiz de onun affedildiğini ve iman etmesinin önceki günahlarını sildiğini bildirmiştir:

Hz. Osman, Peygamberimize (asm), “Babam, anam sana feda olsun! Anasının oğlu Abdullah'ın seni her görüşünde senden nasıl kaçtığını bir görseydin!" der. Peygamberimiz de (asm) gülümseyerek "Onun biatını almadım mı? Kendisine eman vermedim mi?" diye sorar.

Hz. Osman, "Evet yâ Rasûlallah! Fakat, o, Müslüman olduğu zaman işlediği suçun büyüklüğünü düşünüyor da, senin yüzüne bakmaktan utanıyor!" demesine karşılık, Peygamberimiz (asm):

"İslâmiyet kendinden önce işlenmiş olan kötülükleri siler!" buyurur.

Hz. Osman hemen dönüp bunu Abdullah b. Sa'd'a haber verir. (Vâkıdî, Megâzî, 2/ 856, 857)

Abdullah b. Sa'd, yeniden Müslüman olduktan sonra, İslâmiyet amelleri ile Müslümanlığını güzelleştirmiş; ölünceye kadar, kendisinde kötü bir tutum ve davranış görülmemiş (Beyhakî, Delâilü'n-nübüvve, 5/60) sadece hayır ve fazilet, iyi hallilik ve dindarlık görülmüş (İbn Hazm , Cevâmiu's-a're, s. 232) fitneden, daima kaçınır olmuş ve: "Ey Allah'ım! Benim en son amelimi sabah namazı yap!" diyerek dua etmiş durmuştur.

Bir gün, abdest alıp sabah namazına durmuş, birinci rekatta Fatiha ile Adiyât sûresini okumuş, ikinci rekatın sonunda sağ tarafına selam vermiş, sol tarafına selam verirken ruhunu teslim etmiştir. (bk. İbn Abdilberr, 3/ 920, İbn Esir, Usdu'l-gâbe,3/260, İbn Seyyid, Uyûn, 2/175,176)

Soruda geçen ayetin kapsamına, Abdullah b. Sad girmiş olsa bile, bu onun önceki halini yansıtır. İman edip bu iman ile öldüğüne göre, imandan önceki hatalarından sorumlu olmaz.

Geniş bilgi için bk.
TDV İslam Ansiklopedisi, Abdullah b. Sad b. Ebi Serh md.
M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık, 6/464-468.
İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, hadis no: 677.