Farz olan Namazlarda imam AmenerRasulu Ayetlerini okuduğunda dua ayetleri sırasında cemaat dua bitiminde amin diyebilir mi , Fatiha bitimindeki amin ile kıyas yapılabilirmiyiz?

Bakara suresinin son ayetleri (Âmene'r Rasulu) okunurken de "bizi affet, "bizi bağışla" ve "bize acı!" cumlelerinin her birinden sonra tek tek âmîn denmesi, ya da âyetlerin sonunda âmîn denmesi sunnette olmayan bir uygulamadır. Halbuki Allahrasulu (s.a.v.) "namazı benden gördüğünüz gibi kılın" buyurarak namazın sunnetini kayıtlamıştır.

Kur'an-ı Kerim'in âyetlerinden sonra âmîn deme sünnetinin yalnız Fâtiha'ya inhisar etmesinin sebebini, Fâtiha'nın ilk sûre olmasında, taşıdığı mânada ve namazın temel unsurlarından birini teşkil etmesinde aramak gerekir.
Çünkü Kur'an'ın özü olduğu kabul edilen ve “açış, giriş” anlamında bir isim taşıyan Fatiha sûresi, en başa sabit konulmak suretiyle arkasından gelen kitabın tamamı hakkında fikir vermekte ve böylece okuyucu, surenin sonunda âmîn demek suretiyle Kur’an'ın tamamına iman ettiğini belirtmiş olmaktadır.
Ayrıca çeşitli hadislere göre ibadetin özünü duanın teşkil etmesi ve namazın da aslında duadan ibaret olması (İbn Kesir, Tefsîr, V, 128.) her rek'atta okunan Fâtiha'yı temel dua haline getirmiş, dolayısıyla sonunda âmîn demek bu açıdan da gerekli kılınmıştır.

Namazda fatiha'dan sonra, çeşitli zamm-ı sure okunabildiğinden, zamm-ı surelerin (dua içeren ayetlerin) bazı vakit ve rekatlarda okun(a)mayabilecektir.
Namazda Fatiha suresinden sonra cemaatin de amin denmesinin istenmesinin sebeblerinden biri de, fatiha suresinde meleklerin de âmin" demeleridir.

2- "Gayr’l-Mağdûbi Aleyhim vela'd-dâllîn' Babı

Ahmed ibn Hanbel ile îbn Hıbbân, Adiyy ibn Hâtim'den; Peygamber (s.a.v.): "el-Mağdûbialeyhim, Yahudiler'dir. Vela'd-dallin ise Hrıstiyanlar'dır" buyurdu diye rivayet etmişlerdir...
İbnu Ebî Hatim: Ben mufessirler arasında bu hususta hiçbir ihtilâf bilmiyorum, demiştir.
es-Suheylî de: Bunun şahidi Yüce Allah'ın Yahudiler hakkındaki "Gadâb üstüne gadâba döndüler'" (el-Bakara: 90), Nasârâ hakkındaki: "Bundan evvel hakîkaten hem kendileri sapmış, hem bir çoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan ayrılıp sapagelmiş bir kavmin hevâsına uymayın" (el-Mâide: 77) kavlidir, demiştir.. (Fethu'l-Bâri).

2- Bize Abdullah ibn Yûsuf tahdîs etti: Bize (İmâm) Mâlik, Sumeyy'den; o da Ebû Salih Zekvân'dan; o da Ebû Hurayra (r.anh)'den haber verdi. Rasûlullah (s.a.v.):
"İmâm -namazda Fatiha okurken-Gayri'l -mağdûbi aleyhim vela 'd-dâllîn dediği zaman, siz de Âmîn deyiniz. Her kimin Âmîn demesi meleklerin Âmîn demelerine uyarsa, onun geçmiş günâhları mağfiret olunur" buyurmuştur.
(Buhârî, “Tefsir”, 2; Muslim, “Salât”, 62, 87)

(Hadîsin bâb başlığına uygunluğu meydandadır.
Bu hadîsin iki sened ile Ebû Hurayra'dan gelen iki rivayeti Namaz Kitabı, "İmâmın Âmîn demeyi açıktan söylemesi bâbı"nda geçmişti. Muslim ile Buhârî'nin başka yerdeki diğer rivayetlerinde "Çünkü melekler de Âmîn derler" ziyâdesi vardır. Bu ziyâde, kelâmın ma'badine illet olmuş olur. Âmîn orada da bildirildiği gibi "Böyle olsun" yâhud "Kabul et" yâhud "Ümîdimizi boşa çıkarma" mânâsına îbrânî veya Suryânî bir lafızdır ki, herhangi duadan sonra, o duânın içindekileri icmâlen ve te'kîden tekrar taleb etmeyi ifâde eder. Bu, duâ edene göredir. Duayı dinleyen kimsenin "Âmîn "demesi ise talebe, yânî istenen şeylere iştirak etmeyi ifâde eder.)


2513 - Ebu Hurayra (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki:
"İmam âmîn deyince siz de âmîn deyin. Zira kimin âmîn'i meleklerin âmîn'ine tevâfuk ederse geçmiş günahları affedilir."
İbnu Şihâb der ki: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) âmîn derdi."
(Buhârî Ezân 112; Muslim, Salât 72, (410); Muvatta, Salât 44, (1, 87); Ebu Dâvud, Salât 172, (936); Tirmizî, Salât 185 (250); Nesâî, İftitah 34, 35, (2,144); İbnu Mâce İkâmet 14, (851)

2514 - "Kârî (okuyucu) âmîn deyince siz de âmîn deyin. Zîra melekler "âmîn" der. Kimin amîn'i meleklerin âmîn'ine tevâfuk ederse geçmiş günahları affedilir.
(Buhârî, Da'avât 63)