Bulunan birşey ne yapılmalıdır-lukata

Önce "Lukata" kelimesi üzerinde duralım. Lugatta; yerden alınıp kaldırılan mala verilen isimdir. Kaybedilmiş, düşürülmüş bir mala da; genellikle yerden kaldırıldığı için bu isim verilmiştir. Sokağa bırakılmış çocuğa "Lakit" denilir. İnaye'de: "Lakit ile lukata; lafız ve mana itibariyle birbirine yakındır. Lakit; fakirlikten veya zina töhmetinden korkularak hamam kapısına veya yol üzerine bırakılan çocuktur. Lukata ise; sahibi bilinmeyen ve yerde bulunan maldır" denilmektedir. İslami ıstılahta da: "Herhangi bir yerde bulunan ve sahibi bilinmeyen mala lukata denilir" tarifi esas alınmıştır. Kelime manasıyla, ıstılahi manası arasında fark yoktur.(156) Yerde bulunan birşeyin; alınıp-alınmaması hususunda ûlema ihtilaf etmiştir. Bir kimse lukatayı yerden aldığı takdirde; sahibine vermeyeceğini (Nefsine mağlup olacağını) bilirse, yerde bırakması farz olur. Eğer sahibine vereceği hususunda kendine güveni varsa ve almadığı takdirde kaybolacağını (Zannı galiple) bilirse, kaldırması vacip olur. Fakat böyle bir tehlike sözkonusu değilse alıp-almama hususunda muhayyerdir. Bu durumda da lukatayı almak mübahtır.(157) Feteva-ı Hindiyye'de "Farklı görüşler" zikredildikten sonra: "alimlerimizin tercih ettiği kavil; lukatayı yerinden alıp kaldırmanın daha efdal olduğudur. Muhıyt'de de böyledir"(158) hükmü kayıtlıdır.
Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Lukatanın (Bulduğun malın) özelliklerini iyi tanı, sonra onu bir sene tarif ve ilan et" buyurduğu bilinmektedir. Hanefi fûkahası: "Herhangi birşey bulan kimse; onu sahibine vermek için aldığına dair şahid tutar. Bulduğu yerde ve insanların cemaat halinde olduğu mahalde: "Ben bir lukata buldum. Sahibini bilmiyorum. Kaybeden gelsin ve malını tarif etsin, kendisine vereyim" diye ilan eder. Lukata kendi yanında "Emanet" hükmündedir. Bulduğu malın değeri bin dirhemden (veya yüz dinar'dan) fazla ise, sünnet gereğince bir yıl ilan eder"(159) hükmünde ittifak etmiştir. Mecelle'de: "Bir kimse yolda yahud diğer mahalde bir şey bulup da, kendisine mal olmak üzere ahz etse gasıb hükmünde olur"(160) buyurulmuştur. İbn-i Abidin (lukataya) "Şahid tutulan kimselerin adil olması şarttır. Şahid tutmada; lukatayı yerden alıp kaldıran kimsenin "Benim yanımda bir buluntu vardır. Bunu arayan bir kimseyi işitir ve görürseniz haber veriniz, bana müracaat etsin" demesi kafidir. Lukatanın bir ve birden fazla olması arasında fark yoktur. Çünkü lukata cins isimdir. Bilhassa bu zamanda lukatanın altın veya gümüş olduğunu belirtmek vacip değildir. Lukatayı ilan edene "Münşid", lukatayı arayan kimseye "Naşid" adı verilir. Lukata bulan kimse; sokaklar, çarşılar, mescid kapıları ve kahvehaneler gibi insanların toplandığı yerlerde "Ben bir lukata buldum, arayan kimseye tesadüf ederseniz, bana yollayın" diye ilan eder. Çünkü bu gibi yerlerde yapılan ilanlar çabuk duyulur. Bununla beraber lukatanın bulunduğu yerde ilan edilmesi daha evladır. Çünkü sahibi orada arar"(161) hükmünü zikreder. Şimdi bu ilan ne kadar devam eder? sualine cevap arayalım. Essah olan kavle göre; "- Artık sahibinin aramaktan vazgeçtiğine kalben kanaat getirilinceye kadar" sürer. Bu İmam-ı Serahsi'den nakledilen kavildir. Hidaye ve Muzmerat'ta bu esas alınmış; Cevhere'de ise "Fetva bu kavil üzeredir" diye zikredilmiştir. Bu kavil zahir-i rivayete muhaliftir. Zahir rivayete göre; tarif ve ilan müddeti -Lukata az olsun, çok olsun- bir senedir. Buna göre bazıları "Her Cum'a", bazıları "Her ay", bazıları ise "Her altı ayda bir tarif ve ilan olunur" demişlerdir.
Eğer lukata; beklemeye tahammülü olmayan veya bekletildiği takdirde özelliğini kaybedecek bir mal olursa; Kadı'nın (Hakim'in) huzurunda satışı yapılır ve parası muhafaza altına alınır.(162) Malın sahibinin bulunması halinde; malın değeri (Parası) kendisine teslim edilir. Eğer bu satışa razı olmazsa; ikale (Satışı bozma) hakkı vardır.
Lukatayı bulan ve sahibine vermek niyyetiyle, şahid tutarak alan kimse; bütün arama ve gayretlerine rağmen sahibini bulamazsa ne yapacaktır? Hanefi fûkahası: "Eğer lukatayı bulan kimse; çok fakir ve muhtaç bir kimse ise, ilan müddetinin tamamlanmasından sonra kendi nefsine harcayabilir. Zengin ise; sahibinin adına fakirlere tasadduk etmesi gerekir. Bunun dışında; "Beytü'lmal'e" konulmak üzere, Ulû'lemr'e veya Kadı'ya (Hakim'e) teslim edebilir"(163) hükmünde müttefiktir. Lukatayı bulduktan sonra; şahid tutan ve ilan eden kimse, herhangi bir kusuru olmadan bunu kaybederse, tazmin etmek mecburiyetinde değildir. Çünkü o lukata; yanında emanet hükmündedir.(164) Kasdı ve kusuru olmadığı süre içerisinde; emanet'in, zayi olmasından mes'ûl olmaz. Ancak şahid tutmaz ve ilan etmezse; kaybolması durumunda ödemek mecburiyetindedir.