+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Vedia ve emanetin mahiyeti ve önemi nedir

 SESLİ DİNİ KONULAR Katagorisinde ve  Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım Forumunda Bulunan  Vedia ve emanetin mahiyeti ve önemi nedir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>VEDİA VE EMANETİN MAHİYETİ VE ÖNEMİ NEDİR Önce "Vedia" ve "Emanet" kelimelerinin lugat manaları üzerinde duralım. Vedia; mutlak manada "bırakmak ve terketmek" demektir.(144) Emanet ise; masdar olarak "Eminlik, başkasının hak ve hukukuna riayet" manasına kullanılır. İslami ıstılahta: "Muhafaza edilmesi için; emin olarak bilinen bir kimseye teslim edilen mala vedia denilir"(145) ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.914
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Vedia ve emanetin mahiyeti ve önemi nedir

    VEDİA VE EMANETİN MAHİYETİ VE ÖNEMİ NEDİR

    Önce "Vedia" ve "Emanet" kelimelerinin lugat manaları üzerinde duralım. Vedia; mutlak manada "bırakmak ve terketmek" demektir.(144) Emanet ise; masdar olarak "Eminlik, başkasının hak ve hukukuna riayet" manasına kullanılır. İslami ıstılahta: "Muhafaza edilmesi için; emin olarak bilinen bir kimseye teslim edilen mala vedia denilir"(145) tarifi esas alınmıştır. Genellikle vedia ile emanet aynı manada kullanılır. Fakat aralarında ince bir fark vardır. Mesela; rüzgar sonucu bir kimsenin evinin bahçesine, komşusunun bir eşyası düşse; aralarında akid olmadığı için, ev sahibinin nezdinde o eşya "Vedia" hükmünde değildir, fakat emanettir. Zira mü'minler; her hakkı, hak sahibine teslim etme hususunda emindirler. Türkçe'de "Vedia" kullanılmamış; genellikle "Emanet" kelimesi yaygınlık kazanmıştır. "Galat-ı Meşhur, lügati fasihten evladır" kaidesine uyarak, emanet kelimesini kullanalım. Esasen emanet; Allahû Teala (cc)'nın gerek kendi hukuku, gerekse bütün yarattıklarının hukuku ile ilgili tekliflerinin tamamına verilen bir isimdir. "Mü'minler emindir" derken; İslam'ın bütün emir ve nehiylerine, hiçbir mazeret ileri sürmeden tabi oldukları kasdedilir.
    Emanet'in rüknü; serahaten yahud delaleten icab ve kabûlün gerçekleşmesidir. Emaneti koyan kimse: "- Sana emanet ediyorum, veya emanet koydum" diyerek icab'ta bulunur. Kendisine güvenilen kimse ise: "- Kabûl ettim, aldım veya bunların benzeri bir hükümle" kabul ederse emanet gerçekleşir. Örfen kabul de geçerlidir. Eşyayı koyduğu zaman susmak ve itiraz etmemek gibi!.. Şayet bu işe razı değilse: "- Ben emanet kabul etmiyorum" diyerek, durumu açıklığa kavuşturabilir. Serahaten ve delaleten hükmü, icab sahibi için de geçerlidir.(146) Emanet'in hükmü: Kendisine emanet konulan kimse üzerinde; emanet edilen şeyin korunmasının vacib olmasıdır.(147) Zira icab ve kabûl sonucu; taraflar arasında "Emanet Akdi" gerçekleşmiştir.
    Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Kendisine emanet konulup; ihanet etmeyen kimse, (Emanetin) zararını tazmin etmez"(148) buyurduğu bilinmektedir. Ancak ihanet ederse veya ihmal sonucu; emanet zayi olursa, ödemek durumundadır. İbn-i Münzir "Emanetçi, vediayı (Emaneti) muhafaza altına alsa, sonra da onun kaybolduğunu söylese, sözü yemin etmesi şartıyla kabul edilir"(149) hükmünde, icma bulunduğunu kaydeder. Hanefi fûkahası: "Herhangi bir kasdı veya kusuru olmadan; emanet eşya kaybolur, çalınır veya telef olursa, emanetçi bunu tazmin etmez. Eğer bu gibi hallerde ödemesi emredilirse; hiç kimse "Emaneti" (Vedia'yı) kabul etmez. Halbuki buna ihtiyaç vardır."(150) hükmünde müttefiktir. İmam-ı Malik (rha) "Emaneti kabul eden kimse; töhmet ve zann altında kalmaktan kurtulmalıdır. Bu da ancak ödemekle mümkün olur"(151) hükmünü zikreder.
    Emanet (Vedia) belli bir ücret karşılığı teslim edilmişse; sakınılması mümkün olan bir sebeble, telef veya zayi olursa tazminat gerekir.(152) Ayrıca kendisine emanet bırakılan kimse; bu emaneti, kendisi ve ailesi vasıtasıyla muhafaza etmek durumundadır. Başka birisine (Ailesinin dışında) teslim eder ve emanet telef ve zayi olursa, tazmin etmek durumundadır.(153) Mecelle'de: "Müstevda (Kendisine emanet bırakılan kimse) kendi malını nerede hıfz ederse (Muhafaza ediyorsa) vedia'yı dahi orada hıfz edebilir"(154) hükmü kayıtlıdır. Esasen tıpkı kendi malı gibi muhafaza ederken kaybolursa; zararı ödemesi gerekmez. Nitekim İbn-i Münzir: "Emanetçi, vediayı (Emaneti) sandığında, dükkanında veya evinde kendisi korur iken telef olursa, ödemekle sorumlu olmaz"(155) hükmünde icma bulunduğunu kaydeder. Esasen akid sebebiyle; bizzat kendisinin koruması vaciptir. Aile çevresinin ihanetinden korkarsa; onlardan dahi, saklamak zorundadır.


+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254