Karz-ı hasen'in tarifi ve mahiyeti nedir

iKarz-ı hasen'in tarifi ve mahiyeti nedir slamseli.net islami forum dini forum Arşivi Karz-ı hasen'in tarifi ve mahiyeti nedir

Önce kelime üzerinde duralım. Karz: lûgatta, geri almak üzere verilen demektir.(134) "Kesmek" manasına da gelir. Borç veren kimse; kendi malından bir kısmını kesip ayırarak, başkasına verdiği için "Karz" denilmiştir. İslami ıstılahta: "Misli olan maldan; benzerini geri almak üzere başkasına vermeye karz denilir"(135) tarifi esas alınmıştır. Hanefi fûkahası; çarşı ve pazarda benzeri sürekli olarak bulunan malları, "Misli" kabul etmiştir. Borç veren kimseye "Mukriz", borç alana "Müstakriz" ve borç alma işine de "İstikraz" denilir.(136) Sadece Allahû Teala (cc)'nın rızasını gözeterek; hiçbir karşılık beklemeden ve menfaat ummadan, verilen borca "Karz-ı Hasen" denilmiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de: "Hakikat sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar ve Allah'a "Karz-ı Hasen"le borç verenler (yok mu?) Onların mükafatı kat kat artırılır. Onlar için çok şerefli (başka) bir mükafat da vardır"(137) hükmü beyan buyurulmuştur. Müfessirler: Bu ayet-i Kerîme'deki "Sadaka"dan kasdın; farz olan zekat olduğunu beyan etmişlerdir. "Karz-ı Hasen" hususunda ise; "Allahû Teala (cc)'nın herşeyden müstağni olduğunu, dolayısıyla sırf kendi rızasını gözeterek borç verenlerin; kendisine borç vermiş hükmünde olacağının müjdelendiğini" zikretmişlerdir. Ayrıca "Zekat'ın" dışında; sırf Allahû Teala (cc)'nın rızası için, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını, herhangi bir süre beyan etmeden, borçla giderenlerin uhrevi mükafatlarının fazla olacağı kaydedilmiştir.(138) Bir başka ayet-i Kerîme'de: "Kimdir o adam ki; Allah'a güzel bir borç versin de, (Allah da) ona kat kat fazlasıyla (verdiğini) ödesin!.. Allah (kimini) daraltır, (Kimini) genişletir. Siz (Hepiniz) ancak O'na döndürüleceksiniz"(139) hükmü beyan buyurulmuştur. Abdullah İbn-i Mesûd (ra)'un rivayet ettiğine göre; bu ayeti duyan Ebû'd-Dahhan El Ensari (ra) Resûl-i Ekrem (sav)'e hitaben: "- Ya Resûlallah!.. Allah bizden borç mu istiyor?" diye sorar. Allah (cc)'ın Resûlü "- Evet ey Ebû'd Dahhah" deyince, o zaman Resûl-i Ekrem (sav)'e hitaben: "- Elini ver ya Resûlallah!.. Hurmalığımı Rabbime (Yolunda harcanmak üzere) borç veriyorum" diyerek, hepsini infak eder. Resûl-i Ekrem (sav) Cennet'te Ebû'd-Dahhah (ra)'a, içinde altıyüz hurma bulunan bir bahçenin verileceğini, karısının ve çocuklarının da orada kendisiyle beraber bulunacağını müjdeler.(140)

Karz'ın rüknü; tarafların rızasını beyan eden icab, kabûl ve malın teslimidir. İmam-ı Muhammed (rha) mal teslim olunmasa dahi; icab ve kabul'le "Karz Akdi'nin" tamamlanacağını esas almıştır. Tarafların akıllı ve mümeyyiz olmaları, akdin sıhhati için şarttır. Bulûğ şartı aranmamıştır. Ancak çocuğun velisinin izni gerekir. Bu da sıhhatinin değil, nafiz olmasının gereğidir. İkinci şart: Çarşı ve pazarda misli olan malın bulunmasıdır. "Karz" genellikle; piyasada geçerli olan para vasıtasıyla gerçekleşen bir akiddir. Çünkü borç talebinde bulunan kimse; para ile ihtiyacını karşılayabilir. Üçüncüsü: Bir şahsın diğerine, herhangi bir menfaat şart koşmadan "Karz"da bulunmasıdır. Esasen borç verene; menfaat temin eden (Dünyevi açıdan) her türlü karz yasaklanmıştır.(141) Hatta borç veren kimse; borç talebinde bulunana: "- Borcunu öderken, bana bir de yemek yedirirsin" dese, bu şart sebebiyle "Karz" caiz olmaz. Çünkü yemek; herhangi bir karşılığı olmayan fazlalıktır. Hatta alacaklının (Mukriz'in); başka bir şehirde tahsil edilmesi şartıyla, borç vermesi dahi caiz değildir. Zira yoldaki emniyetini; borçluya yüklemiş olur. Bu da karşılıksız bir menfaat hükmündedir. Günümüzde; belirli bir mal özelliği taşımayan ve itimad senedi durumunda olan kağıt paraların (Nakid); sürekli değer kaybetmesi dikkate alınarak, "- Efendim!.. Borç veren kimse (Mukriz) sürekli zarardadır. İhtiyaç sahibi olduğu gerekçesiyle; borçluya belli bir süre de koymuyoruz. Bu defa iş; onun insafına kalıyor şeklinde sızlanmalar mevcuddur. Tabii bu; borç alıp-verme hadisesini, asgariye düşürmektedir. Bilhassa hızla para basma olayının arttığı (Emisyon) ve enflasyonun yükseldiği dönemlerde; kağıt para karşılığı borç veren kimselerin (Mukriz'in) zarara uğradığı bir gerçektir. Ancak "Karz" tarifinden de anlaşılacağı üzere: "Misli olan maldan; benzerini geri almak üzere başkasına verilendir, "mutlaka kağıt para değildir!.. Dolayısıylae "Karz-ı Hasen"; bu bahanelerle, terkedilmemelidir. Kaldı ki müddet; ihtiyaç sahibi kimsenin (Borçlu'nun) zor duruma düşürülmemesi için, "İslami kardeşlik noktasından" zikredilmez. Fakat mukriz (Borç veren kimse) kendi ihtiyacını beyan ederek; her an geri isteyebilir. Bu onun şer'i hakkıdır.(142) Hatta belli bir müddet zikredilmiş olsa dahi; o müddete, sırf "Ahde riayet" noktasından uymak durumundadır. Diğer borçlardan; bazıları hakkında, te'cil caizdir. Ancak "Karz" hakkında tecil muteber değildir.(143) Borç veren kimse (Mûkriz); istediği zaman geri alabilir. Borç talebinde bulunan kimse (Müstakriz) bunu bilmelidir. Zira "Borç talebi" içinde bulunduğu bir haldir!.. Mükellefe; içinde bulunduğu hal ile ilgili ilimler ise "Farz-ı Ayn"dır.