Havalenin tarifi mahiyeti ve önemi nedir

Önce kelime üzerinde duralım. Havale; lûgat yönünden ihale manasına isimdir ve mutlak sûrette "nakletmek" manasına gelir.(116) İslami ıstılahta: "Borcun, bir kimseden, diğer bir kimseye nakledilmesine havale denilir"(117) tarifi esas alınmıştır. Havale; sadece borçlarla ilgili bir anlaşmadır. Şöyle ki; borçlu olan kimse, alacaklıyı kendisinden uzaklaştırıyor ve kendisinin alacaklı olduğu başka bir borçluya onu havale ediyor. Istılahta ise; mutlak manada bir nakil değil, borcun nakledilmesinden ibarettir. Çünkü havale eden demek; "Borcu nakleden" demektir. Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Varlıklı (Zengin ve muktedir) olan kimse; kendisine havale olunan kimseye tabi olsun"(118) buyurduğu bilinmektedir. Buradaki tabi olsundan maksad; havaleyi kabul etsin demektir.

Havale'nin rüknü: Tarafların rızasını beyan eden icab ve kabûldür. İcab; havale edenin teklifidir. Yani borçlunun alacaklıya: "- Seni ben filanın üzerine, alacağım şeyle havale ettim" demesidir. Kabul ise; alacaklı üzerine havale yapılan kimselerin her birinin ayrı ayrı "Kabûl ettim", veya "Razı oldum" demesiyle gerçekleşir.(119) Havalenin hükmü şudur: Muhil (Havale eden kimse) borcundan kurtulmuş olur. Eğer o borçla ilgili kefili varsa, o da kefalet'den beraat eder. Havaleyi kabul eden kimse; borçlu duruma geçer.(120)

Havalenin sahih olması için; çeşitli şartlar aranır. Bu şartların bazısı borcu havale eden kimsede (Muhilde), bazısı havaleyi kabul eden kimsede (Muhtalun leh'de), bazısı havale eden kimsenin borcunu ödemesi gerekende (Muhtalûn Aleyh'de) ve bazısı da havale olunan borçta aranır.(121) Havalenin sahih olmasının ilk şartı; bunların tamamının rızasıdır. İbn-i Abidin bu hususta şunları zikretmektedir: "Havalenin sahih olmasının şartı ilh.." Nehir'de şöyle denmiştir. Havale edenle ilgili olarak havalenin sahih olmasının şartı akıldır. Dolayısıyla deli olanın havalesi, henüz meseleyi idrak edemeyen, mümeyyiz olmayan çocuğun havalesi de sahih olmaz. Onun için ikinci şart rızadır. İkrah edilen (Zorlanan, tehdit edilen) kimsenin havalesi de sahih değildir. Baliğ olmaya gelince; bu sıhhatinin değil nefazının şartıdır. Çünkü akil olup, baliğ olmayan mümeyyiz çocuğun havalesi, velisinin icazetine mütevakkıf olarak sahihtir. Hürriyet şartlardan değildir. Çünkü mutlak olarak kölenin havalesi sahihtir. Ancak kendisine ticaretle izin verilen mezûn dediğimiz kölenin havalesinde borç hemen taleb edilir. Sıhhatli olma şartı da yoktur. Çünkü hasta olan kişiden havale sahihtir. Alacaklı olan ve lehinde havale yapılan kişi hakkında ise bu şartlar; akıl ve rıza şartıdır. Hür ve baliğ olma şartı bunda da nefazının şartıdır. Küçük ve mümeyyiz olan çocuğun alacağının başka birine havale edilmesi, onun da bu havaleyi kabul etmesi (velisinin icazetine mütevakkıf olduğu gibi) havaleyi üstlenen ikinci borçlunun, birinciden daha zengin, borcu ödeyebilir durumunda olması şartına da bağlıdır. Yetimin malıyla ilgili olarak borçlusunun havale kabul etmesi de, aynen buna benzemektedir. Havalenin sahih olmasının şartlarından birisi de meclistir. Haniye'de bu konuda şöyle denmektedir: "Burada şart olan yalnız alacağı havale edilen kişinin mecliste bulunmasıdır. Bulunmadığı takdirde onun lehine yapılan o havale sahih olmaz. Ancak bu durumda onun yerine havaleyi kabul edecek başka bir kişi, yani vekili (naibi) varsa o zaman sahih olur. Havaleyi kabul eden; yani borcu yeniden üstlenen kişinin mecliste olmaması, havalenin sahih olmasına mani teşkil etmez. Buna göre kendisine havale yapıldığını duysa ve kabul etse sahihtir. Bezzaziye'de de bu açıkça ifade edilmiştir. Tabii ki bu kabulde rıza'nın olması muhakkaktır. Çünkü kabule zorlanan kişinin, kabulü sahih olmayacağından havale de sahih olmaz. Havalenin sahih olmasının şartlarından biri de; havale edilen nesnenin ödenmesi lazım gelen bir borç olmasıdır. Kefalette olduğu gibi burada da kitabet bedeli olan borçta havale sahih olmaz. Hepsinin rızası şarttır. Havale edenin rızası şarttır. Çünkü kişiliği olan insanlar, borçlarının başkaları tarafından üstlenilmesine tahammül etmezler, rıza göstermezler. Onun için açıktan razı olması şart koşulmuştur. Alacağı olan kişinin de rızası şarttır. Çünkü bu havalede ona aid bir hakkın, bir zimmetten, diğer bir zimmete intikali sözkonusudur. Zimmetler değişiktir. Onun için, onun rızası da şart koşulmuştur. Borcu üstlenen; havaleyi kabul eden, üçüncü kişinin de rızası şarttır. Zira havale borç ile bir kimseyi ilzam etmektedir. Kendisi böyle bir borcu iltizam etmediği takdirde, borçla ilzam etmek mümkün değildir. İltizam etmesi de rızasına bağlıdır"(122)

Havale; mutlak ve mukayyed olmak üzere ikiye ayrılır.(123) Havale-i mutlak'da kendi arasında; "Mutlaka-i Hal" ve "Mutlaka-i Müeccel" olmak üzere tasnif olunur. Fûkaha; bu tasnifi, borcun mahiyetini esas alarak yapmıştır. Günümüzde; "Müşteri Senetlerinin" birbirine verilmesi sûretiyle, havale yapılmaktadır. Ancak havalenin sıhhat şartlarına riayet edilmediği için; birçok mesele çıkmakta, ihtilaflar mü'minlerin kardeşliğine zarar vermektedir. Ticaretle meşgul olan mü'minler; gerek kefalet, gerek havale hususunda titiz olmak zorundadırlar.