Kimlerin kestiği hayvanın eti yenilmez

Kur'an-ı Kerîm'de: "Bugün size bütün iyi ve temiz (nimetler) helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği sizin için helal olduğu gibi sizin yiyeceğiniz de onlar için helaldir"(19) hükmü beyan buyurulmuştur. Tevrat ve İncil'e göre amel eden ehl-i kitab'ın; Allahû Teala (cc)'nın ismini anarak (yani besmele çekerek) kestiği hayvanın eti helaldir.(20) Fakat Allahû Teala (cc)'nın ismine; kendi inancından bir akideyi atıf yaparak keserse (Mesela: Bismillahi ve ruhû'l kudüs, Bismillahi ve isa vs.) o hayvanın etini yemek haram olur. Bunun dışında; bugünkü ehl-i kitab; Resûl-i Ekrem (sav) ve Sahabe dönemindeki ehl-i kitab'la aynı mıdır? suali çerçevesinde birçok farklı görüş ileri sürülmüştür. Şöyle ki; Resûlullah (sav) dönemindeki ehl-i kitab ihtilaf ettikleri konularda, Tevrat veya İncil'in hükümlerine tabi oluyorlardı. Nitekim Abdullah b. Ömer (ra)'den şu şekilde rivayet edilmiştir: Resûlullah (sav)'a; zina etmiş bir yahudi erkekle, bir yahudi kadın getirmişler. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sav): "- Zina eden bir kimseye siz Tevrat'ta ne (ceza) buluyorsunuz?" sualini tevcih etmiştir. Yahudilerden birisi: "- Yüzlerini siyaha boyar, kendilerini hayvan üzerine bindirir ve yüzlerini birbirine ters döndürürüz. Bu şekilde sokaklarda dolaştırırız" cevabını verir. Resûlullah (sav): "- Doğru söylüyorsanız, o halde Tevratı getirin" diye emreder. Yahudiler hemen Tevrat'ı getirip, okumaya başlarlar. Recm ayetine gelince, okuyan genç yahudi elini o ayetin üzerine koyar, evvelini ve sonunu okur. Recm ayetini gizlemiştir. Abdullah b. Selam; Resûl-i Ekrem (sav) ile birliktedir ve Tevrat'ı çok iyi bilmektedir. Resûlullah'a: "- Buna emir buyur da, elini kaldırsın" diyerek istirhamda bulunur. Yahudi elini kaldırınca recm ayetini gizlediği ortaya çıkar. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sav) her ikisinin de (Tevrat'ın hükmüne göre) recmedilmesini emretmiştir. Abdullah b. Ömer (ra): "- Ben de onları recmedenler arasındaydım. Yemin olsun Yahudinin kadını kendi vücûdu ile koruduğunu gördüm"(21) buyurmuştur. Rivayetten anlaşılacağı üzere o dönemde "Ehl-i kitap" aralarındaki ilişkilerini şeriatlarına göre düzenlemeyi kabul ediyorlardı.

Resûl-i Ekrem (sav) döneminde; Yahudi ve Hristiyanların, hayvan kesimi hususundaki itikadları: "- Keserken mutlaka Allah'ın ismi anılmalıdır. Aksi halde helal olmaz" noktasındadır. Müslüman olarak Abdülvahid Yahya ismini alan Rene Guenon: "Modern batının hristiyan olduğu söylenir. Ama bu yanlıştır. Modern tavır temelde din düşmanı olduğu için, Hristiyanlığa da düşmandır"(22) hükmünü zikrediyor. Bilindiği gibi; halkının büyük çoğunluğu Hristiyan olan ülkelerde; felsefi hareket büyük güç kazanmıştır. Esasen bugün; İncil'in hükümlerine göre yönetilen, herhangi bir devlet de mevcut değildir. Ancak ehl-i kitap olan (laikliği reddeden) ferdlerin varlığı malumdur.

"Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği sizin için helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlar için helaldir" ayet-i Kerîme'sini; "Allah (cc)'tan başkasının adı anılmadıkça, kitap ehlinin yemeği size helaldir" şeklinde tefsir eden ûlema çoğunluktadır. Çünkü Bakara Sûresi'nde "Haram yiyecekler" zikredilirken: "Bir de Allah'dan başkası için kesileni kat'iyyen haram kıldı" hükmü yer almıştır. Bu iki ayet-i Kerîme; birbirinin hükümlerini tahsis eder. Dolayısıyla ister müslüman, ister ehl-i kitab olsun; Allah'ın ismini anmak ve O'na kat'iyyen ortak koşmamak zorundadır. Eğer Allah'ın ismi ile beraber; herhangi bir tağut'un ismi anılırsa, yenmesi helal olmaz. Nitekim Allahû Teala (cc)'nın varlığını inkar eden ve hiçbir dine mensup olmayan kimselerin; kestiklerinin, haram olduğu hususunda ittifak vardır.(23)

Veseni (Heykellere ibadet eden) Mecûsi ve mürted'in kestiği (hayvanın eti) yenilemez, haramdır.(24) Mecûsilerle ilgili olarak sorulan bir suale Resûl-i Ekrem (sav): "Onlarla, ehl-i kitap ile gittiğiniz yoldan gidiniz. (Muameleniz aynı olsun) Ancak bunu; onların kadınları ile evlenmeden ve kestikleri hayvanın etini yemeden yapınız"(25) şeklinde cevap vermiştir. Malum olduğu üzere; putlara ibadet edenlerin kestiği (hayvanın eti) yenilemez.

Bilindiği gibi İhramlı kimsenin avlanması haram kılınmıştır. Dolayısıyla ihrama giren kimsenin av hayvanlarından kestiği de yenilemez. Ayrıca Harem'de kesilen hayvanın etinin yenilmesi de caiz değildir.(26) Daha önce Hacc bahsinde "İhrama giren kimsenin cinayetleri" başlığı altında, bu konuyu izah etmiştik!..(27) Sonuç olarak; hayvan kesen kimsenin tevhide bağlı olması (müslüman) veya tevhid iddiasında bulunması (ehl-i kitap) şarttır. Bunun dışında; keserken Allahû Teala (cc)'dan gayrının adını anmaması gerekir. Allahû Teala (cc) ile birlikte herhangi birisinin (Atıf yapılarak) anılması da; kesilen hayvanın etini haram kılar.

Hayvanı kesecek kimsenin; bülûğa ermiş olması şart değildir. Yaptığı işin mahiyetini bilen ve usûle uygun hareket edebilen; bir çocuğun, kestiği hayvanın eti helaldir. Bu hususta; cinsiyetin de, herhangi bir önemi yoktur. Dolayısıyla hayvan kesimini kadın da yapabilir(28)

Hayvanı kesecek kimsenin; bütün azalarının salim olması da gerekmez. Nitekim İbn-i Münzir: "Dilsiz (Ahras) kimsenin kestiği hayvanın eti yenilebilir"(29) hükmünde, icmanın varlığını kaydeder. Ehl-i Kitab olan kadın ve çocuk da; Allah (cc) adını anmak sûretiyle kesebilir.(30) Sonuç olarak; ihrama girmiş kimsenin dışında herkes (Erkek, kadın, çocuk vs.) Allahû Teala (cc)'nın adını anmak ve usûle riayet etmek sûretiyle hayvanı kesebilir. Bütün mesele Allahû Teala (cc)'ya iman eden veya tevhide inandığını iddia eden (Kitap ehli) bir kimsenin; "Allah (cc) adını anarak ve hiçbirşeyi O'na ortak koşmayarak" kesim işini yapmasıdır. Mürted, veseni ve mecûsi kadın da; tıpkı erkek gibidir, kestikleri yenilemez. Çünkü bunların herhangi bir kitabı yoktur.