Hayvan kesimi avlanmak ve et ihtiyacının karşılanması

KURAN-I KERİM'DE:
"Ölü, kan, domuz eti, Allah'dan başkası adına boğazlanan, (Henüz canı üstünde iken yetişip) kestikleriniz müstesna olmak üzere; boğulmuş, vurulmuş, yukarıdan yuvarlanmış, süsülmüş, canavar yırtmış olup da ölenler, dikili taşlar üzerinde (putlar adına) boğazlanan (hayvan)lar, fal oklarıyla kısmet (ve hüküm) aramanız üzerinize haram edilmiştir"(1) hükmü beyan buyurulmuştur. Hanefi fûkahası: "Şer'i usûle riayet ederek hayvanı kesmek; helal olmasının şartıdır. Çünkü Allahû Teala (cc): "Ancak boğazladıklarınız (kestikleriniz) müstesna" buyurmuştur. Esasen hayvanı kesmek; temiz olanları, pis olan kandan ayırdığı için oldukça önemlidir."(2) hükmünde ittifak etmiştir.

Fıkıh kitablarında "Zebaih"; başlı-başına bir bölümdür. Şimdi bu kelime üzerinde duralım. Zebaih; "Zebiha'nın" çoğuludur. Zebiha ise; boğazlanmaya (kesilmeye) elverişli hayvandır.(3) Hayvanı kesmek; insanın kendi arzusuyla (ihtiyari) olabileceği gibi, ızdırarı (ister-istemez) de olabilir ve bu şekilde ikiye ayrılır. İhtiyari kesmenin rüknü; öküz ve koyun gibi hayvanları, gerdanı ile çenesi arasından (kudret bulunduğu zaman) deve gibi hayvanı göğsünden kesmektir. Izdırari kesmek ise; herhangi bir yerinden kan akıtmak ve yaralamaktır. Bu genellikle avlanmada meydana gelir.(4)

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Hayvanı kesmek; göğsü (gerdanı) ile çenesi arasında gerçekleşir, vaki olur"(5) buyurduğu bilinmektedir. Malum olduğu üzere; göğüs ile çenenin arası, damarların toplandığı yerdir. Bu sebeble; pis olan kanın en seri şekilde akmasına elverişlidir. Hayvanın damarları; nefes borusu (Hulkûm), Yemek borusu (Mer'i) ve vedacandır. Vedec; boynunun (şah damarı) iki tarafında bulunan damara verilen isimdir. Tesniyesine (ikilisine) "Vedacan" denilir. Halk arasında "Can damarları" tabiri yaygındır. Çoğulu ise "Evdaç" gelir. Nitekim, Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Evdaçı, dilediğin yerden kes"(6) Hadisinde, çoğul olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla hangi aletle olursa olsun (Tırnak ve diş müstesna); İslami usûle riayet ederek, bu dört damarın (veya üçünün) kesilmesi halinde helal olur.(7) Ancak bu damarların tamamını kesmek, sünnete daha uygundur. Ayrıca bazılarını kesip, bazılarını geriye bırakmak sûretiyle; hayvana eziyet etmek de, mekruhtur. Fûkaha; "Hayvanı kesmeden önce, bıçağı keskinleştirmek menduptur"(8) hükmünde ittifak etmiştir. Hayvana gereksiz yere acı vermemek hususunda Sahabe-i Kiram'dan rivayet mevcuttur. Fakat bayıltarak kesmek (bayılma anında murdar olarak ölüp-ölmediği bilinemiyeceği için) caiz değildir.

Allahû Teala (cc) her şeyde; güzelliği ve iyiliği vacip kılmıştır. Kesilecek hayvanı yatırıp; daha sonra bıçağı keskinleştirmeye (bilemeye) başlamak ve hayvanı o halde bırakmak mekrûhtur. Nitekim Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Allahû Teala (cc) her şeye karşı ihsanı (iyiliği) vacip kılmıştır. Bunun için öldürürseniz (Kısas vs. gibi), o öldürmeyi güzel yapınız. Hayvan kestiğiniz zaman kesmeyi iyi yapınız (acı çektirmeyiniz). Ve sizden birisi bıçağını keskinleştirsin (bilesin) ve kestiği hayvanı rahatlatsın"(9) buyurduğu bilinmektedir. Hayvanın acısı dinmeden; derisini yüzmek mekruhtur.(10) Bilindiği gibi; hayvan kesen kimsenin kıbleye doğru yönelmesi ve Allahû Teala (cc)'nın ismini anması (Besmele) çekmesi esastır. Eğer kasden besmele çekmezse; kestiği hayvanın eti yenilmez. Şimdi bu konu üzerinde duralım.

Kur'an-ı Kerîm'de: "Üzerlerine Allah'ın ismi anılmayanlardan yemeyiniz. Çünkü bu muhakkak ki bir fıskdır. Filhakiyka şeytanlar, sizinle mücadele etmeleri için kendi dostlarına (Tağutlara) mutlaka telkinlerde bulunurlar. Eğer onlara itaat ederseniz, şüphesiz ki siz de Allah'a eş tanıyanlarsınızdır"(11) hükmü beyan buyurulmuştur.

Yine diğer bir ayet-i Kerîme'de: "Allah size ölüyü (murdar hayvanı), kanı, domuz etini, bir de Allah'dan başkası için kesileni kat'iyyen haram kıldı. Fakat kim bunlardan yemeye muzdar kalırsa (o kimseye) saldırmamak ve haddi (ölmeyecek miktarı) aşmamak şartıyla, onun üzerine bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah çok yarlığayıcı, hakkı ile esirgeyicidir"(12) buyurulmuştur. M. Ali Sabuni şunları kaydediyor: "Uhille li gayrillahi" (buradaki) ihlal kelimesi; sesi yükseltme anlamında olduğu gibi, çocuğun dünyaya gelişinden hemen sonra ağlayarak sesini yükseltmesine de denir. Müşrikler, bir hayvanı kestikleri sırada Lat ve Uzza isimli putların adlarını seslerini yükselterek anarlardı. Buna göre ayetin icmali anlamı şudur: Putlar, tağutlar ve Allah ismi dışındaki diğer adlarla kesilen hayvanların etleri size haram kılınmıştır"(13)

Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Müslüman; hayvanı Allahû Teala (cc)'nın ismi üzere keser. İster besmele çeksin, ister çekmesin"(14) buyurduğu da bilinmektedir.

Hanefi fûkahası: "Besmeleyi kasden terkeden kimsenin kestiği hayvanın eti haram olur. Eğer unutup terkederse kestiği helal olur"(15) hükmünde müttefiktir. İmam-ı Şafii (rha) indinde; ister kasden terketsin, ister unutarak besmele çekmesin, helal olur. Çünkü "Allah'ın adını zikretsin-zikretmesin müslümanın kestiği helaldir" hadisi, ayetin hükmünü tahsis etmiştir. Ayrıca besmele çekmek; kesilen hayvanın etinin helal olması için şart olsaydı, unutma özürü sebebiyle düşmezdi. O halde müslüman olmak, besmele makamına ikame edilmiştir.(16) İmam-ı Malik (rha) indinde; Allah'ın adı zikredilmediği müddetçe, kesilen hayvanın eti yenilemez. Besmelenin kasden terkedilmesi ile unutularak terkedilmesi arasında bir fark yoktur. Bu ihtilaf; Usûl-i fıkha dayanır. Sünnetin; bazı ayetlerin hükmünü tahsis etmesi ve bununla ilgili kaidelerdeki farklılaşma, muhtelif hükümleri beraberinde getirmiştir.

Hanefi fûkahası; "Hayvanı keserken besmele çekmek şarttır. Zira Allahû Teala (cc): "Üzerlerine Allah'ın ismi anılmayanlardan yemeyiniz" buyurmuştur. Buradaki hüküm; tahrim (haram kılma) içindir. Ayrıca Hz. Adiy b. Hatem et-Tai (ra)'den şöyle rivayet olunmuştur. Resûl-i Ekrem (sav) başkasının av köpeğinin yakaladığı hayvanla ilgili olarak: "- Şüphesiz ki sen, kendi köpeğini bırakırken besmele çektin!.. Fakat başkasının köpeği için besmele çekmedin"(17) buyurmuştur. Buradaki hüküm açıktır. Resûlullah (sav) haramlığı; besmele çekmeyi terketme sebebine bağlamıştır."(18) hükmünde müttefiktir. Unutmak şer'i bir özürdür.