Cennetin bedeli cennet nasıl kazanılır sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Cennetin_Bedeli.mp3[/MP3]
Sual: Deylemi’de bildirilen bir hadiste, (Cennetin bedeli Lâ ilâhe illallah, nimetin bedeli de, Elhamdülillahtır) buyuruluyor. Gayrimüslim de olsa, Lâ ilâhe illallah diyen Cennetin bedelini ödeyip, onu satın almış olmaz mı?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin bazı âyetleri, diğerlerini açıkladığı gibi, hadis-i şeriflerin bir kısmı da diğerlerini açıklar. (Şartsız bildirilen haberler, şartlı olarak anlaşılır) ifadesi dinimizde bir kuraldır. Müslüman olmayan kimse, kesinlikle Cennete giremez. Bir gayrimüslim, lâ ilâhe illallah dese de Cennete giremez. İmanın altı şartına inanma mecburiyeti vardır. İnanmak da yetmez, ayrıca beğenerek söylemesi gerekir. Dil ile söylemesi de yetmez, kalble tasdik etmesi de şarttır. İmanın alameti, farzları yapıp haramlardan sakınmaktır. Eğer haramdan sakınmaya önem vermiyorsa, yine iman sahibi olamaz. Bir hadis-i şerifte, (Ancak ihlâsla, Lâ ilâhe illallah diyen Cennete girer) buyuruluyor. Demek ki, ihlâssız söylenince değeri olmuyor. Peki, ihlâs nedir? Bunu da peygamber efendimiz açıklıyor, (İhlâs, haramlardan sizi men etmesidir) buyuruyor. (Bezzar, Hatib)

Şu halde, haramlardan kaçılmıyorsa, ihlâs yok demektir. Sadece ihlâs da yetmiyor, bir de, kalb ile tasdik de gerekiyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kalb ile tasdik edip, ihlâsla kelime-i şehadeti söyleyen Cennete girer.) [Taberani]

Bir de bunları beğenmek şartı vardır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İnanarak, beğenerek ihlâsla Lâ ilâhe illallah diyene Cennet vardır.)
[İbni Hibban]

Kalble tasdik, ihlâs, haramlardan kaçmak ve beğenmek de yetmiyor. Cennete gitmek için başka şeyler de gerekiyor. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İhlâsla, “Rabbimin Allah, dinimin İslam ve Peygamberimin Muhammed aleyhisselam olduğuna razıyım” diyen Cennete girer.) [İ.Ahmed]

Demek ki gayrimüslim, İslamiyet’i kendi dini olarak kabul etmezse, Muhammed aleyhisselamı kendi peygamberi olarak kabul etmezse, Cennete giremez.

Cennete gitmek için bu kadar şartlar da yetmez. Amentü’de bildirilen imanın altı esasına da inanmak şarttır. Biri noksan olursa, ötekilerinin kıymeti kalmaz. Mesela Kitaplara iman, amentünün altı şartındandır ki, Kur’an-ı kerimi kabul etmeyenin imanı sahih olmaz. Yahut melekleri kız bilenin imanı sahih değildir. Onun için, İslam âlimlerinin açıklaması olmadan, hadis-i şeriflere mana vermek çok yanlış olur.

Sualde bildirilen hadis-i şerifte, (Nimetin bedeli Elhamdülillah) buyuruluyor. Peki, sadece Elhamdülillah demekle nimetin bedelini vermiş olur muyuz? Yani şükretmiş olur muyuz? Bir kimsenin eline bir miktar para geçse, onunla şarap alıp içse, (Elhamdülillah, elime para geçti şarabımı alabildim) dese, nimetin şükrünü eda etmiş olamaz. O nimeti dinin yasaklamadığı yerde, hatta emrettiği yerlerde kullanırsa ancak o zaman şükretmiş olur. Elhamdülillah demenin, yani şükrün kısa tarifi, İslamiyet’in emir ve yasaklarına uymaktır.


Dinlerin ortak noktası
Sual:
Dünyada Müslümanlara karşı oluşan önyargıları gidermek için, (Bütün dinlerin mensupları olarak, dinlerin ortak noktasında, kardeşçe buluşalım) denilerek toplantılar yapılıyor. Gayrimüslimle nasıl kardeş olacağız?
CEVAP
(Dinlerin ortak noktasında kardeşçe buluşalım) demek, Allah’a inanmamak, Onun hükmünü beğenmemek demektir. Zira Allahü teâlâ öyle buyurmuyor, Müslüman olun buyuruyor, İslam’dan başka dini kabul etmem buyuruyor. Orta nokta diye bir şeyden bahsetmiyor. Tek nokta bildiriliyor. (Ancak müminler kardeştir) buyuruyor. Kardeşçe buluşmanın yolu, Müslüman olmaktır.

Bu konudaki âyet-i kerimelerden bazıları şöyledir:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]

(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]

(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

(Allah’a ve Onun ümmi nebi olan Resulüne iman edin, Ona tâbi olun ki doğru yolu bulasınız.) [Araf 158]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Kimi, ona [Resulüme] iman etti, kimi de, ondan yüz çevirdi. Bunlara da çılgın ateşli Cehennem yetti. Âyetlerimizi inkâr ederek kâfir olanları elbette ateşe atacağız.) [Nisa 55–56]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]

(Allah ve Resulüne itaat edin.) [Enfal 1]

(Ancak müminler kardeştir.) [Hucurat 10]

Onlar da Müslüman olurlarsa, hem bizimle kardeş olurlar, hem de dünya ve ahiret saadetine kavuşurlar. İslamiyet’i tanımalarına, Müslüman olmalarına engel olan yahut Müslümanlara düşmanca yaklaşmalarına sebep olan önyargıları varsa da, bunu gidermenin yolu dinimiz hakkında onları doğru bir şekilde bilgilendirmektir. Onların anladığı anlamda diyalog yapmak, çözüm değildir. Zaten Hıristiyanların diyalogdan anladıkları şeyin, misyonerlikten başka bir şey olmadığını, kendileri de açıkça itiraf ediyorlar.

Vatikan yetkilisi Kardinal Jean-Louis Tauran da, 20 Ekim 2007 tarihinde yaptığı açıklamada, diyalogun şartı olarak, Kur’an-ı kerimin tartışmaya açılmasını teklif ederek şöyle demiştir:
(Müslümanlarla gerçek anlamda dini tartışma yapılamaz; çünkü Müslümanlar Kur’anı, Allah’ın kelamı olarak görüyorlar ve Kur’an üzerinde derinlemesine tartışmayı kabul etmiyorlar.)
Kardinal, yeni bir konuşmasında şunu rahatça söyler:
(Diyalogcu kardeşlerimiz, Kur’anda tarihsel âyetlerin olduğunu bildiriyorlar. Bizimle kardeş olabilmeleri için, tarihsel olan bu âyetlerin Kur’andan çıkarılması lazımdır.)

Kardinalin zaten Kur’anı tartışmaya açalım demesi de budur.


Ortak payda, ortak inanç
Sual: (Hıristiyanlık ve İslâm diniyle büyümüş insanlar, Allah'ın birliği, ona olan sevgi ve inancı gibi iki ortak temel düşünce benimsenmeli ve bu ortak payda, gelecekteki ortak inancın temellerini oluşturmalıdır) deniyor. Acaba bu zihniyetteki insanlar İslamiyet'le Hıristiyanlığı birleştirip yeni bir din mi oluşturmaya çalışıyorlar?
CEVAP
İki dinin ortak paydası yoktur. İmanın altı esasında bile, müşterek inanç yoktur. Mesela; aynı Allah'a dahi inanmıyoruz. Onlar teslise inanırlar. Vaftiz yaparlar, Haça taparlar. Hazreti İsa'ya bizim gibi inanmazlar, bazen tanrı, bazen tanrının oğlu derler. Kitaplara da bizim gibi inanmazlar. Zaten ellerindeki İncil'in değil, incillerin hâli malumdur.

Kur'an-ı kerime ve Peygamber efendimize inanmazlar. Masum çocukları günahkâr doğar, melekleri kız bilirler. O halde, balla sirke, zemzemle şarap birleşmeyeceği gibi, hak olan İslamiyet'le bâtıl olan Hıristiyanlık da birleşemez. Birleştirilmeye kalkılırsa, netice de bâtıl olur. Zaten Hıristiyanlar böyle bir şeye razı olmazlar. (Ortak payda, gelecekteki ortak inanç) gibi ifadeler, Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için yapılan gayretlerden kaynaklanmaktadır.


Dinin içini boşaltmak
Sual:
Şöyle deniyor:
(Dinde namaz, oruç, başörtüsünden başka bir şey yok mu? Kişinin iyi Müslüman olduğunu anlamak için, artık bunlara değil, başka şeylere bakmak gerekir. Din ve ibadetin özü, güzel ahlak sahibi olmak, insanlara iyilik etmek, fakirlerin yardımına koşmaktır. Din adına, sadece imanın ve İslam’ın şartlarından bahsetmek dinin içini boşaltmak olur.)
İmanın ve İslam’ın şartları olmadan din olur mu?
CEVAP
İman ve İslam olmazsa yani İmanın ve İslam’ın şartları kabul edilmezse, tam bir dinsizlik olur. Bir gayrimüslim de, insanlara iyilik edebilir, fakirlere yardımda bulunabilir ve insanlığa faydalı şeyler yapabilir. Ama Müslüman olmadıktan sonra bunların hiç kıymeti olmadığı Kur’an-ı kerimde açıkça bildiriliyor.