İhlasla La ilahe illallah demenin fazileti sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Ihlasla_La_Ilahe_Illallah_Diyen.mp3[/MP3]
Sual: İhlasla bir defa La ilahe illallah diyerek imanla ölen herkesin Cennete gireceğine, Resulullahın şefaat edeceğine dair hadis yok mu? Yine bir hadiste (İhlasla "La ilahe illallah" diyen Cennete girer) denmiyor mu? Hiçbir ibadeti yapmasak da, hiçbir haramdan kaçmasak da, Resulullahın bu sözlerine göre Cennete girmeyecek miyiz? Hâşâ Resulullah yalan mı söylüyor? La ilahe illallah diyen İsevi ve Musevi Müslümanlar da Cennete girmeyecek mi?
CEVAP
Yazdığınız hadis-i şerifler doğrudur. Ama bunların açıklaması vardır. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Şartsız bildirilen bir hüküm şartlı olarak anlaşılır) buyuruyor. Mesela koyun eti yemek caizdir. Hüküm şartsız bildirilmiştir. Koyun eti caiz diye canlı bir koyunun bir budunu kesip yiyemeyiz. Ehl-i kitap hariç, gayrimüslim keserse veya kendiliğinden ölürse, leş olur, yenmez. Besmelesiz kesilirse de yenmez. Bu anlaşılınca hangi şartlar altında Cennete girileceği anlaşılır.

Mesela Resulullah efendimiz, (İhlasla La ilahe illallah diyen Cennete girer) buyurunca (İhlasla ne demektir?) diye sual ettiler. Cevaben, (Söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır) buyurdu. (Taberani)

Cennete girebilmek için birkaç şart var:
1- Birincisi kelime-i tevhidi ihlasla söylemek gerekiyor. İhlas ise ibadetleri yaparak haramlardan kaçmaktır. Namaz kılmayan, oruç tutmayan, zekat vermeyen, hacca gitmeyen de haram işlemiş oluyor. İçki, zina, kumar, yalan, gıybet, hırsızlık, kul hakkına girmek de zaten haramdır.

2-
Sadece La ilahe illallah demek yetmez. Peygamber efendimize de iman etmek, son Peygamber olduğuna şehadet getirmek şarttır. Yani Muhammedün Resulullah demek de gerekir.
Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(İhlas ile Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resulühü diyen Cennete girer.) [Taberani, Deylemi]

(La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.)
[Müslim]

(Allah'tan başka ilah olmadığına Allah'ın bir ve ortağı olmadığına ve Muhammed'in Onun kulu ve Resulü olduğuna, keza Cennet ve Cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, Allahü teâlâ onu Cennetine koyar.)
[Buhari, Müslim, Tirmizi]

(Rab olarak Allah’ı, din olarak İslam’ı, Resul olarak Muhammed'i seçen yani kabul edip beğenene Cennet vacip olur.)
[Ebu Davud]

(Kitab ehli olan bir kavme
[İsevi veya Musevilere] görevle gidince, önce, La ilahe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet et. Bunu kabul ederlerse, günde beş vakit namazın farz olduğunu bildir. Bunu da kabul ederlerse, Allah’ın Müslümanların zenginlerinden alınıp fakirlerine verilen zekatı farz kıldığını söyle.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]

(Size şu beş şeyi emrediyorum. Birincisi Allah’a imandır. Allah’a iman nedir biliyor musunuz? Allah’tan başka mabud olmadığına ve benim son Peygamber olduğuma şehadet etmektir.)
[Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İbni Hibban, Taberani]

Görüldüğü gibi Allah’a imanın içinde Resulüne de iman vardır. Resulullahın son Peygamber olduğuna inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını beğenerek kabul etmek demektir. Âyet-i kerimelerde mealen buyuruldu ki:
(Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]

(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

(Allah’ın yolu ile Peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150/1]

(De ki, Allah’a ve Peygambere uyun! Eğer
[uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]

Muhammedün Resulullah
demeyen İsevi ve Museviler, Müslüman olamaz ve Cennete giremez. Vehb bin Münebbih hazretlerine: (La ilahe illallahın Cennetin anahtarı olduğu hadis-i şerif ile bildirilmedi mi?) diye sordular. Cevaben, (Evet, Cennetin anahtarıdır, ama dişsiz anahtar olur mu? Anahtarın dişleri varsa kapı açılır, yoksa kapı açılmaz) buyurdu. (Buhari)

Anahtarın dişi yalnız Muhammedün Resulullah değil, imanın 6 şartı da var. Bir hadis-i şerif meali:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye, Muhammed’in Allah’ın kulu ve Resulü olduğuna inanmaktır.) [Buhari, Müslim, Nesai]

Bu altı şarta da inanıp da, hubbi fillah buğdi fillahı terk eden, yani Müslümanı sevmeyen, gayrimüslimi seven veya sadece gayrimüslimi sevenin imanı onu kurtarmaz. İşte bir hadis-i şerif meali:
(İmanın esası ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır.) [Ebu Davud, İ.Ahmed]

Resulullahın açıkladığı imanın altı esası, çeşitli âyetlerde bildirildi. (Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere iman) Bekara 177 de bildirildi. Âyetlerde Peygamberlere iman bildirildiği halde, ayrıca ve özellikle Resulullah da vurgulandı:
(Allah’a ve onun ümmi nebi olan Resulüne iman edin, ona uyun ki doğru yolu bulasınız.)
[Araf 158] (Demek ki İsevisi de, Musevisi de Resulullaha inanmadıkça iman etmiş olamazlar.)

İki âyet-i kerime meali de şöyledir:
(Onlar gayba [Allah'a, meleklere, kıyamete, kaza ve kadere görmeden] inanırlar.) [Bekara 3]

(Onlar, sana indirilene, senden önceki kitaplara ve ahirete iman ederler.) [Bekara 4]

Dikkat edilirse diğer âyetlerde kitaplara iman bildirildiği halde, özellikle bu âyette, (Sana indirilen kitaba) iman şartı bildiriliyor. Kur’ana inanmayan İsevi ve Musevi bu yönden de Müslüman olamaz. Amentü’deki altı esastan biri olan kadere iman etmeyi inkâr edenler de vardır. Kadere, yani her şeyin yaratıcısının Allah olduğuna dair çok âyet-i kerime vardır. Birkaçı şu mealdedir:
([Hayır ve şer] Her şeyin yaratıcısı Allah’tır.) [Zümer 62, Mümin 62]

(Sizi de,
[iyi-kötü, hayır-şer bütün] işlerinizi de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

(Yeryüzünde vuku bulan ve başınıza gelen bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta olmasın. Elbette bu, Allah’a kolaydır.)
[Hadid 22]

(Kendilerine bir iyilik dokununca, "Bu Allah’tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah”
[Hepsi Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) [Nisa 78] (Bu âyet de hayır ve şerrin Allah’tan olduğunu bildirmektedir.)

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Kadere, hayra ve şerre iman etmedikçe, hiç kimse iman etmiş sayılmaz.) [Tirmizi]

Netice:
İslamiyet sadece bize gelmedi, bütün insanlara geldi, yani Müslüman olarak bizim tekelimizde değildir. İslamiyet ortada bir nimet gibidir. Kim olursa olsun, bunu inanıp, beğenip, kabul edene Müslüman denir. Kabul etmeyene kâfir denir. Kabul edip, bu imanla ölenler Cennete gidecektir. Kabul etmeyip, bu imansızlıkla yani kâfir olarak ölenler Cehenneme gidecektir. Bu, bizi yaratan Allahü teâlânın takdiridir. Bu ilahi takdirin aksini savunmak yani değiştirmek, hiçbir insanın elinde değildir. Bizim veya başkasının istemesiyle kimse Cennete de girmez, Cehenneme de girmez. Allahü teâlâ ne bildirmişse, elbette öyle olur.

Müslüman olan Allah’a inanır. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde mealen buyuruyor ki:
(Allah indinde hak din ancak İslam’dır.) [Al-i İmran 19]

(Sizin için din olarak İslam’ı beğendim.) [Maide 3]

(İslam’dan başka din arayan, bilsin ki, o din asla kabul edilmez.) [Al-i İmran 85]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]

(Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. İşlerinizi boşa çıkarmayın.) [Muhammed 33]