Kişi sevdiği ile beraber olurmu sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Kisi_Sevdigi_Ile_Beraber_Olur.mp3[/MP3]
Sual: Ahirette, kişi sevdikleri ile beraber olacağına göre, bir kimse, hem Cennete gidecek iyileri, hem de Cehenneme gidecek kötüleri severse, nereye gider?
CEVAP
İyi ile kötüyü sevmek, temiz ile pisliği karıştırmak demektir. Karışım pis olur. Bir kimse, hem Peygamber efendimizi, hem de Ebu Cehil'in itikadını sevse Cehenneme gider.
(Allah ve Resulünü seviyorum) diyen bir zata, Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Kıyamette sevdiklerinle beraber olursun.) [Müslim]

Âlimler, (Kişi sevdiği ile beraber olur) hadis-i şerifini şöyle açıklıyor:
Bir kimse, salih bir mümini sever, onun gibi itikada sahip olup, onun gibi amel işlemeye gayret eder, Allah dostlarını dost, Allah düşmanlarını da düşman bilirse, ahirette sevdiği kimse ile birlikte Cennette olur.

Bir kimse de hem Müslümanları, hem de gayrimüslimleri sever, gayrimüslimlerin itikatlarını beğenirse, gayrimüslimlerle birlikte Cehenneme gider. (Kişi sevdiği ile birlikte olur) demek, sevdiği kimsenin derecesine kavuşur demek değildir. Fakat iyileri sevdiği için, Cennette onlarla birlikte olur. Herkes imanının parlaklığına, kuvvetine göre farklı derecelerde bulunur. (Mektubat-ı Rabbani, Hadika)

Ahirette iyilerle beraber olabilmek için, dünyada da onlarla beraber olmak, onları sevmek, onların yolundan gitmek gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Arşın etrafında nurdan kürsülerde, nur gibi parlayan zatlar bulunur. Peygamberler ve şehitler bunlara imrenir. Bunlar, Allah için birbirini seven, Allah için buluşan, Allah için birbirini ziyaret edenlerdir.) [Nesai]

(Allahü teâlâ buyurur ki: Benim için birbirini ziyaret eden sevgimi kazanır. Benim için birbirini seven sevgime mazhar olur. Benim için veren, sevgimi hak eder. Benim için birbirine yardım eden, muhabbetimi kazanır.)
[Hakim]

(Allahü teâlâ kıyamette buyurur ki: Benim azametim için birbirini sevenleri hiçbir himayenin bulunmadığı bugün, rahmetim altında himaye ederim.)
[Müslim]

(Allah için dost olan kimseyi, Allahü teâlâ, Cennette hiçbir ameli ile ulaşamayacağı yüksek dereceye yükseltir.)
[İ.E.Dünya]

(Birbirini Allah için seven iki kişinin Allah katında en kıymetlisi, arkadaşını daha çok sevendir.)
[Hakim]
İsa aleyhisselam, (Allah düşmanlarına buğzederek, Allahü teâlânın sevgisini kazanın! Onlardan uzaklaşarak Allah’a yaklaşın! Onlara kızarak Allah’ın sevgisini arayın! Gördüğünüz zaman Allahü teâlâyı hatırlatan, sözü ile iyiliklerinizi artıran ve sizi iyiliğe teşvik edenlerle arkadaşlık ediniz!) buyurdu.

Allahü teâlâ Musa aleyhisselama: (Herhangi bir arkadaşın, seni benim sevgime teşvik etmezse, o senin düşmanındır) buyurdu. Davud aleyhisselama da, (Kendine dost ara! Beni sevmekte sana uymayanlarla arkadaşlık etme! Çünkü onlar senin düşmanındır, kalbini karartır ve seni benden uzaklaştırmaya çalışır) buyurdu.) [İ. Gazali]

(Allahü teâlâ, "Benim için birbirini seven, benim için toplanıp dağılan, benim için birbirini ziyaret eden, benim için birbirine yedirip içiren kimseleri severim" buyurdu.)
[İ.Malik]

(Kıyamette Arşın gölgesinde bulunacak yedi sınıf kimseden birisi de Allah için birbirini seven, Allah için toplanıp Allah için dağılan kimselerdir.)
[Buhari]


Sual:
Allahü teâlâyı sevenin ne yapması gerekir?
CEVAP
Allah’ı sevenin, Onun sevdiklerini de sevmesi, düşmanlarını sevmemesi gerekir. Onun Resulünü ve yakınlarını da sevmesi gerekir. Resulullah efendimize yakın olmak üç türlüdür:

1) Evlat ve akrabası.
"Radıyallahü teâlâ anhüm ecmain."

2) Zevceleri.
"Radıyallahü teâlâ anhüm ecmain." Cenab-ı Hak, Kur'an-ı kerimde, neseb ile yakınlığı, nikah ile yakınlıkla birlikte zikretmektedir.

3) Eshabı.
"Radıyallahü teâlâ anhüm ecmain." Ona, yardıma koşmuşlar, Ona yardım için canlarını feda etmişlerdir. Bu yakınlık, her yakınlıktan daha üstündür.

Bütün müminleri sevmek de gerekir. Müminin günah işlemesi sevilmez. Fakat günahkâr olsa da kendisi sevilir. Kâfirleri sevmemek farzdır. Bunu emreden âyet-i kerimeler çoktur.

Allahü teâlâyı seven ondan gelen her şeye rıza gösterir. Onun kazasına rıza, en büyük makamdır. Peygamber efendimiz, bir kavme, imanlarının alametini sordu. Onlar da, (Belaya sabreder, nimete şükrederiz, kazaya razı oluruz) diye cevap verdiler. Peygamber efendimiz onları tasdik etti. Allahü teâlânın rızasını talep eden kimse, Onun işinden razı olmalıdır. Rabbimizin her işinden razı ol ve Onun razı olacağı işleri yap!

Kavmi, Musa aleyhisselama, (Allahü teâlâ neden razı ise, onu yapalım) dediler. Vahiy geldi. Cenab-ı Hak, (Benden razı olun, sizden razı olayım) buyurdu. Allah’tan razı olan kimse, onun bütün emirlerine uyar ve yasakladığı her şeyden kaçar. Allah’ın takdirine razı olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kıyamette ümmetimden bir kısmı uçarak Cennete giderken, melekler derler ki:
- Hesabınız görüldü mü, ameliniz tartıldı mı, Sıratı gördünüz mü?
- Hayır hiçbirisini görmedik.
- Siz kimsiniz?
- Biz, Muhammed aleyhisselamın ümmetiyiz.
- Ne amel işlediniz de böyle büyük ihsana kavuştunuz?
- Bizim iki hasletimiz vardı. Biri, yalnız iken de günah işlemeye utanırdık. İkincisi de, Allahü teâlânın verdiği az rızka razı olurduk.
- Bu ihsanlar sizin hakkınızdır.)


Yaratılanı hoş gör
Sual:
Yunus Emre’nin (Yaratılanı hoş gör yaratandan ötürü) sözü ile Hazret-i Mevlana’nın, (Putperest olsan da gel) sözü, kâfirleri sevmeyi teşvik etmiyor mu?
CEVAP
Hayır. Yaratılanı sev denmiyor, hoş gör deniyor. Çünkü onu da yaratan Allahü teâlâdır.
Yasak olan, itikadlarını sevmek, kâfirliklerini beğenmektir. Kâfirliğini hoş görerek dost edinmektir. Bunun haricinde, kâfirleri de incitmemek, onlara iyilik etmek gerekir. Çünkü bir hadis-i şerif meali şöyledir:
([Kâfir, Müslüman bütün] İnsanlar, Allah’ın ıyalidir [kullarıdır], Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, Onun ıyaline iyilik edendir.) [Bezzar]

Cihar-i Yari
Güzin’deki bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ya Ali, kâfir de olsa, komşuna ikram et. Kâfir de olsa misafire ikram et. Anaya babaya kâfir de olsalar ikram et. Dilenciyi kâfir de olsa red etme.)

Yaratılış bakımından insanlar birbirine eşittir. Hiçbir ırk diğerinden üstün değildir. Üstünlük takvadadır. Yani Müslüman olup haramlardan daha çok sakınan daha üstündür. İki hadis-i şerif meali:
(İnsanlar [insan olarak] bir tarağın dişleri gibi eşittir.) [İbni Lal]

(Rabbiniz bir, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arab'ın Aceme, Acemin Arab'a üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Ancak takva yönünden biri diğerinden üstün olur.)
[İbni Neccar]

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin, (Gel, gel, her kim olursan ol gel, müşrik, Mecusi olsan veya puta tapsan da gel! Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir. Tevbeni yüz defa bozmuş olsan da gel) demesi, (Gel sana Müslümanlığı öğreteyim de gerçeği gör) demektir. Gel de kâfirliğine devam et demek değildir.