İman ve imanın alameti nelerdir sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Iman_ve_Imanin_Alameti.mp3[/MP3]
Sual: İnsan, kendisinin mümin olduğunu bilebilir mi? İmanın alameti nedir?
CEVAP
İman, Amentü'de bildirilen altı esasa inanmaktır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, [yani Kıyamete, Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai] (Bunları kalb ile tasdik etmek de şarttır.)

İmanın kuvvetli olmasının alametleri çoktur. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(İyilik edince sevinen, günah işleyince üzülen imanlıdır.) [Taberani]

(İmanı en kuvvetli mümin, güzel ahlaklı olandır. Yanına herkes kolayca yaklaşır, geleni gideni çok olur. Herkesle iyi geçinir. çevresi ile iyi geçinemeyen de hayır yoktur.)
[Taberani]

(Nerede olursa olsun, Allahü teâlâyı unutmayanın imanı kuvvetlidir.)
[Beyheki]

(Allah ve Resulünü her şeyden çok seven, sevdiğini yalnız Allah rızası için seven ve ateşe düşmekten çok, küfre düşmekten korkan imanın tadını bulur.)
[Buhari]

(Birbirinizi sevmedikçe, iman etmiş olmazsınız.)
[Taberani]

(Hayâ imandandır.) [Buhari]

(Temizlik imanın yarısıdır.)
[Müslim]

(Ahde vefa [sözünde durmak] imandandır.) [Hâkim]

(Kendi aleyhine de olsa âdil davranmak imandandır.)
[Bezzar]

(Musibete sabretmek imandandır.) [Bezzar]

(Kalbinde imanı olan kimse, Allahü teâlâyı sever.)
[Deylemi]

(İman çıplaktır. Elbisesi takva, süsü hayâdır, sermayesi fıkıh, meyvesi ise ameldir.) [Deylemi]

(İman yetmiş küsur şubedir. En üstünü
“La ilahe illallah”, en aşağısı da, yolda sıkıntı veren bir şeyi kaldırmaktır. Hayâ da imandan bir şubedir.) [Tirmizi]

(İman, namaz demektir. Namazı itina ile, vaktine, sünnetine
[ve diğer şartlarına] riayet ederek kılan mümindir.) [İ. Neccar]

(İmandan olan üç şey: Darlıkta infak etmek
[Hayra harcamak], rastladığı Müslümana selam vermek ve kendi aleyhine de olsa adaletli davranmak.) [Nesai]

(Şu kimsenin imanı kuvvetlidir: Allah için yaptığı işlerde tanınmaktan hiç korkmaz, gösterişten uzak amel işler, iki işten biri ahirete, diğeri de dünyaya faydalı olsa, ahirete faydalı olanı tercih eder.)
[Deylemi]

(Kötüleyen, lanet eden, fuhuş konuşan ve hayâsız olan mümin-i kâmil değildir.)
[Buhari]

(Beni evladından, ana-babasından ve bütün insanlardan daha fazla sevmeyen, iman etmiş olmaz.)
[Buhari]

(Kendi istediğini insanlar için de istemeyen, imana kavuşamaz.)
[Ebu Ya'la]

Üst kısımdaki hadis-i şeriflere bakınca temiz olan herkes imanlı olur gibi yanlış anlaşılır. Halbuki bir kâfir de temiz olabilir. Bir kâfir de hayâlı olabilir. Bir kâfir de adaletli davranabilir. Bir kâfir de süsten kaçabilir. Hadisleri alimlerin açıklamaları ile okumak gerekir. Biz okursak yanlış anlarız.

Günah için de durum aynıdır. Günah işleyene kâfir denmez. (Söz taşıyan Cennete girmez) hadisinden maksat, günahının cezasını çekmeden, yahut affa, şefaate kavuşmadan giremez demektir. (Gıybet eden Cehennemlik) hadisinden maksat, sevapları günahlarından az olursa, gıybet Cehenneme götürür demektir.

(Kalbinde zerre kadar kibir olan, Cennete giremez)
hadisinden maksat, günahının cezasını çekmeden, yahut affa, şefaata kavuşmadan Cennete giremez demektir.

Yine hadis-i şerifte, müminin her günahı yapabileceği, üç şeyi yapamayacağı, bunlardan birinin de yalan olduğu bildirilmiştir. Hadis-i şeriften zahire göre, yalan söyleyenin mümin olmadığı anlaşılır. Kâmil mümin değil demektir. Ayrıca yalanın münafıklık alameti olduğu bildirilmiştir. Yalan söyleyen münafık değildir, fakat münafıklık alametinden birini işlemiş olur.

Bir zat, (Ya Resulallah, ana-baba, evladına zulmetse de rızalarını almayan Cehenneme girer mi) diye sorunca, cevaben 3 defa (Evet zulmetseler de rızalarını almayan Cehenneme girer) buyurdu. Sanki buradan ana babasının rızasını almayan kâfir gibi anlaşılıyor. Halbuki öyle değildir. Günahlarının cezasını çekmeden Cennete giremez demektir.

(Cimri, Cennete girmez)
, (Cimrilik küfürdür) gibi hadis-i şerifleri açıklaması ile birlikte okumalıdır. Açıklamasız okunursa yanlış anlamaya sebep olur. Cimrilik her ne kadar kötü ahlaktan ise de, imansızlık değildir. (Cimri, günahının cezasını çekmedikçe Cennete giremez) demektir. Hatta sevabı günahından çok gelirse, Cehenneme girmeden de Cennete gider. Affa ve şefaate uğrayarak da Cennete gidebilir.

Sual:
İman nasıl kuvvetlenir?
CEVAP
Aşağıdaki hususları öğrenen bir kimse, Ehl-i sünnet itikadını da biliyorsa, imanı kuvvetlenir. İmanı olmayan bir kimse ise, bunları incelerse, insafı ve nasibi de varsa, Allahü teâlânın varlığına ve kudretine inanır.

Cenab-ı Hakkın varlığını, kudretini gösteren olaylardan birkaçı:
İnsanların, büyük bir süratle fezada tek başına dönmekte olan, içerisi ateş dolu yuvarlak bir gezegen üzerinde, sırf yer çekimi kuvveti ile kalarak yaşaması ne büyük bir olaydır. Dağlar, taşlar, denizler, canlı varlıklar, bitkiler nasıl bir büyük kudret sayesinde meydana gelebilmekte, gelişmekte ve türlü özellikler göstermektedir.

Hayvanların bir kısmı toprak üstünde yürürken, bir kısmı havada uçar ve bir kısmı da su içinde yaşar. Güneş, en yüksek ısıyı sağlar ve bitkilerin yetişmesini, bazılarının içinde ise, kimyevi değişiklikler yaparak, un, şeker ve daha başka maddelerin meydana gelmesini temin eder.

İnsan, kendi vücudunun ne muazzam bir fabrika ve laboratuvar olduğunun farkında değildir. Halbuki, yalnız nefes alıp vermek bile büyük bir kimya olayıdır. Havadan alınan oksijen, vücutta yakıldıktan sonra, karbondioksit halinde dışarı çıkarılır.

Sindirim sistemi ise sanki bir fabrikadır. Ağızla alınan gıda maddeleri ve içecekler, mide ve bağırsaklarda parçalanıp öğütüldükten sonra, vücuda faydalı kısmı, ince bağırsaklarda süzülerek kana karışmakta ve posası dışarı atılmaktadır. Bu olay, otomatik olarak ve büyük bir intizam ile yapılmakta, vücut bir fabrika gibi işlemektedir.

İnsanın vücudunda çok karışık formüllü maddeler imal eden, türlü türlü kimya reaksiyonları meydana getiren, analiz yapan, tasfiye eden ve zehirleri yok eden, yaraları tedavi eden, çeşitli maddeleri süzen, enerji veren tertibat olduğu gibi, mükemmel bir elektrik şebekesi, manivela tertibatı, elektronik bilgisayar, haber verme tesisatı, ışık, ses alma, basınç yapma ve ayarlama tertibatı, mikroplarla mücadele ve onları yok etme sistemi de mevcuttur.

Kalb ise, hiç durmadan işleyen muazzam bir pompadır. Bütün bu maddi mükemmellik yanında anlama, düşünme, ezberleme, hatırlama, hüküm ve karar verme gibi çok muazzam, manevi kudretler de bulunmaktadır. Bu kudretlerin kıymetini ölçmek, insanlar için imkansızdır. Demek ki, insanın bedeni yanında bir de ruhu mevcuttur. Beden ölür, ruh ölmez. Fakat her varlık gibi bütün ruhlar da bir gün ölecek ve sonra tekrar diriltilecektir.

Canlı-cansız varlıklardaki bu nizamı inceleyerek, bir yaratıcının bulunduğuna inanan, Peygamber efendimizin bildirdiklerinin hepsine inanmadıkça ve beğenmedikçe Müslüman olmaz.

Doğru imanın alameti
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Doğru imanın alameti, kâfirleri düşman bilip, onlara mahsus olan ve kâfirlik alameti olan şeyleri yapmamaktır. Çünkü İslam ile küfür, birbirinin aksidir. Bunlardan birisine kıymet vermek, diğerine hakaret ve kötülemek olur. Allah’ın düşmanlarını sevmek ve onlarla kaynaşmak, insanı Allah’a düşman olmaya sürükler. Bir kişi, kendini Müslüman zanneder. Kelime-i tevhidi söyler, inanıyorum der. Namaz kılar ve ibadet yapar. Halbuki, bilmez ki, Allah’ın dostlarını sevmemek veya Allah’ın düşmanlarını sevmek onun imanını yok eder.) [m. 163]

Âyet-i kerimelerde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’a ve kıyamet gününe iman edenler; babaları, kardeşleri ve akrabası olsa da, Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmez.) [Mücadele 22]

(Ey iman edenler, bana ve size düşman olanları dost edinmeyin, sevmeyin!)
[Mümtehine 1]

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Üç şey imanın lezzetini artırır: Allah ve Resulünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızası için sevmek ve Allah’ın düşmanlarını sevmemek.) [Taberani]
(İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-i fillahtır.)
[Ebu Davud] [Buğd, sevmemek, düşmanlık demektir. Buğd-i fillah, Allah için sevmemek, Allah için düşmanlık etmek demektir. Zıddı olan Hubb-i fillah, Allah için sevmek, Allah için dost olmak demektir.]

(Allah’ın düşmanlarını düşman bilmeyen, hakiki iman etmiş olmaz.)
[İ. Ahmed]

(Allah’ın dostunu seven, düşmanını düşman bilenin imanı kâmil olur.) [Ebu Davud]


Allah’tan korkmalı, utanmalı
Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(İman etmişseniz, onlardan değil benden korkun.) [Al-i İmran 175]
İmanlı olan, âlim olan, şerefli olan, akıllı olan Allah’tan korkar. Allah’tan korkan da Cennete girer. Cahil olan, sapık olan, kâfir olan da Allah’tan korkmaz. Allah’tan korkmayan da Cehenneme girer.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hayâ imandan, hayâsızlık nifaktandır.) [Tirmizi]

Allahü teâlâdan utanmak, imanın kuvvetli olduğuna, hayâsızlık da, imanın zayıf olduğuna alamettir. Hayâ, imanın esasındandır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hayâ imandandır.) [Buhari]

(Hayâ imanın süsüdür.) [Deylemi]

(Hayâ, imanın nizamıdır. Nizamı bozulan şey darmadağın olur.) [İbni Mace]

(Hayâ ile iman bir aradadır. Biri giderse, öteki de durmaz.) [Hakim]

(Hayâsızın imanı da olmaz.) [Deylemi]

Hayânın iman ile, hayâsızlığın da imansızlık ile ilgisi büyüktür. Hayâsızın küfre düşmesi kolay olur. Hadis-i şerifte, (Hayânın azlığı küfürdür) buyuruldu. (Hakim)

Zühd ile vera her gece kalbleri dolaşır, iman ve hayâ bulunan kalblere yerleşir, böyle olmayan kalblerde durmaz, geçip giderler.) [İ. Gazali]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İmanın esası veradır.) [Hatib]

(Takva, imanın elbisesidir.) [Deylemi]

İman nimetinin kıymeti
Sual:
Kelime-i şehadet söyleyen bir kimse, çok günahkâr olsa da er geç mutlaka Cennete gidecekmiş. Bir kimse de ne kadar çok sevabı olursa olsun, küfre düşürücü bir söz söylerse, yaptığı ibadetler, iyilikler boşa giderek mutlaka Cehenneme gidecekmiş. Bu hususta hadis varmış. Bunun açıklaması nasıldır?
CEVAP
Bir kâfir, kelime-i şehadet söyleyip Müslüman olsa, bütün günahları affolur, hepsi sevaba çevrilir. Bir Müslüman da küfre düşürücü söz söylese [mesela din ile alay etse] kâfir olur. "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" ifadesini kalb ile tasdik ederek söyleyen kimse, iman sahibidir. Bu imanını muhafaza ederek ölen herkes, mutlaka Cennete gider. Günahlar, imanın düşmanıdır. Günah işlemeye devam edenin, imanını muhafaza etmesi zorlaşır. Günahlar insanı sarhoş eder. Sarhoş da imanını çaldırabilir. İmanı gidenin de yaptığı hiçbir iyiliğe sevap verilmez. Her yere cami yaptırsa, bütün insanlığı refaha kavuştursa, zerre kadar sevap alamaz. Bu bakımdan iman nimetinin kıymetini bilmek, imanın düşmanı olan günahlara dalıp elden çıkarmamak gerekir. (Mektubat-ı Rabbani)