Dinimiz hakkında çeşitli sorular ve cevaplar sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Dinimiz_Hakkinda_Cesitli_Sorular.mp3[/MP3]
Sual: Müslümanlığın gayesi nedir?
CEVAP
İslam dininin gayesi, (Dini, aklı, nesli, bedeni ve malı korumak) olarak bildirilmiştir.
Bu beş esasın gayesi de, imanı muhafaza ederek Müslüman olarak ölmektir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Müslüman olarak can veriniz!) [Âl-i İmran 102]

Sual:
(Din-i İslam’da aklın ermediği şeyler çoktur. Ama akla uymayan bir şey yoktur) deniyor. Bir şeye akıl ermezken nasıl akla uygun olur?
CEVAP
Ahiret bilgileri ve Allahü teâlânın beğenip beğenmediği şeyler ve Ona ibadet şekilleri, eğer aklın çerçevesi içinde olsalardı ve akıl ile doğru olarak, bilinebilselerdi, binlerce Peygamberin gönderilmesine gerek kalmazdı. Demek ki insan, doğruyu bulmak için, Peygamberlerin yol göstermesine muhtaçtır. Ahiret bilgileri ve Allahü teâlânın beğendiği şeyler, akıl ile bilinemez ama, Peygamberler bildirince, bunların selim akla aykırı olmadığı görülür.

Sual:
İslam dininin emirleri herkese hitap ediyor. Fakat, herkesin aklı aynı olmadığına göre, kimi akılsız olduğuna göre, herkesin aynı şeylerden sorumlu tutulması doğru olur mu?
CEVAP
Herkes aklı nispetinde sorumlu olur. Aklı hiç yoksa, yani deli ise, hiç sorumlu olmaz. Aklı az ise, anladığı kadar sorumlu olur. Allahü teâlâ hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını sorumlu tutmaz. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah sizin için kolaylık ister, güçlük istemez.) [Bekara 185]

Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(İnsanların yaptıkları hayırların mükafatı, akılları nispetinde verilir.) [Ebuşşeyh]

Sual: Cihat demek sadece savunma savaşı mıdır?
CEVAP
Hayır, sadece savunma savaşı değildir. Cihat, insanların İslamiyet'i işitmelerine ve Müslüman olmalarına mani olan zâlimleri, sömürücüleri ortadan kaldırarak, insanların Müslüman olmakla şereflenmeleri, böylece iki cihanda da saadete kavuşmaları için yahut Müslümanlara saldıran kâfir, zalim ordularına karşı Müslümanların mallarını, canlarını ve ırzlarını, namuslarını korumak için, can ile, mal ile, yayın yolu ile yapılan savaştır.

Güç kullanarak cihadı yalnız devlet yapar. Fertlerin başkalarına saldırmalarına cihat değil, çapulculuk, barbarlık denir. Söz ile, yazı ile cihat etmek, âlimlerin vazifesidir. Kalb ile, dua ile bunlara yardım etmek ise her Müslümanın vazifesidir.

Sual:
(Dinde ikrah yoktur) ne demektir?
CEVAP
Dinde zorlama yok demektir. Kâfir esir, Müslüman olmaya zorlanamaz demektir. Kâfir esir isterse zimmi olabilir.

Sual: Asr suresinde, (Asra yemin olsun, insan muhakkak zarardır. Ancak îman edip salih amel işleyenler bir de hakkı ve sabrı tavsiye edenler zararda değildir) deniyor. Buradaki hak ve sabırdan kasıt nedir?
CEVAP
Önce şunu bildirelim. İmam-ı Şafiî hazretleri buyuruyor ki:
Kur'anda başka hiçbir sûre nazil olmasaydı kısa olan şu Asr suresi bile insanların dünya ve âhiret saadetlerini temine yeterdi. Çünkü bu sûre Kur'ân-ı kerîmin bütün ilimlerini içine alıyor.

Ebu Huzeyfe hazretleri bildiriyor ki:
Eshabı kiram birbirleriyle karşılaşınca Asr suresini okumadan ve selam vermeden ayrılmazlardı. (Taberani, Beyheki)

Bu surede, insanların mutlaka hüsrana [zarara] uğrayacakları bildiriliyor, sonra da, iman edenler, salih amel işleyenler, hakkı ve sabrı tavsiye edenler istisna ediliyor. Yani önce imanın önemi bildiriliyor. Doğru imana sahip olmayan kurtulamaz. Doğru iman Ehl-i sünnet itikadıdır. Sonra salih amel işleyenler buyuruluyor. Salih amel, Ehl-i sünnet alimlerinin bildirdiği şekilde ibadet etmektir. Dört hak mezhepten birine uymaktır.

Hak; dinimizin bildirdiği hakikatler, yani İslamiyet’in tamamıdır.

Sabır; ibâdet etmekte ve günahtan kaçınmakta sebat sahibi olmaktır. Yani Allahü teâlânın emirlerini yapmakta ve yasaklarından kaçmakta sabırlı olmaktır.

Hakkı ve sabrı tavsiye; emr-i maruf ve nehyi münkerde bulunmak bunları yaparken gelecek sıkıntılara, fakirliğe, hastalığa ve her çeşit musibete sabretmektir.

Sual:
Eshab-ı kiram, İslamiyet’i tebliğ için, kilisede hizmet edip, haç mı taktılar?
CEVAP
Asla öyle bir şey olmadı ve olması da mümkün olmaz. Çünkü, haram işleyerek, farz ibadet bile yapılmaz. Haç takmak, küfürdür. Küfre girerek, asla öyle bir şey yapılmaz.

Eshab-ı kiramdan, Müslüman olmadan önce, Hıristiyan olanlar vardı. Mesela, Selman-ı Farisi hazretleri, önce Mecusi iken, Hıristiyan oldu, kiliselerde hizmet etti. Şam’a geldi. Medine’de âhir-zaman Peygamberinin çıkacağını bir papazdan işitti. Hicretten sonra, Medine’ye gelerek, daha önce işitmiş olduğu alametleri gördü. Hemen iman etti. Çok halis Müslüman oldu. Ehl-i beytten sayıldı. Resulullahın huzurunda ve sohbetinde kemale geldi. Zahir ve batın ilimlerinde çok yüksek derecelere kavuştu.
Eshab-ı kiramın, Müslüman olmadan önceki hallerini anlatıp, kiliselerde hizmet ettiğini, haç taktıklarını söylemek, din düşmanlığından başka şey değildir.

Sual: Dini, politikaya veya herhangi bir çıkara alet etmek, günah değil midir?
CEVAP
Evet, çok büyük günahtır. Dinimiz; temiz ahlak sahibi olmayı, merhameti, muhabbeti, büyüklere itaati, küçüklere şefkati emreden ve insanları doğru yola götüren, Allahü teâlânın razı olduğu yoldur. Dini, siyasete [politikaya] alet etmek yahut başka şahsi menfaatler için kullanmak, çok büyük bir günahtır. (H. L. O. İman)

Sual: Ateistler, (Müslüman ülkelerde cinsel ilişkiler [zina] günah sayılarak, cinsel duygular baskı altında tutulduğu için homoseksüellik gibi sapıklıklar ortaya çıkıyor) diyorlar. Gayri meşru ilişkiler günah olmasaydı acaba bu kadar yaygınlaşma olmaz mıydı?
CEVAP
Tam tersine daha da çok olurdu. Allah’tan korkmayanlar bile, toplumdan çekindiği için gayri meşru ilişkilerden ister istemez uzak kalıyorlar. Batı ülkelerinde tam bir cinsel özgürlük vardır. Hiçbir baskı da yoktur. Hatta bazılarında eşcinsel evliliklere dahi kanunla izin veriliyor. Buna rağmen Avrupa, özellikle İngiltere cinsi sapıklarla doludur. Ateistlerin maksadı cinsel sapıklıklardan rahatsız olmak değil, İslamiyet’e olan düşmanlıklarından dolayı böyle iddialar ortaya atıyorlar.

Sual: (Dinde ikrah yoktur) ne demektir?
CEVAP
Kâfir esir, zimmi eman ile gelen de, Müslüman olmaya zorlanamaz. İsteyen zimmi olur.

Sual:
Nesh edilen ahkamla amel edilir mi?
CEVAP
Hayır.

Sual: İslamiyet’te ceza olarak, katilin öldürüldüğü doğru mudur?
CEVAP
Evet, bu mahkeme kararıyla yapılırdı. Mahkemece katil öldürülünce, bu durum diğerleri için gözdağı olurdu. Birini öldürmek isteyen kimse, beni de öldürürler korkusuyla, katillikten vazgeçer, böylece her ikisi de hayatta kalırdı. Eski Araplarda kan davası hüküm sürüyordu. Birisi ötekini öldürünce, her iki tarafın kabilesi de gayrete gelir ve savaşırlardı. Bu da, pek çok kimsenin öldürülmesiyle sonuçlanırdı. Katili öldürme âyeti gelince, artık savaşmayı terk ettiler. Böylece, cinayetler önlenmiş oldu. (Tefsir-i Kurtubi)