Dinin emri zamanla değişir mi sesli anlatım - sesli sohbet dinle
[MP3]http://www.mehmetalidemirbas.com/Ses/Dinin_Emri_Zamanla_Degisir_mi.mp3[/MP3]
Sual: (Dindeki hukuki hükümler itikadî değil, gelenekseldir, yani zamanla değişebilir. Mesela zina edenlere verilecek recm gibi cezalar, nikâh, boşanma gibi konularla ilgili hükümler gelenekseldir. Bunlara dini hükümdür diyen klasik fukahanın taassubu artık kırılmalı, yeni yorumlar getirilmelidir) deniyor. Bu doğru mu, din zamanla değişir mi? Dinin hükümleri kıyamete kadar geçerli değil mi? Reform mu yapılmak isteniyor?
CEVAP
Evet, açıkça reform yapılmak isteniyor. Zamanın değişmesiyle, örf ve âdete dayanan hükümler değişebilir. Ancak Nass’a, delile dayanan hükümler zamanla değişmez. (Dürer-ül-hükkam)

Zina cezası, nikâh ve boşama geleneksel bir ceza değil, hepsi de Nass ile bildirilen açık hükümlerdir. Nikâh ve boşanmayla ilgili birkaç âyet-i kerime meali:
(Mümin kadının kâfirle evlenmesi helâl değildir.) [Mümtehine 10]

(Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın!)
[Mümtehine 10]

(İman etmedikçe, müşrik
[ateist] kadınlarla evlenmeyin. Kadınlarınızı da, iman edinceye kadar müşrik erkeklerle evlendirmeyin!) [Bekara 221]

(Kitap ehli
[Yahudi ve Hıristiyan] kadınlarla evlenmeniz helaldir.) [Maide 5]

(Evli kadınlarla evlenmeniz haram kılındı.)
[Nisa 24]

(Kadınlara mehirlerin
i gönül rızasıyla verin.) [Nisa 4]

(El dokunmadan boşadığınız kadınlara, mehrin yarısını verin!)
[Bekara 237]

(Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın.)
[Talak 1]

(Ölen kimselerin hanımları,
[evlenmeden önce] 4 ay 10 gün iddet bekler.) [Bekara 234]

(Boşanmış kadınlar, üç ay iddet bekler.)
[Bekara 228)

(İki defa boşanan kadın, ya iyilikle tutulur veya güzellikle bırakılır. Kadınlarınıza verdiklerinizi
[mehirlerini] geri almanız size helal olmaz. Eğer, bu karı kocanın Allah’ın emirlerini yerine getirmelerinden korkarsanız, o zaman kadının [serbestçe boşanması için] fidye vermesinde [hakkından vazgeçmesinde] günah yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, onları çiğnemeyin. Allah’ın sınırlarını aşanlar ancak zalimlerdir.) [Bekara 229]

(Babalarınızın evlendikleri kadınlarla evlenmeyin
!) [Nisa 22]

(Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden boşarsanız, onlara iddet bekletme hakkınız yoktur.)
[Ahzab 49] (Devamı var)
Bir âyet-i kerime meali daha:
(Eğer erkek kadını, üçüncü defa boşarsa, ondan sonra kadın bir başka erkekle evlenmedikçe onunla evlenmesi kendisine helal olmaz. Eğer bu kişi de o kadını boşarsa, [her iki tarafın da] Allah’ın sınırlarını muhafaza edeceklerine inandıkları takdirde, yeniden evlenmelerinde beis yoktur. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlarıdır.) [Bekara 230]

Görüldüğü gibi, (Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlarıdır) buyuruluyor. Demek ki, evlenmekle ve boşanmakla ilgili hükümler, bir gelenek değildir. Bu konuda birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Üç talâkla boşan kadın, başka bir erkekle evlenip ondan da boşanmadıkça, eski kocasıyla evlenmesi helal olmaz.)
[Taberani]

(Din kardeşinin evlenme teklifinde bulunduğu kadına, onunla nikâhlanıncaya veya ondan vazgeçinceye kadar talip olmayın!)
[Tirmizi]

(Kadınları muvakkat
[geçici] nikâhlamak haramdır. Allah’a, haramları helal sayandan daha düşman bir kimse yoktur.) [İbni Kani’]

(Muta nikâhı haramdır.)
[Buhari, Müslim, Tirmizi]

(Evlenip zifafa girdiği kadının kızıyla evlenmek helal değildir. Zifafa girmediği kadının kızıyla evlenmek caizdir. Nikâhladığı kadının
[zifaf olmasa da] annesiyle evlenmek helal değildir.) [Tirmizi]

Zina ile ilgili bir âyet-i kerime meali:
(Zina eden kadın ve zina eden erkeğe yüz sopa vurun!) [Nur 2]

Bu konuda bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Ya Üneys, bu şahsın hanımına gidin, eğer zina ettiğini itiraf ederse onu recm edin!) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, Nesai, İbni Mace, Muvatta, İ.Ahmed, Taberani]

Evlenmek ve boşanmak gibi hükümler gelenek olmadığı gibi, işlenen suçlara verilecek cezalar da gelenek değildir. Bunlara gelenek demek, dinimizin bu hükümlerini inkâr etmek olur.

İslamiyet, adaleti, zulmü, insanların birbirlerine karşı, aile ve komşuların birbirlerine, milletin devlete ve birbirlerine karşı haklarını, vazifelerini, suçları açıkça bildirmiş, bu değişmez kavramlar üzerinde, temel hükümler kurmuştur. Bu değişmez hükümlerin, olaylara, uygulanmasını örf ve adetlere göre kullanılmasını emretmiştir. Allahü teâlâ İslam dinini, her ülkede, her yeniliği ve buluşu karşılayacak şekilde kurmuştur. Tarihte nice milletler, dinin emirlerine uyarak, başarıları, şanları, tarihlere ün salmıştır. Dinin emrine uymayan insanlar ve milletler, sıkıntıdan kurtulamamışlardır. (S. Ebediyye)