+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Her hadisle amel etmemiz caiz midir sesli - sesli dinle

 SESLİ DİNİ KONULAR Katagorisinde ve  Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım Forumunda Bulunan  Her hadisle amel etmemiz caiz midir sesli - sesli dinle Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Her hadisle amel etmemiz caiz midir sesli - sesli dinle Sual: Herhangi bir hadisle amel etmemiz caiz midir? CEVAP Müctehid olmayan, herhangi bir hadis-i şerifle amel edemez. Müctehidlerin âyet ve hadislerden çıkararak, verdikleri fetva ile amel etmesi gerekir. (Kifaye) Rahmet olarak farklı bildirilen hadis-i şeriflerden on tanesinin meali şöyledir: 1- ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Her hadisle amel etmemiz caiz midir sesli - sesli dinle

    Her hadisle amel etmemiz caiz midir sesli - sesli dinle

    Sual:
    Herhangi bir hadisle amel etmemiz caiz midir?
    CEVAP
    Müctehid olmayan, herhangi bir hadis-i şerifle amel edemez. Müctehidlerin âyet ve hadislerden çıkararak, verdikleri fetva ile amel etmesi gerekir. (Kifaye)

    Rahmet olarak farklı bildirilen hadis-i şeriflerden on tanesinin meali şöyledir:
    1- (Deve eti yemek abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
    2- (Ateşte ısınmış şey abdesti bozar.) [Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi, Nesai]
    3- (Zekerine dokunan erkeğin abdesti bozulur.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
    4- (Fercine dokunan kadının abdesti bozulur.) [Beyheki]
    5- (Zekere dokunmak abdesti bozmaz. O da vücuttan parçadır.) [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
    6- (Kan aldırmak abdesti bozmaz.) [Beyheki]
    7- (Akar kan abdesti bozar.)
    [Beyheki, Dare Kutni]
    8- (Besmelesiz abdest olmaz.) [Ebu Davud, Tirmizi, Beyheki, Hakim]
    9- (Deniz hayvanları helaldir.)
    [Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
    10- (Fatihasız namaz olmaz.) [Buhari, Müslim]

    Birinci
    hadise göre, deve eti abdesti bozar. Halbuki Hanbeli hariç diğer üç mezhepte bozmaz.

    İkinci hadise göre, ateşte pişirilen her şey, mesela çay içmek abdesti bozar. Halbuki hiçbir mezhepte bozmaz. Bu hadis-i şerif, Kütüb-i sitte’nin beşinde mevcuttur. Hiçbir hadis âlimi bu hadise uydurma dememiştir. Bunların açıklaması Mizan-ül-kübra kitabında vardır.

    Üçüncü hadise göre, zekere dokunmak abdesti bozar. Hanefi’de bozmaz, 3 mezhepte bozar.

    Dördüncü hadise göre, ferce dokunmak abdesti bozar. Şafii hariç, diğer 3 mezhepte bozmaz.

    Beşinci hadise göre, zekere dokunmak abdesti bozmaz. Hanefi’de bozmaz, 3 mezhepte bozar.

    Altıncı hadise göre, kan abdesti bozmaz. Hanefi’de bozar, diğer 3 mezhepte bozmaz.

    Yedinci hadise göre, kan abdesti bozar. Hanefi hariç diğer 3 mezhepte bozmaz.

    Sekizinci hadise göre, Besmelesiz abdest olmaz. Besmele, sadece Hanbeli’de farzdır.

    Dokuzuncu hadise göre, denizden çıkan her hayvan yenir. Hanefi’de deniz haşaratı yenmez.

    Onuncu hadise göre, Fatiha okumak farzdır. Hanefi’de farz değil, diğer 3 mezhepte farzdır.
    Şafii’ye göre imam arkasında Fatiha okumak farz, Maliki'de, imam yavaş okurken müstehab, açıktan okurken, Fatiha okunmaz. Hanefi’de, imam arkasında Fatiha okumak mekruhtur.

    İmam-ı Rabbani
    hazretleri buyurdu ki:
    (Hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefinin, imam arkasında Fatiha okuması mezhepten çıkmaktır, ilhaddır.) [Mektubat 1/312, Mebde ve Mead 31]

    Muhammed Hadimi
    hazretleri buyuruyor ki:
    (Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır.) [Berika s. 94]

    Müctehid olmayanın dindeki bu hükümleri hadis-i şeriflerden anlaması mümkün olmaz. Bunun için, müctehid olmayan, hadis kitabı okursa, ya hadislerin uydurma olduğunu zanneder veya kendi aklına göre, yanlış bir hüküm çıkarır. Her ikisi de felaketine sebep olur. O halde bir Müslümana yapılacak en büyük bir kötülük, (Kütüb-i sitteyi al, hadisleri oku ve buradan dinini öğren) demektir. Zaten art niyetli olanlar da altın kupa içinde zehir sunuyorlar, (Meal veya hadis okuyarak dinini öğren) diyorlar.


    Biz ne yapmalıyız
    Sual:
    Biz Hanefiyiz, Hanefi’de hadise aykırı bir hüküm görürsek ne yapmalıyız?
    CEVAP
    Kitaplarda diyor ki:
    Hadise aykırı bir hüküm varsa hadisle amel edilir. Ancak bu söz nazari olarak böyledir. Mezhep imamları hadis-i şerife aykırı olarak söz söylemezler. Onlar âlimdir. Kafadan rastgele konuşmazlar. Mesela hadis-i şerifte, (Fatihasız namaz olmaz) buyuruluyor. Halbuki görünüşte Hanefi mezhebinin âlimleri bu hadis-i şerife aykırı olarak imam arkasında fatiha okumayı yasaklıyorlar. Tahrimen mekruhtur, harama yakındır diyorlar. Şimdi biz hadisle amel edeceğiz diye imam-ı a’zamın ictihadını kabul etmeyecek miyiz? O zaman mezhepsiz oluruz.

    İmam-ı Rabbani
    hazretleri buyuruyor ki:
    Namazda kıraat farzdır ve hadis-i şerifte (Fatihasız namaz olmaz) buyuruluyor. Neden Hanefilerin, hakiki kıraati [cemaatin hepsinin okumasını] bırakıp, kıraati hükmiye [İmamın okuyup, cemaatin susmasına] karar vermelerinin sebebini tam anlayamadım.

    İmam arkasında sükut etmeye dair açık bir delil bulamadım. Buna rağmen, mezhebime uyarak imam arkasında Fatiha okumadım. Çünkü, delili zayıf diye, mezhebimin hükmü ile amel etmemenin ilhad olduğunu biliyordum. Mezhepsiz olmamak için Hanefi mezhebinin hükmüne uyarak imam arkasında Fatiha okumadım. Nihayet Allahü teâlâ, mezhebe uymanın bereketi ile, Hanefi mezhebinde imama uyan cemaatin kıraati terk etmelerindeki hakikati izhar eyledi. İmam, sanki cemaatin dilinden okuyor. Bu şuna benzer: Bir köy halkı, köyün ortak bir meselesi için, köylünün tamamı kaymakama gitmez. Birkaç kişilik bir heyet seçerler. Bu heyetin hep bir ağızdan meseleyi anlatmaları da doğru olmaz. İçlerinden birini, temsilci seçerler. Temsilci, istekler aynı olduğu için, hepsinin dili ile ihtiyaçlarını arz eder. Kendilerine temsilci kabul ettikleri bu kimse, onların adına konuşur. Seçilen bu temsilcinin hepsinin adına ihtiyaçlarını arz etmesi şeklinde olan, cemaatin hükmi konuşması, onların hakiki konuşmalarından daha iyidir. İmam ile cemaatin hâli de böyledir. (Mebde ve Mead f.30)

    İmam-ı a'zam hazretlerinin, (Cemaatle namaz kılarken, imama uyanlar, Fatiha ve zammı sure okumaz) dediğini duyanlardan on kişi, Hazret-i imamın huzuruna gelip derler ki:
    - İmamın okumasını kâfi görüp, cemaate Kur'an okutmadığını işittik. Halbuki, Fatihasız namaz olmaz. Elimizde bunu ispat eden kuvvetli deliller vardır. Hakkın ortaya çıkması için tartışmaya geldik.

    Hazret-i imam der ki:
    - Ben bir kişi, siz on kişisiniz, hepinizle aynı anda nasıl tartışayım?
    - Nasıl tartışmak istiyorsunuz?

    - İçinizden en bilgili, âlim olanı seçin, onunla konuşayım. O, kendi ile birlikte hepinizin adına konuşsun.
    - Teklifiniz uygun...

    - O beni yenerse, hepiniz beni yenmiş olacaksınız, ben onu yenersem, hepiniz yenilmiş olacaksınız. Kabul mü?
    - Peki kabul ettik.

    - Tartışmayı ben kazandım.
    - Nasıl olur, daha başlamadık bile...

    - Siz, seçtiğiniz âlimin hepinizin adına konuşmasını kabul etmediniz mi?
    - Evet...

    - Ben de, sizin kabul ettiğinizi kabul ediyor, aynı şeyi söylüyorum. Herkesin tâbi olduğu imam, kendi adına ve ona uyup, imam kabul edenler adına Kur’an-ı kerim okur, cemaat okumaz. Anlaşamadığımız bir nokta kaldı mı?

    On kişi hakkı kabul etmek zorunda kaldılar.

    İmam-ı Rabbani hazretleribuyurdu ki:
    (Hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz.) [Mektubat 1/312, Mebde ve Mead 31]

    Muhammed Hadimi hazretleri de buyuruyor ki:
    (Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür.) [Berika s. 94]

    Dört mezhepten birine uymayan Ehl-i sünnetten ayrılır, sapık veya kâfir olur. (Tahtavi)

    Namazda imam arkasında Fatiha okunur mu?

    Bu konudaki üç hadis-i şerif şöyle:
    (Fatihasız namaz eksiktir.) [Tirmizi]

    (Namazda imam okurken siz de okumayın, Fatihayı hafif okuyun!)
    [Beyheki]

    (Fatihasız namaz olmaz.)
    [Buhari, Müslim]

    Bu hadislere ve başka delillere dayanarak, Şafii âlimleri imam arkasında Fatiha okumanın farz olduğunu bildirmişlerdir.

    Maliki’de ise, imam yavaş okurken müstehaptır. İmam açıktan okuyorsa, Fatiha okunmaz. Namazda Fatiha okumak Maliki’de farz, Hanefi’de ise, vaciptir. Hadis-i şeriflere bakalım:
    (İmamla namaz kılarken susun, imamın kıraati, cemaatin kıraatidir.) [Hatib]

    (Ne o, Kur'anda rekabet mi, namazda biri benimle beraber okuyordu.)
    [Tirmizi]

    Hanefi âlimleri, bu hadislere ve başka delillere dayanarak, (İmam arkasında Fatiha okumak mekruhtur) demişlerdir.


    Mezhebin hükmüne uyulur
    Sual
    : İbni Âbidin, Hindiyye, Dürer gibi muteber eserlerde okuduğum bazı hadis-i şerifler âyetlere zıt gibi görünüyor. Mezhebimizin bazı hükümleri de hadis-i şeriflere zıttır. Bu durumda ne yapmak lazım? Hadislere mi uymamız lazım, yoksa mezhebimizin hükmüne mi?
    CEVAP
    Önce kısaca ölçüyü verelim:
    1- Bir hadis, bir âyete zıt gibi görünürse, hadis-i şerife uyulur.
    Çünkü Resulullah efendimiz âyeti elbette bizden daha iyi anlar. Allahü teâlânın muradını, Resulünden daha iyi bilen olur mu?

    2-
    Bir hadis, mezhebin hükmüne zıt gibi görünürse, mezhebin hükmüne uyulur. Çünkü mezhebimizin âlimleri, hadis-i şerifleri elbette bizlerden daha iyi bilir. Yani Resulullah efendimizin emrini, muradını, Onun vârislerinden daha iyi anlayan olur mu? Vârislerinin farklı ictihadları da yine Resulullahın iznine, emrine göredir. Nasıl ki Allahü teâlâ Resulünü yetkili kıldı, Resulullah da vârislerini yetkili kıldı. Bunlar, kıyamete kadar, her ülkede, her iklim ve şartlarda yaşayacak Müslümanlar için ihsan-ı ilâhidir. Tek hüküm olsaydı, Müslümanların hâlleri çok zor olurdu, uyamayanlar ya haram işlemiş olur veya küfre düşerdi.

    Müctehid olmayan din adamı, okuduğu hadisten kendi anladığına uyarak amel edemez. Müctehidlerin âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerden anlayarak, verdikleri fetva ile amel etmesi gerekir. Takrir kitabında da böyle yazılıdır. (Kifaye)

    Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:
    Dindeki dört delil, yani 1- Kur’an, 2- Hadis, 3- İcma, 4- Kıyas-ı fukaha müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir, nesh edilmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır. (Berika)

    Müctehid olmayanın dindeki bu hükümleri hadis-i şeriflerden anlaması mümkün olmaz. Bunun için, müctehid olmayan, hadis kitabı okursa, ya hadislerin uydurma olduğunu zanneder veya kendi aklına göre, yanlış bir hüküm çıkarır. Her ikisi de felaketine sebep olur. O halde bir Müslümana yapılacak en büyük kötülük, (Kütüb-i sitteyi al, hadisleri oku ve buradan dinini öğren) veya (Kur’an meali oku, dinini asıl kaynaktan öğren) demektir. Bu, bir hastaya, (falan hastaneye git, falan kattaki falan odası ameliyathanedir, orada her türlü lüzumlu alet vardır, kendi kendini ameliyat et) veya (falan ilaç fabrikasına veya falan ilaç ecza deposuna git, orada her türlü ilaç var, bulduğunu, beğendiğini iç, tedavi ol) demekten daha beterdir.

    Peki mezhep imamları âyet ve hadise uymamışlar mı? Onlar âyet ve hadisi bizim kadar anlamamışlar mı? Ne diye o yetkili âlimlerin anladıklarına değil de kendi anlayışımıza uyuyoruz? Günlük işlerde bile işin ehline gidiliyor. Kendi kendini ameliyat eden, kendi ilacını kendi yapan insan var mı?

    Kur'an-ı kerimde mealen, (Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın) buyuruluyor. (Al-i İmran 103)

    Seyyid Ahmed Tahtavi hazretleri buyuruyor ki:
    Burada Allah’ın ipinden maksat, cemaattir. Cemaat da, fıkıh ve ilim sahipleridir. Fıkıh âlimlerinden bir karış ayrılan dalalete düşer. Sivad-ı a'zam, fıkıh âlimlerinin yoludur. Fıkıh âlimlerinin yolu da, Peygamber efendimiz aleyhisselamın ve Hulefa-i raşidinin yoludur. Bu yola tâbi olmayan, bid'at ehli olur, Cehenneme gider. (Tahtavi)

  2. #2
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Alimlere uymak vaciptir - sesli dinle

    Alimlere uymak vaciptir - sesli dinle

    Alimlere uymak vaciptir
    Sual: Allah ve Resulünden başkasına itaat etmek şirk ve bid’at iken, niye âlimlere ve mezheplere uyalım ki? Sahabeye bile uymak niye uygun değildir?
    CEVAP
    Bu, cevabı bir kitap olacak kadar uzun izah isteyen bir sualdir. Kısaca arz edelim. Allah ve Resulünden başkasına itaat etmek dinin emridir, şirk ve bid’at değildir. Bu husus âyetlerle ve hadislerle sabittir.

    Resulullah efendimizin vârisleri olan âlimler buyuruyor ki:

    Dininin hükümlerini bizim gibi cahillere derin âlimler ve olgun salihler bildirdi. Bunlar, Muhaddisler ve Müctehidler’dir. Hadis âlimleri, hadis-i şerifleri inceleyip, sahih olanlarını ayırmışlardır. Müctehidler de, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden ahkam çıkarmışlardır. Biz, ibadetlerimizi ve bütün işlerimizi bu ahkama uygun olarak yapıyoruz. (Üsul-ül-erbea fi-terdidil-vehhabiyye)

    Avam [müctehid olmayan], bir hadis-i şerif işitince, bundan kendi anladığına göre iş yapması caiz olmaz. Ya onun anladığından başka mana verilmesi gerekir veya mensuh [yürürlükten kaldırılmış] olabilir. Müctehidin fetvası ise, böyle şüpheli değildir. (Kifaye)

    Avamın Eshab-ı kiramı taklit etmekten men olunmalarını ve bunların, İslamiyet'i açıklayan, sözleri kolay anlaşılan, kısımlara ayırmış olan âlimlere uymaları lazım olduğunu derin âlimler sözbirliği ile bildirmişlerdir. (Müsellem-üs-sübut, Fevatih-ur-rahemut)

    İmam-ül-Haremeyn, Burhan kitabında, avam Eshab-ı kiramın mezheplerine uymamalı. Din imamlarının, yani dört mezhep imamının mezheplerine tâbi olmalıdır demektedir. (Şerhi minhac-ül-üsul)

    İslam âlimlerinin yukarıda yazılı icmalarına uymayanların sapık oldukları anlaşılır. Çünkü, Eshab-ı kiram cihad ile, İslamiyet'i yaymak ile uğraştıkları için, tefsir ve hadis kitapları hazırlamaya vakit bulamadılar. Resulullahın nuru, Onların mübarek kalblerine o kadar çok işledi ki, kitaptan öğrenmeye ihtiyaçları kalmadı. Her biri, bu nurun kuvveti ile, doğru yolu bulurdu. Asırların en iyisi olan saadet asrı bitince, fikirlerde, bilgilerde ayrılıklar hasıl oldu. Eshab-ı kiramdan ve Tabiinden nakil edilen haberler, birbirlerine uymaz oldu. Hak yolu arayanlar şaşırdılar. Allahü teâlâ, lütfederek, bu ümmet arasından salih, dört âlimi seçti. Nasslardan hüküm çıkarmak üstünlüğünü bunlara ihsan etti. Bunların taklit edilmesini emrederek bütün Müslümanların hidayete kavuşmalarını istedi. Bir âyet-i kerime meali:
    (Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Resule itaat edin ve Ülül-emrinize itaat edin!) [Nisa 58]

    Burada Ülül-emir, ictihad derecesine yükselmiş olan âlimler demektir. Böyle âlimler de, herkesin bildiği dört hak mezhebin dört büyük imamıdır. Bu âyetteki ülül-emir denilen üstün kimselerin, müctehid oldukları yine âyetle bildiriliyor:
    (Resule veya ülül-emre sorsalardı, onlar bilirdi.) [Nisa 83]

    Bazıları, Ülül-emir, hakimler, valiler demektir dedi. Bu söz, nasslardan ahkam çıkarabilen hakimler içindir. Bunlar, âlim oldukları için, Ülül-emirdirler. Hakim oldukları için değil! Dört halife ve Ömer bin Abdülaziz böyle idi. Cahil, fasık veya kâfir olan emirler böyle değildir. Onların dine aykırı emirlerine itaat edilmez. Bir âyet-i kerime meali:
    (Bir şeyi ortak koşman için seni zorlarlarsa, onlara itaat etme!) [Lokman 15]

    Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Ülül-emir, fıkıh âlimleridir.) [Darimi]

    İbni Abbas (Ülül-emir, fıkıh ve din âlimleridir) buyurdu. (İtkan, Müslim şerhi, Tefsir-i kebir)

    Âyet-i kerimelerin ve hadis ve tefsir âlimlerinin bu açık beyanları, müctehidlere itaat etmek lazım olduğunu gösterdiği gibi, mezhepsizlerin (Allah’tan ve Peygamberden başkasına itaat etmek şirk ve bid’attir) sözlerinin bozuk ve saçma olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu konuda birçok hadis-i şerif vardır:

    1- Resulullah efendimiz, Muaz bin Cebeli Yemen’e hakim olarak gönderirken, (Orada nasıl hüküm edeceksin?) buyurunca, Allah’ın kitabı ile dedi. (Allah’ın kitabında bulamazsan?) buyurdu. Allah’ın Resulünün sünneti ile dedi. (Resulullahın sünnetinde de bulamazsan?) buyurunca, ictihad ederek, anladığımla dedi. Resulullah, mübarek elini Muaz’ın göğsüne koyup, (Elhamdülillah, Allahü teâlâ, Resulünün elçisini, Resulullahın rızasına uygun eyledi) buyurdu. (Tirmizi, Ebu Davud, Darimi)

    Ülül-emrin müctehid demek olduğunu ve buna itaat edenden Resulullah efendimizin razı olduğunu, bu hadis-i şerif açıkça göstermektedir.

    2- Bir hadis-i şerif meali:
    (İlim üçtür: Âyet-i muhkeme, Sünneti kaime ve Faridati adile.) [Ebu Davud, İbni Mace]

    Mişkat şerhi, bunu şöyle açıklıyor:
    Faridai adile, Kitaba ve sünnete uygun ilimdir. İcmaa ve Kıyasa işarettir. Çünkü, İcma ve Kıyas, Kitaptan ve Sünnetten çıkarılmaktadır. Bunun için, İcma ve Kıyas, Kitaba ve Sünnete eşit tutuldu, Faridai adile denildi. Böylece, ikisi ile amel etmenin vacib olduğu tembih edildi. Hadis-i şerifin manası, dinin kaynağı dörttür: Kitab, Sünnet, İcma ve Kıyas demek oldu. (Eşiat-ül-lemeat)

    3- Hazret-i Ömer, Şüreyh’i kadı olarak gönderirken buyurdu ki:
    Allah’ın kitabında açık olarak bildirilene bak. Bunu başkasından sorma! Burada bulamazsan Resulullahın Sünnetine uy! Burada da bulamazsan, ictihad et ve anladığına göre cevap ver!

    4- Hazret-i Ebu Bekir’e davacı gelince, Allahü teâlânın kitabına bakardı. Burada bulduğuna göre hüküm ederdi. Burada bulamazsa, Resulullahtan işittiğine göre cevap verirdi. İşitmemiş ise, Eshab-ı kiramdan sorup, Onların icması ile hüküm ederdi.

    5- Abdullah ibni Abbas’a bir şey sorulunca cevabını Kur'an-ı kerimde bulup, cevap verirdi. Kur'an-ı kerimde bulamazsa, Resulullahtan işittiğini söylerdi. İşitmemiş ise, Hazret-i Ebu Bekir ile Hazret-i Ömer’e sorardı. Cevap alamaz ise, kendi reyi ile bulup hüküm ederdi.

    Müctehid âlimlere sormak, dört mezhep imamlarına sormak demektir. Birkaç vesikası şöyledir:

    Bir mezhebi taklit etmenin vacib olduğunu gösteren dört delil:
    1- Birinci delil:
    Eshab-ı kiramın asrından ve ondan sonraki asırdan, bu zamana kadar, bütün Müslümanlar, dört mezhepten birini taklit etti. Bunda icma hasıl oldu. Şu hadis-i şerifler bu icmanın sahih olduğunu göstermektedir:
    (Ümmetim dalalet olan bir şeyde icma yapmaz!) [İ.Ahmed]

    (Allahü teâlânın rızası, icmadadır. Cemaatten ayrılan, Cehenneme gider.) [İbni Asakir]

    (Cemaatten ayrılan, yüzüstü Cehenneme düşer.) [Taberani]

    2- İkinci delil:
    Bir âyet-i kerime meali:
    (O gün, her fırkayı imamları ile çağırırız!) [İsra 71]
    Kadı Beydavi hazretleri, bu âyet-i kerimenin tefsirinde, (Her ümmeti Peygamberleri ve dinde uydukları imamların isimleri ile çağırırız) buyuruyor. Medarik’te de böyle yazılıdır. Mealim-üt-tenzil tefsirinde (İbni Abbas, kendilerini dalalete veya hidayete sürükleyen devlet reisleri ile çağrılır dedi. Said bin Müseyyib ise, her kavim, kendilerini hayra ve şerre sürükleyen reislerinin yanına toplanırlar dedi) demektedir. Tefsiri Hüseyni’de ve Ruh-ul-beyan’da (Mezhebinin imamı ile çağrılırlar. Mesela, ya Şafii yahut ya Hanefi denilir) demektedir.

    Bundan anlaşılıyor ki, kâmil olan imamlar kendilerine tâbi olanlara şefaat edeceklerdir.

    Görülüyor ki, kıyamet günü, herkes mezhep imamının ismi ile çağrılacaktır. İmam, kendisini taklit edene, şefaat edecektir. Dört mezhep imamlarının her biri böyle yüksek idi. Allahü teâlâ, Lokman suresinin 15. âyetinde, (Bana inabet edenin yoluna tâbi ol) buyurdu. Bu dört büyük imamın, Allahü teâlâya inabet etmiş oldukları sözbirliği ile bildirilmiştir.

    3- Üçüncü delil:
    Bir âyet-i kerime meali:
    (Hidayet yolunu öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme sokarız!) [Nisa 114]

    İmam-ı Şafii hazretlerine İcmaın delil olduğunu gösteren âyet hangisidir diye sordular. Cevap olarak, bu âyeti gösterdi. Bu âyet, müminlerin yolundan ayrılmayı haram ettiği için, bu yola uymak vacib olur. Medarik tefsirinde, bu âyet-i kerime açıklanırken, (İcmaın delil olduğunu ve Kitaptan, Sünnetten ayrılmak caiz olmadığı gibi, icmadan ayrılmanın da caiz olmadığını bu âyet göstermektedir) buyurulmaktadır.

    Beydavi tefsiri de, bu âyeti açıklarken, (Bu âyet, icmadan ayrılmanın haram olduğunu gösteriyor. Müminlerin yolundan ayrılmak haram olunca, bu yola uymak vacib olur) buyuruyor. Bu ümmetin salihleri, âlimleri, (Bir mezhebi taklit etmek vaciptir. Mezhepsiz olmak büyük günahtır) dediler. Âlimlerin bu sözbirliğinden ayrılmak, bu âyet-i kerimeden ayrılmak olur. Çünkü, Allahü teâlâ mealen buyuruyor ki:
    (Siz, insanlar için hayırlı ümmetsiniz! İyi şeyleri emreder, kötü şeyleri men edersiniz.) [Âl-i İmran 110]

    Bu ümmetin âlimleri mezhepsizliğin kötü olduğunu bildirdiler. Bunun için, mezhepsiz olmak caizdir diyerek, âlimlerin bu sözlerinden ayrılan, bu âyet-i kerimeyi inkâr etmiş olur.

    Bazı mezhepsizler, (Edillei şerıyye)nin dört kaynağından yalnız ikisine uyduklarını söylüyorlar. Diğer ikisini kabul etmiyorlar. Böylece, Müslümanların çoğunun yolundan ayrılıyorlar. (Ehl-i sünnet vel-cemaat) yolundan sapıyorlar.

    4- Dördüncü delil:
    Bir âyet-i kerime meali:
    (Bilmiyorsanız, zikir ehline sorunuz!) [Nahl 43, Enbiya 7]

    Bu âyet-i kerime, ibadetlerin ve işlerin nasıl yapılacağını bilmeyenlerin, bilenlerden sorup öğrenmelerini emretmektedir. Âyet-i kerimede, sorup öğrenmek herkesten ve din cahillerinden değil, bilinmeyenleri âlimlerden sormak emrolunmaktadır. Bunun için, bir kimse, yapacağı şeyi, Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şeriflerde arayamaz, mezhebin âlimlerinin kitaplarından okuyup öğrenmesi lazım olur. Okuyup öğrendiğine göre yapan kimse, o müctehidi taklit etmiş olur. Müctehide uymaz ise mezhepsiz olur.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06-04-2011, 07:45 PM
  2. Caiz ne demek - Caiz hakkında sesli anlatım - sesli dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-01-2011, 06:49 PM
  3. Hadis-i şerifle amel etmek sesli - Sesli dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01-29-2011, 05:48 PM
  4. Amel defteri sesli anlatım - sesli sohbet dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-24-2011, 07:11 PM
  5. Doğru iman ve amel hakkında sesli anlatım - sesli sohbet dinle
    By Karani in forum Sorular ve Cevaplarla Dini konular Sesli anlatım
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-18-2011, 03:25 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379