Misvak Kullanmanın Sünnet Oluşu

13. Ebû Hüreyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her ab­dest aldıklarında misvak kullanmalarını emrederdim. "[64]
Hadisi İmam Mâlik, Ahmed b. Hanbel, Nesâî rivayet etmiş, İbn Huzey-me sahih olduğunu söylemiş, Buharı ise muallak olarak rivayet etmiştir. İbn Hacer de Bulûğu''Ümerâm isimli eserinde muallak olarak zikretmiştir.
Hadisin misvak kullanımını teşvik ettiği açıktır. Ancak misvak kullanı­mının ıstılahı mânada sünnet olduğuna delâlet etmemektedir. Zira bu hadis­te Resûlullah (s.a.v.)'in misvak kullanmaya sürekli devam ettiğine dair herhangi bir delâlet bulunmamaktadır. Aşağıdaki hadiste ise Resûlullah (s.a.v.)'in misvak kullanmaya devam ettiği açıktır. Zira onda süreklilik ifa­de eden bir kelime bulunmaktadır. el-Hidâye müellifinin Resûlullah
(s.a.v.)'in devam ettiğine işaret ederek misvak kullanmayı abdestin sünnet­leri arasında zikretmesi isabetlidir. İbnü'l-Hümam, "Açıkça ifade eden bir hadis bilmemekle birlikte misvak kullanmak abdestte devam edilmesi is­tenen bir husustur" dedikten sonra misvak kullanmanın faziletiyle ilgili ha­disleri zikretmiştir. (Fethü'l-kadir, 1,22) Onun söz konusu açıklamasıyla ama­cı misvak kullanmanın mendup olduğunu ifade etmektir. Ona göre misvak kullanmak müstehaptan başka bir şey olamaz. Onun böyle bir sonuca var­ması kendi bilgisi ile sınırlı kalması sonucudur. Bilindiği üzere misvak kul­lanmaya devam etmek Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sünnetinde sabittir. Keza diğer hadislerin misvak kullanmanın faziletine delâletleri açıktır. Bütün bunlardan abdest esnasında misvak kullanımının müstehap değil sünnet ol­duğu sonucu çıkar.
Kütüb-i sitte'de Ebû Hüreyre (r.a.)'den merfû olarak rivayet edilen "Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her namazda misvak kullan­malarını emrederdim"[65] hadisinde Şevkânî'nin de belirttiği gibi {Neylü'l-ev-tar, 1, 101) "her namazda" ifadesi takdirî bir tamlama ile "namaz için alman her abdestte" anlamındadır.. Özellikle İbn Hibbân rivayeti olmak üzere ko­nuyla ilgili diğer hadisler bu hadisi açıklamaktadır. Misvak kullanmak, akılla kavranabilir bir hükümdür. Konuyla ilgili diğer hadislerin de delâlet ettiği üzere her namazda değil abdest alırken yapılması gereklidir. Zira misvak kullanmak sonuçta bir temizliktir. Temizlik ise namazdan önce ab­dest alırken yapılır.
Burada hem mutlak hem de mukayyetle amel edip misvakın hem abdest esnasında ve hem de namaz öncesinde kullanılabileceği ileri sürülebilir. Ancak bize göre misvakın amacı dikkate alındığında bu mümkün gözükme­mektedir. Zira abdest alırken misvak kullanmakla ağız temizliği yapılmış­tır. Bu durumda namaz öncesinde tekrarlanan misvak kullanımı boşuna ve gereksiz olur.
Hadiste bulunan "her namazda" ifadesi namaz öncesinde ağzın temiz­lenmesinin, namaz için gerekli olduğuna "her abdestte" ifadesi ise misva­kın kullanılacağı zamana işaret olur.
14. Zeyd b. Halid el-Cühenî (r.a.)'in nakline göre Resûlullah (s.a.v.) evinden namaz için her çıkışında misvak kullanırdı.
Hadisi Taberânî sahih sayılabilecek bir isnadla rivayet etmiştir. Heyse-mî (Mecmau'z-zevâid, I, 181)[66] de hadisin ravilerinin güvenilir olduğunu ifade etmiştir.
15. Hz. Ali (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her abdest al­dıklarında misvak kullanmalarını emrederdim. "[67]
Taberânî Mu'cemü'l-evsaf ında (II, 138) rivayet etmiştir. İsnadında güve­nilir fakat müdellis olan İbn İshak bulunmaktadır. Ancak burada hadisi doğrudan hocasından aldığını ifade etmiştir. Dolayısıyla isnadı hasen sevi­yesindedir. (Heysemî, Mecmau'z-zevâid, I, 89)
16. Hz. Aişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: ''Eğer ümmetime zorluk vermeyecek olsaydım her na­maz esnasında abdest alırken misvak kullanmalarını emrederdim. "[68]
Hadisi İbn Hibbân Sahih1 inde rivayet etmiştir, (bk. İbn Hacer, Telhtm'l-habîr, I, 23)
17. Hz. Aişe (r.anhâ)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Misvak ağzı temizler ve Allah 'in rızasını kazandırır." Ebû Ya'lâ iki ayrı isnadla rivayet etmiştir. Birinde güvenilir fakat müdellis olan İbn İshak bulunmakta, diğerinin isnadı ise Sahih'in ravilerinden mey­dana gelmektedir. Ahmed b. Hanbel ve Nesâî sahih isnadla rivayet etmiş­lerdir. Buhârî (Nimevî, Âsârü's-sünen, s. 34) muallak olarak nakletmiştir.[69]
Azîzî'nin (II, 331) "misvak kullanmak, cuma günü boy abdesti almak her müslümana vaciptir" hadisini Ebû Nuaym Kitâbü's-sivak isimli ese­rinde Abdullah b. Amr b. Halhala ve Râfi b. Hadîc'ten merfû olarak riva­yet etmiştir. Bu hadisle ilgili Üstat şöyle demiştir: Hadis hasen seviyesin­dedir. Burada zikredilen vaciple vacibe yakınlık kastedilmiştir. Söz konu­su hadis de bu durumu desteklemektedir. Nevevî'nin açıklaması ise şöyle­dir: İcmada görüşü esas alınan âlimlere göre namaz için veya başka bir amaçla misvak kullanmak vacip değil sünnettir. Cuma günü boy abdesti almanın "vacip"liği konusu ise ilgili kısımda ele alınacaktır. (Nevevî, eUMin-hâc fi Şerhi Sahîh-i Müslim, I, 127)

a. Dişleri Parmaklarla Ovmak


Misvak bulunmadığında parmaklar onun yerine kullanılabilir. Nitekim et-Telhîsü'l-habîr'dt (1,25) zikredilen bir hadis böyle durumlarda parmak­ların misvak yerine geçtiğini ifade etmektedir. Hadisi İbn Adiy, Dârekutnî ve Beyhakî[70] Abdullah b. Müsennâ vasıtasıyla merfû olarak Nadr b.
Enes'ten rivayet etmişlerdir. İsnadı problemlidir. Ancak Ziya el-Makdisî isnadında bir sakınca görmediğini et-Telhîsü'l-habîr müellifinin de aynı görüşte olduğunu iddia etmiş ve konu ile ilgili Ahmed b. Hanbel'in Müs-/Winde Ali b. EbîTalib (r.a.)'den naklettiği hadisin daha sahih olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre Ali b. Ebî Talib (r.a.) bir su testisi istemiş onun­la yüzünü ve ellerini üç defa yıkadıktan sonra birkaç parmağını ağzına so­kup ovarak ağzını yıkamıştır. Daha sonra, "bu Resûlullah (s.a.v.)'in aldığı abdesttir" demiştir. (Ahmed b. Hanbel, I, 158)[71]
Bize göre hadisin sıhhatiyle ilgili ihtilaf onu delil olarak kullanmaya en­gel değildir. Bu hususta İbnü't-Türkmânî'nin açıklaması şöyledir: Güveni­lir bir ravinin itimat ettiği isnad hakkındaki ihtilaf dikkate alınmaz. Nite­kim bu nevi ihtilaftan Sahihayn hadislerinin çoğu kurtulamaz. Kitabının başlarında yer alan "suyu temiz--" hadisi hakkında Beyhakî de benzeri şe­yi yapmıştır. O söz konusu hadisle ilgili ihtilafları zikrettikten sonra, "An­cak isnadı güvenilirdir. Onu İmam Malik el-Muvatta'mda, Ebû Dâvûd da Sünen'inde. rivayet etmiştir" açıklamasını yapmıştır. (İbnü't-Türkmânî, el-Cev-herü'n-nakî, I, 40) Zeylaî, Ebû Davud'un rivayet ettiği "Allah da kula yönel­meye devam eder... "[72] hadisini bunun başka bir misali olarak zikretmekte­dir. Buna göre Münzirî'nin Uddu'l-mevdûd fi havâşî Sünen-i Ebî Dâvûd isimli eserinde hadisle ilgili açıklamaları şöyledir: Hadisin isnadında yer alan Ebü'l-Ahvas kimdir? İsmi bilinmemektedir. Benî Leys kabilesinin azatlısıdır. Benî Gıfar kabilesinin azatlısı olduğu da söylenmiştir. Ondan Zührî'den başka rivayette bulunan bilinmemektedir. Yahya b. Maîn şiddet­li cerh lafızlarından "Ieyse bi-şey" ile cerhetmiş, Kerâbîsî, onun hadis mü­nekkitlerine göre sağlam olmadığını söylemiştir. Nevevî el-Hulasa isimli eserinde "Ebü'l-Ahfas tam olarak tanınan bir ravi değildir. Ancak bundan dolayı hadis zayıf olarak nitelenemez" demiştir. Ona göre hadis hasendır. {Zeylaî, Nasbu'r-râye, I, 265) Burada Ebû Davud'un Sünen'ınde "zayıf olma­dıkça hadisi delil olmaya elverişli (salih) kabul ettiği" kaidesini hatırlatma­lıyız.
İbn Hacer'in Beyhakî'nin tenkit ettiği hadisle ilgili açıklaması da şöy­ledir: Ahmed b. Hanbel ve İbnü'l-Münzir bu hadisi delil olarak kullanmış­lardır. Onların bu husustaki kesin tavrı onlara göre hadisin sahih olduğunu göstermektedir. Mecmau'z-zevâid'de (I, 81) Kesir b. Abdullah b. Amr b. Avf el-Müzenî > babası > dedesi isnadıyla rivayet edildiğine göre Resûlul­lah (s.a.v.), "Misvak bulunmadığı zaman parmaklar misvak yerine geçer" buyurmuştur. Hadisi Taberânî[73] rivayet etmiştir. İsnadda bulunan Kesir b. Abdullah b. Amr b. Avf el-Müzenî zayıftır. Tirmizî ise hadisin hasen sevi­yesinde olduğunu söylemiştir. (İbn Hacer, et-Telhîsü'l-habîr, I, 170) Burada ha­disin sıhhatiyle ilgili ihtilafın delil olarak kullanılmasına engel teşkil etme­diğini hatırlatmalıyız. Mutlak ifadeler bazen mukayyed esas alınarak yo­rumlanabilir. Böylece misvak bulunmadığı zaman parmakların onun yeri­ne kullanılması sonucuna ulaşılır.

b. Misvakın Kullanılış Şekli


Dişlerin misvakla enine, dilin ise uzunlamasına temizleneceğine dair hadisler rivayet edilmiştir. İbn Hacer, Ebû Davud'un MerâsiFmde[74] Atâ vasıtasıyla Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "Suyu süzerek içiniz. Dişlerinizi eni­ne misvaklayınız" buyurduğunu rivayet ettiğini haber vermektedir. (İbn Ha-cer, et-Telhîsü'l-habîr, I, 23)
Burada Atâ ile ilgili bazı açıklamalarda bulunmamız yerinde olacaktır. el-MerâsîVde de zikredildiği üzere o, Mısırlı Atâ b. Ebî Rebah'trr. Mürsel rivayetleri zayıf olup âlimlere göre delil olarak kullanılamaz. Bu hususta­ki İbn Hacer'in açıklamaları da şöyledir: Ali b. Medînî, "Mücâhid'in mür-sellerini Atâ'mnkilere tercih ederim. Zira Atâ her raviden hadis almakta­dır" demiştir. Fadl b. Ziyad'ın nakline göre de Ahmed b. Hanbel "Mürsel-lerin en sahihi Saîd b. Müseyyeb'e ait olanlardır. İbrahim en-Nehâî'nin mürsellerinde de bir sakınca yoktur. Mürsellenn en zayıf olanları ise Atâ ve Hasan-ı Basrî'ye ait olanlardır. Zira onlar her raviden hadis almaktadırlar" açıklamasını yapmıştır. (İbn Hacer, Tehzîb, VII, 202)
Burada söz konusu mürselin zayıf olduğunu belirtmeliyiz. Ancak konu­su haram-helâl değil fezâil ile ilgilidir. Alimler fezail konusunda bu nevi zayıf hadislerle yetinmektedir. Ayrıca İbn Hacer'in Fethü'l-bârî isimli ese­rinde belirttiğine göre Ukaylî'nin ed-Duafâ adlı kitabında sözü edilen ha­disin muttasıl rivayetleri de bulunmaktadır. Hasan-ı Basrî ve İbrahim en-Nehâî'nin mürselleri hakkında ilerleyen sayfalarda değerlendirmelerde bu­lunulacaktır.
Misvakın kullanılışıyla ilgili İbn Hacer'in açıklaması şöyledir: Ebû Mu­sa'nın Sahihayn'da yer alan rivayetine göre misvakın enine kullanılması diş temizliğiyle ilgilidir. Dil temizliğinde ise misvak uzunlamasına kullanılır. Ahmed b. Hanbel'in lafzı "misvakın ucu dilinin üzerinde ağzın üst kısmına doğru temizlerdi" şeklindedir. Hadisi nakleden ravi bunu "misvakı uzunla­masına kullanırdı" şeklinde açıklamıştır. (İbn Hacer, et-Telhîsü'l-habîr, I, 23)
Misvakın Erâk ağacından olması uygun olur. İbn Hacer'in verdiği bilgi­ye göre Abdullah b. Mes'ûd (r.a.), "Ben Resûlullah (s.a.v.)'e Erâk ağacın­dan misvak devşirirdim" demiştir. (et-Telhîsü'l-habîr, I, 23) Hadisi Taberânî başta olmak üzere Ebû Ya'lâ Müsned* inde, İbn Hibbân da Sahih'inde riva­yet etmiş, Ziyâüddin el-Makdisî de el-Ahkâm isimli eserinde sahih oldu­ğunu söylemiştir.[75] Heysemî'nin Ebû Hayre es-Sabâhî'den nakline göre o şöyle anlatmıştır: Ben Resûlullah (s.a.v.)'e gelen heyet içerisindeydim. Ei-ze dişlerimizi temizlemek üzere Erâk ağacından yapılmış misvak verdi. "Ey Allah'ın Elçisi, yanımızda ceridden misvak bulunmaktadır. Ancak se­nin bize olan ikram ve bağışım kabul ediyoruz." dedik. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.), "Allahım Abdülkays kabilesini zorla değil gönül rıza­sıyla müslümanlığı kabul etmeleri halinde bağışla! Islâmı kabul etmeyip geride kalanları ise rezil et" diye dua etti. Hadisi Taberânî Mu'cemü'l-ke-bîr1 de (XII, 179)[76] rivayet etmiş olup isnadı hasendir