ŞEMSETTİN SAMİ BEY

ŞEMSETTİN SAMİ BEY
(1850-1904)

"(Osmanlıda) cahil halk arasında bir ayıpmış gibi yanlız Anadolu köylülerine verilmek istenen bu isim (Türk), kendisine mensup olmakla övünülecek bir büyük ümmetin ismidir".

Dil, lûgat ve tarih üzerine yaptığı çalışmalarla, Türk milliyetçiliğine hizmet etmiş olan Şemsettin Sami Bey, 11 Haziran 1850'de Fraşer kasabasında doğmuştur. Aslen Arnavuttur. Küçük yaşta babasını kaybetmesi üzerine Yanya'ya gitmiş, öğrenimine önce medresede sonra Rum okulunda devam etmiştir. 1873'de öğrenimini tamamlamış "Hadika" adlı bir dergide baş yazarlığa getirilmiştir. 23 yaşında başladığı yazarlığa ölünceye kadar devam etmiştir. 1874'de Trablusgarp'a geçmiş "Trablus" adlı Türkçe-Arapça bir gazetenin sahibi ve başyazarı olmuştur. 1875'de İstanbul'a geri dönmüş ve ilk günlük gazete olan "Sabah"ı yine sahibi ve başyazarı olarak çıkarmıştır. Daha sonra gazetenin imtiyazını mürettibi Mihran Efendiye satmak zorunda kalan Şemsettin Sami Bey eski işçisinin ücretli bir yazarı olmuştur. Resmi görevi olarak 1880'de Askeri Teftiş Komisyonuna girmiş ve başkatiplik yapmıştır. Türk basınında değişik tarihlerde altı gazeteye başyazarlık yapmış ve birçok eser üretmiştir. Son yıllarda eski Türkçeyi incelemeye başlamıştır. Bu sırada Veled Çelebi ve Necip Asım Beyle dost olmuştur. 18 Haziran 1904'de Erenköy'de vefat etmiştir.

Fikirleri ve kişiliği: Aile olarak Osmanlı devletine hizmet etmişlerdir. Arapça ve Fransızca eğitimi almıştır. Dil ve tarih alanında Türkçülük yapan Şemsettin Sami Bey bunu eserlerinde ortaya koymuştur. Yusuf Akçura'ya göre üçüncü dönem Türkçülerinin önde gelenlerindendir. Birçok ifadesinde dilde Türkçülüğü savunmuştur. Osmanlıcayı Türk dili olarak açık bir şekilde ifade edenlerin başında gelir. Türkçe lehçelerinin genişliğini ve coğrafî alanlarda da geniş bir şekilde kullandığını belirtmiş ve bütün Türkçülük ilkesini dilde benimsemiştir.

Eserleri:
Şahsî ve toplama eserleri vardır. Türkçülük açısından önemli olan eserlerinin bir çoğu basılmamıştır. En önemli eseri Kamus-ı Türki, İfade-i Meram'dır. İfade-i Meram'da Türkçülük ilkelerini açıkça ortaya koymuştur. Osmanlıcanın Türk dili olduğunu da burada açıklamıştır. Kitapta "Bütün Türkçülük" ilkesini dilde ele almıştır. Kutadgu Bilig ve Orhun kitabelerinin (Vambery ve Rodlof)'tan çeviri yapmıştır. Lehçe-i Türkiye-i Mamalik-i Mısır diğer eserlerindendir.