+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Hanlıklar - Kasım Hanlığı

 Tarih Katagorisinde ve  Türk Tarihi Forumunda Bulunan  Hanlıklar - Kasım Hanlığı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Hanlıklar - Kasım Hanlığı Kasım Hanlığı (1445-1552) Kazan Hanlığı'nın kurucusu Uluğ Muhammed Han'ın oğlu Kasım tarafından 1445 yılında kurularak 1681'e kadar sürmüş olan "Kasım Hanlığı", doğu Avrupa'daki Türk devletleri ile Slavlar arasındaki mücadelenin değişik ve karışık bir safhasını teşkil eder. Uluğ Muhammed Han, 1445 tarihli son Rus seferinde Vladimir'e kadar ...

  1. #1
    Moderator
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    2.823
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart Hanlıklar - Kasım Hanlığı

    Hanlıklar - Kasım Hanlığı

    Kasım Hanlığı (1445-1552)

    Kazan Hanlığı'nın kurucusu Uluğ Muhammed Han'ın oğlu Kasım tarafından 1445 yılında kurularak 1681'e kadar sürmüş olan "Kasım Hanlığı", doğu Avrupa'daki Türk devletleri ile Slavlar arasındaki mücadelenin değişik ve karışık bir safhasını teşkil eder.

    Uluğ Muhammed Han, 1445 tarihli son Rus seferinde Vladimir'e kadar ilerlemiş ve 7 Haziran günü yapılan Suzdal meydan muharebesinde büyük bir zafer kazanarak Moskova çarı Vasiliy'i esir almıştı. Vasiliy, ileri sürülen bütün barış şartlarını kabul edince serbest bırakılmıştır. Sulh şartlarına göre, harp tazminatından başka, Moskova, Altın Ordu'ya karşı olan mükellefiyetlerini şimdi Kazan'a karşı ifâ edecekti. Sulh şartlarının yerine getirilmesini kontrol etmek üzere gerek Moskova'da ve gerek Rus vilâyet merkezlerinde birçok Kazanlı memur yerleştirilmiştir.

    Bu anlaşmanın diğer bir mühim maddesi de, Moskova'nın nüfuzu altında bulunan Oka nehri üzerinde kurulan Kasım şehri merkez olmak ve civarındaki bölgeyi içine almak üzere "Kasım Hanlığı"nın kurulması olmuştur. Bu hanlığın kurulması ile Uluğ Muhammed, kendi oğlu Kasım idaresinde Moskova Knezliğinin iç durumunu kontrol altında bulundurmak ve gerektiğinde derhal müdahale etmek imkânına sahip oluyordu. Buradaki askerî kuvvetlerin masrafı birçok Rus şehirlerinin gelirlerinden karşılanacak, Moskova hazinesinden de her yıl para ödenecekti.

    Sulh şartlarını, ancak sonradan öğrenen Rus halkı arasında hoşnutsuzluk baş göstermiş, şehirlerde camilerin yaptırılması da ahaliyi tahrik etmiştir. Kazan devleti ile yapılan anlaşmadan 3-4 ay sonra Vasiliy tahtından indirilerek gözlerine mil çekilmiştir. Bunun üzerine, Moskova'daki mevcut durumu muhafaza etmekle görevli Kasım Han, 1447'de Vasiliy'i tekrar Moskova tahtına geçirmiş, 1449, 1450 ve 1452'lerde Vasiliy'nin rakibi Şemaka'ya karşı seferler tertip etmiştir.

    Kazan Hanı Uluğ Muhammed'in ölümünden sonra yerine büyük oğlu Mahmûd (1445-1462), sonra Mahmûd'un oğlu Halil (1462-1467), sonra Halil'in kardeşi İbrahim (1467-1479) geçmiştir. Bu sırada Kazan'da bir sülâle ihtilâfı baş göstermiş ve İbrahim'e karşı, Uluğ Muhammed'in ikinci oğlu Kasım Hanı, Kasım'ın namzetliği ileri sürülmüştür. Kazan'ın iç işlerine karışma imkânı vereceğinden, Moskova da bu hadise ile yakından ilgilenmiştir. Rus yardımcı kuvvetleri tarafından da desteklenen Kasım, İbrahim'e karşı harekete geçmişse de, başarı kazanamayarak geri çekilmek zorunda kalmıştır.

    Kasım Hanlığı'nın kuruluşundaki gayeyi ters bir yöne çeviren Kasım'ın bu hareketi, durumu kökünden değiştirmiştir. Böylece Kasım Hanlığı, Kazan Devleti'nin mühim bir vazifesini gören ileri karakolu olmaktan çıkarak, Moskova'nın, Kazan Hanlığı'nın iç işlerine karışmasını sağlayacak siyasî bir âleti haline gelmeye başlamıştır. Kasım Hanları'nın Moskova'da itibarları daha da artmış, aynı zamanda vergilerini de almakta devam etmişlerdir. Moskova Devleti, Kasım Hanlığı'nın askerî bilgilerinden faydalandığı gibi, İslâm devletlerine karşı onları siyasî bir perde olarak da kullanmaya çalışmıştır.

    Ruslar, 1468-1486 yılları arasında Altın Ordu üzerine açtıkları seferde, Kasım Hanı olan Dalyan Han da onların safında yer aldı. Dalyan Han 1486'da ölünce, Kırım Hanı Gazi Giray'ın oğlu Nurdevlet, Kasım Hanı oldu. Böylece Kasım Hanlığı bir süre Kırım Hanlığı'na bağlandı. Fakad Nurdevlet de Rus nüfuzuna girmekten kurtulamadı. Onun ölümünden sonra yerine geçen oğlu Satılgan, gerçekten Ruslara satılmıştı (1491).Kasım Hanlığı 1552'den itibaren tamamen Rus nüfuzuna girmişti ama şeklen 1861'de kadar devam etti.

    Son hanlar zamanında Kasım hanlığı, Moskova tarafından tayin edilen Rus valiler tarafından kontrol edilmiştir. Seyid-Burhan'ın Hıristiyanlığı kabul ederek Vasiliy adını aldıktan sonra da Kasım Hanlığı tahtında bırakılmış olması, bu hanlığın artık Moskova'nın dış siyaseti için önemini kaybettiğini göstermektedir. Diğer cihetten Müslüman ahalinin zorla Hıristiyanlaştırılarak Ruslaştırılması siyasetine de hız verilmiş, fakat Fin kavimlerine tatbik edilen bu siyaset, müslümanlar arasında başarı kazanamamıştır. Bu yolda gayret gösteren Ryazan Başpiskoposu Mihayil, faaliyetini Müslüman ahali arasında da genişletmek isteyince halk isyan etmiş ve 1656'da piskopos öldürülmüştür. Seyid-Burhan'ın ölümünden sonra Arslan Han'ın zevcesi Fatıma Sultan-Bike tahta geçmiştir (1679-1681). Mühim bir maksatla kurulmuşken sonraları Türk ülkeleri aleyhine kullanılmış olan Kasım Hanlığı, 1681'de Fatıma Sultan-Bike'nin ölümü ile sona ermiştir.

    Kasım Hanlığı'nın sınırları üzerine açık bilgi mevcut değildir. İlk zamanlarda oldukça geniş sahayı kaplamakla beraber, Moskova'nın kontrolü altına girerek idarî taksimata tabi olduktan sonra, bunun Kasım, Yılatom, Şatsk ve Temnik kazalarını içine aldığı görülmektedir.

    Türkçe'de Han-Kirman, Kirman, Kirmen, Kermen adları ile de anılan Kasım şehri, Oka nehrinin sol yüksek sahili yamacında, Oka'ya dökülen iki küçük ırmağın arasında kurulmuştur. Kasım Han tarafından yaptırılan taş cami yıkılarak 1768'de onun yerine 2 katlı başka bir cami yapılmıştır. Eski minaresi ise ayakta kalmıştır. Meşhur seyyah Pallas, 1768'de ziyaretinde eski sarayın harabelerini görmüştür. Pallas (1768) ve Velyaminov-Zernov'un (1863) eserlerinde, bugün de mevcut olan eski binalardan büyük Hanlar türbesi ile Avgan türbesi üzerine bilgi verilmiştir. 1909'da 17.075 olan nüfusun 2000'i Müslüman idi. Kasım ve civarında konuşulan dil, Türkçe'nin kuzey-batı grubuna dahil olup, bazı fonetik özellikler dışında, Kazan şivesine çok yakındır.



+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254