+ Cevap Ver
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Tarih dil ve kültür

 Tarih Katagorisinde ve  Türk Tarihi Forumunda Bulunan  Tarih dil ve kültür Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Tarih dil ve kültür Ülkemizde 1923 yılından beri kurulmakta ve yerleştirilmekte olan bir hayat tarzı ve dünya görüşü var. Siyasî hayattaki ayrılıkların, çalkantıların, çatışmaların kurulduğu zemin sosyal hayat ve kültür hayatıdır. Siyasî hayatı beslemeyen, siyasî hayattan uzak durmayı arzu eden bir kültür ve düşünce hayatı olamadığı gibi, her kültür gelişmesinin ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.914
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Tarih dil ve kültür

    Tarih dil ve kültür

    Ülkemizde 1923 yılından beri kurulmakta ve yerleştirilmekte olan bir hayat tarzı ve dünya görüşü var. Siyasî hayattaki ayrılıkların, çalkantıların, çatışmaların kurulduğu zemin sosyal hayat ve kültür hayatıdır. Siyasî hayatı beslemeyen, siyasî hayattan uzak durmayı arzu eden bir kültür ve düşünce hayatı olamadığı gibi, her kültür gelişmesinin ve fikir hayatının da nihayetinde kendini siyasî şekilde de ifade etmesi kaçınılmazdır.

    Dilimiz de bu çatışmadan nasibini almış, siyasetin, kültürün, ideolojinin en keskin ortamından sıyrılarak bugünlere gelmeyi başarmıştır. Devletin resmî kurumunun yanında ısrarla ve inatla faaliyetini sürdüren Dil Derneği, bir anlamda bu kavganın hâlâ sona ermediğinin en açık delilidir. İlerici, çağdaş, modern, laik vs. aydın sınıfına dahil olanların bütün çabası, dilimizi, ülkemizi, vatanımızı gerici, yobaz, milliyetçi, ırkçı, dinci, muhafazakâr, Osmanlıcı vs. gibi sıfatlarla dolu gördükleri insanların ellerinden kurtarmaktır.

    Bu çatışmanın uzun ve önemli bir geçmişi var. Bugün geldiğimiz yerde hem insanlara hem de dilimize ne olduğu meselesi büyük önem arz etmektedir. Bir yanda feryat ü figanlar, bir yanda çağdaşlaşmanın getirdiği kıvanç.

    Ülkemizdeki bu ikilem başta Cumhurbaşkanları olmak üzere, yazarlardan sanatçılara, üniversite mensuplarından lise hatta ilköğretim öğretmenlerine kadar okur-yazar herkesi alakadar etmektedir. Bir kültür ve fikir hareketi olmaktan çıkarılmış, ideolojik bir karakter de kazanmış olan bu ayrılığın bundan sonra alacağı seyir pek çoğumuzun merakını çekmektedir.

    İdeolojik hesapların silahlarından kurtulmuş, yaşadığı vatanın, mensubu olduğu milletin, bağlısı olduğu devletin ve bütün bunların tamamını da içine alan geçmişten geleceğe sürmekte olan kültür hayatının varlığını idrak edenler, eskiyi büsbütün reddetmediği gibi yeniyi de günün şartlarına uygun olarak benimsemeyi, kabul etmeyi ve kullanmayı tercih etmektedir.

    İdeolojilerin ağır tahakkümü altından çıkamamışlar, ne mazinin hicranını duyabilmişler ne de atinin idealini kurabilmişlerdir.

    Dil de, kültür de, sanat da, edebiyat da, toprak da, vatan da, fikir de ona sahip çıkanlara, onu işleyenlere, onunla barışık olanlara kendini açmıştır. Yenilik, ilericilik, çağdaşlık vs. bu ülkenin maddî ve manevî değerlerine savaş açmak, tarihi, coğrafyayı, dili, kültürü reddetmek demek ise hiçbir insaf sahibi ne böyle bir anlamsız maceraya kalkışır ne de kendini bu ülkenin sınırlarının dışına çıkmaya razı eder. Buna karşılık tamamen eskinin sınırlarına hapsolmak, kendini dünün şartlarından sorumlu tutup bugünün şartlarına kayıtsız kalmak da akıl kârı bir iş değildir.

    Gelişen, değişen, yenilenen, tazelenen dünya şartlarına karşılık dilde de, fikirde de, sanatta da yeniliklerin görülmesi tabiidir. Tabii olmayan bu yeniliğin birtakım ideologlar eli ile bir silaha dönüştürülmesi ve bu silahın da doğrudan milletin üzerine tutulmasıdır. Dilimizde de, dinimizde de, vatanımızda da, geçmişimizde de bütün güzellikler sonsuz biçimde yaşanmıştır, vardır. Bu güzelliği görmeden, onun kokusunu ve hazzını almadan, kendini o güzelliğin içinde hissetmeden atılacak her adım yanlış, gidilecek her yol karanlıktır.

    Bize ait olan bir dilin, bize ait olan bir tarihin, bize ait olan bir vatanın hangi güzelliğini inkâr edebiliriz ki? Yine bundan sonra bu dilde, bu tarihte, bu vatanda kuracağımız güzelliklerden nasıl kaçınabiliriz ki?

    Evet, bugün bırakın halkımızı aydınlarımız arasında dahi hücum, taarruz, tecavüz, tasallut, suikast, atak, akın, baskın kelimeleri arasındaki fark, derinlik kalkmış görünüyor. Hâdise, vaka, vukuat, haber hayatımızdan çıktığı gibi bütün bunları "olay" ile aydınlatabiliyoruz. Tavsiye etmek, telkin etmek, teklif etmek sözlerimiz arasından çıktı, "önerilerimiz" ile bunları karşılayabiliyoruz. Boşalan Osmanlı ile Osmanlı Türkçesi de hafızalarımızdan, kalbimizden, dilimizden, ilmimizden çıkıp gidiyor. Yine diğer yandan performans göstermek, fenomen olmak, banyo yapmak, tarihsel süreç, mantıksal zekâ, kitlesel değişim, finanssal konular, duygusal değerler, seviyeli birliktelik, ulusal takım, aletsel büyüklük, dinsel inanış, yaşamsal önem, evsel atık, kimyasal silah, ilerici aydın gibi Türkçenin gramerine de ve mantığına da aykırı olan ifadeleri dilimize yerleştirmeye hiç de rıza göstermiyoruz. Bilimin ve aydınların emeği yerine ideologların saptamalarını(!) ölçü alanlar, zihinlerinde kurdukları veya kendilerine dayatılan kalıplar haricinde fikir ve anlayış geliştiremezler. Devrim, ülkemizin maddî ve manevî kültür değerlerini yıkmak, bu milletin bünyesine uymayan ithal değerleri tek çare olarak yerleştirmek ise buna verilen çabaların hüsrandan başka bir şey getirmeyeceği açıktır. Eski, yeninin oturacağı zemin, yeni de bu sağlam zemin üzerinde inşa edilen gelecektir.

    Osman Toprak

    araştırmacı yazar


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349