Çanakkale harikası - çanakkale şehitleri ve seyit onbaşı

Milletlerin hayatlarında önemli dönüm noktaları vardır. Varlık yokluk denen ince çizgide verilen tarihi sınav dönemleridir bunlar. Yıldırım Beyazıt'ın Timur'a yenilmesinden sonra başlayan fetret dönemi bunun bir örneği. "Osmanlı bir daha ayağa kalkamaz" denilen bir süreçten sonra, devletimiz yeniden toparlanmayı başarmıştır. Hatta, bu olaydan yarım asır sonra, dünya tarihinin seyrini değiştiren İstanbul'u fethetmiş ve o zamanın süper gücü olan Batı Roma İmparatorluğu'na son vermiştir. Tarihi dönüm noktalarından bir başkası da Çanakkale Deniz Savaşları'dır. Çanakkale zaferimiz, Osmanlı'nın yıkılma sürecine girdiği bir zamanda karanlığı nura boğan harika bir olay olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu güzel sonuç, Allah'ın yardımı, mehmetçiğin yıkılmaz iman ve azmi ile gerçekleşmiştir.
Düşman, her zaman insanın zayıf tarafını kollar. 19. yüzyılın sonunda Batılılar, sanayi devrimini tamamlamış, ürettikleri silahlarla dünyaya meydan okumaya cüret etmişlerdi. Asıl hedeflerinde, "hasta adam" dedikleri Osmanlı Devleti vardı. Bencil Avrupa ülkelerinin arasında kıyasıya bir rekabet yaşandı. Almanya ve İngiltere'nin öncülüğünde iki ayrı blok oluştu. Bu rekabet, Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına yol açtı. Uzun savaş yıllarını yaşayan Osmanlı Devleti yorulmuş, bitkin düşmüştü. Bu yüzden savaşta taraf olmak istemedi. Fakat, savaşın Osmanlı topraklarını tehdit eder noktaya gelmesinden sonra Almanya yanında savaşa girdi. Bu durum, İngiltere öncülüğündeki müttefik güçlerinin öfkesini artırdı. Halbuki, Osmanlı'nın bu kararı zorunlu bir tercihti. Toprakları üzerinde kavga verilirken, bu duruma seyirci kalamazdı.
Çetin bir savaş

İngiliz, Fransız ve İtalyanlar, Çanakkale'yi geçerek, oradan hilafet merkezi olan İstanbul'a ulaşmak istediler. Bu yüzden, Çanakkale cephesinde tarihin benzerini kaydetmediği bir ölüm kalım savaşı yaşandı: "Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi, / En kesif orduların yükleniyor dördü beşi."
Grup adına savaşı yöneten Alman Ordu Komutanı Liman Von Sanders daha çok Batılı ülkelerin geleceğini düşünüyordu. Bu sebeple Çanakkale, müstakil olarak askerimizi çekidüzen verecek bir komutanın bulunmadığı bir savaş olma özelliğini kazandı. Fakat, çeşitli cephelerdeki komutan ve askerlerimiz öylesine büyük fedakarlık ve kahramanlık örneği ortaya koydular ki... Dünya; yokluk, kıtlık ve imkansızlık içinde yüzen bir milletin iman, azim ve kararlılığına hayran kaldı: "Asım'ın nesli... Diyordum ya... Nesilmiş gerçek! / İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek!.."
Fiziki yapısı, kale ve tabyalarının yıpranmış olması Çanakkale Boğazı'nın savunmasını zorlaştırıyordu. Fakat, mehmetçiğin vatan sevgisi, iman ve azmi zorluklara direniyor, engelleri aşıyordu: "Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman."
Destanlık başarılar

Miralay Cevat Bey ve Binbaşı Nazmi Bey komutasındaki Nusret Mayın Gemisi yapılmayanı yapıyor, bir gecede düşman gemilerinin manevra yerlerine mayınlar döşüyordu. Ertesi sabah, hareket emri alan gemiler mayınlara çarparak Marmara'nın sularına gömülüyordu.
Düşman gemilerinin karaya çıkmak için harekete geçtiğini gören Havranlı Seyyid Onbaşı, eldeki 276 kg'lık son büyük mermiyi namluya sürüyor, kamasını kapatıp "Ya Allah!" diyerek ateşliyor, Amiral Robeck'in forsunu taşıyan ve devrin en muhteşem savaş gemisi olarak bilinen Queen Elisabeth'in bacasından isabet ettirip makine dairesini ateşliyordu. Büyük bir infilak sonucu ortaya çıkan gürültü Batılıları şaşkına çevirdi.
Albay Cevat Bey'in 18 Mart günü İngilizlerin en büyük zırhlı gemisi Bouvet'i hezimete uğratması düşmanın ümit, güven ve cesaretini sıfırladı. Çanakkale'yi geçemeyeceklerini anladılar. Çanakkale'de daha nice destanlık harikalar yaşandı.
Çanakkale sıradan bir savaş değil, kanla yazılan muhteşem bir destandır. Çanakkale harikasını anlamak, Türkiye insanının moral ve motivasyonunu artıracak, nasıl bir milletin evladı olduğumuzun şuuruna ulaştıracaktır. Önünde Çanakkale gibi muhteşem bir örnek olan bir millet asla ümitsizliğe düşmez. Aşağılık kompleksine kapılmaz. İman, azim ve karalılıkla her türlü zorluk ve engelleri aşabileceğini idrak eder.
Tarihimizi iyi bilmeliyiz. "Tarih bir milletin hafızasıdır. Tarihini bilmeyen bir millet, hafızasını kaybetmiş bir insan gibidir.", "Suyun suya benzediği gibi, gelecek de geçmişe benzer." (İbni Haldun) Geçmişimizden ders ve ibret alıp geleceğe emin adımlarla yürümeliyiz.
Çanakkale, Batılıların maskesini yırtmıştır. Çanakkale'yi bilmek, bir çok olayı aydınlatacak, dost ve düşmanlarımızı daha iyi tanımamıza vesile olacaktır.
Çanakkale Deniz Zaferimizin 96. yılında bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.