Ramazan Bayramının önemi

Ramazan Bayramı Üzerine
Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Özünü tertemiz (tezkiye) eden iflâh oldu. Sonra o, Rabbının adını anarak namaz kıldı." (el-A'lâ, 87/14-15)
Allah'ü Teâlâ'nın bu âyet-i kerimede bize anlattığı iflâh olma durumu iki manâ taşır. Şöyleki:
a) Cennete girmek. Cehennemden kurtulmak. Bunlar, öbür dünyada olacaktır. Bu dünyadaki iflâh olma durumu ise, âfetlerden belâlardan kurtulmaktır.
b) Dünyada iken, ibadet ve taatta başarı elde edip uğur ve saadet bulmak; âhirette ise, ebedî olarak cennetlerde kalmaktır.
Burada iflâh olmak, saadet bulmak manâsınadır. Bir âyet-i kerimede bu manâya şöyle işaret edilmiştir.
- "Müminler iflâh oldu." (el-Mü'minun, 23/1)
Yani: Saadete erdiler. Aynı manâ, mevzuumuzun başına aladığımız âyet-i kerimede dahi vardır.
Allah'ü Teâlâ, başta zikredilen âyet-i kerime ile şu
manâya işaret etmektedir:
- Manâ temizliği başarısına erdi. Pâk imana kavuştu. Bütün kötülüklerden kendisini korudu.
Her kim, anlatılan manânın dışında kalır ise, yani: Ken-ini temize çıkarmaz ise, onun için felâh bulma yolu kapalıdır.
Zira, günahkârlar için Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Mücrimler (günahkârlar) felâh bulamazlar." (Yunus, 10/17)
Yani: Özlerini temiz tutmayanlar; ne bir şeye ere-bilirler, ne mesut olurlar.
Biraz da, âyet-i kerimenin metninde geçen, tezkiye üzerinde duralım. Bu manâ üzerine değişik görüşler ileri sürüldü.
İbn-i Abbas r.a. tezkiyenin manâsını şöyle açıkladı:
- İmanını şirkten temizleyen. Hasan Rh. dahi şöyle anlattı:
- Kandisi salih, yani: Yararlı olan; ameli de temiz bir şekilde gelişen.
Ebu Ahvas dahi şöyle anlattı:
- O cümle ile, tümden mallar için verilecek zekât anlatılmaktadır. Katâde ve Ata dahi, şöyle demiştir:
- Onunla murad olan manâ fitre vermektir. Başka değil. Allah ikisine de rahmet eylesin.
- "Rabbının adım anarak namaz kıldı." (el-Â'la, 87/15) Meâlinde aldığımız âyet-i kerimenin tefsiri üzerinde de
değişik görüşler ileri sürüldü. İbn-i Abbas r.a. şöyle tefsir etti:
- Yüce Allah'ın birliğini ikrar ederek, beş vakit namazını kıldı.
Ebu Said-i Hudrî r.a. dahi şöyle dedi:
- Tekbir getirmek sureti ile, Rabbının adını andı; gidip bayram namazını kıldı.
Allah rahmet eylesin; Veki' b. Cerrah dahi şöyle dedi:
- Namaz için sehiv secdesi ne ise, ramazan ayı için de fitre odur. Bu manâdan ötürü, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, fitre zekâtını farz eyledi. Ta ki: Oruçlunun yanılgılarını temizleye; düzelte.
Fitre vermek, oruçlu için bir temizleyici gibidir. Yani: Orucunu.
Bilhassa boş laf, kötü söz, yalan söz, gıybet, koğuculuk, şüpheli yemek, güzel kadınlara kötü gözle bakmak gibi şeylerden.
İşte fitre, bütün bu kötülüklerin kefaretidir. Oruçlunun eksiklerini tamamlar; sevabını yerine getirir.
Tıpkı: İşlenen günahlara tevbe istiğfar gibi. Yanlış kılınan namaz için yapılan sehiv secdesi gibi.
Namazda yanılmanın sebebi: Şeytandır. Onun inadına yeniden secde edilir.
Oruçta işlenen kötü sözlerin ve masiyetlerin sebebi de şeytandır. Fitre de onun inadını kırmak için verilir.
Allah'ü Teâlâ bize ve bütün müminlere, şeytanın kan-dırmacasından, tuzağına düşmekten, başımıza gaileler açmasından korusun.
Allah'ü Teâlâ, bizi dünya afetlerinden ve belâlardan korusun.
Allah'ü Teâlâ, bizi rahmeti ile dünyadan çıkarsın.