Kadir Gecesinin önemi ve fazileti

Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
-" O gece, melekler ve ruh iner." (el-Kadir, 97/4)
Bu âyet-i kerimede anlatılan:
- "Ruh"
Lâfzı ile Cebrail aleyhisselâm anlatılmaktadır. Kendisi ile beraber gelen yetmiş bin melek vardır.
Cebrail onların başında kumandandır.
Yeryüzüne indikleri zaman; Cebrail aleyhisselâm oturanlara selâm verir. Diğer melekler dahi, uyuyanlara selâm verirler.
Yüce Sübhan Allah dahi, ayakta durup namaz kılanlara selâm verir.
Yüce Sübhan Allah'ın cennet ehli olan mümin kullarına selâm vereceği:
- "Rahim Rab'dan selâm sözü vardır." (Yâ-sîn, 36/58)
Meâline gelen âyet-i kerime ile nasıl caiz görülmüş ise, dünyadaki iyi kullarına da öyle selâm vermesi caiz görülmüştür. Zira, o kullara ezelde iyilik inayet, saadet yazılmıştır. Bunlar halktan geçmişlerdir. Yüce yaratıcı ile beka bulup gerçekle yetinmişlerdir.
Kadir gecesi, yer parçalarından hemen her yerde bir melek; ya ayakta, ya secdede kadın ve erkek müminler için duâ eder.
Ancak şu yerlere melekler girmezler: Kilise, Nasara tapınağı, Mecusîlerin tapınağı, puthane, pislik doldurulan yerler.
Anlatıldığı üzere, bütün gece melekler; durmadan kadın ve erkek müminlere duâ ederler.
Cebrail aleyhisselâma gelince. O da: Selâm vermedik el sıkışmadık hiç bir Müslüman bırakmaz. Rasladığı her birine şöyle der:
- Eğer taatta isen; selâm sana, iyilik sana, taatın makbul olsun. Eğer masiyet işinde isen; selâm sana. Allah seni ba- ğışlasın. Eğer uykuda isen; selâm sana, Allah'ın rızası sana. Eğer kabirde isen, selâm sana rahatlık sana hoşluk sana.
Üstte anlatılan manâ, şu âyet-i kerimede belirtilmiştir: -"Hemen her işten selâm." (el-Kadir, 97/4-5) Denilmiştir ki:
- Melekler taat ehli olanlara selâm verirler; masiyette olanlara selâm vermezler.
Bilhassa şu kimselere selâm vermezler:
a) Allah'ın kullarına zulmedenlere. Meleklerin selâmından bunların nasibi yoktur.
b) Haram yiyenler. Bunların da meleklerin selâmından nasipleri yoktur.
c) Akrabalık bağlarını koparanlar.
d) Koğuculuk yapanlar. Yani: Kötülük için söz gez-direnler.
e) Yetim malı yiyenler.
Bu anlatılan zümreden hiç birine, melekler selâm vermezler. Acaba bu musibetten daha büyük bir musibet ne olabilir ki?
Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu dahi, cehennemden kurtuluş olan bu ayda asilerin ve iyilerin Rabbı tarafından gelen meleklerin selâmından sana bir nasib olmaz. Bu ne musibettir?
Böyle bir şeye uğrarsan; bilesin ki:
Rahman Allah'a uzak kalışındandır.
Şeytana uyup azgınlar arasına karıştığın içindir.
Cehennem ehli kılığına girdiğindendir.
Cennet ehli yolundan ayrılıp onlardan uzak durmandır.
Zarar da, ihsan da elinde olan Yüce Zâtın taatından ayrı kalmandır.
Ramazan ayı, safa ve vefa ayıdır.
Ramazan ayı, zikredenlerin ve sabredenlerin ayıdır; özü sözü doğru kulların ayıdır.
Bu ay, senin kalbinin İslâhına, Rabbına karşı masiyet işlerinden sökülüp çıkmanâ, kötülük ehli kimselerden ve günahkârlar arasından sıyrılıp çıkmanâ bir tesir etmez ise, senin kalbine ne tesir edebilir?
Ve, senden ne gibi bir hayır beklenir? Sende ne gibi bir hayır bakiyesi kalır? Felâhına dair nasıl bir ümit beslenir?
Ey yoksul, uyan. Sana gelen bu ayda uyan; ibret al. Uyuklamandan ve gaflet halinden uyan. Karşına çıkana bir bak.
Hiç olmazsa, ramazan ayının kalan kısmını tevbe ile Yüce Allah'a dönüşle tamamla.
Bu ayda, istiğfar ve taat hazırlığı yap. Ola ki: Bu sayede , rahmete ve şefkate erersin.
Ramazan ayını akan göz yaşlan ile uğurla. 158
Ah ederek vah ederek, inleyerek uğursuz nefsine ağla. Nice oruçlu vardır ki: Bir daha oruç tutamayacak hale gelecektir. Nice namaz kılan vardır ki: Kıldığından başka namaz kılamayacaktır.
Çalışan kimseye, işini bitirince ücreti verilir. Biz amelimizi bitirdik. Keşke bileydim: Orucumuz ve namazımız makbul mü olacak, yoksa ikisi de yüzümüze mi vurulacak?
Keşke bileydim: Aramızda makbul olan kim? Kendisini tebrik ederdik. Red olunan kimdir? Onun da tâziyesine giderdik.
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz şöyle buyurmuştur:
- "Nice oruç tutan vardır ki: Bu orucundan kendine kalan açlık ve susuzluktur.
Nice namaza kalkan vardır ki: Kendisine kalan uykusuzluktur."
Selâm sana, ey oruç ayı. Selâm sana, ey namaz ayı. Selâm sana, ey iman tazeleyen ay. Selâm sana ey Kur'an-ı Azim'in geldiği ay. Selâm sana, ey nurlarla dolu ay.
Selâm sana, ey Yüce Allah'tan mağfiret ve gufran getiren ay.
Selâm sana, ey alt bataklıklardan çıkarıp yüksek derecelere ulaştıran, diplerden kurtaran ay.
Selâm sana, ey tevbekârlara ve ibadet ehline bir ganimet olan ay.
Selâm sana, ey irfan sahiplerini sevinidiren ay. Selâm sana, ey Allah yolunda daha fazla çalıştıran ay.
Selâm sana, ey her kötülükten yana emniyet veren ay. Sen asilere bir hapisane, müttakilere bir gönül arkadaşı oldun.
Selâm: Yanan kandillere, parlayan lambalara, düşen göz yaşlarına, nurlu mihraplara, gözlerden dökülen yaşlara, yanık kalblerden yükselen nefeslere.
Allahım,
Bizi, namazını ve orucunu kabul buyurduğun kimselerden eyle.
Bizi, kötülüklerini iyiliğe çevirdiğin; rahmetinle cennetlerine koyduğun kimselerden eyle.
Bizi, derecelerini yükselttiğin zümreden eyle. Ey merhametlilr merhametlisi.