Efendimize İhsan Eylendiği Beş Gece

Allah'ü Teâlâ'nın Rasûlullah (s.a.v.) Efendimize İhsan Eylendiği Beş Gece
Allah'ü Teâlâ, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz Mustafa'ya beş gece ihsan eylemiştir.
Birinci gece şudur: AYIN İKİYE AYRILDIĞI GECE.
Bu gecenin adı: Mucize ve kudret gecesidir. Bu manâda, Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Kıyamet yaklaştı; ay, ikiye ayrıldı." (el-Kamer, 54/1)
Musa aleyhisselâma denizin ikiye ayrılması, onun âsasını vurması ile oldu.
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize ayın ikiye ayrılması ise, onun parmak işareti ile oldu.
Ayın ikiye aynlması, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimizin en büyük mucizeleri arasındadır; aynı zamanda büyük kudreti gösterir.
İkinci gece şudur: DAVET VE KABUL GECESİ.
Bu durum, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimizin cin tayfasını dine davet etmesi; onların bu daveti kabul etmesi ile olmuştur.
Bu manâda gelen âyet-i kerime şudur:
- "Şu günü yad et: Kur'an'ı dinlemeleri için, sana cinden bir tayfayı yollamıştık." (el-Kamer, 54/29)
Üçüncü gece: HÜKÜM VE KAZA GECESİ.
İşbu gece beraat gecesi olup Allah'ü Teâlâ o geceyi şöyle anlattı:
- "Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. O gece, her hikmetli iş ayırd edilir." (ed-Duhân, 44/2-3)
Dördüncü gece: VARIP YAKLAŞMAK GECESİ.
Bu gece: Mîrac gecesi olarak bilinir.
Bu geceyi, Allah'ü Teâlâ şu âyet-i kerime ile anlattı:
- " O Allah Sübhandır; kulunu gecenin bir kısmında Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya götürdü." (el-İsrâ, 17/1)
Beşinci gece: SELÂM VE SAYGI GECESİ
Bu da, kadir gecesi olup Allah'ü Teâlâ onun için şöyle buyurdu:
- "Biz onu, kadir gecesinde indirdik." (el-Kadir, 97/1) O surenin tamamı aynı manâyadır.
İbn-i Abbas'ın r.a. şöyle dediği anlatıldı:
- Kadir gecesi olduğu zaman, Allah'ü Teâlâ Cebrail aleyhisselâma yere inmesi için emir verdi.
Cebrail yere indiği zaman, sidre-i münteha melekleri onunla beraber inerler. Onların sayısı: Yetmiş bin melektir.
Bunların ellerinde nurdan sancaklar da vardır.
Hepsi yere indikten sonra; Cebrail kendi sancağını, diğer melekler de kendi sancaklannı şu dört yere dikerler:
a) Kabe-i Muazzama'ya.
b) Rasûlüllah (s.a.v.) efendimizin mübarek kabrine.
c) Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya.
d) Tur-u Sina'daki mescide.
Sancaklarını diktikten sonra; Cebrail, diğer meleklere şu emri verir:
- Çevreye dağılın.
Dağılırlar. Mümin erkeğin ve mümin kadının bulunduğu her eve, hücreye, odaya, gemiye girerler.
Ancak bir evde: Köpek, domuz, şarap (alkollü içki), haram yoldan cünüb olan, heykel var ise, oraya girmezler.
Oralarda tesbih, takdis, tehlil okurlar; Muhammed S.A. ümmetinin bağışlanmasını dilerler.
Taa, tan yeri ağanncaya kadar böyle devam ederler. Sonra semaya dönerler.
Semaya yükseldikleri zaman, dünya semasında duran melekler onları karşılar ve sorarlar:
- Nereden dönüyorsunuz? Şu cevabı verirler:
- Biz dünyada idik. Çünkü bu gece Muhammed ümmetinin kadir gecesidir.
Dünya semasında duran melekler tekrar sorarlar:
- Allah'ü Teâlâ onlara ve ihtiyaç duydukları şeylere karşı ne hüküm verdi?
Cebrail aleyhisselâm şu cevabı verir:
- Allah'ü Teâlâ onların yararlı kimselerini bağışladı; yaramaz kimselerine de şefaatçi kıldı.
Bu haberi duyan dünya seması melekleri sevinerek tesbih, takdis okuyup Âlemlerin Rabbına sena ederler. Allah'ü Teâlâ'nın bu ümmete ihsan eylediği mağfiret ve rızası dolayısı ile zatına şükür ederler.
Daha sonra, yerden dönen melekleri; dünya semasının melekleri ikinci semaya kadar uğurlarlar. Bunlara diğer semanın melekleri de katılır.
Yedinci semaya vardıkları zaman, Cebrail beraberindeki meleklere şöyle der:
- Dönünüz.
Bunun üzerine, her semanın meleği, kendi semasına, döner. Sidre-i münteha melekleri dahi, kendi yerlerine dönerler.
Sidre-i müntahada inmeyip duran melekler, dönüp gelenlere sorarlar:
- Nereden böyle? Neredeydiniz?
Onların bu sorusuna karşılık, dünya semasındaki meleklere verdikleri cevabı verirler.
Bu haberi duyan oradaki melekler; seslerini yükselterek takdis ve tesbih okumaya başlarlar.
Onların bu sesini önce me'va cenneti duyar; sonra naim cenneti duyar: sonra adn, daha sonra firdevs cenneti duyar.
Arş-ı Rahman dahi o sesi duyunca, kendi tesbih, tehlil, sena sesini yükseltir. Âlemlerin Rabbını övüp senaya başlar. Sebebi: Muhammed ümmetine edilen ihsandır.
Yüce Allah'ın zâtı, durumu en iyi bildiği halde, arşa sorar:
- Ey arşım, sesini neden yükselttin? Arş şöyle demeye başlar:
- Allahım, bana ulaştığına göre; dün gece, Muhammed ümmetinin yararlılarını bağışlamış ve yaramazlarına da şefaatçi kılmışsın.
Allah'ü Teâlâ şöyle buyurur:
- Doğru söylersin ey arşım. Muhammed ümmeti için katımda öyle ikramlar vardır ki; onları bir göz görmemiş, ne olduğunu kulak duymamış, şekli dahi hiç bir kalbe düşmemiştir.
Şöyle anlatıldı:
- Kadir gecesi, Cebrail aleyhisselâm semadan indiği zaman; insanlardan hiç kimseyi ayırd etmeden hepsine selâm verir ve el sıkışır.
Bunun alâmeti ise, insanın cildinin ürpermesi, kalbinin yumaşaması, gözlerinin yaşarmasıdır.
Üstte anlatılan manâdan olarak şöyle anlatıldı:
- Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, ümmetinin durumunu düşünerek üzüntü duydu.
Bunun üzerine, Allah'ü Teâlâ, RasûlüUah (s.a.v.) efendimize şöyle vahyetti:
- Ya Muhammed, üzülme; ben ümmetine peygamberlerin derecelerini vermeden, onları dünyadan çıkarmam.
Şöyle ki:
Peygamberlere melekler, ruh, risalet, vahiy ve ikram gelir.
Ümmetine dahi, kadir gecesi melekler gelir; benden selâm ve rahmet götürürler.