Kadir Gecesinin Faziletleri nelerdir
Allah'ü Teâlâ, şöyle buyurdu:
- "Biz onu kadir gecesinde indirdik." (el-Kadir, 97/1)
Allah'ü Teâlâ, burada Kur'an'ı Kadir gecesi indirdiğini anlatmaktadır. Allah'ü Teâlâ o gece; Kur'an'ı levh-ü mahfuzdan dünya semasındaki sefirlere indirdi. Burada:
- Sefere.
Tabirinden murad, yazıcı meleklerdir.
Allah'ın izni ile, Cebrail aleyhisselâm, o senenin tümünde ne kadar Kur'an indirecek ise hepsi o gece levh-ü mahfuzdan iner. Taa, gelecek senenin kadir gecesine kadar.
Anlatıldığı şekilde, Kur'an'ın tamamı ramazan aylan kadir gecesinde dünya semasına indi.
İbn-i Abbas r.a. ve diğer müfessirler Kadir suresini şöyle tefsir ettiler:
- "Biz onu kadir gecesinde indirdik." (el-Kadir, 97/1)
Bunun daha açık manâsı şudur:
- Biz, bu sureyi ve Kur'an'ın cümlesini kadir gecesi ya- zıcı meleklere indirdik.
Daha sonra, Cebrail, lüzum görüldükçe parça parça yirmi üç senede Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize sair aylarda, günlerde, gecelerde, vakitlerde indirdi,
- "Kadir gecesi." (el-Kadir, 97/1)
Demek, büyük bir gece manâsınadır. Bazıları da kadir gecesini şöyle açıklamışlardır:
- Hüküm gecesi. O gece için:
- "Kadir gecesi." (el-Kadir, 9711)
Demek, ona tazim ve kadrini yükseltmek içindir.
O gecenin kadri ve kıymeti çok üstündür. Zira, Allah'ü Teâlâ, o seneden taa gelecek seneye kadar olacak tüm işleri o gece tekdir eder.
Sonra, Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
- "Kadir gecesinin nasıl olduğunu sana nasıl anlatmalı ki." (el-Kadir, 97/2)
Bu âyet-i kerimede, daha açık olarak, anlatılmak istenen manâ şudur:
- Ya Muhammed, Allah'ü Teâlâ sana bildirmemiş olsaydı; kadir gecesinin azametini, hatta tüm Kur'an'da olanları bilip anlayamazdın.
Elbette bir şey bilemezdi; ama Allah'ü Teâlâ ona her şeyi öğretti. Şayet, Allah'ü Teâlâ bildirmemiş olsaydı; bilemezdi. Hiç bir şekilde onların manâlarına muttali olamazdı.
Buradakine benzer bir manâ, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize, kıyametin durumu anlatılırken de geçmiş olup şöyledir:
- "Nasıl bileceksin, belki de kıyamet yakındır."
Bu manâya göre, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimize, kıyametin kopacağı vakit de bildirilmedi.
Kadir suresinin açıklamasına devam edelim:
- "Kadir gecesi."(el-Kadir, 97/3)
Bunun daha açık manâsı şu cümlelerle anlatılabîlîr:
- Azamet ve hikmet gecesi. Denilmiştir ki:
- Üstteki tâbirden murad şu demektir:
- O, mübarek uğurlu bir gecedir. Zira, onun mübarek bir gece olduğunu, bir başka âyet-i kerimede Allah'ü Teâlâ şöyle bildirdi:
- "Biz onu, mübarek (uğurlu) bir gecede indirdik. O gece hikmet taşıyan her iş ayırd edilir." (ed-Duhân, 44/3-4)
Daha sonra, Aziz Celil Allah şöyle buyurdu:
- "Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır." (el-Kadir, 97/3) Burada anlatılmak istenen manâ şudur:
- Kadir gecesinde yapılan bir amel, içinde kadir gecesi bulunmayan bin aylık amelden hayırlıdır.
Denilmiştir ki:
- "Bin aydan hayırlıdır?" (el-Kadir, 97/3)
Meâline gelen âyet-i kerime geldikten sonra, o kadar sevindiler ki; onları bu kadar sevindiren hiç bir şey olmamıştır. Bunun sebebi de, şöyleydi:
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, bir gün; ashabına İs-railoğullanndan dört kimseyi anlattı. Bunlar, seksen sene ibadet etmişler ve Allah'a bir an bile âsi gelmemişlerdi.
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz, bu arada, Eyyub, Ze-keriya, Hızkıyl, Yuşa b. Nun peygamberleri dahi anlatmıştır.
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimizin bu anlatmaları, sahabe-i kiramı hayrette bırakmıştı.
Bunun peşinden cebrail aleyhisselâm geldi ve şöyle dedi:
- Ya Muhammed, sen ve ashabın anlatılan sekiz kimsenin ibadetine hayret etmiş durumdasınız. Yani: Onların seksen sene ibadet edip bir an dahi, Allah'a asi olmalarına. Ancak, Allah'ü Teâlâ ondan daha hayırlısını bildiren bir sure yolladı.
Ve, Kadir suresini sonuna kadar okudu. Sonra şöyle dedi:
- İşbu durum, senin ve ashabının hayrette kaldığı şeylerden daha iyidir. Yani: Fazilet itibarı ile.
Bu durumdan, Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz mesrur olup sevindi.
Yahya b. Nüceyh dahi, şöyle anlattı:
- İsrailoğullarından biri, silâh kuşandı. Onu üzerinden hiç çıkarmadan tam bin ay Allah yolunda savaştı.
Rasûlüllah (s.a.v.) efendimiz bu durumu ashabına anlatınca, hepsi hayrette kaldılar. Bundan sonradır ki:
- "Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır." (el-Kadir, 977/3)
Âyet-i kerimesi nâzil oldu. Bununla şu manâ anlatılmak isteniyordu:
- Bu kadir gecesi; o kimsenin, silâhını hiç bırakmadan Allah yolunda savaştığı bin aydan hayırlıdır.
Denilmiştir ki:
- O kimsenin adı, Âbid Şem'un idi; kendisi İs-railoğullarına mensup bulunuyordu.
Denilmiştir ki:
- O kimsenin adı: ŞEMSUN idi. Âyet-i kerimeye devam edelim:
�" O gece melekler ve ruh iner." (el-Kadir, 97/4)
Meleklerin inişi, gün batışından başlayıp tan yeri ağa-nncaya kadardır.
Âyet-i kerimede geçen:
- "Ruh" (el-Kadir, 97/4)
Lâfzından murad ise. Cebrail aleyhisselâmdır. İbn-i Abbas'tan alarak, Dahhâk şöyle dedi:
- Ruh, bir melektir. İnsan suretinde olup halkın en bü-
yüğüdür.
Bu, o ruhtur ki: Allah'ü Teâlâ onun hakkında şöyle buyurdu.
- "Sana ruhtan soracaklardır." (el-İsra, 17/85)
Bu öyle bir melektir ki: Bütün meleklerle beraber, kıyamet günü, tek başına bir saf olarak durur.
Mukatil ruh hakkında şöyle dedi:
- Ruh, Allah katında meleklerin en şereflisidir. Mukatil'den başkaları dahi şöyle dediler:
- O bir melektir. Yüzü insan suretinde olup vücudu dahi melek suretindedir.
Arşın yanında yaratılmışların en büyüğü olarak bir saf olarak durur. Melekler dahi, ona karşı ayrı bir saf olarak dururlar.
Anlatılan manâda, Allah'ü Teâlâ şöyle buyurdu:
"O gün, ruh ve melekler saf olarak ayakta du-acaklardır." (en-Nebe, 78/38)
Kadir sûresinin açıklamasına devam edelim: -"Onda." (el-Kadir,97/4)
Yani: Kadir gecesinde. Bununla ruhu ve meleklerin inişi anlatılmaktadır ki; sonrası şöyledir:
- "Rablarının emri ile ve her türlü hayırla."(e/-
Kadir, 97/14)
Yani: Her türlü hayn ve iyiliği getirirler. Bu sûrenin sonu şöyle bitmektedir:
- "Taa, tan yeri ağarıncaya kadar selâm vardır."
(el-Kadir, 97/5)
Yani: Kadir gecesinde. Daha açık manâsı ile şu demeğe gelir:
- O gece afet halinde gelen bir hastalık zor olur. Kehanet olmaz.
- "Selâm" (el-Kadir, 97/5) Üzerine şöyle bir manâ verilmiştir:
- O gece melekler, yeryüzündekilere selâm verirler. Melekler, yeryüzündekilerden hemen her birine:
- Selâm. Selâm. Der geçerler.