Allâh Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyuruyor:
"O, sabredenleri ve sadâkat gösterenleri, dîvan duranları, intak edenleri ve seher vakti istiğfar edenleri... (hep görür)." (Âl-i imrân 3/17)
Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- 'den rivayete göre, Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçde biri kaldığı sırada dünya semâsına nüzul eder ve şöyle buyurur:
"Bana duâ eden var mı, duâsına icabet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim." (duâlar ve Zikirler s: 76 Buhârî'den)
"Her mü'minin, seher vakti kalkıp secde etmesi, ibâdet etmesi icâb eder. Çünkü seher vakti Allâh Teâlâ'nın kullarına bahşettiği en mühim ikramıdır. Bütün Hakk âşıklarının kışın sıcak yataklarını terk edip gönüllerini Hâlık Teâlâ'ya verdikleri kudsî, ulvî anlardır. Gözyaşları ile namaz, niyaz, istiğfar, tefekkür, zikrullah ile nefislerinden çıkıp Rabbü'l-Âlemîne samimiyetle iltica ettikleri demlerdir.
Seher vakti, gafil zümrenin uyuduğu, gönül sultanlarının sa-mîmiyet ve tevâzû ile Rablarıyla hemdem oldukları bayramlarıdır. Manevî terakkiyât, ilerleme vesîlesidir.
Bu öyle bir vakittir ki, feyz-i ilâhî yağmur gibi semâdan nüzul eder. Seherîlerin kalplerinde tecellî eder. Bütün rûhâniyet ve melâike-i kiram hazerâtı da iştirak ederler.
Bu manevî ziyafetlerden istifâde etmek isteyenin, gereğini yerine getirmesi lazımdır...
Seherlerde kalkanlar ruhen inkişâf ettikleri için, bir kuş gibi hafif olurlar, az uykuları kâfî gelir, yemeleri de azalır, fuzûlî konuşmaları da.. Fazla uyuyanlarda ise ağırlık, sıklet ve atâlet olduğu için dâima sıhhatlerinden şikâyet ederler.
Hülâsa, yapacağımız iş Cenâb-ı Hakk'ın bize hibe ettiği hayatı değerlendirmektir. Ne zamana kadar? Ruhumuz cesedimizden ayrılıncaya kadar." (Sâdık Dânâ, Altınoluk Dergisi, Haziran 1996)
Daha geniş bilgi için, Altınoluk Sohbetleri-2 adlı kitabın, 87 -100 sayfaları arasındaki "Seher Vakti" bölümüne bakılabilir