+ Cevap Ver
5 sonuçtan 1 ile 5 arası

üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında

 Dini Gün ve Gecelerimiz Katagorisinde ve  Üç Ayların Fazileti Forumunda Bulunan  üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında Bu mübarek ayda, bol bol hayır-hasenat yapmalı, fakir fukarayı gözetmeliyiz. Zengin olanlar zekatlarını hesap edip fakirlere nezaket dairesinde vermelidirler. Fitreler yine münasip kimselere verilmelidir. Sahabe-i Kiram hazeratı Şaban ayında Kur'an-ı Kerim'i çok okumaya başlar ve Ramazan-ı şerife hazırlıklı çıkmaya çalışırlar, bu maksatla işlerini ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    13.484
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında

    üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında

    Bu mübarek ayda, bol bol hayır-hasenat yapmalı, fakir fukarayı gözetmeliyiz. Zengin olanlar zekatlarını hesap edip fakirlere nezaket dairesinde vermelidirler. Fitreler yine münasip kimselere verilmelidir.
    Sahabe-i Kiram hazeratı Şaban ayında Kur'an-ı Kerim'i çok okumaya başlar ve Ramazan-ı şerife hazırlıklı çıkmaya çalışırlar, bu maksatla işlerini ve halk ile münasebetlerini düzene korlar, borçları varsa öderler, alacakları varsa alırlar, fakir ve düşkünlere de yardım ederek onların da gönüllerini hoş etmeye önem verirlerdi.
    Abdülkadir-i Geylânî (K.S.) şöyle demiştir: Receb cefayı terk ayıdır; Şaban âmel ve vefa ayıdır; Ramazan ise, sadakat ve safa ayıdır. Recep tevbe ayıdır; Şaban muhabbet ayıdır; Ramazan Hakk'a yakınlık bulma ayıdır. Recep hürmet ayıdır; Şaban hizmet ayıdır; Ramazan nimet ayıdır. Recep ibadet ayıdır; Şaban zahidlik ayıdır; Ramazan ise, ziyadesi ile nimetlere ermek ayıdır. Recep ayında, iyilikler kat kat artar; Şaban ayında kötülükler kalkar; Ramazan ayında ikramlar gelmeye başlar. Recep, önce gidenlerin ayıdır; Şaban ortadakilerin ayıdır; Ramazan ise, âsilerin ayıdır.
    Zunnûnî Mısrî (K.S.) şöyle demiştir: Receb âfetlerin geri bırakıldığı, Şaban taatlerin yapıldığı Ramazan ikramların beklendiği aydır. Bu duruma göre: Bir kimse afetleri terk etmez, taatta bulunmaz, ikramları da gözetmez ise o kimse zarar etmiştir. Zunnûnî Mısrî (K.S.) bir başka zamanda şöyle demiştir. Receb ekim, Şaban sulama, Ramazan ise harman ayıdır. Her ekilen biçilir. Her yapılan işin karşılığı görülür. Bir kimse ekim zamanını boşa geçirirse, harman zamanında pişmanlık duyar. Âhirette kötülük göreceğinden dünyada beslediği ümitler de hiç olur.
    Salih zatlardan bazısı şöyle demiştir: Sene bir ağaçtır. Receb ayı, senenin yapraklanma günleridir. Şaban ayı, meyvelenme günleridir. Ramazan ayı ise, senenin meyvelerinin toplandığı günlerdir.
    Şöyle anlatılmıştır: Receb ayı ALLAH Teâlâ'dan gelecek mağfiretlere tahsis edilmiştir. Şaban özel olarak şefaat ayı kılınmıştır. Ramazan ayında iyilikler kat kat verilir. Bunun için tahsis edilmiştir. (Bak. Abdulkadir Geylani, a.g.e. Sh:229-238)
    Görülüyor ki Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz ve büyüklerimiz bu aylara ve günlere oldukça fazla önem vermişler, ALLAH Teâlâ'ya ibadet ve taatte büyük gayret göstermişler ve biz ümmetlerine güzel örnek olmuşlardır. Bu yüzden ki bu ayların kadr u kıymetini idrak eden ve bu büyük Rahmetten istifade etmeye çalışan büyük zatlar bu ayları büyük bir canlılık içerisinde geçirmişler. Mümkün mertebe oruç tutmuş, Kur'an-ı Kerim okumuş etraflarındaki insanları da bu güzel hasletlerle donatmaya gayret etmişlerdir. İşte asrın kirine-pasına bulaşmış insanlar, kainatın alkışladığı böylesi mübarek ayları vesile kılarak bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını aramalıdırlar. Böylesi günlere bir daha kavuşamama ihtimalini de hesaba katan bir mü'min nasıl bir devlet ve nimetle karşı karşıya kaldığının farkına varırsa umulur ki şanına uygun bir şekilde değerlendirir.
    Bilhassa bizim yanımızda bu ay ve günlerin yeri olmalı ve fevkalade önem taşımalıdır. Bütün bu günler, bizi ecri ve mükafatı hudutsuz olan Ramazan ayına tam bir sâfiyet ve temizlik içinde hazırlamalıdır. Hayır ve hasenata, muhtaçların iyilik ve yardımlarına koşmamız, manevi ticaret mevsiminin içinde olduğumuzu bilmemiz gerekmektedir. Malum, ticaret ya maddî ya manevî olur.
    Maddî ticaret peşinde koşan tüccarlar malının daha iyi satılacağı ve daha iyi rağbet göreceği mevsimleri beklerler. O mevsimler yaklaştığı zaman çok ciddi bir çalışmaya başlarlar. Piyasaya arz edecekleri malın her çeşidinden ve her sınıfından en iyisini ve en güzelini ararlar ve hazırlarlar.

  2. #2
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.440
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında - 2

    Bilindiği gibi, 3 HAZİRAN CUMA günü 1 Recep idi ve pek feyizli ve bereketli bir maneviyat, rahmet ve mağfiret mevsimine, üç aylara yüce ALLAH'ın lütfuyla girmiş bulunduk.

    Bu mübarek üç aylara kavuşmak büyük bir nimettir. Çünkü geçen sene aramızda bulunan bir kısım akraba, dost ve ahbablarımız yoklar. Biz kendilerine ALLAH Teâlâ'dan rahmet diliyoruz. Binaenaleyh, bu nimetin kıymetini bilip, ondan faydalanmamız gerekir. Mümkün mertebe oruç tutmaya gayret gösterelim. Bu ayları tamamen oruçlu geçiren Müslümanların sayısı pek çoktur. Resûl-i Kibriya (S.A.V.) Efendimiz Hazretleri de bu aylarda tutulan oruçların faziletinden sık sık bahsetmişler ve kendileri de bu aylarda daha fazla oruç tutmuşlardır.

    Abdullah b. Abbas (R.A.): Receb ayında Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin: "Bu, artık orucu bırakmaz" deyinceye kadar çok oruç tuttuğunu, bazen de, "Bu artık oruç tutmaz" deyinceye kadar orucu terk ettiğini, (Müslim, Sıyam:179; Ebû Dâvud, Sıyam:56, İbn-i Mâce, Sıyam:30; Nesâi; Sıyam:34-70; Dârimi, Savm:33; A.b.Hanbel, 1/227, 231, 341, 301, 321, 326, 3/104, 179, 230) haber vermiştir. Bundan anlaşılıyor ki Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, Receb ayında diğer aylara nazaran daha çok oruç tutmuştur. Ayrıca, Mucibe el-Bahiliyye'nin babası veya amcasından rivayete göre, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz, mübarek üç parmağını yumup açarak işaret edip:

    Haram, hürmet gösterilmesi gerekli olan aylardan bu kadar, yani üç gün oruç tut ve terket, buyurmuşlardır. (Ebû Dâvud, Sıyam:55) Görülüyor ki Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz haram aylarda oruç tutmayı teşvik etmişlerdir. Receb ayı da, o haram aylardan birisidir. Diğer haram aylar: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bu hususta Cenâb-ı Hak şöyle buyurur:

    "Hakikatte ayların sayısı ALLAH katında, ALLAH'ın kitabında, ta gökleri ve yeri yarattığı günden beri oniki aydır. (Bilindiği gibi kamer yani ayın doğuş ve batışına tabi olan ay hesabına "kamerî aylar" denilmektedir ki şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîu'l-evvel, Rebîu'l-ahir, Cemaziye'l-evvel, Cemaziye'l-ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce.) Onlardan dördü haram olanlardır. İşte bu, en doğru hesaptır. O halde bilhassa bunlarda, o haram aylarda nefislerinize zulmetmeyin. Bununla beraber müşrikler sizinle nasıl topyekûn harb ederlerse, siz de onlarla topyekûn harb ediniz. Bilin ki ALLAH, haramlardan, fenalıklardan sakınanlarla beraberdir." (Tevbe Sûresi: 36) Ebû Bekre (R.A.)den rivayete göre, veda haccında okuduğu hutbesinde:

    "Takvim düzeni açısından zaman, ALLAH'ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki ilk durumuna dönmüştür. Artık sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır. Ve üçü peşi peşinedir ki, Zilkade, Zilhicce ve Muharremdir. Bir de Cemaziye'l-âhir ile Şaban arasında yer alan Müdar'in Receb'idir." (Buhari, Tefsir, sûre:9, bab:8; Bed'ül'l-Halk:2, Megazi:77, Edahi: 5, Tevhid:24; Müslim, Kasame:29; Ebû Davud, Menasik: 67, A. b. Hanbel, 4/37,73) buyuran Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz haram ayların: "Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb" ayları olduğunu belirtmiştir. Araplar daha İslâmiyet gelmeden önce Haram ay denilen bu ayları kutsal tanır ve bu aylarda savaştan, yağmacılıktan kaçınırlardı. Receb ayı, gerek İslam'dan önce gerekse İslam'dan sonra mukaddes bilinen bir aydır. İslam dini gelmeden önce, bu ay girer girmez, Arap kabileleri arasında harp etmek, baskın ve çapulculuk yapmak yasaklanır, herkes kendisini bu ayda güven içinde hissederdi. Çünkü müşrik de olsalar, inanç ve yaşantılarında "Hak Din"den kalıntılar vardı. Haram aylara hürmet, Kâbe'yi tavaf etmek ve hac yapmak gibi. Tabii bütün bunlar da tahrif edilerek, aslından uzaklaştırarak yapıyorlardı. Aslında bütün batıl dinler, hep "Hak Din"den uzaklaşma neticesinde oluşmuşlardır. Hiçbir batıl din, birileri tarafından kurulmamıştır. Bu bakımdan dinimizi, olduğu gibi dosdoğru öğrenmek ve yaşamak mecburiyetindeyiz. İslam geldikten sonra da, bu aya olan hürmet devam ettirildi. Bu ay Regaib ve Miraç gibi mübarek geceler ve ilâhî tecellilerle şereflendirildi.

  3. #3
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.440
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında - 3

    Selman-ı Farisî (R.A.)'den rivayet edilen bir hadis-i şerifte: Receb ayında; on rekat ayın başında, on rekat ayın ortasında ve on rekat da ayın sonunda olmak üzere toplam otuz rekat nafile namaz kılmanın faziletinden bahsedilmektedir.

    Bu namaz günahların bağışlanmasına vesile olur ve bir sene oruç tutmuş gibi sevâba nail eder. Ve farz olan namazları devamlı kılmaya yardım eder. Bu namaz mü'mini müşrik ve münâfıktan ayırmaya alâmettir. Bu namazı kılanlar ile Cehennem arasında yetmiş hendek hâsıl olur, her hendeğin arası yer ile gök arası kadardır... buyurulmuştur. (Abdulkadir Geylani, a.g.e. Sh:229-238)

    Hz. Aişe Validemiz (R.Anha)'den rivayete göre, Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimizin nafile oruç tutmayı en çok sevdiği ay: Şaban ayıdır. (Ebû Dâvud, Sıyam:57; Nesâî, Sıyam:70; A.b.Hanbel, 4/188; Hakim, Müstedrek, 1/434; Beyhaki, Sünen, 4/292) Ayrıca Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz: Ramazan-ı Şerif ayını daha fazla ibadetle ve yüksek bir ubudiyet, kulluk şuuru ile karşılama hazırlığına binaen, bu ayda diğer aylara nazaran daha fazla oruç tutmuştur.

    Nitekim Hz. Aişe (R.Anha) validemiz şöyle der: Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, o derece oruç tutardı ki, biz; bu, artık orucu bırakmaz, derdik. Bazen de orucu öyle terkederdi ki artık bu, oruç tutmaz, derdik. Ben Resûlullah (S.A.V) Efendimizin Ramazan-ı şerif ayından başka hiçbir ayı tamamen oruçlu geçirdiğini görmedim. Şaban ayı kadar hiçbir ayda çok oruç tuttuğunu da görmedim. (Buhari, Savm:52; Müslim, Sıyam:175; Ebû Dâvud, Sıyam:59; Tirmizi, Savm:37; Nesâî Savm:70)

    Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimizin Şaban ayında çok oruç tutması, ameller ALLAH Teâlâ'ya o ayda arz olduğu içindir. Üsame b. Zeyd (R.A.) diyor ki:

    - Yâ ResûlALLAH! Şaban ayında tuttuğun kadar başka aylarda oruç tuttuğunu göremiyorum, sebebi nedir? dedim. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz de:

    "Bu Şaban ayı, Receb'le Ramazan arasında insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki o yani Şaban ayı, amellerin Rabbül-alemin'e yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini seviyorum, istiyorum." buyurdu. (Nesâî, Sıyam:70; A.b.Hanbel, 4/201)

    Diğer bir sebeb: Hz. Aişe (R.Anha) diyor ki: Resûlullah (S.A.V) Efendimiz, Şaban ayının tamamını oruç tutardı. O'na dedim ki:

    - Yâ Resûlellah! Oruç tutmanda, sana ayların en sevimlisi Şaban'dır, değil mi?. Şöyle buyurdu:

    "Evet! Çünkü ALLAH Teâlâ, o sene ölecek olan kimselerin hepsinin isimlerini o ayda yazar. Ben de, oruçlu olduğum halde ecelimin gelmesini seviyorum." (Müsnedü Ebi Ya'la, 4/277)

    Ramazan ayı ise Hz. Peygamber (S.A.V.)Efendimizin "Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden azad olmaktır." (Beyhekî, Şuabü'l-İman, 3/305,N0:3608) diye haber verdiği büyük bir aydır. Bu bakımdan Ramazan ayı; bir müjdeleme, bir uyarma, bir toparlanma, bir daha iyiye gitme ayıdır.

    Bu bakımdan maddi ve manevi sayısız güzelliklerin yaşandığı ve mükâfatlarının sınırsız olarak verildiği bu manevi iklimi, çok iyi değerlendirmeliyiz. Özümüze dönerek, gaflet ve cehalette geçen günlerimizi sorgulamalı, hata ve günahlardan temizlenme isteğimizi artırarak kendimizle hesaplaşmalıyız. İyi ve güzel davranışları artırarak, geçici ve kötü şeyleri de terk ederek onbir ayın geride bıraktığı manevi kirleri temizlemeye çalışmalıyız.

    Ramazan, gerçekten tevbe, duâ, ibadet, hayır, hasenat, kısaca âhiret yurdu için azık hazırlama için bulunmaz bir fırsatlar ayıdır.

  4. #4
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.440
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında - 4

    Kazanç ümidi ile icabında çok uzak yerlere giderler. Ticaretine olan hırslarından dolayı rahatlarını bırakırlar. Çoluk çocuklarından ayrılırlar. Her türlü tehlikeyi göze alarak gerektiğinde karadan, denizden ve havadan hareket ederek uzak ülkelere kadar giderler. Bunda şaşılacak bir şey olamasa gerek. Çünkü kazancının tadını tadan bir kimse yanında sıkıntı ve her çeşit güçlük, onca hiçtir.

    Dikkat buyurulursa bunların yüzde yüz kazanacaklarına dair herhangi bir garantileri de yoktur. Belki kazanır, belki de kazanamazlar ve hatta zarar etmesi de her zaman mümkündür. Bu durumda olan, maddî ticaret peşinde koşan şu insanların haline bakalım, ibret alalım. Bununla beraber farzedelim ki, yüzde yüz kârlı çıkacak, kazanacaklar. Kazanacaklar da sonu ne olacak? Ne olacak, kendisi öbür âleme göçtüğü zaman kazancının hepsi dünyada kalacak. Enes b. Malik (R.A.)den rivayete göre Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz:

    "Ölüyü üç şey takib eder, kabre kadar gider de ikisi tekrar geri döner. Biri orada O'nunla beraber kalır. Ölüyü ailesi, malı ve ameli takib eder. Neticede ailesi ve malı geriye döner de, kendisiyle beraber sadece ameli kalır" (Buhari, Rikak:42; Müslim, Zühd:5; Tirmizi, Zühd:46; Nesâî, Cenâiz:52) buyurmuştur.

    Helâlinden kazanıp, helal olan yerlere harcayamamış ise bir de onların hesabını bir bir verecektir. Fakat herkes böyle değildir. Hep dünya ticaretiyle meşgul olmayan, bu arada ahiretini unutmayan ve orası için mal biriktiren, manevi ticaret yapanlar da vardır. Ahireti kazanmaya çalışan sadık ve muhlis ahiret tüccarları da mevcuttur.

    Bunlar da bu içerisinde bulunduğumuz manevi ticaret ve kazancın bol olduğu ve yüzde yüz karlı çıkacağı mübarek günlerin kadr u kıymetini bilirler. Zamanlarını değerlendirirler. Kendilerini bu kârlı kazançtan hiçbir şey alıkoyamaz. Böylelerini Yüce Rabbimiz, Kur'an-ı Kerîm'de şöyle anlatıyor:

    "Nice adamlar vardır ki, ne bir ticaret, ne de bir alış-veriş ALLAH'ı anmaktan, O'na ibadet etmekten ve emirlerine bağlanmaktan, namazı gereği üzere kılmaktan, zekât vermekten kendilerini alıkoymaz. Onlar bir günden, Kıyametten korkarlar ki, o günde kalbler ve gözler korkudan halden hale döner, kıvranır. Çünkü ALLAH, kendilerine yaptıkları işlerin en güzeli ile mükafat verecek ve fazlından da, onlara daha ziyadesini verecektir. ALLAH dilediği kimseye hesapsız rızık verir." (Nur sûresi:37-38)

    Bunlar yüzde yüz kazanan tüccarlardır. Aldanma, aldatma, zarar etme ve kazanmama diye bir şey olamaz. Daima kazanırlar. Cenâb-ı Hak, hep değerinden fazla veriyor. Kulunun bir ameline karşı ihlas ve niyetine göre, ondan yediyüze kadar ve hatta:

    "ALLAH Teâlâ dilediği kimseye, sayısız olarak kat kat verir, ALLAH'ın ihsanı çok geniştir, her şeyi hakkıyla bilendir" (Bakara sûresi:261) âyet-i kerimesi hükmünce sayısız olarak ihsan ve ikramda bulunur. Fazl-u keremi nihayetsiz olan ALLAH; kendisinden korkan, emirlerine sımsıkı sarılan, muhsin ve müttakî kulları için hazırladığı; eni, göklerle yer arası kadar olan uçsuz bucaksız ve nimetleri tükenmeyen cennetleri verecektir.

    "Rabbimiz ALLAH deyip sonra istikametten ayrılmayanlar, dosdoğru olanlar için ne korku vardır. Ve ne de hüzünleneceklerdir" (Ahkaf sûresi:13) âyet-i kerimesine göre ise maddi ve manevi ticaretlerinde pür dikkat kesilenler, doğruluktan ihlas ve samimiyetten ayrılmayanlar, içi-dışı bir olanlar için hiçbir zaman kaybetmek yoktur. Onlar her türlü korku ve kederden emin olarak rablerinin hıfzı emânındadırlar.

    Bu bakımdan istikametten ayrılmamak ve bilhassa âhiret hazırlığında ve kazancında en küçük bir kusur ve ihmal yapmamak için, çok ciddi bir çalışmanın içinde bulunmak her mü'minin yapması gereken bir borçtur.

  5. #5
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    2.440
    Tecrübe Puanı
    13

    Standart

    üç ayların değerini bilmek iyi değerlendirmek hakkında - 5

    "Sizin yanınızdaki dünya malı tükenir, ALLAH katındakiler ise bâkidir. Elbette sabırlı davrananlara yapmakta olduklarının en güzeliyle mükâfatlarını vereceğiz. (Nahl sûresi: 96) ayet-i kerimesi hükmünce, fâniyi bâkıye tercih etmek akıl kârı değildir.

    "Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz, sizden önce ne gönderirseniz onu ALLAH'ın indinde daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz. ALLAH'tan günahlarınızın afvını isteyiniz. Şüphesiz, ALLAH Gafûr'dur, Rahîm'dir" (Müzzemmil sûresi:20) ayet-i kerimesi hükmünce de, içerisinde bulunduğumuz büyük manevi ticaret mevsiminin kıymetini bilelim. Çünkü senenin her mevsiminde bu fırsat ele geçmez. Dahası var böyle feyiz ve bereketi bol olan günlere bir daha kavuşmak ya nasip olur, ya olmaz.

    Bu mevsim; Hâlık-ı Zü'l-Celâl'in ihsanıyla Cehennem ateşinden kurtulan, geçmiş günahları bağışlanan kimselerin ticaret mevsimidir.

    Bu mevsim, iyilikle, ihsanla, itaatle ve ibadetlere devamla Rabbine yakınlık kazanan büyük hayırlar ve umumi rahmetler sebebi ile kurtuluşa erenlerin ticaret mevsimidir.

    Bu mevsim, güzel niyetiyle sadaka ve zekâtlarını verenlerin, her çeşit orucunu boş sözlerden, kötü işlerden koruyanların, gözünü, kulağını ve dilini haramlardan çekenlerin ticaret mevsimidir.

    Bu mevsim, darda kalanlara yardım edenlerin, zayıf ve çaresizlere acıyanların, sabır, tevazu, vera, doğruluk, iffet, emniyet, mürüvvet ve vefa gibi güzel vasıflar kazanarak, nefislerini tezkiye edenlerin, ALLAH Teâlâ'nın bol ihsanı ve rızasına nail olanların, nihayet ALLAH Teâlâ katında, melekler katında ve insanlar yanında itibar ve sevgileri bulunanların ticaret mevsimidir.

    O halde bütün gücümüzle bu mevsimde çalışalım. Karşılığı kat kat olan salih amellerle meşgul olalım. Şunu iyi bilelim ki, yaptığımız her şey yazıcı melekler tarafından zapt olunmaktadır. Yazılanların hep iyi şeylerimiz olması hususunda büyük titizlik ve gayret gösterelim.

    "Gerçekten iman edip salih ameller işleyenlere gelince: Şüphe yok ki öyle güzel bir amel işleyenin mükafatını biz zayi etmeyiz." (Kehf sûresi: 30)

    Bir de bakın! Sanki daha dün uğurladığımız üç aylar geldi ve yine geçip gidecek. Uyumayalım! Ömrümüz de böyle gelip geçiyor. Hani dedelerimiz, ninelerimiz! Hani annemiz, babamız! Hani dostlarımız, kardeşlerimiz! Hani geçen sene aramızda bulunan dost ve ahbaplarımız! Nereye gittiler? Niçin aramızda yoklar? Unutmayalım ki, onları sinelerine çeken kara toprak yakında bizi de çekecek... Binaenaleyh bu mübarek üç ayları toparlanmamıza vesile kılarak, Rabbimizin:

    "Ey iman edenler! ALLAH Teâlâ'dan korkun da emirleri ifa edin. Herkes yarını, kıyamet günü için önden ne göndermiş olduğuna bir baksın. ALLAH Teâlâ'dan korkun da yasak edilen şeyleri terk edin. Çünkü ALLAH Teâlâ, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır." (Haşr sûresi:18)

    "Kendileriniz için hayırdan ne takdim ederseniz, sizden önce ne gönderirseniz, onu ALLAH'ın indinde daha hayırlı ve ecrini daha büyük olarak bulursunuz. ALLAH'tan günahlarınızın afvını isteyiniz. Şüphesiz, ALLAH Gafûr'dur, Rahîm'dir" (Müzzemmil sûresi:20) emrine kulak vererek, ahiret için ne hazırlık yaptığımıza bir bakalım. Abdullah b. Abbas (R.A.)'dan rivayete göre Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz nasihat ettiği bir şahsa şöyle buyurmuştur:

    "Beş şey gelmeden evvel beş şeyi ganimet bil:

    1- İhtiyarlamadan evvel, aciz ve düşkün duruma düşmeden önce, gençliğinin kıymetini bil. Oyun ve eğlence gibi sonu hüsran olan şeylerle geçirme.

    2- Hasta olmadan evvel sıhhatinin kıymetini bil. Din ve dünyana yararlı hizmetler yap.

    3- Fakir düşmeden evvel zenginliğinin kıymetini bil. Zenginliğini ekonomik olarak kullan. Malını ve servetini lüzumsuz yere tüketme, tutumlu ol, cimri de olma.

    4- İşin gücün artmadan evvel boş vakitlerinin kıymetini bil. Boş vakitlerini değerlendir. Tembel tembel oturma, yararlı hizmetler yap.

    5- Ölüm gelmeden evvel hayatının kıymetini bil. Düzenli ve tertipli olarak hem dünyan için ve hem de ahiretin için çalış. Hiç ölmeyecek gibi dünya işlerini yap, yarın ölecekmiş gibi ahiret hazırlığı yap. Yani, her ikisi için muvazeneli çalış." (Hâkim, Müstedrek, 4/306)

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Kurumus Ekmekleri Değerlendirmek
    By DeMir in forum Bunları Biliyor musunuz
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04-23-2013, 11:50 AM
  2. Hayatın değerini bilmek
    By Hacer in forum Güzel Sözler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-04-2012, 02:48 PM
  3. Zamanı iyi değerlendirmek ve çalışmak
    By Ahkaf in forum Serbest Bölüm
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05-30-2012, 01:27 AM
  4. Haddini bilmek hakkında Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki
    By MuHaMMeD in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-12-2011, 05:26 PM
  5. Umreye ait zamanın değerini bilmek lazım
    By Ruhul-kudus in forum Hac Rehberi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-21-2011, 12:42 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379