+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Su Ürünlerinin Zekatı

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Zekat Forumunda Bulunan  Su Ürünlerinin Zekatı Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Su Ürünlerinin Zekâtı Kara ürünlerinde olduğu gibi, deniz, nehir ve göllerden elde edilen canlı ve cansız ürünlerin bulunduğu ve bazı bölgelerde in­sanlar için yegâne geçim kaynağını teşkil ettiği şüphesizdir. Kara ürünlerinden zekât alınmakta ve müslüman sahip olduğu bu mallardan zekât ödemek suretiyle kazancını temizlemektedir. Bu­raya kadar konu edindiğimiz bahislerde bunlar ...

  1. #1
    Site Kurucusu
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    NEW YORK
    Mesajlar
    1.643
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart Su Ürünlerinin Zekatı

    Su Ürünlerinin Zekâtı

    Kara ürünlerinde olduğu gibi, deniz, nehir ve göllerden elde edilen canlı ve cansız ürünlerin bulunduğu ve bazı bölgelerde in­sanlar için yegâne geçim kaynağını teşkil ettiği şüphesizdir. Kara ürünlerinden zekât alınmakta ve müslüman sahip olduğu bu mallardan zekât ödemek suretiyle kazancını temizlemektedir. Bu­raya kadar konu edindiğimiz bahislerde bunlar açıklanmıştır.
    Kara ürünlerinde ve bu ürünlerin ticaretinden elde edilen nakdî ve aynî gelirlerde hak bulunduğu gibi, deniz ürünlerinden elde edi­len aynî ve nakdî gelirlerden de zekât alınması tabiî bir hak ola­rak karşımıza çıkmaktadır. Zira bu ürünier de mal hükmüne da­hildir. Kara ürünlerinin ticaretinden elde edilen para ile deniz ürünlerinden elde edilen gelir arasında netice itibarıyla herhangibir fark yoktur.
    Hz. Peygamber sallellahu aleyhi veselîem devrinde deniz ti­careti müslümanlar için kara ticareti kadar bilinmediği ve bu sa­hadan gelir sağlanmadığı için bu konuaa Hz. Peygamber sallellahu aleyhi vesellem'den açık bir nas rivayet edilmemiş, dolayısıyla ilim adamları sonradan müslümanlar için önem kazanan bu konu et­rafında ihtilâfa düşmüşlerdir. Âlimlerin bir kısmına göre, su ürün­lerinden beşte bir nisbetinde zekât vermek gerekir. Diğer bir kısım âlimlere göre ise, su ürünleri zekâttan muaftır.
    Su ürünleri canlı ve cansız olmak üzere iki kısma ayrılır. Can­lı ürünler: balık, hamsi, ve balık türünden bütün canlı varlıklardır. Cansız ürünler: inci, anber, tuz, petrol, suyun taşıdığı diğer çeşitli varlıklarla batık gemilerdir, Gerek canlı ve gerekse cansız su ürünlerinin zekâtı hakkında bilgi sahibi olabilmek ve bir hük­me varabilmek için konu etrafındaki ilim adamlarının düşünce­lerini ele alarak incelemeye çalışalım:

    A- Su Ürünlerinden Zekât Vermek Gerekmediğini Kabul Edenler:



    Su ürünlerinden zekât vermek gerekmediğini kabul eden âlim­ler ve bu âlimlerin dayandığı esasları aşağıda zikr ediyoruz:
    1- Ebû Hanîfe : İmam Âzam Ebû Hanîfe'ye göre, su ürünle­rinden olan balık, anber, inci gibi canlı ve cansız varlıklardan zekât olarak hiçbir şey vermek gerekmez. İmam Muhammed de aynı gö­rüsü kabul etmiştir.
    Ebû Kanîfe yukarıdaki görüşünü kıyasa dayandırıyor. Balık için şöyle bir benzetme yapıyor: “Balık av cinsinden bir hayvan­dır. Karadaki av hayvanlarından zekât vermek gerekmediği gibi, su ürünlerinden olan balık türündende zekât vermek gerekmez”
    Anber'in zekâtı konusundaki görüşlerini ileri sürerken İmam Âzam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed Şahabı sözüne dayanıyor­lar. Sözüne dayandıkları Sahabî İbn-i Abbas hazretleridir. İbn-i Abbas Hanber konusunda şöyle demiştir:
    “O, denizin toplayıp dışa­rıya attığı bir şeydir. Ondan zekât olarak bir şey vermek gerek­mez.”
    Ebû Hanîfe ile talebesi İmam Muhammed bu şekilde Sahabî sözüne dayanarak denizdeki cansız ürünlerden de zekât vermek gerekmediğini kabul etmişlerdir. Hanefî Mezhebini teşkil eden Zâhir'ur-Rivaye de Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'in görüşünü be­nimsemiştir.[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]

    Anber İle İncinin Mahiyetleri:


    Anber ile incinin mahiyeti hakkında çeşitli görüşler ileri sü­rülmüştür.
    Kasım b. Sellâm, Kitâb'ul-Emvâl'inde anberi şöyle tarif edi­yor:
    “Anber meşhur bir kokunun adıdır. Dumeyrî, Hayât'ül-Hayvan'da anber için şöyle diyor: “Bazılarına göre, anber denizden çı­kan bir varlıktır. Yağlı olduğu için, bir deniz hayvanı onu yer, son­ra taşlar biçiminde dışarıya atar ve bu taşlar su üzerine çıkarak rüzgâr vasıtasıyla sahile bırakılırlar. Bu taşlar, kalbi ve beyni kuv­vetlendirici bir özelliğe sahiptir! [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] Hasan b. Ziyad'a göre ise an­ber incidir.” [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    Bazılarına göre de Nisan yağmuru sedef balığının üzerine dü­şünce inci meydana gelir. Buna göre anberin aslı su olduğundan, zekâta tâbi değildir.
    Hanefî Mezhebine göre, anber ve benzeri suyun taşıyıp kena­ra ittiği mallar ganimet sayıldığı için bunlardan humus zekâtı ve­rilmesi gerekir. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    Sonra humusun vacip olmasının sebebi defînelerdeki mânaya ayalidir. O mâna da şudur: defîne kâfirlerin elinde bulunan mal up sonradan savaş yolu ile müslümanların eline geçmiş olur. Denizde bulunan ürünler ise, hiçbir kimsenin elinde değildir. Zira su başka varlıklara nazaran içindeki ürünlere sahiptir, hâkimdir. Onun gücü başkasında bulunmaz. Hatta bu sebeple Hanefî âlim­leri demişlerdir ki denizin dibinde altın ve gümüş mâdeni bulunsa ondan dolayı zekât vermek gerekmez. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    İmam Âzam Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'in görüşü bir taraftan sahabî sözüne, diğer taraftan kıyasa dayanıyor. Su ürün­leri definelere, yâni kâfirlerin toprağa gömdükleri mallara benzetiliyor. Oysa daha önce de belirtildiği üzere, rikâz yalnız definele­re değil, bütün yeraltı kaynaklarına şamil bir isimdir. Onlar inkâ­rı dar mânada kullanarak kıyasta bulunmuşlardır. Yâni defineler kâfirlerden elde edilen inallardır. Ganimet oldukları için beşte bir nisbetinde zekâta tabidirler. Su ürünleri ise, sahipsiz mallardır. Binaenaleyh ganimetlere benzetilemezler. Dolayısıyla onlardan ze­kât vermek gerekmez, demişlerdir.
    3- Câbir Radıyellahu anh’'tan rivayet edildiğine göre, Anber konusunda,
    “O ganimet değildir, bulana aittir. Yâni anberden dolayı zekât vermek gerekmez” demiştir.
    4- İbn-i Abbas: Yukarıda zikr edilen Cabir (r.a.)'ın Anber hakkındaki görüşü aynen İbn-i Abbas'tan da rivayet edilmiştir. İbn-i Abbas bu konuda şöyle diyor:
    “Anber'den humus vermek ge­rekmez. Zira anber deniz suyunun dışarıya attığı bir üründür.”
    “Ebû Ubeyd Kasım b. Sellâm, ashab içinde deniz ürünlerinden zekât vermek gerekmediğini kabul edenler iki kişidir. Onlar da Câbir ile İbn-i Abbas'tır” [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] diyor.
    5- Ömer b. Abd'ü-Aziz: Halife Ömer b. Abdül-Aziz, su ürün­leri içinde balık türü hakkında, ikiyüz dirhem nisap miktarına ulaşmadıkça zekât vermek gerekmediğini kabul etmiştir. Ebû Hübeyd Kasım b. Sallâm'ın dediğine göre;
    “200 dirhem miktarına ulaşınca ondan zekât al” tarzındaki bir emri Amman'daki valisine yazmıştı. Bu emirnamenin muhtevasından anlaşıldığına göre, Ömer b. Abdülaziz, deniz ürünlerim kara ürünlerine benzeterek zekâta tâbi olmaları gerektiği görüşünde idi. O'na göre mâdenler­den humus zekâtı değil de ticarî eşyada olduğu gibi kırktabir nis­betinde zekât almak gerekir.

    B- Su Ürünierindan Humus Zekâtı Vermek Gerektiğini Kabul Edenler:


    1- Ömer b. Hattdb; İmam Ebû Yusuf'un, Hasan b. Ammare,
    Arnr b. Dinar ve Tavus yolu ile İbn-i Abbas'tan rivayet ettiğine gö­re Ömer b. Hattab Yâ'lâ b. Ümeyye'yi deniz ürünleri üzerine ver­gi memuru olarak tâyin edince, bir adamın sahilde bulduğu anberin zekâtı konusunda Yâlâ'nm sorusu üzerine Hz. Ömer cevap olarak kendisine şöyle yazdı:
    “O, Allah'ın bağışlarından bir bağış­tır. Allah Teâlâ'mn denizden çıkardığı ürünlerden humus zekâtı vermek gerekir.”
    2- İbn-i Abbas demiştir ki; Hz. Ömer'in görüşü benim de görüşümdür. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    İmanı Ebû Yusuf yolu ile gelen rivayette İbn-i Abbas'ın da su ürünlerinden humus zekâtı verilmesi gerektiği görüşünde oldu­ğu kayd ediliyor. Bu rivayet yukarıdaki rivayete ters düşüyor. O takdirde su ürünlerinden zekât vermek gerekmediğini kabul eden tek bir şahabı kalıyor. O da Cabir b. Abdillah'tır.
    3- Ebû Yusuf: Hanefî müctehidlerinin büyüklerinden İmam Ebû Yusuf, denizden çıkan inci, anber, yakut ve benzeri ürünlerin zekâtı hakkında: «Benim görüşüme göre, bu gibi ürünlerin bes,te biri alınır, beşte dördü ise çıkarana ve bulana verilir.» diyor. Ebû Yusuf bu görüşü ileri sürerken Hz. Ömer'in deniz ürünleri ile il­gili tatbikatını açıklayan Yâ'lâ b. Ümeyye hadisi ile yukarıda İbn-i Abbas'tan rivayet edilen son görüşüne dayanıyor, ve:
    “Biz bunun tersi bir görüşü kabul etmiyoruz.” diyor.' [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    İmam Ebû Yusuf sadece Hz. Ömer'in tatbikatı ve İbn-i Ab­bas'ın sözü ile yetinmeyerek, görüşünü ispat etmek için ayrıca kı­yasa baş vuruyor ve şöyle bir benzetme yapıyor: “Denizdeki nefis varlıklar, karadaki nefis varlıklara yani altın, gümüş, define vemadenlere benzetilerek bu ürünlerden humus zekâtı vermek gekir” [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    “Hasan b. Ziyad: İmam Âzam'ın talebelerinden Hanefî rnüctehidi İmam Hasan b. Ziyâd deniz ürünlerinden olan Anberi, ilin-inci olarak tefsir ettikten sonra bu üründen humus zekâtı vermek gerektiğini söylüyor.” [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    4- Haccac: İbn-i Avn'dan rivayet edildiğine göre, Eb'ul-Muleyh Basra şehri yakınlarında “Ubülle” adlı bir kasabada zekât iş­leri ile ilgili olarak görevli bulunduğu sırada görevi dışında ken­disine bir dağarcık içinde bir miktar inci getirildi. Bu konuda na­sıl davranacağım yazılı olarak Haccac'a sordu, Haccac da ona ce­vap olarak, bu incilerden humus zekâtı alınmasını yazdı [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın] Kitab'ul-Emvâl'de bu ibare kayd edildikten sonra dipnotta sarih ta­rafından şu kanaat belirtiliyor:
    “Şüphesiz sahabenin görüşüne uy­mak daha doğrudur. Zira onların görüşü daha sağlam, daha doğ­rudur.
    5- İbn-i Şihab ez-Zührî; İmam Zührî'ye, denizden çıkarılan inci, anber ve benzeri malların zekâtı konusunda bir soru sorulun­ca:
    “Humus verilir” cevabını vermiştir. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    6- Dr. İbrahim Fuadı’ın kayd ettiğine göre, “Akrab'ul-Mesâlik” adlı kitabın şerhinde şöyle deniliyor: «Anber, inci, mercan ve balık gibi daha örice bir kimsenin mülkiyet ve tasarrufunda bu­lunmayan deniz ürünleri, beştebir zekâta tâbi olmaksızın ilk bu­lanındır. Şayet denizin dışarıya çıkardığı ürünler, önceden başka birinin malı ise, yahut ilk sahibi kâfir memleketin ahalisinden (harbî) ise, yine o mal bulana aittir, Ancak bu malın beşte biri zekât olarak bulan kimseden alınır, Çünki o mal rikâzdır. Eğer böyle bir malın ilk sahibi cahiliye devrine mensup bir kişi ise, yi­ne rikâz hükmüne dahildir, beştebir nisbetinde zekâtı alındıktan sonra geride kalan bulucusuna iade edilir.
    Mezkûr ifadeyi nakl ettikten sonra Dr. İbrahim Fuad şöyle di­yor:
    “Yukarıdaki ifadelerden şu netice çıkmaktadır: Herhangi bir kimse denize sahip olurda bu denizin ürünlerini elde ederse o ürünlerden humus zekâtı vermesi gerekir. Bir kimse eğer denize sahip olmaksızın ürünlerine sahip olursa onlardan dolayı bir şey vermesi gerekmez. Burada humus zekâtının farz olması için deni­ze sahip olmak veya olmamak sözkonusu ediliyor. Eğer bir müslüman elde ettiği ürünün denizine de sahip ise bu ürünlerden hu­mus vermesi gerekir, eğer denizine sahip değilse humus vermesigerekmez. Oysa bugün denizler ve sular devletlerin mülkiyetinde olup şahıslar bunlara malik olamamaktadır. O halde bunların humusun vermenin devlete düşmesi gerekir.” [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    7- 1947 yılında Mısır Naipler Meclisine sunulan zekâtla il­gili kanun, deniz ürünlerinden de humus alınmasını hükme bağ­lamıştır. Bu kanunun ikinci maddesinin dördüncü fıkrası aynen şöyledir:
    “Deniz, göl ve nehirlerden çıkarılan canlı ve cansız ürünler­den (inci, anber ve benzeri) beştebir zekât alınır.”
    Adıgeçen kanunun ikinci fıkrasında iki esas göze çarpmakta­dır: Bunlardan biri Ebû Yusuf'un görüşüdür ki; denizden çıkan zinet, anber ve sair ürünlerden humus alınması gerektiği esasıdır. İkinci esas şudur: Düşünün ki, bugün devletin denizler üzerin­de hakimiyeti vardır. Özellikle sahil veya iklim sularında devlet söz sahibidir. Bu yeni dönemde sahil suları 12 mil olarak kabul edilmiştir. Kıta sahanlığı 12 mil olarak devlete ait kabul edilmiş­tir. Bugün balık avı büyük bir servet kaynağıdır. Bazen mâden­lerden alınandan az olmayacak kadar büyük servet getiriyor. Bi­naenaleyh bizim görüşümüz anber, inci ve yeraltı kaynaklarına kıyasla bugün su ürünlerinden beştebir nisbetinde zekât verilmesi gerektiği yolundadır.
    Evet, fakihlerin büyük bir çoğunluğundan nakl edilen görüş, balıktan humus alınmaması tarzındadır. Fakat bu onların zama­nında böyledir. Zira o devirde denizler üzerindeki İslâm hakimi­yeti hiç yoktu. O devirlerde balık avlayanlar ancak günlük geçim­leri için bu işi yapıyorlardı. Hulâsa o gün balıkçılık müslümanlar için bugünki kadar önem taşımıyordu. Ve bugün olduğu gibi ba­lıkçılık ticarî bakımdan tam bir düzene -sokulmuş değildi. O de­virlerde yaşayan büyük müetehidler eğer günümüzde yaşamış ol­salardı ve meselâ; İngiltere gibi bazı büyük devletlerin yegâne geçin kaynağı olduğunu ve senede (1912 yılında) 200 milyon Cüney «eğerinde gelir sağlayacak kadar balık çıkardıklarını görmüş ol­salardı, şüphesiz bizim görüşümüzü onlar da kabul edeceklerdi. O halde bizimle onlar arasındaki ihtilâf sadece zaman ve asır ihti­lafıdır, delil ve burhan ihtilâfı değildir. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]

    Netice ve Tercih:


    Buraya kadar su ürünlerinin. zekâtı konusunda iki türlü görüşün temsil edildiğini tesbit ettik. Bir görüşe göre su ürünlerin­den humus vermek gerekmez. Bir görüşe göre humus vermek gerekir. Bir görüş de humusu şartlı olarak kabul veya reddetmektedir. Su ürünlerinden humus vermek gerekir, diyenler, deniz ürün­lerini kara ürünlerinden define ve mâdenlere benzeterek hükme varmaktadırlar.
    Su ürünlerinden herhangi bir şey vermek gerekmediğini ka­bul edenler ise, bu konuda Hz. Peygamber'den gelen bir nas bu­lunmadığını, nas bulunmayınca böyi bir hüküm getirmenin müm­kün olmadığını ileri sürüyorlar. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir. Kayıt olmak için tıklayın]
    Hz. Ömer, İmam Ebû Yusuf'un rivayetine göre İbn-i Abbas Ebû Yusuf ve Hasan b. Ziyâd'ın kabul ettikleri görüş daha isabetli bir görüş olarak karşımıza çıkıyor. Bu sebeple su ürünlerinden hu­mus vermek gerektiği görüşünü kabul ve tercih ediyoruz.
    İkinci olarak Hz. Peygamber'in sükût buyurdukları konular­da kıyas yapmak en tabiî bir yoldur. Zira müetehidler kıyas ya­parken çoğunlukla nas bulunmayan hususlar üzerinde hüküm or­taya koymaktadırlar. Dr. İbrahim Fuad'ın da söylediği gibi günü­müzde milletlerarası önem arz eden karasuları, denizcilik ve su ürünleri bazı ülkelerin belli-başlı döviz kaynağım teşkil ediyor. Bu durumda milyarlarca lira değerinde döviz ve malî imkân sağlama istidadında bulunan su ürünlerinden zekât vermek gerekmediğini söylemek, İslâm'ın sosyal adalet ilkesi ile bağdaşamaz. Kara ürün­leri denizdekilere nisbetle daha uzun bir zamanda ve daha büyük emekler karşılığında elde ediliyor. Bunlardan zekât, öşür ve hu­mus verildiği halde büyük gelirler sağlama durumunda olan su ürünlerinden zekât vermek gerekmediğini kabul etmek büyük öl­çüde bir dengesizlik meydana getirir.
    Üçüncü olarak şu delili ileri sürebiliriz: vermekten dolayı her­hangi bir sakınca ortaya çıkmaz. Veren kişiler Allah katında da insanlar katında da daima makbul bir kimse olurlar. Müslünıanm verdiği şey asla zayi olmaz. Mutlaka dünyada da âhirette de mü­kâfatını görür. Ve verildiği zaman Allah Teâlâ bundan dolayı kulunu sorumlu tutmaz. Fakat zekât verilmediği ve verilmez denil­diği zaman, Allah katında eğer bu bir hak ise o zaman haksızlık edilmiş, fakirlerin hakkı yenmiş, mala haram karışmış olur. Şu ha ie su ürünlerinden zekât vermek gerekmez demek, sorumluluk, ihtimali içinde taşıyor, kesin bir hüküm ortaya koymuyor. Bu ürünlerden de zekât vermek gerekir diyenlerin görüşü ile amel et­mek ne dünyada, ne de âhirette herhangi bir sorumluluk ihtima­lini taşımadığı gibi, aksine her iki dünyada da öğülmeye ve malın kat kat artmasına sebep oluyor. O halde sorumluluk ihtimali bu-İunan görüşü terk edip müslümam her iki dünyada gönül huzuru içinde yaşamaya sevk eden görüşü, yani su ürünlerinden de zekât verilmesi gerektiğini kabul etmemiz daha isabetli bir yoldur. An­cak diğer, zekât mallarında olduğu gibi su ürünlerinin zekâtında da senelik zarurî masraflar çıkarıldıktan sonra elde edilen bir ton canlı su ürününden, veya ticarî eşya nisabına denk olacak kadar değer taşıyan, inci, anber, yakut gibi cansız ürünlerden zekât vermek gerekir.

  2. #2
    Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2016
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Cevap: Su Ürünlerinin Zekatı

    Bu konu nerden alıntı yapılmış kaynağını yazar mısınız acaba ? Önemli

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 01-04-2016, 06:56 PM
  2. Bedenin zekatı
    By MuHaMMeD in forum Soru ve Cevaplarla İslam
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-12-2014, 11:35 PM
  3. Tarim ürünlerinin zekati ösür nasıl verilir
    By Furkan in forum Doğru İslam Bilgileri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12-15-2010, 05:11 PM
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11-17-2010, 05:14 AM
  5. Arazi Ürünlerinin Zekatı
    By Karani in forum Zekat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02-06-2010, 04:53 PM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277