+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Zekat islamin koprusudur...

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Zekat Forumunda Bulunan  Zekat islamin koprusudur... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Zekat islamin koprusudur... Kur‘ân-ı Kerim'in birçok yerinde Cenâb-ı Hak, “namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” buyurarak namazla zekâtı birlikte zikretmiştir. Bu da İslâm'da zekâtın, aynen namaz gibi mühim bir ibâdet olduğunun bir nişânesi/göstergesidir... Müslüman'ın mal varlığı üzerine tahakkuk eden bir hak, yani mâlî bir mükellefiyettir, İslâm'ın beş şartından birisini teşkil eder. ...

  1. #1
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    204
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart Zekat islamin koprusudur...

    Kur‘ân-ı Kerim'in birçok yerinde Cenâb-ı Hak, “namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” buyurarak namazla zekâtı birlikte zikretmiştir. Bu da İslâm'da zekâtın, aynen namaz gibi mühim bir ibâdet olduğunun bir nişânesi/göstergesidir... Müslüman'ın mal varlığı üzerine tahakkuk eden bir hak, yani mâlî bir mükellefiyettir, İslâm'ın beş şartından birisini teşkil eder.

    O bakımdan Müslümanlar, zekât mükellefiyetini bir angarya bir külfet gibi değil; bir borcun ödenmesi, hak sahibine hakkının iâde edilmesi olarak îfa eder; bu hâlis niyetle ibâdet neşvesi içerisinde yerine getirir. Zekâtın, malında-servetinde bir eksilmeye sebep olmayacağını, bilakis malının-mülkünün temizlenip bereketlenerek artacağını bilir. Çünkü gerek Kur‘ân-ı Hakîm'de ve gerekse hadîs-i şeriflerde, öyle beyan olunmuştur, ona inanır. Ayrıca zekât, Kendilerine verdiğimiz rızıktan, maddî-mânevî şeylerden infak ederler, Allah yolunda harcamada bulunurlar, mealindeki İlâhî beyan icabınca, kulların kulluktaki sadâkatlerine delâlet ettiği içindir ki, ona sadaka da denilmiştir.

    Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) namazı dînin direği olarak bildirdiği gibi, zekâtı da “kantaratu'l-İslâm”(1) yani İslâm'ın köprüsü olarak vasıflandırmış... Böylece zekâtın ana gâyesini açıklamıştır. Buna göre varlıklı olan insanlardan sosyal adâlet, emniyet ve huzurun sağlanması maksadıyla fakirlere-yoksullara ve diğer sınıflara bir mal transferi, servet akışı temin edilecek; servetin muayyen yerlerde toplanmasına meydan verilmeyecektir. Bu maksada hizmet etmeyen, bu gâyeyi gerçekleştirmeyen bir zekât, şeklî ve sembolik bir tatbîkattan öteye geçemez.

    Allâh'ın emrini yerine getirmek maksadıyla sırf onun rızâsı için verilen zekât, mükellefin bir taraftan malını temizlediği gibi, öbür taraftan da nefsini cimrîlik illetinden/hastalığından tezkiye eder, temizler.

    İslâmiyet, bazı dînî mükellefiyetleri zengin olma şartına bağlayarak zenginliği teşvik etmiştir. Mal hırsı da zaten cibillî bir haslet olarak bünyemize konmuştur. Bu ise maddî-mânevî hayatımızın i‘mârı için, kontrol edilebilir olmak şartıyla, haddizâtında gereklidir.

    Dînimizce, alan el olmak yerine veren el olmak matluptur; çünkü veren el, alan elden üstündür.(2)

    Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz, “Fakirlik, kâfirlik olayazdı!”(3) buyurarak her ikisinden de Allâh'a sığınır. Bununla birlikte zenginlik aslâ gâye değildir, sadece bir vâsıtadan ibarettir. O bakımdan, “ne pahasına olursa olsun zengin olmak” gibi bir düşünce ve anlayışa asla müsaade edilmez, musâmaha gösterilmez.

    İslâm dininde öncelikle her hakkın sahibine verilmesi esastır, haksızlığa göz yumulmaz.

    Bir ülkede bir kısım insanlar açlıktan bunalıyor ve insan haysiyetine yakışmayan bir hayat sürdürmek zorunda kalıyorsa, o ülkede yaşayan varlıklı insanlar, elbette ki bu durumdan sorumludurlar.

    İşte zekât, bu mes‘ûliyet yükünden kurtulma vâsıtalarından biri olarak dinimizin esasları arasında yer almış mâlî bir ibâdettir.

    Yüce dinimiz, hiçbir zaman kişinin kendisinin ve bakmakla mükellef olduğu kimselerin temel ihtiyaçlarını bir kenara bırakıp, başkalarının yardımına koş dememiştir.

    Bu itibarla temel ihtiyaç malları yani zâtî eşyalar; mesken, meskeni olmayanların mesken için aldıkları arsalar, ev eşyaları, binek vasıtası zekâta mevzû teşkil etmez. Bunların dışında kalan ve iktisadî değer taşıyan bütün menkul ve gayri menkul mallar, nakit (altın-gümüş-para) ve her türlü kazanç ve gelirler ise zekâta tâbi olur.


    DİPNOTLAR
    (1) el-Münzirî, et-Tergîb ve’t-Terhîb (Terc.) 2, 183. Taberânî Evsat ve Kebîr’inde rivayet etmiştir.
    (2) Buhârî, Sahîh, Zekât, 18; Müslim, Sahîh, Zekât, 94.
    (3) Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 7, 445.


    islami sohbet, dini sohbet, dini forum



+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260