+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Zekat Forumunda Bulunan  Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir Yukarıda zekatın vücub şartlarından, yani bir kimsenin zekatla mükellef olabilmesi için şahsı ve malı yönünden aranan şartlardan söz edildi. Şimdi ise, üzerine böyle bir mükellefiyet terettüp eden müslümanın yapacağı ifanın geçerli olabilmesi için gerekli şartlar, yani klasik ifadesiyle zekatın sıhhatinin şartları üzerinde ...

  1. #1
    Administrator Karani - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yer
    Erzincan, Turkey
    Mesajlar
    12.917
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir

    Zekatın gerçeklik kuralları nelerdir

    Yukarıda zekatın vücub şartlarından, yani bir kimsenin zekatla mükellef olabilmesi için şahsı ve malı yönünden aranan şartlardan söz edildi. Şimdi ise, üzerine böyle bir mükellefiyet terettüp eden müslümanın yapacağı ifanın geçerli olabilmesi için gerekli şartlar, yani klasik ifadesiyle zekatın sıhhatinin şartları üzerinde durulacaktır. Zekatın, fakihlerce ısrarla üzerinde durulan iki önemli sıhhat şartı vardır. Bunlar da mükellefin ibadet niyeti ve yapılan ödemenin ehline temlikidir.

    a) Niyet

    Zekat esasen mali bir ibadettir ve namazla birlikte İslam'ın iki temelini teşkil eder. Namaz bedeni ibadetlerin, zekat da mali ibadetlerin simgesi konumundadır. ayet ve hadislerde zekatın çok defa namazla birlikte zikredilmiş olması da böyle bir anlam taşır. Zekat sadece bir borç değil aynı zaman-da ondan istifade edecek kişilerin bir hakkıdır da. Bu sebeple devletin topla-ma ve dağıtma yükümlülüğünü üstlendiği bir nevi vergi olarak da nitelendi-rilir. Devlet onu mükelleflerden gerektiğinde zorla tahsil eder. Bunlar zekat mükellefiyetinin toplumu ve üçüncü şahısları ilgilendiren yönüdür. Bunlara ilave olarak bir de zekatın ibadet olması, Allah'ın emrine itaat edilerek, O’na kulluğun bir nişanesi olarak yerine getirilmekte oluşu sebebiyle mükellefin niyet ve kastını, onun iç dünyasını ilgilendiren yönü vardır. Bu sebeple de İslam bilginleri, zekatta ibadet bilinç ve niyetinin bulunması gerektiğini, ancak bu takdirde zekatın mükellef açısından geçerli olacağını belirtirler.

    Zekatın bu iki yönünü birlikte değerlendiren fakihler diğer ibadetlerde olduğu gibi zekat borcunun ödenmesinde de niyetin şart olduğunda görüş birliğine varmışlar, fakat bu niyetin ne zaman yapılacağında, mükellef adına başkası tarafından yapılıp yapılamayacağında (niyabet), ayrıca devlet tarafından zorla tahsil edildiğinde zekat borcunun ödenmiş olup olmayacağında farklı görüş ileri sürmüşlerdir.

    Hanefiler'e ve Şafiiler'e göre; kaide olarak niyetin ödeme anında bulunması gerekir. Çünkü zekat ibadettir ve ibadetlerde niyet şarttır. Fakat ödemeler parça parça yapıldığı için, kolaylık olsun diye niyetin, zekat borcunun çıkarıldığı anda bulunması da yeterlidir. Bu oruçta niyetin önceden yapılması gibidir.

    Zekat verilirken hükmen niyet edilmiş olması da yeterlidir. Mesela mal sahibi niyet etmeden zekat borcunu verdikten sonra henüz mal fakirin elinde iken niyet etmesi, yahut vekile vermesi anında niyet ettiği halde vekil zekat borcunu öderken niyet etmemesi gibi durumlarda niyet hükmen var sayılır. Çünkü emreden kişinin niyeti esastır.

    Hanefi mezhebinde müfta bih (kendisiyle fetva verilen) görüşe göre zekat memuru açık mallardan (el-emvalü'z-zahire) zekatı zorla almış ise, mükellefin üzerinden zekat borcu düşer, gizli mallardan zorla zekat alındı ise zekat borcundan mükellef -niyet etmemiş ise- kurtulamaz.

    Şafiiler'e göre; tercih edilen görüş -Hanefiler'de olduğu gibi- niyetin zekat borcunu çıkarma anında yapılabileceğidir. Çünkü niyeti zekat borcunu hak edenlere verirken şart koşmak güçlük doğurur. Onun için malında vekil tayin eden kişinin devir esnasında zekata niyet etmesi yeterlidir.

    Şafiiler çocuk ve akıl hastasının mal varlığından veli ve vasilerinin zekat ödemekle mükellef oldukları görüşündedir. Bu durumda veli veya vasi onlar adına zekat öderken niyet edeceklerdir.

    Malikiler'e göre mükellef zekat malını ayırırken, bu malın verilmesinden az önce veya verilirken niyet edilmesi caizdir. Hanbeliler'in görüşü de buna yakındır. Onlara göre mal sahibinin niyeti esas olup zekat memurunun niyeti onun yerine geçmez.

    b) Temlik

    Zekatı, ona ehil olanlara vermek yani onların mülkiyetlerine geçirmek (temlik) şarttır. Bu şart iki unsur içerir; birincisi temlik işlemi, ikincisi ise temlikin yapıldığı şahsın zekatı almaya ehil oluşu. Fakihlerin temlik terimine genelde bir malın mülkiyetini zekat alacak şahsa doğrudan nakletme işlemi şeklinde dar bir anlam verdiklerini belirtmek gerekir. Bu itibarla bir kimse zekat niyetiyle bir fakir veya yetimin karnını doyursa bu zekat borcunu ortadan kaldırmaz. Ancak zekata niyet edilerek, onlara gıda maddeleri verilse zekat ödenmiş olur. Çünkü zekat niyetiyle fakire, yetime mal vermek temliktir. Böylece onlar kendi malından yemiş olur.

    Klasik dönem İslam hukukçularının büyük çoğunluğuna göre cami, okul, yol, köprü, çeşme yapımı gibi hayır kuruluşlarına zekat verilmez; ölü kefenleri alınmaz ve ölülerin borçları zekatla ödenmez. Çünkü bu durumlarda temlik gerçekleşmez; yani zekat, borcu ödenen kişinin mülkiyetine geçmemektedir. Hayır kurumlarına zekatın dışında bağışlar şeklinde yardımlar yapılmalı, zekat ise sadece fakirlere verilmelidir. Çünkü İslam dininde imkanı olan müslümandan sadece zekat borcunu vermesi değil, bunu da aşarak Allah'ın kendisine verdiği malını hayırlı faaliyetlere sarfetmesi istenmektedir.

    İslam'ı yaymak, korumak, müslümanlara düşmanlarından zarar gelmesini önlemek amacıyla yapılan harcamalar zekat yerine geçer. Çağımızda yoksullara ve acizlere bakmak için kurumlar oluşturulmuştur. Bu kurumlara da zekat verilir ve bu vekaleten veya dolaylı temlik sayılır.

    Temliki dar manasıyla alan fakihler bir fakiri zekata mahsup olmak üzere bir dairede oturtmakla da zekat borcunun ödenmiş olmayacağını, çünkü bunun temlik sayılmayacağını ileri sürmüşlerdir. Ancak evin kullanımının ekonomik bir değerinin bulunduğu, fakirin evde oturduğu müddetçe onun kullanım (menfaat) mülkiyetine sahip olduğu ve bu açıdan temlikin gerçekleştiği düşünülürse araya göstermelik bir para alışverişinin girmesine gerek olmadığı görüşü daha doğrudur.

    Zekat usul (baba, anne, dede, nine) ve fürua (çocuk ve torun) verilemez. Çünkü zekat verenle usul ve füruu arasında çok sıkı bir mülkiyet bağı ve menfaat ortaklığı vardır. Dolayısıyla burada tam anlamıyla temlik gerçekleşmez. Aynı şekilde kişi zekatını karısına da veremez. Ebu Hanife'ye göre kadın da zekatını kocasına veremez.

    Fakir bir kimsede alacağı olan zengin ona, “Alacağımı sana zekat olarak veriyorum” dese temliki dar ve formel (şekli) manada anlayan fakihlere göre bu şekilde zekat borcu ödenmiş olmaz. Çünkü zengin zekat borcunu fakirin eline teslim etmedikçe temlik gerçekleşmez ve borçtan kurtulmaz. Ancak temliki geniş manasıyla alırsak bu da bir nevi temliktir, zekat yerine geçer. Bunun için de borçlu, borcunu alacaklıya ödeyip sonra tekrar zekat olarak ondan alması şeklinde bir şekli ve dolaylı işleme gerek yoktur.

    Yapılan bir harcamanın veya ödemenin fıkhen zekat sayılabilmesi için fakihlerce ileri sürülen niyet ve ehline temlik şartları netice itibariyle hem zekatı verenin bilinçli ve iradi şekilde hareket etmesini sağlamaya hem de fakirin haklarını korumaya matuf tedbirler olarak anlaşılmalıdır. Fakihlerin temlik terimini dar manasıyla ve şekli bir işlem olarak yorumlamaları da esasen fakirin hakkını gözetmeye yönelik bir çaba olmakla birlikte bu yaklaşım bazan gülünç hilelerin de yolunu açmaktadır. Doğru olanı, temlike geniş mana verilmesi ve dolaylı temliklerin yeterli sayılmasıdır.

    Borçlu, zengin alacaklısına "Bana zekatını ver, senin borcunu ödeyeyim" dese alacaklı da zekatını ona verse, zekat borcunu ödemiş olur. Borçlu onu aldıktan sonra kendi borcunu ödemek zorunda değildir. Ama borç yerine, aldığı zekatı verirse borcunu ödemiş sayılır.

    Temlikin gerçekleşmesinde gözetilen ikinci husus ise, temlikin zekatı hak edenlere yapılmasının şartıdır. Bu itibarla zekat zenginlere ve onların küçük çocuklarına verilemez. Çünkü onlar zekata ehil değildir. Zenginin yetişkin çocuğu, nafakası babasına ait de olsa, zengin sayılmaz. Zenginin fakir karısı da böyledir.

    Hz. Peygamber kendi soyuna zekat verilmesini yasakladığı için zekat Haşimoğulları'na da verilemez. Böylece Hz. Peygamber bir devlet gelirini hak da etseler- sülalesine yasaklayan tek tarihi şahsiyettir. Belki de o, bu uygulaması ile zekat mallarına göz diken kötü kişilerin çeşitli istismarlarına mani olmak istemiş ve zekat gelirlerini Haşimoğulları'na yasaklamıştır. Haşimoğulları; Hz. Ali, Abbas, Ca‘fer Tayyar, Akýl ve Haris b. Abdülmuttalib soyundan gelenlerle bunlar tarafından hürriyete kavuşturulan kişilerdir.
    islamseli.net islami forum,dini forum Arşivi islamseli.net islami forum,dini forum Arşivi islamseli.net islami forum,dini forum Arşivi


+ Cevap Ver

LinkBacks (?)

  1. Yandex
    Refback Bu Konu
    11-15-2014, 03:27 AM

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349