+ Cevap Ver + Yeni Konu aç
1 sonuçtan 1 ile 1 arası

ZekÂtin kapsami ve farz oluŞu

 İslami Konular ve kaynakları Katagorisinde ve  Zekat Forumunda Bulunan  ZekÂtin kapsami ve farz oluŞu Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ZekÂtin kapsami ve farz oluŞu A - Zekâtın Ta­ri­fi: Zekât söz­lük­te; be­re­ket, te­miz­lik, üre­me, ço­ğal­ma, art­ma ve öv­me an­lam­la­rı­na ge­lir. Şer'î bir te­rim ola­rak zekât şöy­le ta­rif edi­lir: Bel­li mal tür­le­ri­nin be­lir­li bir bö­lü­mü­nü, Al­lah Teâlâ'nın be­lir­le­di­ği bir kı­sım müs­lü­man­la­ra mülk ola­rak ver­mek­tir. Zekâta, mü'min­le­rin Al­lah'ın emir­le­ri­ne uy­ma­da­ki sa­da­kat­le­ri­ni gös­ter­di­ği ...

  1. #1
    Paylaşımcı Üye
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    254
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart ZekÂtin kapsami ve farz oluŞu

    A - Zekâtın Ta­ri­fi:
    Zekât söz­lük­te; be­re­ket, te­miz­lik, üre­me, ço­ğal­ma, art­ma ve öv­me an­lam­la­rı­na ge­lir. Şer'î bir te­rim ola­rak zekât şöy­le ta­rif edi­lir: Bel­li mal tür­le­ri­nin be­lir­li bir bö­lü­mü­nü, Al­lah Teâlâ'nın be­lir­le­di­ği bir kı­sım müs­lü­man­la­ra mülk ola­rak ver­mek­tir.
    Zekâta, mü'min­le­rin Al­lah'ın emir­le­ri­ne uy­ma­da­ki sa­da­kat­le­ri­ni gös­ter­di­ği için “sa­da­ka” da de­nil­miş­tir. Bu­nun­la bir­lik­te sa­da­ka ke­li­me­si zekâttan da­ha kap­sam­lı olup, vâcip ve nâfile ka­bi­lin­den olan ba­ğış­la­rı da içi­ne alır.
    Al­lah rı­za­sı için ay­rı­lıp ve­ri­len ma­la zekât de­nil­me­si, ge­ri­de ka­la­nı arıt­ma­sı ve âfetlerden ko­ru­ma­sı yü­zün­den­dir. Şu âyet-i ke­ri­me­de bu an­la­mı gör­mek müm­kün­dür: “Mü­min­le­rin mal­la­rın­dan zekât al ki, onun­la ken­di­le­ri­ni te­miz­le­yip mal­la­rı­nı be­re­ket­len­di­re­sin.”1 Di­ğer yan­dan zekât, öde­yi­ci­si­ni gü­nah­tan, ma­lın ki­rin­den te­miz­ler ve mânevî de­re­ce­si­ni yük­sel­tir.

    B - Zekâtın Hik­met­le­ri:
    Zekâtın meşrû kı­lın­ma­sı­nın çe­şit­li hik­met­le­ri var­dır. Bun­lar her­kes­çe an­la­şı­la­bi­le­cek açık­lık­ta­dır. Cenâb-ı Hak in­san­la­rı fark­lı ye­te­nek­ler­le do­nat­mış, bu­na bağ­lı ola­rak ser­vet da­ğı­lı­mın­da top­lum malî ya­pı­la­rı fark­lı ki­şi­ler­den oluş­muş­tur.
    Kur'an-ı Kerîm'de şöy­le bu­yu­ru­lur: “Al­lah, rı­zık ko­nu­sun­da si­zin ba­zı­nı­zı ba­zı­nız­dan üs­tün kıl­mış­tır.”2 Ser­vet üs­tün­lü­ğü bu­lu­nan zen­gin­le­rin bir kı­sım mal­la­rı­nı yok­sul­la­ra ver­me­le­ri farz kı­lın­mış­tır. Çün­kü böy­le bir zor­la­ma ol­mak­sı­zın zen­gin­den yok­sul ke­si­me bu mal akı­şı sağ­la­na­maz. Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yur­mak­ta­dır: “On­la­rın mal­la­rın­da, di­le­nen ve mahrûm olan­lar için be­lir­li bir hak var­dır.”3
    İş­te zekât fa­ri­za­sı ge­lir da­ğı­lı­mın­da­ki bu fark­lı ya­pı kar­şı­sın­da en önem­li bir ted­bir­dir. Zekât, islâm'da­ki sos­yal yar­dım­laş­ma ve da­ya­nış­ma­nın ger­çek­leş­me­si­ni sağ­lar, ser­vet­le­rin yal­nız zen­gin­ler ara­sın­da dö­nüp do­la­şan bir güç ol­ma­sı­nı en­gel­ler.
    Zekâtın hik­met­le­ri­ni bir kaç mad­de­de özet­le­ye­bi­li­riz:
    1) Zekât zen­gin­le yok­su­lu bir­bi­ri­ne yak­laş­tı­rır, zen­gin yar­dım et­me­nin se­vin­ci­ni ya­şar­ken, yok­sul da zen­gi­ne kar­şı sev­gi ve say­gı du­yar. Kıs­kanç­lık­lar or­ta­dan kal­kar. Hz. Pey­gam­ber (s.a.s.) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Mal­la­rı­nı­zı zekât ver­mek su­re­tiy­le ko­ru­ma al­tı­na alın, has­ta­lık­la­rı­nı­zı sa­da­ka ve­re­rek te­da­vi edin, ge­le­cek olan belâlara kar­şı dua ile ha­zır­lık­lı olun.”4
    2) Zekât, ça­lış­mak­tan âciz olan­la­ra nor­mal bir ha­yat sür­me imkânı sağ­lar. Top­lu­mu yok­sul­luk­tan, dev­le­ti za­yıf­lık­tan ko­rur. Al­lah'ın Rasûlü şöy­le bu­yur­muş­tur: “Kı­ya­met gü­nü yok­sul­lar se­be­biy­le vay zen­gin­le­rin ha­li­ne!... Yok­sul­lar şöy­le di­ye­cek­ler: “Rab­bi­miz! Se­nin bi­ze ayır­dı­ğın hak­la­rı ver­me­mek su­re­tiy­le bi­ze zen­gin­ler hak­sız­lık et­ti­ler.” Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yu­ra­cak­tır: “İz­ze­tim ve celâlim hak­kı için, si­zi ken­di­me yak­laş­tı­ra­ca­ğım, on­la­rı ise uzak­laş­tı­ra­ca­ğım.” Bun­dan son­ra Hz. Pey­gam­ber: “Zen­gin­le­rin mal­la­rın­da di­le­nen ve di­len­me­yen­le­rin be­lir­li bir hak­la­rı var­dır” âyetini oku­muş­tur.5
    3) Zekât, ki­şi­yi cim­ri­lik­ten ko­rur, cö­mert ve eli açık ya­par, diğergâmlık duy­gu­la­rı­nı güç­len­di­rir.
    Ser­ve­ti­nin bir bö­lü­mü­nü sırf Al­lah rı­za­sı için ayı­rıp yok­sul din­daş­la­rı­na ve­ren ve bu­na kar­şı­lık on­lar­dan bir şey bek­le­me­yen kim­se, sü­rek­li ola­rak top­lum ya­ra­rı­nı ki­şi­sel ya­ra­rı üze­rin­de tut­ma alış­kan­lı­ğı­nı ka­zan­mış olur.
    4) Zekât Ce­nab-ı Hakk'ın ver­di­ği ser­vet ni­me­ti­nin şük­rü­dür. Ger­çek­te ma­lı azalt­maz, be­re­ket­len­di­rir ve art­tı­rır. Kur'an-ı Kerîm'de; “Eğer siz şük­re­der­se­niz, mut­la­ka ver­di­ğim ni­met­le­ri ar­tı­rı­rım”6 bu­yu­ru­lur. Ma­lın zekâtını ver­mek, ba­har­da üzüm ço­tuk­la­rın­dan faz­la fi­liz­le­ri te­miz­le­me­ye ben­zer. Bun­lar te­miz­len­mez­se bü­tün çu­buk­lar­da ge­li­şen üzüm sal­kım­la­rı­nı kök bes­le­ye­mez. Sal­kım­lar za­yıf ve ve­rim­siz ka­lır. Zekâtı ve­ril­me­yen ser­ve­tin du­ru­mu da bu­nun gi­bi­dir.
    5. Di­ğer yan­dan top­lum bir bü­tün­dür. Her­kes ge­lir ve ka­zanç el­de et­me­de bir­bi­rin­den ya­rar­la­nır. Bu yüz­den de mey­da­na ge­len ser­vet­ler­de, baş­ka­la­rı­nın hak­kı bu­lu­nur. Zen­gi­nin ser­ve­ti­nin mey­da­na gel­me­sin­de, için­de ya­şa­dı­ğı top­lu­mun kat­kı­sı­nı kim inkâr ede­bi­lir? Böy­le bir çev­re­de de­ğil de da­ğın ba­şın­da tek ba­şı­na ya­şa­say­dı bu ser­vet mey­da­na ge­lir miy­di? İş­te bü­tün bu ni­met­le­ri ve­ren Al­lah'a şü­kür ve için­de ya­şa­dı­ğı top­lu­ma te­şek­kür bor­cu zekât em­ri­ne uy­mak­la öden­miş olur.
    6) İn­sa­nın ma­ya­sı top­rak ol­du­ğun­dan, top­ra­ğın su­yu emip tut­ma­sı gi­bi in­san­da da ma­lı tut­ma özel­li­ği var­dır. Top­ra­ğın al­dı­ğı ru­tu­bet­le bit­ki bi­tir­me­si gi­bi, in­sa­nın baş­ka­la­rı­na ver­mek su­re­tiy­le, cim­ri­lik duy­gu­la­rı aza­lır. Bi­na­e­na­leyh zekât, en az alan ka­dar ve­re­ne de fay­da­lı­dır.

    C - Zekâtın Da­yan­dı­ğı De­lil­ler:
    Zekât, İslâm'ın beş te­mel esa­sın­dan bi­ri olup, Hic­re­tin ikin­ci yı­lın­da Şev­val ayın­da Ra­ma­zan oru­cu ve fit­re­den son­ra farz kı­lın­mış­tır. Kur'ân-ı Kerîm’de yir­mi se­ki­zi na­maz­la bir­lik­te ol­mak üze­re otuz iki yer­de zekât em­ri bu­lun­mak­ta­dır. Bu du­rum na­maz ile zekât ara­sın­da­ki sı­kı bir iliş­ki­nin var­lı­ğı­nı gös­te­rir.
    Zekâtın farz olu­şu Ki­tap, Sün­net, ve İcmâ ile sa­bit­tir.
    Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yu­rur:
    “Na­ma­zı kı­lın, zekâtı ve­rin.”7 “Mü'min­le­rin mal­la­rın­dan zekât al ki on­la­rı te­miz­le­yip mal­la­rı­nı ço­ğal­ta­sın.”8 “Ha­sat gü­nü ürü­nün hak­kı­nı öde­yin.”9
    Sün­net­ten de­lil; Hz. Pey­gam­ber (s.a.s.)'in; “İslâm beş te­mel üze­ri­ne ku­rul­muş­tur. Bun­lar­dan bi­ri de zekât ver­mek­tir.”10 ha­di­si ile Mu­az b. Ce­bel'i Ye­men'e va­li ola­rak gön­de­rir­ken ken­di­si­ne söy­le­di­ği şu söz­ler­dir: “On­la­ra bil­dir ki, Al­lah Teâlâ ken­di­le­ri­ne zekâtı farz kıl­mış­tır. Zekâtı ora­nın zen­gin­le­rin­den al, fa­kir­le­ri­ne ver.”11 Zekâtın farz ol­du­ğu­nu bil­di­ren baş­ka ha­dis­ler de var­dır.
    Di­ğer yan­dan yüz­yıl­lar bo­yun­ca bü­tün müc­te­hid­ler zekâtın farz olu­şu üze­rin­de gö­rüş­bir­li­ği için­de ol­muş­lar­dır. As­hab-ı Ki­ram zekât ver­me­yen­ler­le sa­va­şıl­ma­sı ge­rek­ti­ği ko­nu­sun­da it­ti­fak et­miş­tir. Zekâtın farz ol­du­ğu­nu inkâr eden kim­se din­den çı­kar.

    D - Zekâtı Ver­me­ye­nin Ce­za­sı:
    Zekâtı ver­me­yen için iki yön­lü mü­ey­yi­de var­dır. Dün­ya­da ce­za, âhirette azap. Al­lah Teâlâ âhiretteki aza­bı şöy­le ha­ber ve­rir: “Al­tın ile gü­mü­şü bi­rik­ti­rip Al­lah yo­lun­da har­ca­ma­yan­la­rı ya­kı­cı bir azap­la müj­de­le. Bu mal­lar kı­ya­met gü­nün­de ce­hen­nem ate­şi­nin için­de kız­dı­rı­la­cak, sa­hip­le­ri­nin alın­la­rı, ve sırt­la­rı bu ateş ile dağ­la­na­cak ve: “Bu si­zin sa­de­ce ken­di­niz için bi­rik­tir­dik­le­ri­niz­dir. Bi­rik­tir­dik­le­ri­ni­zin acı­sı­nı ta­dın” de­ni­le­cek.”12
    Hz. Pey­gam­ber (s.a.s.) de şöy­le bu­yur­muş­tur:
    “Al­lah Teâlâ bir kim­se­ye mal ve­rir o da, bu­nun zekâtını öde­mez­se, zekâtını öde­me­di­ği bu mal kı­ya­met gü­nü, göz­le­ri üze­rin­de iki si­yah be­nek bu­lu­nan ba­şı kel yı­lan şek­li­ne gi­rip o ki­şi­nin boy­nu­na sa­rı­la­cak ve iki çe­ne­sin­den tu­tup şöy­le di­ye­cek: “Ben se­nin ma­lı­nım, ben se­nin bi­rik­tir­di­ği­nim.” Hz. Pey­gam­ber da­ha son­ra şu âyeti oku­muş­tur: “Al­lah'ın fazl u ke­re­min­den ih­san et­ti­ği mal­la­rı ver­mek­te cim­ri­lik eden­le­rin bu cim­ri­li­ği­nin ken­di­le­ri için ha­yır­lı ol­du­ğu­nu san­ma. Ak­si­ne bu on­lar için kö­tü­lük­tür. Kı­ya­met gü­nün­de, cim­ri­lik ya­pa­rak ver­me­dik­le­ri bu mal­lar bo­yun­la­rı­na hal­ka ya­pı­la­cak­tır. Gök­le­rin ve ye­rin mi­ra­sı Al­lah'ın­dır. Al­lah yap­tık­la­rı­nız­dan ha­ber­dar­dır.”13
    Zekât farîzasını ye­ri­ne ge­tir­me­yen­le­rin dün­ya­ya ait ce­za­sı, zekâtın İslâm Dev­le­ti ta­ra­fın­dan zor­la alın­ma­sı ve ken­di­le­ri­ne de dev­le­tin ko­ya­ca­ğı bir ce­za­nın (ta'zîr) uy­gu­lan­ma­sı­dır.
    Behz b. Hakîm (r.a.)'ın ba­ba­sı yo­luy­la de­de­sin­den ri­va­yet et­ti­ği bir ha­dis-i şe­rif­te şöy­le bu­yu­ru­lur:
    “Kar­şı­lı­ğı­nı Yü­ce Al­lah'tan bek­le­ye­rek ma­lı­nın zekâtını öde­ye­ne ec­ri ve­ri­lir. Zekâtını ver­me­ye­nin zekâtını ve de­ve­si­nin ya­rı­sı­nı, Rab­bi­mi­zin bir ala­ca­ğı ola­rak alı­rız. Zekâttan hiç bir şey Mu­ham­med'in ai­le fert­le­ri­ne helâl de­ğil­dir.”14 Bu ha­di­sin baş­ka bir ri­va­ye­tin­de, “ce­za ola­rak ma­lın ya­rı­sı alı­nır” ifa­de­si var­dır.15
    Ebû Hanîfe, İmam Şâfiî ve İmam Mâlik'e gö­re bu du­rum­da İslâm dev­le­ti yal­nız ve­ril­me­yen zekâtı alır, ge­rek gö­rür­se ta'zîr ce­za­sı uy­gu­lar. Malî ce­za uy­gu­lan­maz. Çün­kü Hz. Pey­gam­ber dö­ne­min­de böy­le bir ce­za uy­gu­lan­ma­mış, Hz. Ebû Be­kir dev­rin­de zekât ver­me­yen­le­re kar­şı sa­vaş ya­pıl­ma­sı ön­gö­rül­müş, fa­kat mal­la­rı­nın mü­sa­de­re­si yo­lu­na gi­dil­me­miş­tir.
    eş-Şîrâzî gi­bi ba­zı bil­gin­ler ise malî ce­za­nın ön­ce­le­ri var ol­du­ğu­nu, da­ha son­ra nes­he­dil­di­ği­ni ile­ri sür­müş­ler­dir.16 Hanefîlerden yal­nız İmam Zü­fer bu du­rum­da ma­lın ya­rı­sı­na ka­dar mü­sa­de­re edi­le­bi­le­ce­ği gö­rü­şün­de­dir.
    İnkâr se­be­biy­le zekâtı öde­me­yen top­lu­luk­la­ra kar­şı sa­vaş açı­lır. Ni­te­kim ilk halîfe Ebû Be­kir (r.a.)'ın zekât ver­mek is­te­me­yen­le­re kar­şı tu­tu­mu bu şe­kil­de ol­muş­tur. Bu ko­nu­da ön­ce­le­ri te­red­düt eden Hz. Ömer, ha­li­fe Hz. Ebû Be­kir'e şöy­le de­miş­tir:
    Rasûlûllah (s.a.s.) : ”Al­lah'tan baş­ka ilâh yok­tur; de­yin­ce­ye ka­dar in­san­lar­la sa­vaş­mak­la em­ro­lun­dum. Bu­nu söy­ler­ler­se hak et­me­le­ri dı­şın­da can­la­rı­nı ve mal­la­rı­nı ben­den ko­ru­muş olur­lar. He­sap­la­rı da Al­lah'a kal­mış­tır” de­di­ği hal­de bun­lar­la na­sıl sa­va­şır­sın?”17
    Hz. Ebû Be­kir şu ce­va­bı ver­di: “Al­lah'a ye­min ede­rim ki, na­maz ile zekâtı bir­bi­rin­den ayı­ran­lar­la el­bet­te sa­va­şa­ca­ğım. Çün­kü zekât ma­lın hak­kı­dır. Al­lah'a ye­min ede­rim ki, Hz. Pey­gam­ber'e öde­mek­te ol­duk­la­rı di­şi bir ke­çi yav­ru­su­nu ba­na ver­mez­ler­se bun­dan ötü­rü on­lar­la sa­va­şa­ca­ğım”18.
    Bu ha­dis baş­ka bir ri­va­yet­te: “Rasûlûllah (s.a.s.)’e öde­mek­te ol­duk­la­rı de­ve­nin ba­ğı­nı öde­me­ye­cek olur­lar­sa...” ifa­de­siy­le nak­le­dil­miş­tir. Bu­nun üze­ri­ne Hz. Ömer şöy­le de­miş­tir: “Ye­min ede­rim, ki, Yü­ce Al­lah, sa­vaş­mak için Ebû Be­kir'in gön­lü­ne bir ge­niş­lik ver­miş­tir. Bu ko­nu­da onun hak üze­re ol­du­ğu­nu an­la­dım.”19
    İslâm bil­gin­le­ri bu de­lil­le­re da­ya­na­rak şöy­le de­miş­ler­dir: Bir kim­se ve­ya top­lu­luk zekâtı ver­mez­ler ve­ya bu ko­nu­da İslâm dev­le­ti­ne kar­şı çı­kar­lar­sa ken­di­le­riy­le sa­va­şı­lır. An­cak cim­ri­lik ve­ya hük­mü bil­me­me yü­zün­den öde­mez­ler­se din­den çık­maz­lar, fa­kat günahkâr olur­lar.20


+ Cevap Ver

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
^

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349